POSTMODERNİZM
Batı dünyasında 20.yüzyılın ikinci yarısında edebiyat, mimari, güzel sanatlar ve bu arada özellikle felsefe ve sosyolojide ortaya çıkan, belirginleşen, hareket ve yaklaşımdır.Ancak yapılan tanımlara göre bu hareketi daha öncelere götürmek mümkündür. Hatta bazı düşünürler bu hareketin kökenlerini Dada'ya Nietzsche'ye hatta St. Augustinus'un "itiraflar" adlı eserine kadar götürmektedirler.
Bir terim olarak postmodernizmin karşılığı modern sonrasıdır. Ancak bu hareketin içeriğinden kaynaklanan anlam değişikliğinden dolayı kesin olarak modern sonrası demek doğru olmayabilir. Postmodern teriminin post öneki bir geri dönüş (come back), geri itilme(feed back) hareket, yani bir tekrar hareketi değildir. Ama bir analizin, bir hastalık hikayesinin, bir batıni yorumun uzantısı veya devamıdır ki, bu hareket "başlangıçta unutulmuş" bir şeyin ortaya çıkamsını sağlar.
Görülgüğü gibi postmodernizm teriminin anlamı konusunda tam bir birlik yoktur. Ama genel olarak "Postmodernizm" denilince "Modernizm"e bir tepki yada odan bir kopuş akla geliyor. Modernizmin anlamı da çok karısık olduğu için postmodernizmi anlamak daha da zorlaşıyor. Bu yüzden postmodernizmin ne olduğunu kavrayabilmek için modernizmin de ne olduğunu bilmek gerekiyor.
MODERNİZM
Modernizm genel olara, geleneksel olanı, yeni olana tabi kılma tavrı, yerleşik ve alışılmış olanı yeni ortaya cıkana uydurma eylemi veya düşünce tarzı olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda daha geniş bir felsefi çerçeve içinde genel olarak Aydınlanma ile ortaya çıkan entellektüel dönüşümün ortaya çıkardığı dünya görüşünü Hümanizm, sekülerleşme(dünyevileşme), ve demokrasi temelli yükselen; bilinmesi alılcı, ilerlemeci ve insan merkezli ideolojiyi ifade eder.
Bugün dünyanın her yanında insanların paylaştığı bir yaşamsal deneyim tarzı (mekan ve zaman yaşanışı, benliğin ve başkalarının yaşanışı, hayatı olnaklarının ve tehlikelerinin yaşanışı ) vardır. Bu deneyimlerin toplamına Modernite adını verebiliriz. Modern olmak bize iktidar, serüven, haz, ilerleme ve bunların yanısıra kendimizin ve dünyanın dönüşümünü vaad eden, ama aynı zamanda sahip olduğumuz, bildiğimiz ve "olduğumuz" herşeyi imha etme tehtidini taşıyan bir artamda bulunmamız demektir. Modern ortamlar ve deneyimler, her türlü coğrafi ve etnik sınırları, sınıf ve ulus sınırlarını, din ve ideoloji sınırlarını boylamasına keser.
Bu anlamda modernitenin tüm insanlığı birleştirdiği söylenebilir. Ama bu birlik paradoxal bir birliktir. Uyumsuzluğun bir birliği, hepimizi dur durak bilmeyen bir çözülme, yenilenme, mücadele ve ve çelişki, ikircilik ve ızdırap girdabına akıtır. Marx'ın deyimiyle modern olmak katı olan herşeyin buharlaştığı bir evrenin parçası olmaktır.
POSTMODERNİZM
Postmodern ne anlama geliyor? Karışıklığa yol açan "modern" sözcüğünden önce gelen "post" öneki. Postmodernizm kendini olmadığı birşeyle tanımlıyor. O artık modern değil ama hangi anlamda post?
Modernizmin bir sonucu olaması anlamında mı?
Modernizmin devamı olması anlamında mı?
Modernizmin inkarı olması anlamında mı?
Modernizmin bir gelişmiş hali olamsı anlamında mı?
Modernizmden sonra doğmuş olması anlamındamı?
Postmodern terimi bunlardan hepsinin yada bir kısmının karışımı olarak çeşitli şekillerde kullanılmıştır.Daha öncede belirttiğimiz gibi tam bir uzlaşı yoktur.
Postmodernizm son yıllarda öylesine çatışmalı fikirlerin ve politik güçlerin savaş alanı haline geldi ki görmezlikten gelinemez bir hal aldı. Böyle olunca da postmodernizmin bir açıklamasının gereği ortaya çıktı.
Bir bakıma son zamanların geçici hevesi reklam taktiği yada içi boş gösteri gibi görünen şey Batı toplumlarında ağır ağır belirmekte olan bir kültürel dönüşümünün, bir bir duyarlılı değişiminin parçasıdır.Kültürümüzün önemli bir kesiminde, duyarlılıkta, pratikte ve söylem oluşumunda gözle görülür bir değişim yaşanıyor. Bu değişim birdizi postmodern varsayımı, deneyimi ve önermeyi bir önceki dönemden ayırır.
Peki postmodernizm, modernizmden radikal bir kopuşumu temsil eder? postmodernizm bir uslup mudur?(ki öyleyse bu hareketin kökenlerini Dada'ya Nietzsche'ye hatta St. Augustinus'un "itiraflar" adlı eserine kadar götürülebilir) Her türlü üst-anlatıya karşı muhalefeti, hep susturulmuş olan başka sesler ve dünyalara yakın ilgi göstermesi ona devrimci bir potansiyel kazandırır mı? Yoksa modernizmin ticarileştirilmiş ve evcilleştirilmiş bir versiyonu mudur? Postmodernizmin moderniteye karşı hangi bakımlardan bir tepki olarak nitalenebileceğini görebilmek için usluba ilişkin bir dizi karşıtlık bulabilriz. Postmodernizm ile modernizm arasındaki farkları görebilmek için Hassan'ın tablosuna bakmamız bizi bilgi sahibi edebilir. (TABLO İÇİN TIKLAYINIZ....)
Postmodernizm Baudelaire'in mdernite anlayışını yarısını oluşturan gelip geçicilik, parçalanma, süreksizlikve kargaşayı bütünüyle benimser. Ama bu gerçekliği çok özgül bir şekilde karşılar. Ne onu açmaya ne ona karşı durmaya, hatta ne de bulunabilecek olan "sonsuz ve değişmez" unsurları tanımlamaya çaba gösterir.Postmodernizm sanki dünyada hiçbir şey yokmuşçasına değişimim parçalanmış karışık yapısı üzerinde tabiri caizse debelenir durur. Postmodernistlerin bize verdiği talimat şudur: "eylemi, düşünceyi ve arzuları çoğaltma yanyana getirme ve dağlma yoluyla geliştirmek" ve "pozitif ve çok yönlü olanı seçmek faklılığı bir örnekliğe, akımları birimlere, hareketli düzenleri sistemlere tercih ediniz. Üretken olanın yerleşil değil göçebe olduğuna inanınız"(Foucault). Dolayısıyla Postmodernizm geçmişe referans yoluyla kendini meşrulaştırmaya çalıştığı ölçüde, modern yaşamın derin kaosunu ve akılcı düşünce tarafında yola getirilemeyecek karakterini vurgulayan akıma ve özelliklede Nietzsche'ye döner. Ne varki bu Postmodernizmin basit bir biçimde modernizmin bir versiyonu olduğu anlamına gelmez; bir dönemde su yüzüne çıkmaya, tabi konumda kalmış fikirler başka bir dönemde belirtik ve hakim konuma geçince duyarlılıkta gerçek bir devrim yaratabilir. Foucault'un sözlerinden de anlaşılacağı üzere Postmodernizmde hiyerarşi ve sistemin yerini anarşi almıştır.
Foucault ve Lyotard gibi postmodern düşünürler herşeyin birbirine bağlanmasını sağlayan bir üst-dil , üst-anlatı yada üst-teori olabileceği fikrini bütünüyle redderler. Evrensel ve ebedi hakikatler, böyle birşeyin varolduğunu, dile getirmezler.Üst-anlatıları "bütüncül oldukları için" mahkum eden yazarlar, "iktidar-söylem" oluşumlarının (Foucault) yada "dil oyunlarının" (Lyotard) çoğulluğunu vurgularlar. Hatta Lyotard postmodernliği yalın bir biçimde üst-anlatılara inanmak olarak tanımlar.
Postmodernizm rasyonalizm, pozitivizm, liberalizm, kapitalizm, marksizm vb. bütün ideolojilere ve felsefeye (üst-anlatı olarak) karşıdır.Modernizm ve değerlerine karşı sorgulayıcıdır. Evrensel bütünlük yerine hertürlü çoğulculuktan ve yerellikten yanadır. "Herşey gider" anlayışı hakimdir. Her alanda tam bir eklektisizm anlayışı sergiler. Her alanda kural, düzen, ilke, yasa, adalete karşı bozucu, ihlal edici bir tavır takınır ve rölativizmi benimser.Postmodernizme göre tek bir gerçek ve tek bir doğru değil, çok gerçek ve çok anlam vardır. Geçmişi kendi şartlarına uygun bir şekilde yaşatılmasını ve geçmişle bağın kopmamasını ister.Gevşekliği ve imajı önplana koyan bir anlayıştır Postmodernizm. Sentez ve bütünleşme yerine parçalanma, kargaşa ve süreksizliği benimser
POSTMODERNİZM VE SİYASAL ÜST-ANLATILAR
Modenlik tarihe insanı bilgisizlikten, batıl itikat ve irrasyonalizmden kurtarmayı vaadeden bir güç olarak girmiştir. Oysa 20. yüzyılın ikinci yarısında modernliğin sicili iki dünya savaşı, nazizmim yükselişi, gerek doğu gerek batıdaki toplama kampları, soykırım, dünya çapında bunalım, yerel savaşlar gibi olaylarla olağanüstü bozulmuştur. Bütün bunlar modernizmin ifade ettiği ilerleme fikrine olan inancı sarsmıştır Postmodernizm işte bu bağlamda modernizmin yarattığı haerşeyi eleştirir. Batı uygarlığının yarattığı deneyim, birikim, sanayileşme, kentleşme, ileri teknoloji, moden ulus devleti vb. herşeyi eleştirir. Yine aynı çerçeve içerisinde Postmodernizm modern öceliklere, kariyer, bireysel sorumluluk, bürokrasi, Liberal demokrasi, hümanizm, hoşgörü, eşitçilik, Marxizm, Hristiyanlık, faşizm, Stalinizm, İslamiyet ve modern bilim vs. herşeyi aynı kefeye koyar. Bunların söz merkezci, aşkın, bütünselleştirici üst-anlatılar olduklarını söyleyerek hepsine karşı çıkar. Buradan anlaşılacağı üzere Postmodernizm siyasi, dini veya toplumsal nitelikli bütün küresel, herşeyi kucaklayıcı dünya görüşlerine itiraz eder. Ayrıca modenizmin ahlaki iddialarına, modern öznede temellenen evrensel ahlak düşüncesine, özelliklede yararcılık teorilerine karşı çıkar.
POSTMODERN TOPLUM
Sanayi öncesi toplumlarda temel ekonomi toprak iken, sanayi toplumunda makine, sanayi sonrası toplumda ise bilgidir. Bilgi toplumuna doğru oluşan ekonomik, toplumsal, politik ve kültürel değişikliklerle sessiz bir devrim niteliğindedir. Haber ve bilgi devriminin getirdiği değişiklikler; oluşan çalışma tarzını, oyun, seyahat, düşünce biçimini de değiştirecekdir.
Sanayi sonrası toplumyaklaşımında ağırlıklı olarak toplumun ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla ele alındığı ve gelişmelerin olumlu olduğu görülmektedir. Bu süreci daha çok kültürel ve zihinsel boyut açısından ele alan yazarlar bulunmakta ve toplum yapısında bir kırılma olduğunu söylemektedirler.
Postmodern toplum, bilgisayar, enformasyon, bilimsel bilgi,ileri teknoloji ile bilim ve teknolojideki ilerlemelerden kaynaklanan hızlı bir değişme toplumudur. Toplumsal ortamı alaycı, suni, mesafeli, anarşik, parçalanmış, kinayeli ültürel dünyayı bilim, teknoloji ve sanayinin imajından biçimlendirmeye çalışan modernizmin ilerlemeci modernist rüyasına karşı alaycıbir bakış olarak ortaya koymakta ve Postmodernizmin sanat miti, kültür, toplum ve felsefe açısından kararlı bir alaycılık olduğunu vurgulayan içerikten ziyade; biçim ve stile yapılmıştır.
Lyotard Postmodern toplum görüşünde; toplumsal yapı ile kültürü ayırmakta, toplumları sanayi sonrası sonrası kültürleride postmodern olarak adlandırmaktadır.
POSTMODERNİZMİN ELEŞTİRİSİ
20. yüzylın son çeyreğinde sosyal bilimlerde ve özelliklede felsefede oldukça etkili olan postmodernizm eleştirdiği, yıktığı, kuşkuculuğu, ve yumuşama bilmez tavrı nedeniyle eleştirilmiştir.
Postmodernizm herşeyden önce sadece başkaldırıyı ve eleştiriyi yücelttiği ve her zaman olumsuz olan tavrı nedeniyle eleştirilmiştir. Postmodernizm everensele karşı çıkıyor demiştik; eleştirenlere göre ise sadece evrenselliğin inkarı ve "öteki dünyaların" göz önüne alınmasıyla tutarlı bir politika üretmek olanaksızdır. "Çünkü Postmodernizm salt yıkıcıdır, herhangi bir sosyal,politik ve etik sistemi müdafaa edebilmek için hiçbir tamal sağlayamaz.Dolayısıyla sosyal değişmeye ciddi bir katkı sağlayamaz" şeklinde tenkitlere hedef olmuştur.
Bir görüşe göre ise Postmodernizmin entellektüellerin imtiyalı konumlarını korumaya yönelik bir son savunma çabası olduğu savunulmuştur.Buna göre kültürel arenadaki geleneksel temellerini ve imtiyzlı konumlarını koruma teleşına düşen entellektüellerin son ve umutsuz bir manevrasından,herşeyi kendileriyle birlikte ateşe atma teşebbüsünden başka birşey değildir.
Bir başka eleştiri ise postmodernizmin samimiyetine gelmiştir. Bu görüşe göre Postmodernizm ne kadar liberalizme karşı olsada sadece onu bir reklam taktiği ve modernizmin ticarileşmiş versiyonudur. Üçüncü dünya ülkelerindeki pazar payını artırmak için satılmayan modası geçmiş mallar amaca uygun olmayan yararsız teknolojilerin bu ülkelerde yer etmesi için yapılan bir reklam olarakta görenler vardır postmodernizmi....


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla