• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    Turuncu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    8,147
    Karizma Gücü
    8

    Emrullah Emin siirleri

    SALINCAK

    1...

    ruhum bir salıncak
    savruluyorum
    savruluyorum
    bu bir düşsel oyuncak
    dönüyorum
    dönüyorum
    piyer lotideyim
    ölümün görkemine karşı çay içiyorum
    suskun bir mezar oluyorum
    kah gökdelen kah minare oluyorum
    başımı göğe kaldırınca rüzgar gülüne benziyorum
    ellerimi açınca mesihe
    kırk yıl ölümü dinlemiş bir ölümlüyüm
    ben hayatın kavisi ölümün gülüyüm
    saçlarımda kum dudaklarımda tuz
    hırkam geçiyor meclisten uykusuzum
    delilik akılsızlık değildir diyorum
    gözlerimi kör kuyuya benzetiyorlar ne ala
    ışıklı vitrinlerde satılmaz acım deyince beni anlıyorlar
    gözlerimi yerçekimine benzetiyorlar pek ala
    salıncaktayım
    bu oyuncakta
    anılarımı yargılıyor bu görkemli mezar
    kırk yıl şiir susmuş bir şiirsizim
    kırk yıldır gökdelenler ve minareler kadar kimliksizim
    güvercinlerin su içtikleri birikintideki yansıma benim
    ve iz taşır ölüm kadar hayattan gözlerim
    salıncaktayım
    dönüyorum
    başımda yosun ağrısı
    ellerimde kum
    simitçi tezgahında veya hamal sepetindedir derken ruhum
    uyanıyorum ışıklar içinde hoş, ala....

    ...

    rüyamı yağmurlar yıkıyor

    ışık kanatlı kartal geçiyor ağrının uçlarından

    ve gecede bir camii silüeti zaman

    sessiz, şaşkın, bekleyiş içinde

    bana tuhaf olan herşey neden rüya ehli için ritüel

    bana sıradan gelen şeyler neden boşluk ehli için farklı

    bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim/biliyorum

    ellerimi yıkamaya yetecek rüyadaki yağmur

    yüzüm yine aynı şaşkınlık lekesi içinde

    rüyalarımı arayacağım sabah posta kutusunda

    adıma düzenlenmiş bir imzasız mektupla birlikte



    yeni kararlara sevkedecek beni rüyam
    ve yeni kararsızlıklar açacak penceremdeki saksıdan
    ne gonca olabilmeyi, ne güle açabilmeyi bilebilmiş hezeyan
    kenti seyredeceğim dedem gibi göğsümün sol yanındaki sızıdan
    ve göçü tepeden geçip giden pikabın kasasından
    "gidilen yer gittiğin yerden ağrısız değil
    hiçbir gidiş kalandan kaygısız değil..."

    yine yağmurlar ve rüya
    sancı boş değil mevsim değişiyor
    kışın insanlar soğuktan imtina edip giyinirken
    ağaçlar bütün şehvetleriyle soyunuyorlar
    rüzgarın raksı başlıyor ağaçlarla kış boyu
    aşılayıcı bir sevda ve sükunlu bir uyku
    insanlar yazı fıtrattan sıyrılıp beklerler
    ağaçlar edeple vakti dilerler

    rüyamı rüzgarlar sallıyor
    ne olur beni affedin düşlerim
    akıp giden zamandan bize bir şey kalıyor
    rüyaların ıssızlığına takılan bilgiç gülüşlerim
    hala bana tuhaf gelen şeyler birilerine "doğal" geliyor
    ve ben hala tabi bulmuyorum yağmurdan kartal çıkmasını...

  2. #2
    Turuncu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    8,147
    Karizma Gücü
    8

    Ağri Gecesi

    AĞRI GECESİ

    I

    unuttum nereden nereye gittiğimi nicedir

    gökyüzüne bakmadan dua ediyor

    ağır ağır sövüyorum karanlığına yaşamın

    oysa bütün günahları tanıdım tek tek

    herkes kadar saklıyorum gece yarıları

    herkes kadar sakındığımdan yana gür çıkıyor sesim

    ah bu zamana düşen sol böğrümü döven yaşamak ağrıları

    uykusuz geceler ardı kente yorulan ayaklarım

    yarin sesi bir çocuk ağlaması kadar içli

    yarin "gel" demesi ve "hiç dönmedimki bu kentenin şaircesi"

    sana güller aldım yar ağrılı sabahlarda seni öptüm yar gözlerinden



    geçtim ve unuttum yürüyüş nerede idam

    bu akşam ağrısı erken başladı

    göğe bakıyorum, dua ediyorum

    "beni bırakmadın biliyorum eyyubi bir kıssadır şimdi ağrım

    beni bırakmadıysan beni tutarsın biliyorum ey sezgi veren..."

