"Hep böyle içimi eksik bırakan bahar tozlarının arasından yürürken canlanıyor o sakin bakışların. Birkaç adımda sonlanacak gibi görünse de başıboş yağmurların kulaklarımda bıraktığı sesler, yanımda olmadığın zamanları özlüyorum. Hani, sanki sabahları duş alırken beni öptüğün zamanlardaki ıslaklık da olmasa içimde, tıkanıp kalacak ve bir daha nefes alamayacaksın gibi."
Durmadan başkaldıran olayların en sevimsiz parçaları gibi savrulan yanların yoktu senin ve savrulan yanlarımızda toparlanması zamanla güçleşen yara bere izleri.. Belki geçmişten ufak bir iz büyütüyordun o sessiz duruşunun hemen ardında. Hem anlatmasan nasıl bilebilecektim ki senin de bana yakın bir yol ağzında beklediğini..
Kim bilir kaçıncı saatindesin yolculuğunun. Fark ettirmeden gecene doluyorum. Eski bir şehrin anıları henüz kapanmamış sayfalarındaydım ve geçmişin satırları arasında, yavaş yavaş oluşmaya başlayan yeni bir kelimenin baş harflerini yazıyordum. Doğumumla eş bir harf seninkisi. Gündelik kısaltmalara maruz bırakılmış, coşkulu. Biliyorsun değil mi en çok huzur der bakışlarım, kimi zaman lâl olmuş dilim.. Adımlarım ne kadar ürkek de olsa yarına giden yollarda, herhangi bir durakta bir ömür beklemeyecek kadar da eminim artık.. Çünkü durakların hatırlatmalar arasındaki yerini sevmiyorum.
Evindesin.. Evinin sayısını bilmediğim odalarından birinde, latin müziklerinin ezgisini duyuyor gibiyim. Boylu boyunca uzanmışsın ve göz kapaklarında birikmiş yorgunluğun kırıntılarını temizliyorsun.. Bilsen ne çok isterdim şu anda yanında olup hiçbir şeyi düşünmeksizin kollarına bırakıp çocukluğumu uyumayı. Tüm saçma sözleri geride bırakıp o kalın çizginin gidişine gülümseyerek el sallamayı...
Gece yarısının en güzel taraflarından biri ne biliyor musun, seni düşündüğüm bir ana denk düşen ve beni mutlu eden mesajlarından birini, aklımın bir köşesine koyup birazdan onunla tasasız bir uykuya kendimi yatıracağımı biliyor olmak.
Onca yitirilmiş sevda kalıntısının üzerinden seninle çekip çıkmak, belki de hiç düşünmediğim bir mevsimde yine hiç düşünmediğim bir şeydi. Varlığının bir resmiyete bağlı olmayışı ve çıkıp gittiğin yolculuklarda neler geçirdiğini bilmesem de aklından, seninle paylaştığımız zamanların hep çocuksu bir tarafının kalıyor olması, seni bana hep hatırlatacak biliyor musun? Sakinliğinden bir parça bana ayırdığında, benim ona ne denli ihtiyacım olduğunu elbetteki tahmin etmemiştin.
Benimkisi büyük bir savaştı...
Çok kan kaybettik.
Çok yaralar verdik.
Bir bardak sütü içme anında hiç olamadım senin yanında; ama ellerinle bana yedirdiğin cornflakeslerin tadını hiç unutmayacağım hayatım boyunca. O gece bir şişe şarabı içip sabaha karşı nasıl da acıkmıştık. Sonra beraberce uyumuştuk.
Sabah hiç olmasaydı...
Uğultularla kapatıyor yeni bir günü daha İstanbul.. İç Anadolu'nun o bir zamanlar uğradığım şehrinde, kim bilir hangi sakinliğin saatindesin. Bu gece de diğer tüm gecelerde olduğu gibi seninle kapatacağım gözlerimi. İyi ki geldin ve belki de cennetin kapıları seninle açıldı, onca söze, onca haksız ithamlarına karşın hayatın.
"Hep böyle durup durup da nerden başlasam diye düşündüğüm anların birinde gelip karşıma kuruluyor, o küçük taburede oturuyorken beni sakince izleyen bakışların.. Birkaç cümle sonra sonlanacak olmasa, sabaha kadar her anını anlatabilirim o turuncu duvarların sıcaklığını.
Hani, sanki gecenin bir yarısı dansın bacaklarında bıraktığı yorgunluğa rağmen, uykumun arasında yanaklarımdan öptüğün o an, o an da olmasa duracak gibi oluyor kalbim..."
Siyahbeyazöyküler


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

