SALINCAK
1...
ruhum bir salıncak
savruluyorum
savruluyorum
bu bir düşsel oyuncak
dönüyorum
dönüyorum
piyer lotideyim
ölümün görkemine karşı çay içiyorum
suskun bir mezar oluyorum
kah gökdelen kah minare oluyorum
başımı göğe kaldırınca rüzgar gülüne benziyorum
ellerimi açınca mesihe
kırk yıl ölümü dinlemiş bir ölümlüyüm
ben hayatın kavisi ölümün gülüyüm
saçlarımda kum dudaklarımda tuz
hırkam geçiyor meclisten uykusuzum
delilik akılsızlık değildir diyorum
gözlerimi kör kuyuya benzetiyorlar ne ala
ışıklı vitrinlerde satılmaz acım deyince beni anlıyorlar
gözlerimi yerçekimine benzetiyorlar pek ala
salıncaktayım
bu oyuncakta
anılarımı yargılıyor bu görkemli mezar
kırk yıl şiir susmuş bir şiirsizim
kırk yıldır gökdelenler ve minareler kadar kimliksizim
güvercinlerin su içtikleri birikintideki yansıma benim
ve iz taşır ölüm kadar hayattan gözlerim
salıncaktayım
dönüyorum
başımda yosun ağrısı
ellerimde kum
simitçi tezgahında veya hamal sepetindedir derken ruhum
uyanıyorum ışıklar içinde hoş, ala....
...
rüyamı yağmurlar yıkıyor
ışık kanatlı kartal geçiyor ağrının uçlarından
ve gecede bir camii silüeti zaman
sessiz, şaşkın, bekleyiş içinde
bana tuhaf olan herşey neden rüya ehli için ritüel
bana sıradan gelen şeyler neden boşluk ehli için farklı
bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim/biliyorum
ellerimi yıkamaya yetecek rüyadaki yağmur
yüzüm yine aynı şaşkınlık lekesi içinde
rüyalarımı arayacağım sabah posta kutusunda
adıma düzenlenmiş bir imzasız mektupla birlikte
yeni kararlara sevkedecek beni rüyam
ve yeni kararsızlıklar açacak penceremdeki saksıdan
ne gonca olabilmeyi, ne güle açabilmeyi bilebilmiş hezeyan
kenti seyredeceğim dedem gibi göğsümün sol yanındaki sızıdan
ve göçü tepeden geçip giden pikabın kasasından
"gidilen yer gittiğin yerden ağrısız değil
hiçbir gidiş kalandan kaygısız değil..."
yine yağmurlar ve rüya
sancı boş değil mevsim değişiyor
kışın insanlar soğuktan imtina edip giyinirken
ağaçlar bütün şehvetleriyle soyunuyorlar
rüzgarın raksı başlıyor ağaçlarla kış boyu
aşılayıcı bir sevda ve sükunlu bir uyku
insanlar yazı fıtrattan sıyrılıp beklerler
ağaçlar edeple vakti dilerler
rüyamı rüzgarlar sallıyor
ne olur beni affedin düşlerim
akıp giden zamandan bize bir şey kalıyor
rüyaların ıssızlığına takılan bilgiç gülüşlerim
hala bana tuhaf gelen şeyler birilerine "doğal" geliyor
ve ben hala tabi bulmuyorum yağmurdan kartal çıkmasını...


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla


RPINIŞ
GELER