BÜYÜME VE SANAYİLEŞME POLİTİKALARI
Giriş
Cumhuriyet döneminde Türkiye**’nin büyüme ve sanayileşme politikalarına
baktığımızda değişik dönemlerde değişik büyüme ve sanayileşme politikalarının
uygulandığını görüyoruz. Bu açıdan değişik dönemlerde uygulanan büyüme ve
sanayileşme politikalarının ayrı ayrı ele alınarak incelenmesi gereklidir. Türki*ye Cumhuriyeti’nde uygulanan büyüme ve sanayileşme politikalarının niteliğine
baktığımızda beş farklı dönemin olduğunu görüyoruz. Bu dönemleri aşağıdaki
şekilde belirtebiliriz.
a.1923-1929 Dönemi
b.1930-1949 Dönemi
c.1950-1960 Dönemi
d.1961-1980 Dönemi
e.1980-2000 Dönemi
Bu dönemlerde uygulanan politikaları incelerken dünya ekonomisindeki
gelişmelere ve bu gelişmelerin Türk ekonomisi üzerine etkilerine de kısaca değinmek Türkiye’de bu dönemlerde uygulanan büyüme ve sanayileşme politikalarını daha iyi bir biçimde anlamamız açısından önemlidir.
1923-1929 Dönemi
29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilen Cumhuriyet’den hemen sonra uygulamaya konan büyüme ve sanayileşme polikaları 17 Şubat 1923 yılında İzmir’de toplanan 1.Türkiye İktisat Kongresi’nde belirlenmiştir. Bu kongrede Türkiye Cumhuriyetinde iktisadi kalkınmanın esas olarak piyasa ekonomisi içinde ve Türk müteşebbisler eliyle sağlanması kararlaştırılmıştır.1. Türkiye İktisadi Kongresi’nde alınan kararlar çerçevesinde 1923-1929 tarihleri arasında Türkiye’nin hızla sanayileşmesi esas alınmış ve bu amacın gerçekleşmesi için liberal iktisat politikaları uygulanmıştır. Bu dönemde, Sovyetler Birliğinde sosyalist ekonomi sistemi uygulanmasına karşın, Dünya’da hakim iktisat sistemi liberal piyasa ekonomisidir. Türkiye Cumhuriyeti ve onun kurucusu Mustafa Kemal Atatürk sosyalist ekonomik sisteme itibar etmemiş ve liberal piyasa sistemini esas almıştır.
1.Türkiye İktisat Kongresi’nde alınan kararlar çerçevesinde milli sermeye ye dayanan bir banka kurulması için o dönemde İktisat Bakanı olan Celal Bayar Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından görevlendirilmiştir. Celal Bayar İktisat Bakanlığından ayrılmış ve gerekli çalışmaları yapmıştır.
Böylece özel sanayi girişimlerine yatırım ve işletme sermayesi sağlamak için 1924 yılında İş Bankası kurulmuştur. İhracat yapan firmaların ithal ettiği yatırım malı ve hammaddeler gümrük vergisinden istisna edilmiştir. Tarım üretimini teşvik etmek ve o dönemde nüfusun % 90’ı teşkil eden köylülerin refah düzeyini arttırmak için 1925 yılında aşar vergisi kaldırılmıştır.
1927 yılında Sanayi Teşvik Kanunu çıkartılarak özel sektöre çok kapsamlı teşvikler getirilmiştir. Bu çerçevede Sanayi sektöründe faaliyet gösteren firmalar emlak ve kazanç vergilerinden istisna edilmiş ve bu firmalara devlet tarafından bedava arsa tahsis edilmiştir. Taşımacılıkta devlet sanayi kuruluşlarına düşük fiyat uygulamış ve belli şartlarda sübvansiyon vermiştir. Bu politikalar 1930 yılına kadar kararlı ve kapsamlı bir biçimde uygulanmıştır. 1923-1929 döneminde uygulanan büyüme politikalarının başarılı olduğunu görüyoruz. Yapılan istatistik hesaplarına göre bu dönemde yıllık ortalama büyüme hızı %10,3 olarak gerçekleşmiştir. Ancak, 1929 yılında dünya ekonomisinde ortaya çıkan büyük kriz Türkiye’de liberal iktisat politikalarının uygulanmasını sona erdiren en ö nemli faktör olmuştur. 1929 bunalımı finansman piyasalarında başlamış ve kısa sürede reel ekonomiye yayılmış ve dünya ekonomisi büyük bir krize girmiştir.
