• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
15 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    10-06-2007
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0

    Allâhu Teâlâ Mekândan Münezzehtir

    Allâhu Teâlâ Mekândan Münezzehtir


    Allâhu Teâlâ’yı mekândan münezzeh olarak bilmek Ehl-i Sünnet’ Vel-Cemaat’in akidesidir

    Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

    لَيْسَ كَمِثْلِه شَىْءٌ وَهُوَ السَّميعُ الْبَصيرُ

    (Eş-şurâ suresi, 11. âyet)
    Manası: Allâh’ın benzeri hiç bir şey yoktur

    Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

    وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ

    (El-İhlas suresi, 4 âyet)
    Manası: Allâh’ın hiç bir yönden benzeri yoktur

    Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

    فَلاَ تَضْرِبُوا للهِ الأمْثَال

    (En-nahl suresi, 74. âyet)
    Manası: Allâh hakkında misaller vermeyiniz yani O’nu yaratılmışlara benzetmeyininz.

    Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

    وَلِلّهِ الْمَثَلُ الاَعْلى

    (En-nahl suresi, 60. âyet)
    Manası: Allâh’ın vasıflanması diğerlerinin vasıflanması gibi değildir.

    Rasûlullâh sallallâhu âleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
    “Allâh, kendisinden başka bir şey yokken vardı...“
    Bu demektir ki ezelde (başlangıçsızlıkta) Allâh’tan başka hiç bir şey yoktu. Ne zaman, ne de mekân ne insan ne de melek ne hayvan ne de cin ne gök ne de yeryüzü.

    Rasûlullâh sallallâhu âleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
    “Ya Allâh sen zahirsin senin üstünde bir şey yok ve sen bâtınsın senin altında bir şey yoktur“
    Beyhakî demiştir ki, dostlarımız bu Hadisi delîl göstererek: “Üstünde ve altında bir şey bulunmayan mekansız olarak vardır“ demişlerdir.

    Büyük imâm Âbdul-Kâhir bin Tahir Et-Temîmî El-bağdâdî “El-farku beynel-fırak“(Fırkalar arasındakı farklar) adlı kıtabında şöyle demiştir: “Onlar (âlimler) O’nu (Allâh’ı) mekân kuşatmadığına ve O’na zaman cereyân etmediğine dâir icmâ etmişlerdir.“

    Rasûlullâh’ı amcasının oğlu Alî radıyallâhu anhu Allâh hakkında şöyle der:

    كَانَ اللَّه وَلاَ مَكَان وَهُوَ الآنَ عَلَى مَا عَلَيْهِ كَانَ
    ( رَوَاهُ أَبُو مَنْصُورٍ الْبَغْدَادِي)

    “Allâh mekân yokken vardı, O şimdi de olduğu gibidir.“ Bunu Ebû Mansûr El-Bağdâdî rivayet etmiştir.

    Yine Alî radıyallâhu anhu Allâh hakkında şöyle diyor:

    إِنَّ اللَّه خَلَقَ الْعَرْشَ إِظْهَاراً لِقُدْرَتِهِ وَلَمْ يَتَّخِذْهُ مَكَاناً لِذَاتِهِ
    ( رَوَاهُ أَبُو مَنْصُورٍ الْبَغْدَادِي)

    “Muhakkak ki Allâh arşı kudretinin büyüklüğünü göstermek için yaratmıştır ve onu kendi zâtı için mekân edinmemiştir.“ Bunu Ebû Mansûr El-Bağdâdî rivâyet etmıştır.

    El-kuşayrî, risâlesinde hazret-i Cafer Es-Sâdığın şöyle dediğini rivâyet eder:

    "مَنْ زَعَمَ أَنَّ اللَّهَ فِي شَيْءٍ أَوْ عَلَى شَيْءٍ أَوْ مِنْ شَيْءٍ فَقَدْ أَشْرَكَ إِذْ لَوْ كَانَ فِي شَيْءٍ لَكَانَ مَحَصُورًا وَلَوْ كَانَ عَلَى شَيْءٍ لَكَانَ مَحْمُولاً وَلَوْ كَانَ مِنْ شَيْءٍ لَكَانَ مًحْدَثًا أَيْ مَخْلُوقًا
    (رَوَاهَ الْقُشَيْرِي )

    “Kim Allâh’ın bir şeyde veya bir şeyin üzerinde bulunduğunu veya bir şeyden olduğunu iddia ederse müşrik olmuş olur. Çünkü bir şeyde bulunsaydı kuşatılmış olurdu. Şayet bir şeyin üzerinde bulunsaydı taşınmış olurdu ve şayet bir şeyden olsaydı sonradan olmuş olurdu.“ yani yaratılmış olurdu.

