Ne çok şey var paylaştığı, aynı zamanda paylaşmayı öğrettiği... Düğün günüm geldi aklıma!
Tebrik faslı bitmiş, herkes masalarında. İkinci kadehe çoktan geçilmiş. Annem geldi yanıma. Dedi ki "Kızım sen gelinsin, çok içme. Çok da gülme!" Öyle ya; gelin kısmı nazlı nazlı oturur, hem ağlar hem gider... Ama hiç uymadı ki bu söz bana. Bugün benim günüm, eğlenirim de içerim de. Mutluluğu paylaştı rakı benimle...
Birkaç yıl sonra, bir akşam üzeri eşim benden önce gelmiş eve. Oturmuş koltuğa, koymuş rakısını da yanına. Sevinç de var endişe de gözlerinde. "Terfi ettim"dedi, "Ama hazır mısın şehir değiştirmeye?" O akşam oturduk başbaşa, rakı soframız şahittir bütün kutlamalarımıza ve planlarımıza.
Gurbetteyiz artık! Aile olmayı, birbirimize dört elle sarılmayı öğrendik en başta... Geride bıraktık doğup büyüdüğüm İstanbul'u, ailemi ve diğer bütün sevdiklerimi. Sonra tekrar tayin! Bu sefer İzmir'deyiz. Ama bu kadar mı yakışırız bu şehire yada şehir bize. Rakı da daha mı tatlı ne... Hissetmedik gurbetliği bile.
Geride bıraktıklarımız da yerleştiler Ege'ye. Kimi Ayvalık'a, kimi İzmir'e. Artık birlikte kaldırıyoruz rakı kadehlerimizi imbat saatinde. O muhteşem gün batımının eşliğinde...
Nesrin Yersel


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

