• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 8 12345678 SonSon
76 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    siez9 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2007
    Mesajlar
    1,375
    Karizma Gücü
    0

    Kuranda dilbilgisi hataları

    Kuran, İslam inancına göre Allahın sözü kabul edilir. İslam inancına göre Allah, Cebrail adlı bir melek vasıtasıyla kendi sözlerini Muhammed'e iletir. Muhammed ise vahiy katipleri adı verilen kişilere "tanrı" vahiylerini yazdırtır.

    Kuran'ın geneli incelendiğinde hitap dilinin "ben" veya "biz" zamiri olduğu göze çarpar. Oysa Kuran eğer tanrı sözü ise sürekli "ben" zamiri kullanılmalıydı. Örneğin ....yaptık şeklinde cümleler değil de ....yaptım şeklinde cümleler kurulmalıydı. "Biz" zamirinin kullanılması tanrının tekliği ve güçlülüğü, her şeye yeterliği, konusunda şüpheler uyandırmaktadır. Çünkü her ne kadar "biz" denilerek tanrının kendisiyle birlikte melekleri de kastettiği iddia edilse de "Melekler olmasa tanrı bunları yapamaz mıydı? Neden meleklere ihtiyaç duydu?" gibi sorular yanıtsız kalmakta, pek çok konuda olduğu gibi bu sorunun yanıtı da "tanrının takdiri" ne bırakılmaktadır.

    Bir başka hata ise bazı ayetlerin peygamberin ağzından söylenmiş olmasıdır;
    "Bu Kitap Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için indirildi. Kuşkusuz, ben size O'ndan gelen bir uyarıcı ve müjdeciyim."

    Hud Suresi 2.ayet
    Açık şekilde görülmektedir ki bu ayette konuşan Muhammeddir. Bir gaf yaparak ayeti kendi dilinden yazdırtmıştır. Bu gafı farkeden ama örtmeye çalışan kimi mealciler (Kuran'ı Türkçeye çeviren yazarlar), ayetin orijinalinde bulunmayan "de ki" sözcüğünü meale parantez içinde monte etmektedirler. Sitemizde de bulunan bir Kuran mealinde (İslami bir siteden alınmıştır) meal şu şekilde geçmektedir:

    (De ki: Bu Kitap) "Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için (indirildi). Şüphesiz ki ben, onun tarafından size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.

    Kuran meali kitaplarında parantez içinde yazılan kelimeler, "Bu sözcükler Kuranın orijinalinde yok ama biz siz daha iyi anlayasınız diye bunu yazdık" anlamına gelmektedir. Yukarıdaki mealde de ayetteki çarpıklık örtülmek istenerek orijinalde bulunmayan "de ki" sözcüğü parantez içinde eklenmiştir.

    Toplam yedi ayetten ibaret olan Fatiha Suresi' de aynı mahiyettedir:

    1. Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.
    2. Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
    3. O, rahmândır ve rahîmdir.
    4. Ceza gününün mâlikidir.
    5. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
    6. Bize doğru yolu göster.
    7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!

    Gene pek açık görülmektedir ki ayetler Allahın dilinden yazılmamıştır. Allah, siz bana böyle dua edin de dememiştir. Fatiha Suresi'nde konuşan kişi belli ki bir insandır. O halde hitapda gaf yapılarak açık verilmiştir.

    Benzeri durum Zariyat Suresi' nin 50. ve 51. ayetlerinde de söz konusudur:

    50-"O halde hemen Allah'a kaçın; haberiniz olsun ki, ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım.
    51-Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın; haberiniz olsun ki ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım.

    Pek açıktır ki bu Kuran ayetlerinde konuşan Allah değil Muhammedin kendisidir.

    Peki o dönemlerde bunları farkedenler yok muydu? Neden Muhammed'e inandılar?

    Birincisi o dönemde okuma-yazma oranı o kadar düşüktü ki bu ayetleri inceleyeyebilecek insan sayısı çok azdı.

    İkincisi, bu ve benzeri çarpıklıkları farkedip dile getirilenler kafirlikle, münafıklıkla, zındıklıkla suçlanıp aşağılanıyordu. Hatta Muhammedi sadece eleştirmekle kalan şair Ka'b Bin Eşref gibiler bile bunu canları ile ödemiştir. Dolayısıyla gerçeği söylemek çok tehlikeliydi.

