Asi bir kemandan çıkan notalar yırtıyor sensizliği. Hangi şarkı sensin, hangi satır aralarındasın. Yoksa dökülen gözyaşımda mısın? Bilinmeyen bir adres elimdeki. Gözyaşlarımla ıslanmış bir kağıtta kalmış kapının numarası. Gece düşlerimde, gündüzlerim hayalimde, adın dilimde, sevgin kalbimde.
Şuursuzca koşuyorum şimdi. Büyük kahkahalar atıyorum, deliler gibi gülüyorum. O kadar büyük kahkahalarım var ki ; içim de ki sensizliğe ağlayışımı, hıçkırıklarımı zor bastırıyorlar. Soluksuz kalıyorum, nefes almak için bir köşeye çöküyorum. Bir kenarda geçen zamana bakıyorum, hiçbir şey çocukluğumuzun o şen, o saf ve içten tebessümleri gibi kalmamış. Hepimiz kirlenmişiz, hepimiz sahte kahkahalarla gülerken, içimizdeki hıçkırıkları bastırmışız. Ve kaldığım yerden hayat koşusuna devam ediyorum. İçimde Bayram sabahına uyanmış bir çocuğun sevinci ile sana adım atıyorum.
El yazım kötü yaSana bilgisayardan mektup yazıp biriktirmeye karar veriyorum. Bir gün yazsam, bir gün bırakıyorum. Adrese postalanmayacak bir sürü mektubun var elimde. Belki bir gün gelir mektuplarını benden alırsın. Evet, evet bana gelmelisin ve bunları benden almalısın. Belki sana olan özlemimi biraz olsun bastırırım. Ne dersin?
Uzaklık ne fark eder ki? Asfalt yollar, patikalar, kestirmeler, tren garları, vapur iskeleleri, hava alanları… Ulaşılacak yollar var, hep olacak. Çıkıp şimdi kapıdan, şuracıktan; O gök kubbenin altından yıldızları yoldaş alarak yanıma gelmeyi ne kadar isterdim bilemezsin. Belki sendeki bu isteği ben de bilemem. Yine de, her şeye rağmen sana her gece bir sürü, senin adına düşler yaratıyorum. Hayaller yapıyorum içinde sen olan, benden uzaktaki sana…
Bir akşamüstü serinliğimde yanımda bir küçük şişe şarabım ve ben çıkıyoruz terasa. Güneş günlerin döndüğünü, devranların geçtiğini söylemekte. Küçük şehrimdeki karmaşayı görmelisin. Seviniyorum birden, insanlar hayat kavgalarında dahi seslerini birbirlerine duyurabiliyorlar.
Şuracıktan bağırsam ya da sesi daha da düşürerek seslensem duyar mısın? Bilirim, duyarsın, belki o sıralarda içten içe bana sesleniyorsun. Karşı apartmandakiler daha güneş kendini batırmadan demlenmeye başlamışlar. Karşılıklı kadehleri kaldırıyoruz. Hafiften açmışlar müziği biraz arabesk ama bu meretle de pop şarkılar gitmez ki “Dalgalar kumsalardan, Mutluluk masallarsa, eridi gitti ömrüm sensiz bu masalarda” Sözler güzel de kahırlanır insan, inceden depresyona girer, sensiz bunalım günlerimde.
İçim buruk, sensiz sanki Bayram da harçlık alamamış bir çocuk gibi yarım… Mutluyum, düşlediklerim sen, hayallerim sen, dilimdeki isim sen, kalbimde ki sevgi sen. Mutlulukla başa çıkabiliyorum artık. Tek bir şeyle başa çıkamıyorum Onun adı da özlem, hasret ne dersen de işte. Yarın, ondan sonraki hafta, belki yaz ortası ya da ne bileyim bir sonbahar günü/gecesi kavuşma dileği ile…


LinkBack URL
About LinkBacks



Sana bilgisayardan mektup yazıp biriktirmeye karar veriyorum. Bir gün yazsam, bir gün bırakıyorum. Adrese postalanmayacak bir sürü mektubun var elimde. Belki bir gün gelir mektuplarını benden alırsın. Evet, evet bana gelmelisin ve bunları benden almalısın. Belki sana olan özlemimi biraz olsun bastırırım. Ne dersin?




Alıntı Yaparak Cevapla