    başım dönüyor sayıklıyorum ıssızlığı

    ağaçlar yaşayan eşyalarıdır çocukluğumun

    her yaslandığım ağaç tanır ağrımı

    acımı tanır gözyaşlarımı ve isyanımı

    koşarak geçtiğim yollarda toza toprağa ve hıçkırığa bulandığımı

    mezarlık önünden usul usul geçişimi bilir

    can suyudur orada hüznüm, duam ve yitişim



    içtim pınarından elemin

    ağrıyan yanımda yükseliyor ümidim

    öyle çok geçiyorumki kendimden

    kendimden geçince sahipsizliğimin sahibi oluyor duam...

    II

    ağrıya ilaç ağrıyı verene traji komik isyan

    herşeye bir deva unutmaya ve günahsızlığa da

    düşünmeden derdi dermana koşulan yaşamada

    içim dışım sövgü dolu bugün ağrısızlığıma

    arınmak isterken ve yol düşlerken

    ne işim var derdini idrakten yoksun bu çağ insanı çehreyle

    yoksa yoksa haketmedim mi bu kadar

    bu kadar haketmedim mi sorgulu prangayı

    ...beni çağın aklıyla yargılayıp akılsızlığıma ulaşanlara inat

    ağrımı alıyorum koynuma yar diye uzanıp boylu boyunca

    ağrımı anlıyorum kendime aynalardan bakınca...

    III

    yine bir ağrı gecesi

    bin pişman uykusuz bin pişman sefil

    korku korku alıyorum her nefesimi

    ya ağrıya uyanmadan ansızın, acımı haykırırsa israfil?...

    IV

    büyütecek birşey yok

    herşey o kadar büyükki

    ağrımı kaplıyor

    V

    ölebirim şimdi saat durabilir

    kınından çekilebilir kılıçlar

    silah her an bozabilir mertliği

    saçlarıma dokununca rüzgar

    yer yer ve zaman zaman

    hayata dokunabilir ölüm

    bana ve mutluluğumu da

    teselli edeyim insanları

    ölünce geride kalanlarınızı gözyaşları büyütür

    ve bazı küçük yer değiştirmeler

    hatırlamalarında belki

    sızı sızı içgeçirmelerle

    ağrım söyletse de ölümü

    hayatı anlamadan ölmez insan

    ve unutulmaz anlaşılmadan...

    VI

    doktor bana iyi olacaksın deme

    iyi öleceksin de

    de ki sonsuzluktan yana -hala- bir ümidim olsun

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    01-11-2006
    Mesajlar
    874
    Karizma Gücü
    0
    Tşk ederim

  4. #4
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    ÜÇ NOKTA...

    söze nokta düşüren öz nedir bilmeli

    gül bahçesine girip kanamadan çıkarak

    ürkütmeden mağaradan ak güvercinleri

    duyarlılıklarını kayalıklarda bırakıp

    iç sesinde susup duran bilgeyle halleşmeli



    kelimesiz çoğalmalı söz için ansızın

    geçerek elleriyle yorulan endişelerden

    sokağın fahişe kahkahasına düşürmeden şiiri

    ancak kutsal emanetlerin saklanacağı bir sandıkta

    noktayla başlayan sonsuzlukta vermeli



    ölüm tuhaf bir ayrıntı olsa da orda

    üç nokta ıssızlıktır bunu yazarken geceye

    onun çığlığını hiç kimse bilmemeli

    sesini duyarken günahsız yüreklerin

    direnmeli karanlığa ve kendinden geçmeli



    sözü susuşa erdirenlerin yoludur bu

    noktalar gizemli çığlık resitalidir boşlukta

    açılmadan gecenin yürek savuran sesi

    varılacak menziller yorulmalı adımla

    şiir o kapıyı çalmadan hiç kimse bilmemeli




    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  5. #5
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    HÜRRİYET

    Ey ruhum !.. şu esareti bırak da,

    Aynalar böylesi bir yanan görsün.