1930-1949 Dönemi
1929 büyük ekonomik bunalımı Türk ekonomisini çok olumsuz bir biçimde etkilemiştir. Özerlikle Türkiye’nin ihraç ürünlerini teşkil eden tarım ürünleri ve hammaddelerin fiyatlarında çok önemli düşüşler yaşanmıştır. Dış ticaret bilançosunda önemli açıklar ortaya çıkmıştır. Türk ekonomisinin durgunluğa girmesiyle özel sektör yatırım yapamaz hale gelmiştir. Bunun sonucunda Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulanan büyüme ve sanayileşme politikalarında çok önemli değişiklik yapılmıştır. Liberal iktisat politikası yerine devletçilik politikası uygulanmaya başlamıştır. Devletçilik politikasının esasını devletin kurduğu kamu iktisadi kuruluşları ile sanayi, madencilik ve hizmet sektöründe yatırım yaparak büyüme ve sanayileşmenin sağlanmasında aktif olarak rol alması teşkil etmektedir. Özellikle, devletçilik politikasının temel unsurlarını aşağıdaki şekilde belirtebiliriz.
a. Yüksek gümrük vergileri ve kotalarla desteklenen koruyucu dış ticaret politikası uygulanmaya konulmuştur.
b. Türk Parasının Değerini Koruma Kanunu çıkartılarak sert bir kambiyo kontrol rejimi uygulanmaya başlamıştır.
c. Yabancı sermayeye ait tesisler devletleştirilmiş ve yabancı özel sermeye yatırımları yasaklanmıştır.
d. İktisadi büyümenin sağlanmasında sürükleyici sektör olarak sanayi sektörü esas alınmış ve kurulan iktisadi devlet teşekkülleri ile kamu yatırımları sanayi sektörüne kanalize edilmiş ve devlet doğrudan üretici durumuna girmiştir.
e. Sanayileşmenin finansman yükü geniş ölçüde tarım kesimine yüklenmiş ve bu kesimden vergi ve fiyat politikaları yoluyla sanayi kesimine kaynak aktarılmıştır.
f. Beş yıllık sanayi programları hazırlanmış ve böylece dar kapsamlı bir planlı ekonomi uygulamasına geçilmiştir.
1933-1937 yıllarını kapsayan Birinci Beş Yıllık Sanayi Programı bütünü ile uygulanmıştır. 1938-1943 yıllarını kapsayan İkinci Beş Yıllık Sanayi Programı uygulamaya konmuş ancak II. Dünya savaşının başlaması nedeniyle tam olarak hayata geçirilememiştir. Devletin sanayi yatırımlarını finanse etmek ve sanayi tesisleri kurmak için 1933 yılında Sümerbank kurulmuştur. Devletin madencilik yatırımlarını finanse etmek ve madencilik işlemlerini kurmak için 1935 yılında Etibank kurulmuştur. Devletçilik politikalarının uygulandığı dönemde demir-çelik, çimento, kağıt, kimya, şeker ve tekstil fabrikaları kurulmuştur. Ayrıca yabancı firmaların sahip olduğu demir yolları devletleştirilmiştir. Demiryollarına büyük ölçüde yatırım yapılmıştır. Ulaştırma sektörünün geliştirilmesine katkı yapılmıştır. Madencilik sektöründe başta kömür olmak üzere 1930’lu yıllarda yıllık ortalama büyüme hızı % 5,6 olmuştur. Rostow’a göre Türk ekonomisinde take off bu dönemde gerçekleştirilmiş ve sürükleyici sektör sanayi sektörü olmuştur. Nitekim, 1931-1939 yılları arasında sanayi üretimi % 74 artmıştır. Bu dönemde sanayi ve madencilik sektörüne yapılan büyük miktardaki yatırım esas olarak milli kaynaklardan finanse edilmiştir. Türkiye bu dönemde tekstil fabrikaları kurmak için Sovyetler Birliğinden 8 milyon dolar ve Karabük demir-çelik fabrikasını kurmak için Büyük Britanya’dan 13 milyon sterlin kredi almıştır. Bunun dışında dış kaynak kullanılmamış ve yatırımlar büyük ölçüde iç finansman kaynakları kullanarak yapılmıştır.
1940-1949 yıllarında II. Dünya Harbi nedeniyle Türk ekonomisinde büyük
bir büyüme gerçekleştirilememiştir.


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla
, iç ve dış borç faiz ödemeleri, konsolide bütçe vergi gelirlerinden daha fazla (%103), 1950’li yılların sonunda başlayarak gittikçe artan sıklıkla yaşanan krizler ve bu krizlerden çıkmak için IMF ile yapılan 16 stand-by anlaşması.