    Üçüncüsü, toplumsal statüsü iyi olan muhalifler "kalpleri İslama ısındırılmak" adına rüşvet verilerek susturuluyordu
    http://www.turandursun.com/modules.p...howpage&pid=64
    ey bu topraklar için toprağa düşen/Bir karış toprağın Var mıydı yaşarken?

  2. #2
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Kuran ONA İNANANLAR içindir..Ve inananlar ona,kendi koydukları kural ve kaidelerle değil,Allah tarafından koyulmuş olan kural ve kaidelerle inanırlar..
    Allah teslim(yani MÜSLÜMAN OLMAK) , Allahı idrak ve kabul ile olunur.Kulun bir yaratıcının varlığını kabul etmesidir.
    Akıl yönünden kendini idare edemeyecek şekilde yaratılmış olan ile yaş, görgü ve irade olarak henüz bu vasfa erememiş olanda İSLAM aranmaz..
    İMAN ise tamamen Allaha tabi olma isteği,bilinci ve gayreti ile ortaya çıkar. Bunun YOLLARINI arar ve Allah da Samimiyeti oranında Lutfeder bu hali o kuluna.Görgüleriyle de MUTMAİN dir...Yani tatmin olur.
    İMANIN ŞARTI olarak bilinen şeyler o kulunda hal olarak belirmeye başlar..Zirvesi ise "kelimeyi şehadet"tir.Yani "ŞAHİDİM YARABBİ" demektir ki lafla şahit olunmaz..şehadet görgü iledir.Hal iledir..Aksi ise yalancılıktır...
    İman madde değildir ki nasıl anlatılsın.Akla da değildir İMAN..Gaybadır. Görünene iman olmaz,o açıkça olanın bilinmesdir ki,kafir de, imansız da Müslüman da,İman ehli de bu konuda aynı şeyi kabul eder.
    Bu konuda aralarında fark görülmez..
    Eğer sen Allaha inanmıyorsan ve kitaplarına inanmıyorsan,kendini yorma bu işlere.Çok güvendiğin aklın seni bu konuda bir yere götürmez,İnana birini de senin aklının peşine..zahmet etme..Fazla ileri gider de haddi aşarsan korkarım, önce dünüş yolunu kapatmış olursun sonra da dünyalığını (aklını) kaybedebilirsin..
    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  3. #3
    recognizer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-04-2007
    Mesajlar
    509
    Karizma Gücü
    6
    siez9 yine hiç ilgin ve bilgin olmayan konulara girmişsin.
    Bu arada hiç değilse arapçasına da girseydin böylece konu başlığın tutarlı olurdu.

    Alıntı siez9 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kuran'ın geneli incelendiğinde hitap dilinin "ben" veya "biz" zamiri olduğu göze çarpar. Oysa Kuran eğer tanrı sözü ise sürekli "ben" zamiri kullanılmalıydı. Örneğin ....yaptık şeklinde cümleler değil de ....yaptım şeklinde cümleler kurulmalıydı. "Biz" zamirinin kullanılması tanrının tekliği ve güçlülüğü, her şeye yeterliği, konusunda şüpheler uyandırmaktadır. Çünkü her ne kadar "biz" denilerek tanrının kendisiyle birlikte melekleri de kastettiği iddia edilse de "Melekler olmasa tanrı bunları yapamaz mıydı? Neden meleklere ihtiyaç duydu?" gibi sorular yanıtsız kalmakta, pek çok konuda olduğu gibi bu sorunun yanıtı da "tanrının takdiri" ne bırakılmaktadır.
    Öncelikle Kuran eğer tanrı sözü ise sürekli "ben" zamiri kullanılmalıydı şeklinde önermen tamamen keyfi neden böyle bir zorunluluk olsun ki...
    Azıcık zahmet edip klasik arapçayla ilgilenseydin büyüklük taslandığında biz teklik kastedildiğinde ben lafzının kullanıldığını görürdün. Gerçi bunun için arapçaya da gerek yok türkçede de bu böyle. Senin ifadenin tersine tanrının güçlülüğü, azameti kastedildiğinde "Biz", tekliği ve ortaksız oluşu vurgulandığında "Ben" ifadesi kullanılır. Geriye kalan sorun fantazinden ibaret.


    Alıntı siez9 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bir başka hata ise bazı ayetlerin peygamberin ağzından söylenmiş olmasıdır;
    "Bu Kitap Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için indirildi. Kuşkusuz, ben size O'ndan gelen bir uyarıcı ve müjdeciyim."

    Hud Suresi 2.ayet
    Açık şekilde görülmektedir ki bu ayette konuşan Muhammeddir. Bir gaf yaparak ayeti kendi dilinden yazdırtmıştır. Bu gafı farkeden ama örtmeye çalışan kimi mealciler (Kuran'ı Türkçeye çeviren yazarlar), ayetin orijinalinde bulunmayan "de ki" sözcüğünü meale parantez içinde monte etmektedirler. Sitemizde de bulunan bir Kuran mealinde (İslami bir siteden alınmıştır) meal şu şekilde geçmektedir:

    (De ki: Bu Kitap) "Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için (indirildi). Şüphesiz ki ben, onun tarafından size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.

    Kuran meali kitaplarında parantez içinde yazılan kelimeler, "Bu sözcükler Kuranın orijinalinde yok ama biz siz daha iyi anlayasınız diye bunu yazdık" anlamına gelmektedir. Yukarıdaki mealde de ayetteki çarpıklık örtülmek istenerek orijinalde bulunmayan "de ki" sözcüğü parantez içinde eklenmiştir.

    Toplam yedi ayetten ibaret olan Fatiha Suresi' de aynı mahiyettedir:

    1. Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.
    2. Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
    3. O, rahmândır ve rahîmdir.
    4. Ceza gününün mâlikidir.
    5. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
    6. Bize doğru yolu göster.
    7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!
    Bu gaf şahsınıza mahsus... Ayetler gayet tabii olarak Hz.Peygamber'in dilinden insanlara duyuruluyor. "De ki" lafzı bir çok ayette geçmektedir. Bu her zaman her ilgili ayette geçecek olsa biz müslümanlar Kur'an'ın fesih, beliğ bir edebiyat şaheseri olmada da mucize olduğunu iddia etmezdik. Sen bir maden buldum sanıyorsun ama Kur'an'ı hele bir de arapçasından incelersen buna benzer (hazif vb.) daha neler görürsün. Kur'an'da vurucu ifadeler, bazen bir sözün tekrarlanması ile bazen kestirme ifadelerle olmaktadır. Meallere gelince; mealler ne Kur'an'dır ne de tercümesidir. Yalnızca Kur'an'dan tercüme edenin anladığını küçük açıklamalarla aktarmasıdır. Bu yüzden mealde bulduğunla Kur'an'da bir şey bulduğunu zannetme.
    Bu ayette Allah Rasulünün ağzından yukarıdaki ifadeyi beyan ediyor. Hem de türkçesiyle veciz bir şekilde...

    Alıntı siez9 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Gene pek açık görülmektedir ki ayetler Allahın dilinden yazılmamıştır. Allah, siz bana böyle dua edin de dememiştir. Fatiha Suresi'nde konuşan kişi belli ki bir insandır. O halde hitapda gaf yapılarak açık verilmiştir.

    Benzeri durum Zariyat Suresi' nin 50. ve 51. ayetlerinde de söz konusudur:

    50-"O halde hemen Allah'a kaçın; haberiniz olsun ki, ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım.
    51-Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın; haberiniz olsun ki ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım.

    Pek açıktır ki bu Kuran ayetlerinde konuşan Allah değil Muhammedin kendisidir.
    Anlaşılan açıkça bir şey göstermeyi becerememişsin. Çünkü bunun dua olduğunu sen uyduruyorsun. Ayetler dua niyetine okunabilir ama hiçbiri dua değildir. Bu surede de konuşan insan değildir. Tam tersine, Allah insanların böyle konuşmasını istemektedir. Bu da yine senin gafını gösteriyor.
    Zariyat suresinde de yukarıda belirttiğim üzere edebi ifade olması sebebiyle başta ki "De ki" (arapçası=Kul) cümlede yer almamıştır. Gerçi siz şayet "De ki" lafzı her yerde olsaydı, bu sefer basma kalıp gibi neden tekrarlanıyor diye yine itiraz ederdiniz ya.
    Pek açık görüleceği gibi Kur'an ayetlerinde Allah, ya kendi veya peygamberleri diliyle (vb.) konuşuyor.

    Alıntı siez9 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Peki o dönemlerde bunları farkedenler yok muydu? Neden Muhammed'e inandılar?

    Birincisi o dönemde okuma-yazma oranı o kadar düşüktü ki bu ayetleri inceleyeyebilecek insan sayısı çok azdı.

    İkincisi, bu ve benzeri çarpıklıkları farkedip dile getirilenler kafirlikle, münafıklıkla, zındıklıkla suçlanıp aşağılanıyordu. Hatta Muhammedi sadece eleştirmekle kalan şair Ka'b Bin Eşref gibiler bile bunu canları ile ödemiştir. Dolayısıyla gerçeği söylemek çok tehlikeliydi.

    Üçüncüsü, toplumsal statüsü iyi olan muhalifler "kalpleri İslama ısındırılmak" adına rüşvet verilerek susturuluyordu
    http://www.turandursun.com/modules.p...howpage&pid=64
    Birincisi; okuma yazma oranı düşük bile olsa senin mantığına göre yazma yoksa nereden inceleyeceklerdi. Okuma yazmaya yabancı olan bunun sonucu da hafızaya dayalı bir toplum olan arap toplumu şayet islam tarihini azıcık karıştırırsan göreceksin ki hem de nasıl inceliyorlardı. İslam'ın en azılı düşmanları dahi geceleri gelip onu dinliyor ve insan ürünü olmadığına yemin ediyorlardı. (demek ki o zamanın inançsızları bu günkünden akıllıymış ) Zaten incelemeden hemen kabul etselerdi Hz.Peygamber 13 yıl neden onların işkencelerine maruz kalsın ki, neden memleketini terk etmek zorunda kalsın ki...

    İkincisi; Farkedenler dediğin kimler böyle bir şey yok. Bu da senin fantazin... şair Ka'b Bin Eşref'in öldürülme sebebine gelince okumuş olmalısın. O hem müslümanların dinine hem Peygamberine hakaret ediyordu. Onun bir şey farkettiği falan yoktu. Onun derdi Medineye karşı Mekke müşriklerinden faydalanmaktı. Gerçeği söylemek dediğin de palavra... Bizzat Hz.Peygamberin şehrinde(Medine) onunla birlikte yaşayan gayr-i müslimler Kur'an'a inanmıyor ve Peygamberle tartışmaya peygamberliğini sınamaya geliyorlardı bu nasıl bir tehlikeymiş de bunlara birşey olmamış...

    Üçüncüsü; Hepten komedi çünkü zekat ayeti dediğimiz ayetle "kalpleri İslama ısındırılmak" olayı başlamıştır. Bu da Medine döneminin son yıllarına denk gelir. O zaman da zaten onlar İslam için bir tehlike arzedecek güçte değildiler. Ayrıca "kalpleri İslama ısındırılmak" adına kendilerine varlıklar verilenler, toplumsal statüsü iyi olan muhalifler değil tersine baştan beri islam toplumu ve yaşantısı ile arası barışık olan kişilerdi ve aralarında garibanlar da vardı. İslam bir devlet olarak güçlü iken neden rüşvet vermek ihtiyacı hissetsin ki. (Yani Turan Dursun seni kandırıyor )

    Yani siez9 kendince bir şey bulup ardını aarkasını araştırmadan hep de arkası fiyasko olacak konuları açıyorsun. Bunu hep yapıyorsun...

  4. #4
    siez9 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2007
    Mesajlar
    1,375
    Karizma Gücü
    0
    Senide anlıyorum.Kurana mucizevi bir kitap imajı yüklenmiş olduğundan bu tip bariz hataları irdelemeni beklemek safdillik olur. İndirilmesi(!) uzuun yıllar aldığından bir bütünlük tabiki beklenemez.Aynı konuda 15-20 yıl sonra yazılmış ayet farklı şeyler söyleyebiliyor.Ayrıca (bence)bazı konuların anlaşılmaması,mistik bir havada olması amacı ile kuran ayetleri iniş sırasına göre değil de bilinmeyen bir şekilde sıralanmıştır.
    Her zaman iddia ettiğiniz diğer kitapların değiştirildiği savı ise kuran içinde geçerli.Kuranın da bir orijinali yok.Belki olsaydı bu konular daha iyi anlaşılırdı." De ki"eklemelerinin vaziyeti kurtarmak amaçlı olduğu net bir şekilde görülürdü.
    Şair Kab bin eşref'in Muhammed tarafından öldürtülmesi ise islam dininin ne kadar hoşgörü ve barış dini olduğunu göstermektedir.
    "Kalpleri islama ısındırmak" bir rüşvet sistemidir.Bu sistemi bazen ganimetlerin dağıtılmasında,bazen şeytan ayetlerinde bazen de müminlerin kıblesinin Kudüs'e döndürülmesinde görmekteyiz.
    ey bu topraklar için toprağa düşen/Bir karış toprağın Var mıydı yaşarken?

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    572
    Karizma Gücü
    0
    Dilbilgiside neymiş o zaman dilbilgisimi varmış.

  6. #6
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    recognizer kardeşim çok güzel açıklamış , ben alay ettikleri sürece bu dinsizlerle muhatap oluyorum , daha öncede böyle iddialar ortaya atıldı .

    Kuranı Kerimdeki Alalh'ın meydan okuması ortadadır , isteyen bu meydan okumaya cevap verebilir , daha önce bir kaç kişi denemiştir.Varsa denemek isteyen hodri meydan ..

    İsra Suresi

    88. De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”


    Bakara SURESİ

    23. Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).
    24. Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır.


    Buyur siez9 hodri meydan , bakalım sen nasıl bir eser meydana getireceksin ,

    Dandiri_Dastana sen de yardım et siez9 za istersen , göster dilbilgisi nasıl olurmuş ,

    klavye başından sataşmak kolay , görelim bakalım ne biliyorsunuz , ne yapabilirsiniz?


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  7. #7
    siez9 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2007
    Mesajlar
    1,375
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    recognizer kardeşim çok güzel açıklamış , ben alay ettikleri sürece bu dinsizlerle muhatap oluyorum , daha öncede böyle iddialar ortaya atıldı .

    Kuranı Kerimdeki Alalh'ın meydan okuması ortadadır , isteyen bu meydan okumaya cevap verebilir , daha önce bir kaç kişi denemiştir.Varsa denemek isteyen hodri meydan ..

    İsra Suresi

    88. De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”


    Bakara SURESİ

    23. Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).
    24. Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır.


    Buyur siez9 hodri meydan , bakalım sen nasıl bir eser meydana getireceksin ,

    Dandiri_Dastana sen de yardım et siez9 za istersen , göster dilbilgisi nasıl olurmuş ,

    klavye başından sataşmak kolay , görelim bakalım ne biliyorsunuz , ne yapabilirsiniz?


    selam ve dua ile,
    Sayın student
    Prensip olarak insanların kandırılmasına karşıyım.Ayrıca batık bir ülkede saatlerce pc başında pinekleyenlerin ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olan dövizin kazanılması için gece-gündüz çalışmaktan kuran yazmaya vaktim yok.
    Ama istersen TRUE FURQAN(Gerçek Furkan)adı ile yazılmış olan yeni kuranı sana tavsiye edebilirim.;

    Kuran' ın Benzeri Yazıldı: True Furqan

    İslamiyetten ayrılan iki Arap, benzeri yazılamaz denilen Kuran' ın bir benzerini yedi yıllık uğraş sonucunda yazmayı başardı. Böylece bindörtyüzyıllık "Kuran'ın bir Sure'sinin bile benzeri yazılamaz" mitosu çökmüş oldu. True Furqan, Türkçede Gerçek Furkan (doğruyu yanlıştan ayırt eden) anlamına geliyor. 366 sayfa olan True Furqan, Arap Dili ve Edebiyatı profesörlerinden de geçer not aldı. Aynı Kuran' daki gibi hatta daha iyi şiirsel dil kullandığı belirtilen kitapta bu güne kadar Arapça gramer hatası da bulunamadı. "Gerçek Furkan" sitemiz tarafından PDF dosyası haline getirilerek dosya indirme bölümümüze konuldu. Ancak bu e-kitap şimdilik sadece Arapça ve İngilizce içeriyor.


    http://www.turandursun.com/
    ey bu topraklar için toprağa düşen/Bir karış toprağın Var mıydı yaşarken?

  8. #8
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Kuran' ın Benzeri Yazıldı: True Furqan

    İslamiyetten ayrılan iki Arap, benzeri yazılamaz denilen Kuran' ın bir benzerini yedi yıllık uğraş sonucunda yazmayı başardı. Böylece bindörtyüzyıllık "Kuran'ın bir Sure'sinin bile benzeri yazılamaz" mitosu çökmüş oldu. True Furqan, Türkçede Gerçek Furkan (doğruyu yanlıştan ayırt eden) anlamına geliyor. 366 sayfa olan True Furqan, Arap Dili ve Edebiyatı profesörlerinden de geçer not aldı. Aynı Kuran' daki gibi hatta daha iyi şiirsel dil kullandığı belirtilen kitapta bu güne kadar Arapça gramer hatası da bulunamadı. "Gerçek Furkan" sitemiz tarafından PDF dosyası haline getirilerek dosya indirme bölümümüze konuldu. Ancak bu e-kitap şimdilik sadece Arapça ve İngilizce içeriyor
    Öyle True Furkan yazarak siz ancak kendinizi kandırabilirsiniz .Belki de Yahudi ve Hristiyanları , ne de olsa kendi kitapalrı tahrif edildiği için bu tür haberlere balıklama atlarlar.


    bakalım kaç yıl , kimleri kandırarak okutabileceksiniz?

    Neden alıntılamadın , belki edebi yönlerini gösterirdin , nasıl meydan okumaya cevap verdiğini gösterirdin ,


    bekliyoruz , öyle yapılmış diyerek sıyrılamazsın ,

    İstersen başka edebi metinlerde bul , belki Kuranı Kerimle kıyas edebilirsin.Bu arada kıyas yapacak kadar arapça bilgin var mı onuda görürüz , yoksa sadece mnealinden mi kıyas yapacaksın onuda görürüz.


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  9. #9
    <span style='color: #000080'>MaZLuM</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-04-2005
    Mesajlar
    3,953
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı recognizer tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    siez9 yine hiç ilgin ve bilgin olmayan konulara girmişsin.
    Bu arada hiç değilse arapçasına da girseydin böylece konu başlığın tutarlı olurdu.



    Öncelikle Kuran eğer tanrı sözü ise sürekli "ben" zamiri kullanılmalıydı şeklinde önermen tamamen keyfi neden böyle bir zorunluluk olsun ki...
    Azıcık zahmet edip klasik arapçayla ilgilenseydin büyüklük taslandığında biz teklik kastedildiğinde ben lafzının kullanıldığını görürdün. Gerçi bunun için arapçaya da gerek yok türkçede de bu böyle. Senin ifadenin tersine tanrının güçlülüğü, azameti kastedildiğinde "Biz", tekliği ve ortaksız oluşu vurgulandığında "Ben" ifadesi kullanılır. Geriye kalan sorun fantazinden ibaret.




    Bu gaf şahsınıza mahsus... Ayetler gayet tabii olarak Hz.Peygamber'in dilinden insanlara duyuruluyor. "De ki" lafzı bir çok ayette geçmektedir. Bu her zaman her ilgili ayette geçecek olsa biz müslümanlar Kur'an'ın fesih, beliğ bir edebiyat şaheseri olmada da mucize olduğunu iddia etmezdik. Sen bir maden buldum sanıyorsun ama Kur'an'ı hele bir de arapçasından incelersen buna benzer (hazif vb.) daha neler görürsün. Kur'an'da vurucu ifadeler, bazen bir sözün tekrarlanması ile bazen kestirme ifadelerle olmaktadır. Meallere gelince; mealler ne Kur'an'dır ne de tercümesidir. Yalnızca Kur'an'dan tercüme edenin anladığını küçük açıklamalarla aktarmasıdır. Bu yüzden mealde bulduğunla Kur'an'da bir şey bulduğunu zannetme.
    Bu ayette Allah Rasulünün ağzından yukarıdaki ifadeyi beyan ediyor. Hem de türkçesiyle veciz bir şekilde...



    Anlaşılan açıkça bir şey göstermeyi becerememişsin. Çünkü bunun dua olduğunu sen uyduruyorsun. Ayetler dua niyetine okunabilir ama hiçbiri dua değildir. Bu surede de konuşan insan değildir. Tam tersine, Allah insanların böyle konuşmasını istemektedir. Bu da yine senin gafını gösteriyor.
    Zariyat suresinde de yukarıda belirttiğim üzere edebi ifade olması sebebiyle başta ki "De ki" (arapçası=Kul) cümlede yer almamıştır. Gerçi siz şayet "De ki" lafzı her yerde olsaydı, bu sefer basma kalıp gibi neden tekrarlanıyor diye yine itiraz ederdiniz ya.
    Pek açık görüleceği gibi Kur'an ayetlerinde Allah, ya kendi veya peygamberleri diliyle (vb.) konuşuyor.



    Birincisi; okuma yazma oranı düşük bile olsa senin mantığına göre yazma yoksa nereden inceleyeceklerdi. Okuma yazmaya yabancı olan bunun sonucu da hafızaya dayalı bir toplum olan arap toplumu şayet islam tarihini azıcık karıştırırsan göreceksin ki hem de nasıl inceliyorlardı. İslam'ın en azılı düşmanları dahi geceleri gelip onu dinliyor ve insan ürünü olmadığına yemin ediyorlardı. (demek ki o zamanın inançsızları bu günkünden akıllıymış ) Zaten incelemeden hemen kabul etselerdi Hz.Peygamber 13 yıl neden onların işkencelerine maruz kalsın ki, neden memleketini terk etmek zorunda kalsın ki...

    İkincisi; Farkedenler dediğin kimler böyle bir şey yok. Bu da senin fantazin... şair Ka'b Bin Eşref'in öldürülme sebebine gelince okumuş olmalısın. O hem müslümanların dinine hem Peygamberine hakaret ediyordu. Onun bir şey farkettiği falan yoktu. Onun derdi Medineye karşı Mekke müşriklerinden faydalanmaktı. Gerçeği söylemek dediğin de palavra... Bizzat Hz.Peygamberin şehrinde(Medine) onunla birlikte yaşayan gayr-i müslimler Kur'an'a inanmıyor ve Peygamberle tartışmaya peygamberliğini sınamaya geliyorlardı bu nasıl bir tehlikeymiş de bunlara birşey olmamış...

    Üçüncüsü; Hepten komedi çünkü zekat ayeti dediğimiz ayetle "kalpleri İslama ısındırılmak" olayı başlamıştır. Bu da Medine döneminin son yıllarına denk gelir. O zaman da zaten onlar İslam için bir tehlike arzedecek güçte değildiler. Ayrıca "kalpleri İslama ısındırılmak" adına kendilerine varlıklar verilenler, toplumsal statüsü iyi olan muhalifler değil tersine baştan beri islam toplumu ve yaşantısı ile arası barışık olan kişilerdi ve aralarında garibanlar da vardı. İslam bir devlet olarak güçlü iken neden rüşvet vermek ihtiyacı hissetsin ki. (Yani Turan Dursun seni kandırıyor )

    Yani siez9 kendince bir şey bulup ardını aarkasını araştırmadan hep de arkası fiyasko olacak konuları açıyorsun. Bunu hep yapıyorsun...
    Süper Cevap Kardes Ellerine Saglik :A

    Yanlış Yerde Doğan İnsanların Hikayesi...


  10. #10

    Kayıt Tarihi
    22-05-2007
    Mesajlar
    3,150
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı siez9 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    İslamiyetten ayrılan iki Arap, benzeri yazılamaz denilen Kuran' ın bir benzerini yedi yıllık uğraş sonucunda yazmayı başardı. Böylece bindörtyüzyıllık "Kuran'ın bir Sure'sinin bile benzeri yazılamaz" mitosu çökmüş oldu.
    Bu bir rekor Kuran-ı Kerim bile 22 senede indi. Arkadaşları kutlamak lazım Desene yedi sekiz kişi olsalar 1-2 senede biterdi. siez9 Seni aramadılar mı bu kitabı yazarken baya bir faiden olurdu yaw

    TürkForum benim için bitmiştir.







 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •