Bana bir fincan ödünç sevgi verir misin?
ocakta, içi boş kaynarken dibi tutmuş kalbimin!
ve en ağır derecede yanık kokusu...
hayret ediyorum kendime
ben koza gibi tamamlarken ömrümü
nerden çıktın bilmem ki!
gecem bir ayrı güzeldi
gündüzüm zaten güneşe dönüktü hep…
renkler kayboldu sayende
kara bir gri gökyüzü
sarkılar hüzün makaminda hep
hatta bizim Tarkan bile ağlatır oldu beni...
kul oldum abi dilimde yeni bir şarkı,
bana bir fincan ödünç sevgi verir misin?
sabah kuş sesleriyle uyuyorum.
gece eski Türk Filmleri seyrediyorum,
oradaki aşklar hep mutlu bitiyor ya hani!
okumuş ama gurursuz adami oynuyorum ben
güzel ve hafif meşrebi de sen...
Hulusi Kentmen yok benim filmimde
o yüzden biraz tatsız çokça tuzsuz.
Bana bir fincan ödünç sevgi verir misin?
Atilla usta da yok ki yeni bir şiir bekleyelim.
"ben sana mecburum" yeter de artar ya!
sen bu cümleyi anlayabilseydin eğer...
hatta duymuş olman bile yeterdi ya...
neyse...
bana bir fincan ödünç sevgi verir misin ki
aşağılık ve yalancı falcı bir dostuma seni soracağım,
o da seni seviyor diyecek!...
aslında o da biliyor ya yalanını!
gözlerim parlıyor kalbim oynuyor
sanki çocukluğumdaki kırmızı bisikletime biniyorum...
oysa ki her bisiklet sevdam düşmekle bitmiştir.
ama bu seferki yaralanma kalbimde...
kalkıp üstümü silkmekle gecmeyecek...
bana bir fincan ödünç sevgi verir misin?
bak belki farkında değilsindir!
ödünç istiyorum sevgini ödünç!
senden olsun!
sen ol!
yalan olsun...
yeter ki senin olsun… sen ol…

alıntı