Merkez, birilerini korkutmak istiyor
Merkez Bankası birilerini korkutmak istiyor da, kimi korkutmak istediği belli değil. Dün açıklanan "Finansal İstikrar Raporu" içinde iki felaket senaryosu yer alıyor. Döviz fiyatının yüzde 30 artması halinde, banka sisteminin çökeceği anlatılıyor. Türkiye'de "kriz" denilen şey "bankaların çökmesi ile başladığına göre", demek ki, döviz fiyatının yüzde 30 artması "kriz"dir.
Demek ki dolaylı olarak Merkez Bankası raporu ile ciddi bir uyarı yapılıyor. "Ekonominin istikrarı döviz fiyatlarının bugünkü çizgide kalmasına bağlıdır" deniliyor. İyi de...
(1) Döviz fiyatının bugünkü çizgide kalması neye bağlı? Bunu sağlamak için Türk ekonomisi ve Türk halkı ne fatura ödüyor ve ödeyecek?
(2) Bu sürdürülebilir bir uygulama mıdır?
Döviz 5 yıldır yerinde sayıyor
Döviz fiyatını beş yıldır aynı çizgide nasıl durduruluyor?
(1) Dünyada bir likidite bolluğu (para bolluğu) var. Bu paraları yönlendirenler, en yüksek getiri sağlayacak yatırım alanları arıyor.
(2) Türkiye dövize, dünyadaki ölçülere göre en yüksek getiriyi sağlayan ülke.
(3) Türkiye'de devlet ve özel sektör ellerindeki varlıkları müsait fiyatlarla satışa çıkarmış durumda.
Bu sayede Türkiye'ye ihtiyaçtan fazla döviz giriyor. İhtiyaçtan fazla döviz girdiği için de döviz ucuz satılıyor. Ülkedeki enflasyon (düşük oranlarda da olsa) döviz fiyatına yansımıyor. Ülkenin döviz açığının büyümesine rağmen, döviz sorunu (kıtlığı) yaşanmıyor.
Bu sayede ülke ucuz ucuz ithalat yapıyor. Ucuz ithalat içeride enflasyonun da kontrol altına alınmasına imkan veriyor.
İyi de... Bunun bir faturası var:
(1) Ülke ekonomisi her yıl 30 milyar dolar dolayında döviz açığı veriyor.
(2) Ucuz döviz nedeniyle yapılan ucuz ithalat sonucu üretim yapısı bozuluyor.
(3) Giderek daha düşük oranda katma değer yaratılabiliyor.
(4) İç talepdeki sınırlı artış yeni yatırımlara ve üretinm atyışına imkan vermediğinden ihracatı artırma zorunluluğu olmasına rağmen ucuz döviz nedeniyle irtacatta istenen artış sağlanamıyor.
(5) İhracatta istenen ölçüde artış sağlanamayınca sermaye yeni yatırım yapmıyor.
İstihda sorunu ciddiyet kazanıyor.
(7) Bu çarkı çevirmek için ödenen yüksek faiz nedeniyle bütçe gelirlerinin büyük bölümü faize gidiyor. Hükümet halktan topladığı vergi oranında halka hizmet veremiyor.
Böyle giderse...
Bu tablo sürdürülebilir mi? "Böyle gelmiş, böyle gider" olması ve de "Döviz fiyatının aynı çizgide kalması (Günün birinde dövizin yüzde 30 pahalanarak felakete neden olmaması) acaba neye bağlı?
(1) Türk ekonomisinin her yıl 30 milyar dolar döviz açığı vermesinden yabancılar korkmayacak. "Biz gönderelim, Türkler yesin" diyerek para göndermeye devam edecek.
(2) Merkez Bankası yüksek faiz uygulamasını sürdürecek. O yüksek faizi saf ve bakir Türk halkı ödemeye devam edecek.
(3) Türkiye'de tarımda ve sanayide üretim yapısı giderek çökecek. İstihdam sorununun boyutu artacak.
(4) Türkiye'de kimse de bu çarpık tabloya sesini çıkarmayacak. Halkımız olan biteni sessizce kabullenecek.
Olur mu ? Olur... Bugüne kadar nasıl oldu ise bundan sonra da olur. Çünkü "Burası Türkiye abicim!"


LinkBack URL
About LinkBacks
İstihda sorunu ciddiyet kazanıyor.
Alıntı Yaparak Cevapla