• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    03-05-2007
    Mesajlar
    10
    Karizma Gücü
    0

    Tarikatlar Hakkindaki Düşünceleriniz

    Eşi, şeriki, benzeri olmayan ALLAH’ın iradesine bağlanmak İslamiyyettir. Amma sen bu bağlılığı yanlış düşünüyorsun. Neye yanlış ? Beraber araştıralım. “Kur’an’dan başka bir şey tanımam” diyorsun, “yalnız kelamullahtan başka bir şey tanımam” diyorsun, amma bazı ayetlerin manalarını yaptığın meallerde kendi hissiyatına göre tanzim etmekten çekinmiyorsun. Hazret-i Resulullah’ın hayatı Kur’an değil mi ? Niçin sünnetlerine ve tevatüren zamanımıza kadar sıhhatını koruyan hadislere, tasavvuf, tarikat, cemaatle ve ferdi yapılan zikrullaha, adet tertip ve tanzimine kütüb-i sittede geniş yer verildiği halde soğuk bakıyorsun.ve onları İslamiyet’in dışında gösterme gayretindesin. ALLAH’A ve Resulüne inanmayan bir toplum var ki, onlarda dinlere düşmanlık ve dinsizliğin ilericilik olarak algılandığının acı faturasını nasıl ödüyoruz görelim lütfen!... ALLAH cümlesini hidayete erdirsin.
    PİR H.GALİP HASAN KUŞ&#199OĞLU.
    MÜ’MİN OLMADAN CENNETE GİREMEZSİNİZ.
    BİRBİRİNİZİ SEVMEDİKÇE MÜ'MİN OLAMAZSINIZ.
    EY ALLAH'IN KULLARI KARDEŞ OLUNUZ.

  2. #2
    mehmetcik1979 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    3,257
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    TARİKAT GERÇEĞİ

    [B]Şeriatın manevi yönünü, tarikati, marifeti ve hakikati neden kabul edemiyorlar ? Bu sorunun cevabını aradım, aradım, gördüm buldum, yaşadım. Kabul edenlerle yaşıyoruz, elhamdülillah. Kur’an’ı yaşıyoruz. Hazret-i Muhammed Mustafa ( s.a.v. ) Efendimiz vasıtasıyla bizlere lutfedilen şeriat-ı garrayı yaşıyoruz. Veraset taşıyan evliyaullahın Hak rızası için tertib-i ilahi olduğunu Rabbımın na-mütenahi rahmetinin sebeplerde zuhurunu gene Rabbımın rahmet sıfatı ile gördük, noksansız. Ve acebasız yaşamaya bütün gücümüzle çalışıyoruz elhamdülillah!..
    Hayat boyu gördümki !.insan olmaya namzet beniğ adem iyi bildiğinin alimi !.. bilemediği ilimin cahilidir ..
    Tasavvuf; dinin manası ve özüdür, ariflik ve irfaniyettir, salikinde bariz zuhuru görülen ehli zikirdir. kemali aşkı ilahidir. yeryüzünde halifemi yaratıcağım hitabının tecelli ve zuhur merci-i ,tevhit dininin manası ve aslı
    İlmi ledünninin giriş kapusudur!..ricali kaybın mana ünüversitesi salikının hazırlandırıldığı yerdir!...cümlesinin ismi yol ehlidir ,arabca tarik cemi tarikattır
    Mana hazreti ALLAHın yedinde olup zahirde öğretmenleri peygamberlerimiz efendilerimiz dir ve kıyamete kadar yer yüyüzünde eksik olmayan ALLAHın tertip ve tanzim eylediği nedimi ilahi ,varüsül Nebiy mürşitler bu yolun öğretmenleridir !...ZİKRULLAHA, TASAVVUFA KARŞI YANLIŞ TUTUM
    Zamanımızda gerçeklere, tarikat ve zikrullaha yapılan hakaret ve tahribatı Hazret-i Kur’an’a, göklerde ve yerdeki ayetlere gönül gözü ile bakıp göremiyorsa, gönül rahmetinden yoksun, ilm-i zahirle yetinmiş, kanun-ı ilahiyenin cümlesini aklı ve mantığıyla çözdüğünü zanneden, bu yönlü gerçeklere karşı çıkmaz da ne yapar ? Hele na-ehlin sermaye edindiği,gerçek dışı rehberini bulmuş , vazifesi olmayan, istismarcı ve çıkarcı kişilerin kucağına itilmiş, ne yaptığını bilemeyen, şaşırmış, şaşkınlığını aşk zanneden zavallı beni Adem!.. Hakikat fukaralarını yemi başkalarını saflarına çekmek için na-ehle malzeme olmuş...
    Ama insaf et, bu ölçü gerçek ölçü değil. yaptığın tahribatın bu dünyada cezasını çektiğin gibi mahşerde elbet hesabını soracaklar veremeyeceksin . Hal ehlinin fitne çıkar korkusu ile sabırla beklemesi tertip ve tanzim-i ilahiye karşı haddini bilmesi iman kemalatı. ALLAH’ın verdiği vazifeyi yerine getirmede çeşitli engellerle karşılaştıklarını görüp bildiği halde, sabırla, manevi vazifelerini seve seve son nefesine kadar devam ettirebilen, ALLAH’ın taltifi ile hayran! Elçisinin manevi yakınlığı ile mesut, ( Her ne kılmışsa adalettir Cenab-ı Kibriya )’nın zevkine ermiş, ALLAH’ın gücü yanında aczini bilip, haddi aşmamaya çalışan beşer, vazifesini müdrik bahtiyar insan. ( Eğer padişahlar bu zevki bilseler idi bütün silahlarını kullanırlar, elimizden almak isterlerdi.) Cebirle rahmet alınmaz ; hele gönül hiç alınmaz ..
    Dikkat!.. İnsanın hayvandan farklı kılan gönüldür. Gönül ise yaratanını bilmesi için yalnız beni Adem’e bahşedilmiş rahmettir. Aşk-ı ilahidir. Yaratılışın sırrıdır. Gönlün kemalata ermesi!.. tasavvuf ve yaratanının isimlerini kesir, nihayetsiz zikretmekle elde edilir!. Bu rahmet-i ilahiye nail olan sadık insan elbette diğer emr-i ilahilerin birbirinden ayrı olmadığını görüp yaşamaya çalışan ,hazreti insan.
    Tasavvufun kolu olan tarikatta adab, usül : Dün yaşayan ehl-i tarika dünkü terbiye usulü ne idi ? Ne olması lazım ? Şer’i hükümlerde içtihat noksanlığından İslam’ı yeteri kadar anlatamadık. Anlattık zamana göre. İlme’l-yakıyn tahsil görmüş kişileri ayne’l-yakıyn, hakka’l-yakıyn gerçeğinden mahrum ettik. Dünya görüşü açısından mahrum bir ilmin kanun-ı ilahiyi bütün olarak yansıtmadığını bilemediğimizden yeterli olamadık.
    Madde ilminden başka ilme sahip olmayıp o kadarla iktifa eden materyalistler dini; felsefede göstereceğinin zanları ile ibadet, taat ve hakikat yoksunu olduklarını ne kadar gizlemeye yeltenseler de ehl-i hakikat nazarında gizliyemediklerini bilemiyen beş duygunun kuru makinası haline gelmiş bilgeler!
    Ehl-i hal bilirler ki dinin felsefesi yoktur.felsefe beşeridir .din ilahidir . Din hazreti ALLAHın cümle kullarına bahşeylediği tertib-i ilahidir. ALLAH’ın kanunlarını inceleyerek ilave etmenin ve noksanlık aramanın kişinin aczinden ve bilgisizliğinden başka izahı yoktur. Felsefenin akışı beyinden kalbedir tasavvufun tariki ise kalbden beyinedir .ikisininde yolları ayrı ayrıdır öz olarak kalbden beyine giden yola ehli tarik denilmiştir...felsefeyi tanzim-i ilahi olan tasavvufla eş değer görmeyelim. Felsefe nefsin ürettiği, maddeden öte gidemeyen ilme’l-yakıyndır. Maddede her zerrede ALLAH’ın varlığının, tenezzülen fiili sıfatlarının zuhurunu hissetmektir.. müşterisi azda olsaTasavvuf, Manadır, dinin aslı ve özüdür. İhlas, takva, veradır..
    Tasavvufsuz yaşamak mümkün değildir. Yalnız felsefe ile akılcı din ürettik. ALLAH’ın bütün kullarının hayrına ihsan ettiği emr-i ilahileri güya düzelterek, akılcı ve mantık ölçülerine göre din icat ettik. Bazen sıkıştık, koalisyon yaptık. Gerçeklere yeteri kadar hizmet ettiğini her iki taraf da iddia edemez. Her ikisinin müşterek mahsulü zamanımızda bütün çıplaklığıyla arz-ı endam ediyor. Küfrün perişanlığını çeken insanlar hakikati arıyorlar.
    Türk milleti daha çok gerçekleri arıyor. Akılcı din olmadığının, aklın ölçüsünün cüz’i, esas olanın nakil olduğunun, dinin her yönünü aklın ölçemeyeceğinin bilincinde olan toplumlar düşmanlıktan başka bir şey getirmeyen, din-i İslam’a mal edilen hurafe ve bidatlardan kurtularak islamiyeti dünyaya bariz gösterecektir, inşallah.
    [/B

    PİR H.GALİP HASAN KUŞÇUOĞLU
    "LA İLAHE İLLALLAH"

    ALLAH BU SIRRIN ANLAMINI YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİB ETSİN

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. necip hablemitoğlu'ndan ; ABD,tarikatlar,dil, eğitim ve Türkiye üzerinde oynanan oyunlar...
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde gdsnsnsnsnsns tarafından açılmış
    Yanıt: 9
    Son Mesaj: 05.10.11, 00:55

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •