siez9 yine hiç ilgin ve bilgin olmayan konulara girmişsin.
Bu arada hiç değilse arapçasına da girseydin böylece konu başlığın tutarlı olurdu.
Öncelikle Kuran eğer tanrı sözü ise sürekli "ben" zamiri kullanılmalıydı şeklinde önermen tamamen keyfi neden böyle bir zorunluluk olsun ki...
Azıcık zahmet edip klasik arapçayla ilgilenseydin büyüklük taslandığında biz teklik kastedildiğinde ben lafzının kullanıldığını görürdün. Gerçi bunun için arapçaya da gerek yok türkçede de bu böyle. Senin ifadenin tersine tanrının güçlülüğü, azameti kastedildiğinde "Biz", tekliği ve ortaksız oluşu vurgulandığında "Ben" ifadesi kullanılır. Geriye kalan sorun fantazinden ibaret.
Bu gaf şahsınıza mahsus... Ayetler gayet tabii olarak Hz.Peygamber'in dilinden insanlara duyuruluyor. "De ki" lafzı bir çok ayette geçmektedir. Bu her zaman her ilgili ayette geçecek olsa biz müslümanlar Kur'an'ın fesih, beliğ bir edebiyat şaheseri olmada da mucize olduğunu iddia etmezdik. Sen bir maden buldum sanıyorsun ama Kur'an'ı hele bir de arapçasından incelersen buna benzer (hazif vb.) daha neler görürsün. Kur'an'da vurucu ifadeler, bazen bir sözün tekrarlanması ile bazen kestirme ifadelerle olmaktadır. Meallere gelince; mealler ne Kur'an'dır ne de tercümesidir. Yalnızca Kur'an'dan tercüme edenin anladığını küçük açıklamalarla aktarmasıdır. Bu yüzden mealde bulduğunla Kur'an'da bir şey bulduğunu zannetme.
Bu ayette Allah Rasulünün ağzından yukarıdaki ifadeyi beyan ediyor. Hem de türkçesiyle veciz bir şekilde...
Anlaşılan açıkça bir şey göstermeyi becerememişsin. Çünkü bunun dua olduğunu sen uyduruyorsun. Ayetler dua niyetine okunabilir ama hiçbiri dua değildir. Bu surede de konuşan insan değildir. Tam tersine, Allah insanların böyle konuşmasını istemektedir. Bu da yine senin gafını gösteriyor.
Zariyat suresinde de yukarıda belirttiğim üzere edebi ifade olması sebebiyle başta ki "De ki" (arapçası=Kul) cümlede yer almamıştır. Gerçi siz şayet "De ki" lafzı her yerde olsaydı, bu sefer basma kalıp gibi neden tekrarlanıyor diye yine itiraz ederdiniz ya.
Pek açık görüleceği gibi Kur'an ayetlerinde Allah, ya kendi veya peygamberleri diliyle (vb.) konuşuyor.
Birincisi; okuma yazma oranı düşük bile olsa senin mantığına göre yazma yoksa nereden inceleyeceklerdi. Okuma yazmaya yabancı olan bunun sonucu da hafızaya dayalı bir toplum olan arap toplumu şayet islam tarihini azıcık karıştırırsan göreceksin ki hem de nasıl inceliyorlardı. İslam'ın en azılı düşmanları dahi geceleri gelip onu dinliyor ve insan ürünü olmadığına yemin ediyorlardı. (demek ki o zamanın inançsızları bu günkünden akıllıymış

) Zaten incelemeden hemen kabul etselerdi Hz.Peygamber 13 yıl neden onların işkencelerine maruz kalsın ki, neden memleketini terk etmek zorunda kalsın ki...
İkincisi; Farkedenler dediğin kimler böyle bir şey yok. Bu da senin fantazin... şair Ka'b Bin Eşref'in öldürülme sebebine gelince okumuş olmalısın. O hem müslümanların dinine hem Peygamberine hakaret ediyordu. Onun bir şey farkettiği falan yoktu. Onun derdi Medineye karşı Mekke müşriklerinden faydalanmaktı. Gerçeği söylemek dediğin de palavra... Bizzat Hz.Peygamberin şehrinde(Medine) onunla birlikte yaşayan gayr-i müslimler Kur'an'a inanmıyor ve Peygamberle tartışmaya peygamberliğini sınamaya geliyorlardı bu nasıl bir tehlikeymiş de bunlara birşey olmamış...
Üçüncüsü; Hepten komedi çünkü zekat ayeti dediğimiz ayetle "kalpleri İslama ısındırılmak" olayı başlamıştır. Bu da Medine döneminin son yıllarına denk gelir. O zaman da zaten onlar İslam için bir tehlike arzedecek güçte değildiler. Ayrıca "kalpleri İslama ısındırılmak" adına kendilerine varlıklar verilenler, toplumsal statüsü iyi olan muhalifler değil tersine baştan beri islam toplumu ve yaşantısı ile arası barışık olan kişilerdi ve aralarında garibanlar da vardı. İslam bir devlet olarak güçlü iken neden rüşvet vermek ihtiyacı hissetsin ki. (Yani Turan Dursun seni kandırıyor

)
Yani
siez9 kendince bir şey bulup ardını aarkasını araştırmadan hep de arkası fiyasko olacak konuları açıyorsun. Bunu hep yapıyorsun...