    Son sözün söylendiği son durakta;

    Gerçekten habersiz bir zaman sürsün.



    Vuslatı bir kulluk, özgürlüğe eş,

    Son durak varlığın, huzura kardeş.

    Doğunca ufkunda ebedi güneş,

    İşte sen, işte sen, o zaman hürsün...



    &#199RPINIŞ

    Tarifsiz bir ağrı yine başımda,

    Yazık ki hiç kimse etmez aldırış;

    Belirsiz bir korku durur karşımda,

    Yaptığım tek şey sessizce haykırış.



    Unutmaktır diyerek o son çare,

    Ve gömüp, başımı öylece yere,

    Gün olup koşsam da pencerelere;

    Bende ki o son hal, yine, çırpınış...



    NOKTA SENFONİSİ

    noktalar...

    varda ve yoktalar

    bağrımdaki oktalar

    elimin terazisinde

    dilimin ezgisinde

    azaldıkça çoktalar



    gecede, şafaktalar

    özde topraktalar

    başları sükunlu gece

    düşleri zorlu bilmece

    sanki bir hamaktalar



    benimle oynamaktalar

    hep saklanmaktalar

    ben bir körebeyim

    noktasız bir gölgeyim

    onlar hep uzaktalar



    söz ile ufuktalar

    göz ile ayaktalar

    benim durmadan çöken

    saydam acılar çeken

    şiirde, uyaktalar



    karada ve aktalar

    "şu güzele bak"talar

    yoruldum söylemekten

    zaman onlara erken

    belki bir tuzaktalar



    o mutlak duraktalar

    yolları ıraktalar

    ben bilirim yolları

    yolda geçen yılları

    seyyahla "yazık"talar

    seyyahla "yazık"talar...



    ŞEYTANIN İŞİ

    şeytan aldı götürdü

    bende kalması bana en büyük cezaydı

    geri getirdi...



    KENDİNİN EZGİSİ

    uzak bir şehri düşünürken

    yola çıkardı

    uzak şarkıları dinlerken

    şiir yazardı



    kendini ararken

    kendinden korkardı



    söylemek isterdi

    sözü yakardı

    varmak isterdi

    izi yakardı

    yokuştan kaçar

    düzü yakardı



    kendinin dağına

    kendi çıkardı



    o suydu

    susuzluktu

    umuttu

    umutsuzluktu

    insandı

    ve sonsuzluktu



    yola bakardı

    mesafeyi yakardı



    TEMMUZA ISLAK BİR DOKUNUŞ

    temmuzdu

    toprak yağmura hasretti

    ben toprağa

    topraktan yaratılmış olmanın olgunluğuyla

    ellerimde gül kokusu hasreti

    uzanmış gök denen direksiz dama

    düş kuruyordum

    hayallerimin salıncağından düşerken

    temmuzdu

    yağmur yağıyordu

    dedemin görmüş geçirmiş gözyaşları akıyordu

    ben---yani yolunu yitirmiş bir yağmur damlası---

    dedemin yanaklarına düşüyordum

    temmuzdu

    üşüyordum



    FARKINDA MISIN?

    yol olmaktasın

    yola düştükçe

    hayat bulmaktasın ansızın

    ölümü düşündükçe

    farkında mısın sen bir başka güzelsin

    kendini soyunup

    kimsesizliğini giyindikçe



    FISILTI

    bir şey fısıldıyor kulağıma

    şu ceviz ağacının susuşu

    gökyüzünün derinliği

    rüzgarın tenime değişi

    uzakta havalanan kuşun

    kanat sesi

    tabiatın duygularıma eşliği

    hayat bir şey fısıldıyor kulağıma

    ve şaşırtıyor beni...



    G&#214GELER

    aynadaki aksiniz konuşabilseydi

    sustuklarınızdan kaçardınız

    sustuklarınızı söyleyebilseniz

    gölgeleri anlardınız...



    ISLAK SORU

    heykeller ıslanır ama söyle bana üşür mü?

    düşünen adam heykeli karşısında bir deli

    üşümeyi düşünür mü?



    KAPI

    ölüm geldiğinde kapıyı çalsaydı

    ömür boyu kapımızı kimselere açmazdık

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. "Can Yucel" Hayatı ve Siirleri
    2005 Konuları bölümünde detays tarafından açılmış
    Yanıt: 9
    Son Mesaj: 08.01.06, 00:59

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •