Gitmeler, mana taşımalı ve bir çözümün başlangıcı olmalı. Ve ben gidiyorum; sana bunları son kez yazarak. Daha önce ne vakit bunları yazdığımı yahut benzerlerini kaleme aldığımı bilmiyorum. Her halde ne zaman aklıma gitmeler düşse ilk yazdıklarım sanaydı. Nerede olduklarını bilmiyorum, her halde yaktım; şu anda hatırlamıyorum.
Neden böyle olduğu hakkında inan hiçbir fikrim yok ve bu fikirsiz halim, almakta olduğum yolda fena halde canımı yakıyor. Yolum uzun. Sen ise olduğun yerdesin.
Ben bunları sana yazarken, kim bilir kimlerlesin? Yüreğini ferah tut, artık benimle aynı şehirde değilsin! Yanlışlıkla bile karşına çıkmayacağımdan emin ve rahat ol, canım İstanbul sokaklarında. Lakin biliyorum, Kız Kulesini her görüşünde beni hatırlayacaksın, oda benden sana ufak bir hatıra olsun.
Belki hiç tanış olamayacaksın, şu anda bu sayfanın üzerine düşen cümlelerle ama ben o cümlelere seni soracağım “Nasıldır” diye.
Çok kullandığım cümlelere aşinasın ve genelde bende zuhur eden garip hallerin beyanıdır o cümleler. Bak yine kullanıyorum, ne garip bir haldir ki kendimde değilim. Kendimde olamadığımdan olacak, üç saniye evvel yazdığım bir cümleyi, neleri düşünerek kaleme aldığımı bilmiyorum.
Emin olabildiğim tek şey, ben yol alıyorum; senden uzaklaşıyor, sana koşuyorum. Gözümde yaş yok zira yüreğim yeterince dökmekte, bu yürek denilen hassas şeyin yaşı bile farklı oluyor, kan kokuyor. Gitmem gerek, o yüzden gidiyorum. Kendini suçlamayacağını biliyorum, zaten suçlaman için bir neden de yok.
Dönüşümden hiç bahsetmiyorum çünkü ayrılırken dostuma elveda diyebildim sadece, o kadar. Ve işte benden bu kadar… Ve ben gidiyorum ya, sonrasından habersiz, bir yerlere varmayı ümit ederek, şimdi sen gülmelisin.
Gidişin İlk Saatleri Hep Böyle Acı Olmalı…
Giden Hep Böyle Yanmalı…
Yanıyorum… Ve bir yanım hep kanıyor…
Kanayacak…
Remzi Şimşek


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla






değmez o güzel ellerini yıpratmaya... kanatan, gün gelir kan içinde kalır..