    Kendisine İmâmus-seccâd (çok secde eden imâm) diye lakap verilen hazret-i Alî’nin oğlu Huseyn’in oğlu Alî Zeynul-âbîdîn Sahife-i seccadiyyesinde Allâh hakkında şöyle diyor:

    أَنْتَ اللَّه سُبْحَانَكَ لاَيَحْوِيكَ مَكَانٌ
    ( رَوَاهُ الإِمَام الزَّبِيدِي فيِ الإِتْحَاف)

    “Seni noksan sıfatlardan tenzîh ederim seni mekân kuşatmaz.“ Bunu Ez-Zebîdî İthâf adlı kitabında rivayet etmiştir.

    Yine Zeynul-âbîdîn Allâh hakkında şöyle diyor:

    "لَسْتَ بِمَحْدُودٍ فَتُحَدُّ
    رَوَاهُ الإِمَام الزَّبِيدِي فِي الإِتْحَاف

    “Sen sınırlı değilsin ki sınırlandırılasın.“
    Bunu Ez-Zebîdî İthâf adlı kitabında rivayet etmiştir

    Yine Zeynul-abîdîn Allâh hakkında şöyle diyor:

    "لاَ تُحَسُّ وَلاَ تُمَسُّ وَلاَ تُجَسُّ
    ( رَوَاهُ الإِمَام الزَّبِيدِي فِي الإِتْحَاف)

    “His edilmessin, ellenmessin ve dokunulmassın.“
    Bunu Ez-Zebîdî İthâf adlı kitabında rivayet etmiştir.

    Şeyh Ahmed Er-Rifâî radıyallâhu anhu tenzîh hususunda şöyle der: “Allâh’ı tanımanın son derecesi O’nun Mekânsız ve keyfiyetsiz olarak var olduğunu kesin bilmektir.“

    Hanbelî alimlerinden olan İmâm İbnil-Cevzî “Müdhiş“ adlı kıtabında şöyle der: Misaller ancak benzerleri olana verilir. Nasıl O’nun (Allâh’ın) hakkında nasıldır denilebilir onun hakkında keyfiyet muhâl (imkânsız) olduğu hâlde. Vehimler O’nu hayâl edemez ve akıllar O’nu kavrayamaz.

    Bundan başka şunları da der: “ O’na (Allâh’a) keyfiyet veren O’nu tanımamıştır, O’nun hakkında misaller veren O’nu tevhîd etmiş değildir ve O’nu (yaratılmışlara) benzeten O’na ibadet etmiş değildir. Benzetici a’şâdır ateist ise kördür. “

    Fetava-i Hindiyye adlı kitabta aynen şöyle geçer: “Allâhu Teâlâ’ya mekân’ı isnat eden kâfir olur.“

    Ehli Sünnet Vel Cemaat’inin İnançta iki imâmlarından biri olan Ebul-Hasen El-Eşârî radıyallâhu anhu “En-Nevâdir“ adlı kitabında şöyle demiştir:
    Kim Allâh’ın cisim olduğuna inanırsa o Rabbini tanımış değil ve muhakkak ki O’na inanmış da değildir.“

    Şeyh Abdul-Ğanî En-Nablusî “Elfethur-rabbânî“ adlı kıtabında şöyle der: “Kim Allâh’ın gökleri veya yeryüzünü doldurduğuna veya arşın üstünde oturan bir cisim olduğuna inanırsa o kendisinin müslüman olduğunu iddia etse bile, kâfirdir.“

    Selef ile halef alimleri Allâh hakkında O’nun bir yönde bulunduğuna inananın kâfir olduğuna dâir ittifâk etmişlerdir El-Hâfız El-Irâkî’nin bildirdiği gibi. Bunu Ebû Hânîfe, Mâlik, Şafiî, Ebul-Hasen El-Eşârî ve Ebû Bekir El-Bâkillânî de söylemiştir. Bu Alimlerin bunu söylediklerini Molla Alî El-Kârî “El-Muşkat“ adlı kıtabın açıklamasında zikretmiştir.

    Bu inanç milyonlarca muslümanın yani Hicâz, Endonesya, Malezya, Hindistan, Bangladeş, Pakistan, Türkiye, arap Fas, şâm diyârları (Filistin, Süriye, Lübnan, Ürdün ) Mısır, Irak Sudan, Afrika, Dağistan, Şişan, Buhâra, Cürcan, Semerkant, ve bundan başka ülkelerdeki müslümanların inancıdır.

    Selef: İlk üç asırlarda olanlardır. Yani Rasûlullâh sallallâhu âleyhi ve sellem’ın, ondan sonra gelenlerin ve onlardan sonra gelenlerin bulundukları asırlarda yaşayanlardır.

  2. #2
    megun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-11-2005
    Mesajlar
    603
    Karizma Gücü
    0
    Merhaba Ehlisünnet,

    Öncelikle bu önemli konuyu açtığın için teşekkürler. İlmin başı Allah'ı bilmektir bence. Bu noktada yazında çok önemli tespitler var ve bu tespitlerin pek çoğu aslında biz müslümanlar arasında meydana gelen ayrılıkların temel sebebi.

    Bir kişinin müslümanım demesinin çokta önemi yoktur çünkü İslam lafzen yaşanacak bir şey değildir. İslam bir yaşam biçmidir ve kal'den çok hal ilmidir. Müslüman olduğuna inanan kişi öncelikle Allah adı ile neye iman ettiğini araştırmalıdır. Çünkü eğer Allah adı altında inandığı kavram gök tanrısının şekil değiştirmiş bir versiyonu ise, bu kişi ömrü boyunca başını secdeden kaldırmasa bile imanı taklidi bir imandır.

    Hayatta yapabileceğimiz en büyük hata kendimizi kandırmaktır. Olmayan bir tanrı/allah adlı varlığa tapınmak sureti ile ömrümüzü heba ederiz gideriz. Ancak oldukça ince bir çizgidir bu çizgi ve çok acı verir Tanrıyı öldürmek. Ancak Tanrıyı yok etmeden İslamı anlama şansımız yoktur.

    La ilahe ile hevamızı tanrı edinmeyi bırakıp var olan tek varlığı anlamaya çalışmamız lazım. Yoksa "tahir" olmayanlar el sürmesin hükmünce tanrı düşüncesiyle Kuran'ı anlamak imkansızlaşır ve pek çok çelişkiler yumağı ile karşı karşya geliriz.

    Yukarıdaki yazıdaki bir bilgi çok önemli.
    Sen sınırlı değilsin ki sınırlandırılasın


    Kim Allâh’ın gökleri veya yeryüzünü doldurduğuna veya arşın üstünde oturan bir cisim olduğuna inanırsa o kendisinin müslüman olduğunu iddia etse bile, kâfirdir.
    “Allâh’ı tanımanın son derecesi O’nun Mekânsız ve keyfiyetsiz olarak var olduğunu kesin bilmektir.“
    Aslında yazının tamamı çok güzel. Kurandaki diğer ayetlerde bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu söyleyen, ne yöne bakarsak bakalım vechini gördüğümüzü söyleyen Allah anlayışımıdır anlayışımız yoksa bir gök tanrısımıdır, kızgın mı kızgın, üzerinde kafa yoranları cehenneme atan, varlığını sorgulayanlardan nefret eden...

    Bir müslüman olarak ne kadar düşünüyoruz varlığımız evren ile ilişkimizi. Oysa en temel konudur ve kişinin gerçek şuursal özgürlüğe adım atışının ilk basamağıdır bu. Ki İslamın veya selamete ermenin bir diğer anlamıda özgürleşmektir. Muhyiddin arabi'den bir alıntıyla bitirmek isterim yazımı. Şartlanmalardan arınmış özgür düşünmeyi nasib etsin dileyen herkese. Ve de şuurumuzdaki putları yıkmayı kolaylaştırsın bizlere inşallah!!!
    Sen nesin ?
    Şüphesiz ; sen , sen değilsin..
    Sen osun.. Ama sen , sen olaraktan değil..
    O , bir giriş şekli ile sana dahil değildir . Ama, bir çıkış şekli ile de , senden hariç değildir .. Keza ; sen de onun haricinde değilsin .
    Bu anlattığım mana ile : Senin mevcud olduğunu kasd etmiyorum.. Keza sıfatını da..
    Şunu anlatmak istiyorum : sen hiç bir zaman var olmadın . Olman da mümkün değil..
    Her şeyi bir yana at..
    Hiç bir şeyle olma.. Hatta sen , sen olma.. Hele nefsinle hiç olma..
    Onunla , yani : Hak'la da olma . Hatta , onda da olma . Onunla birlikte de olma..
    Fakat , şunu da unutma ki : Sen ,ne bir fanisin; ne de bir mevcud.. Sen osun ; o da sen..
    Bu arada şu manayı da anla : Allah-ü Taala alemlerden hiç birine muhtaç değildir ; ganidir..
    Bunun böyle olması için ne bir illet lazım gelir; ne de bir sebep..
    Saygılarımla

  3. #3
    vega5 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-04-2007
    Mesajlar
    202
    Karizma Gücü
    0
    Fetava-i Hindiyye adlı kitabta aynen şöyle geçer: “Allâhu Teâlâ’ya mekân’ı isnat eden kâfir olur.“

    peki mirac gecesi muhammed bir mekanda görüşmedimi? bir mekanda görüşmediyse, onu mirac gecesi neden refref denen asansör biryere taşıdı MEKANSIZLIĞAMI?

  4. #4
    Şimdi Gitmek Zamanı... korhan25 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-05-2006
    Mesajlar
    2,175
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı vega5 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Fetava-i Hindiyye adlı kitabta aynen şöyle geçer: “Allâhu Teâlâ’ya mekân’ı isnat eden kâfir olur.“

    peki mirac gecesi muhammed bir mekanda görüşmedimi? bir mekanda görüşmediyse, onu mirac gecesi neden refref denen asansör biryere taşıdı MEKANSIZLIĞAMI?
    Mirac olayi hicretten bir yil ya da onyedi ay önce Receb ayinin yirmi yedinci gecesi gerçeklesir. Olayin iki asamasi vardir. Birinci asamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'in andigi bu asama, gece yürüyüsü anlaminda isra adini alir. Ikinci asamayi ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselisi olusturur. Mirac olarak anilan bu yükselme olayi Kur'an'da anilmaz, ama çok sayidaki hadis ayrintili biçimde anlatilir.

    Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe'de Hatim'de ya da amcasinin kizi Ümmühani binti Ebi Talib'in evinde yatarken Cebrail gelip gögsünü yardi, kalbini Zemzem ile yikadiktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adli binege bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi. Burada Hz. Ibrahim, Hz. Musa, Hz. Isa ve diger bazi peygamberler tarafindan karsilandi. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diger peygamberlere namaz kildirdi.

    Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Mirac'la ve yaninda Cebrail oldugu halde göge yükselmeye basladi. Gögün birinci katinda Hz. Adem, ikinci katinda Hz. Isa ve Yahya, üçüncü katinda Hz. Yusuf, dördüncü katinda Hz. Idris, besinci katinda Hz. Harun, altinci katinda Hz. Musa ve yedinci katinda Hz. Ibrahim ile görüstü. Cebrail ile birlikte yükselis Sidretü'l-Münteha'ya kadar sürdü. Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarim" diyerek Sidretü'l Münteha'da kaldi. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Refref adli baska bir binekle yükselisini sürdürdü. Bu yükselis sirasinda Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabini müsahede etti. Sonunda Allah'in huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allah'a sirk kosmayanlarin Cennet'e girecegi müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve bes vakit namaz fari kilindi. Yeniden Refref ile Sidretü'l-Münteha'ya, oradan Burak'la Kudüs'e, oradan da Mekke'ye döndürüldü.

    Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac olayini anlatti. Olayi duyan müsrikler yogun bir kampanya baslatarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i suçlamaya, alaya almaya basladilar. Bu kampanya bazi müslümanlari da etkileyerek süpheye düsürdü. Olayin gerçek olup olmadigini arastirmak isteyenler Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye gelmekte olan bir kervana iliskin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i sinadilar. Hz. Peygamber (s.a.s)'in verdigi bilgilerin dogrulugu müslümanlari süpheden kurtardiysa da müsriklerin inatlarini kirmaya yetmedi. Mirac olayi inatlarini ve düsmanliklarini artirarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karsisindaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)'ce "Siddîk" lakabiyla onurlandirildi. Hz. Ebu Bekir olayi kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyecegini soran müsriklere "O söylüyorsa süphesiz dogrudur" cevabini vermisti.

    Ahad hadislere dayansa da Mirac olayinin gerçekliginde tüm müslümanlar birlesmislerdir. Ancak olayin gerçeklesme biçimi Islam bilginleri arasinda görüs ayriliklarina neden olmustur. Buna göre Ibn Abbas'in da içinde bulundugu bazi bilginlere göre Mirac olayi uykuda gerçeklesmistir. Bilginlerin büyük çogunluguna göre ise uyku durumunda ve rüyada degil, uyanik iken gerçeklesmistir. Fakat bu görüsü savunanlar da Mirac'in yalniz ruhla mi, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi oldugu konusunda ikiye ayrilmislardir. Sonraki Kelamcilarin büyük çogunluguna göre mirac olayi uyanikken hem ruh, hem de bedenle gerçeklesmistir. Içlerinde Hz. Aise'nin de bulundugu bazi bilginlerle mutasavviflarin büyük çogunluguna göre ise uyanik durumda iken ama yalniz ruhla gerçeklesmistir.

    Mirac olayinin gerçeklestigi gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayilmis ve bu gecenin ibadetle ihyasi geleneklesmistir. Osmanlilar döneminde, camiler kandillerle donatildigi için Mirac kandili olarak anilan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayini anlatan ve Miraciye adi verilen siirlerin okunmasi, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.

    MIRAC GECESINDE PEYGAMBERIMIZE VERILEN HEDIYELER

    Mirac günü peygamber efendimiz (S.A.V) hediye olarak üç sey verilmisti: Bunlar; Bes Vakit Namaz, Bakara Suresinin Son Ayetleri, Ve Sirk Kosmamak sarti ile ''LA ILAHE ILLALLAH ''diyen her Müslümanin cennete girebilecegi müjdesi.
    Kaynak: Islam tarihi


    Günlerdir insanların ALLAH'ı inkar etmeyip Şehadet getirmeleri benim için yeterlidir diyorum alay ediyorlar. Müşrikler o zamanda Miraç ve bu durumlarla dalga geçerlerdi. Bugün müşrikler yok mu...

    Var...

    Bakınız : Din Rehberi ve Tartışmalar bölümü.

    Bu bilgi sizi tatmin etmediyse daha fazla bilgi ekleyebilirim hocam. Tabi okuyorsanız.

    selametle

  5. #5
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    ALLAH Zati sıfatları ile MEKANLARDAN MÜNEZEHTİR..
    Fili ve subuti sıfatları ile HER YERDE HAZIR VE NAZIRDIR..
    KABE ALLAH'ın evi tertipte KULLAR için secdegah MAKAMI ve MEKANIDIR..ALLAH'ın zatının mekanı değil RAB sıfatına HÜRMETİN MAKAMIDIR..
    Hz.Peygamber s.a.v. de Hiçbir peygamberde BİZATİHİ ALLAHI baş gözüyle görmemiş SIFATLARINDA Bizatihi TECELLİ EDEN ALLAH'ı görmüşlerdir..
    Miraç ALLAH'a Mekan isnadı değil Sıfatlarında Olan SEYRÜ SÜLÜĞÜ tarif veder..
    Bir Kulun ALLAH'a olan Yakınlığının ZİRVESİ ..KURBİYET'in yani MİRACIN TARİFİDİR...
    Allah'a olan yakınlıklar VESİLEYE Muhataçtır..Miraçtaki Yükselişte olan Vesileler bunun delilir..
    Miraç ta Sidreyi Müntehara Ya gelindiğinde Cebrailin tek adım atamamasını "Burdan öte bir adım atarsam yanarım ya RESULALLAH "dediğini düşünmeli insan..
    Allah rasulu, sordular:
    Nasıl gidilir sidre-i müntehar;da?
    Cibril-i emin cevap verdi:
    Aşkla!
    Ordan duyulan HİTABI İLAHİ Ebubekirin sesiyle hitap eden ALLAH ,YAKLAŞ YA MUHAMMED..Sağ Ayagını sol ayağının üstüne koy..........Görülen ALLAH'ın ZATI değil CEMAL sıfatının tecelisidir..
    Hiç bir Beşer Bu Nefsi ile ALLAH'ı baş gözü ile görmedi GÖREMEZ.."LEN TERANİ"

    Aşikare gördü RABÜL İZZETİ
    Ahirette öyle görür ÜMMETİ..
    Aşikare görülen ALLAH'ın ZATI değil İZETİ VE İKRAMIDIR...
    Miraç Mekan isnadı değil AŞKI İLAHİNİN Seyri sülüğüdür..MİRAÇ HAK ve gerçek AKIL TERAZİSİNDE ölçülmekten Münezehdir..
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  6. #6
    balcı adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-01-2007
    Mesajlar
    61
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı abdi1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ALLAH Zati sıfatları ile MEKANLARDAN MÜNEZEHTİR..
    Fili ve subuti sıfatları ile HER YERDE HAZIR VE NAZIRDIR..
    KABE ALLAH'ın evi tertipte KULLAR için secdegah MAKAMI ve MEKANIDIR..ALLAH'ın zatının mekanı değil RAB sıfatına HÜRMETİN MAKAMIDIR..
    Hz.Peygamber s.a.v. de Hiçbir peygamberde BİZATİHİ ALLAHI baş gözüyle görmemiş SIFATLARINDA Bizatihi TECELLİ EDEN ALLAH'ı görmüşlerdir..
    Miraç ALLAH'a Mekan isnadı değil Sıfatlarında Olan SEYRÜ SÜLÜĞÜ tarif veder..
    Bir Kulun ALLAH'a olan Yakınlığının ZİRVESİ ..KURBİYET'in yani MİRACIN TARİFİDİR...
    Allah'a olan yakınlıklar VESİLEYE Muhataçtır..Miraçtaki Yükselişte olan Vesileler bunun delilir..
    Miraç ta Sidreyi Müntehara Ya gelindiğinde Cebrailin tek adım atamamasını "Burdan öte bir adım atarsam yanarım ya RESULALLAH "dediğini düşünmeli insan..
    Allah rasulu, sordular:
    Nasıl gidilir sidre-i müntehar;da?
    Cibril-i emin cevap verdi:
    AŞKLA !
    Ordan duyulan HİTABI İLAHİ Ebubekirin sesiyle hitap eden ALLAH ,YAKLAŞ YA MUHAMMED..Sağ Ayagını sol ayağının üstüne koy..........Görülen ALLAH'ın ZATI değil CEMAL sıfatının tecelisidir..
    Hiç bir Beşer Bu Nefsi ile ALLAH'ı baş gözü ile görmedi GÖREMEZ.."LEN TERANİ"

    Aşikare gördü RABÜL İZZETİ
    Ahirette öyle görür ÜMMETİ..
    Aşikare görülen ALLAH'ın ZATI değil İZETİ VE İKRAMIDIR...
    Miraç Mekan isnadı değil AŞKI İLAHİNİN Seyri sülüğüdür..MİRAÇ HAK ve gerçek AKIL TERAZİSİNDE ölçülmekten Münezehdir..
    Demişsin, “görmedi kimse beni, bu âlem içinde!”
    Nedir yâ, bunca yüzden seyrân olduğun câna?!..
    Mekanlardan münezzehsin, senin zatı şerîfin çün,
    Nedir, bu kalb-i virânımda mihmân olduğun câna?

  7. #7
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı abdi1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ALLAH Zati sıfatları ile MEKANLARDAN MÜNEZEHTİR..
    Fili ve subuti sıfatları ile HER YERDE HAZIR VE NAZIRDIR..
    KABE ALLAH'ın evi tertipte KULLAR için secdegah MAKAMI ve MEKANIDIR..ALLAH'ın zatının mekanı değil RAB sıfatına HÜRMETİN MAKAMIDIR..
    Hz.Peygamber s.a.v. de Hiçbir peygamberde BİZATİHİ ALLAHI baş gözüyle görmemiş SIFATLARINDA Bizatihi TECELLİ EDEN ALLAH'ı görmüşlerdir..
    Miraç ALLAH'a Mekan isnadı değil Sıfatlarında Olan SEYRÜ SÜLÜĞÜ tarif veder..
    Bir Kulun ALLAH'a olan Yakınlığının ZİRVESİ ..KURBİYET'in yani MİRACIN TARİFİDİR...
    Allah'a olan yakınlıklar VESİLEYE Muhataçtır..Miraçtaki Yükselişte olan Vesileler bunun delilir..
    Miraç ta Sidreyi Müntehara Ya gelindiğinde Cebrailin tek adım atamamasını "Burdan öte bir adım atarsam yanarım ya RESULALLAH "dediğini düşünmeli insan..
    Allah rasulu, sordular:
    Nasıl gidilir sidre-i müntehar;da?
    Cibril-i emin cevap verdi:
    Aşkla!
    Ordan duyulan HİTABI İLAHİ Ebubekirin sesiyle hitap eden ALLAH ,YAKLAŞ YA MUHAMMED..Sağ Ayagını sol ayağının üstüne koy..........Görülen ALLAH'ın ZATI değil CEMAL sıfatının tecelisidir..
    Hiç bir Beşer Bu Nefsi ile ALLAH'ı baş gözü ile görmedi GÖREMEZ.."LEN TERANİ"

    Aşikare gördü RABÜL İZZETİ
    Ahirette öyle görür ÜMMETİ..
    Aşikare görülen ALLAH'ın ZATI değil İZETİ VE İKRAMIDIR...
    Miraç Mekan isnadı değil AŞKI İLAHİNİN Seyri sülüğüdür..MİRAÇ HAK ve gerçek AKIL TERAZİSİNDE ölçülmekten Münezehdir..
    Bu gün miraç kandili MİRACIN tefekürünü ve halini Cenabı hak cümlemize nasip etsin..amin..............
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  8. #8
    gencerli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2006
    Mesajlar
    483
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı abdi1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ALLAH Zati sıfatları ile MEKANLARDAN MÜNEZEHTİR..
    Fili ve subuti sıfatları ile HER YERDE HAZIR VE NAZIRDIR..
    KABE ALLAH'ın evi tertipte KULLAR için secdegah MAKAMI ve MEKANIDIR..ALLAH'ın zatının mekanı değil RAB sıfatına HÜRMETİN MAKAMIDIR..
    Hz.Peygamber s.a.v. de Hiçbir peygamberde BİZATİHİ ALLAHI baş gözüyle görmemiş SIFATLARINDA Bizatihi TECELLİ EDEN ALLAH'ı görmüşlerdir..
    Miraç ALLAH'a Mekan isnadı değil Sıfatlarında Olan SEYRÜ SÜLÜĞÜ tarif veder..
    Bir Kulun ALLAH'a olan Yakınlığının ZİRVESİ ..KURBİYET'in yani MİRACIN TARİFİDİR...
    Allah'a olan yakınlıklar VESİLEYE Muhataçtır..Miraçtaki Yükselişte olan Vesileler bunun delilir..
    Miraç ta Sidreyi Müntehara Ya gelindiğinde Cebrailin tek adım atamamasını "Burdan öte bir adım atarsam yanarım ya RESULALLAH "dediğini düşünmeli insan..
    Allah rasulu, sordular:
    Nasıl gidilir sidre-i müntehar;da?
    Cibril-i emin cevap verdi:
    Aşkla!
    Ordan duyulan HİTABI İLAHİ Ebubekirin sesiyle hitap eden ALLAH ,YAKLAŞ YA MUHAMMED..Sağ Ayagını sol ayağının üstüne koy..........Görülen ALLAH'ın ZATI değil CEMAL sıfatının tecelisidir..
    Hiç bir Beşer Bu Nefsi ile ALLAH'ı baş gözü ile görmedi GÖREMEZ.."LEN TERANİ"

    Aşikare gördü RABÜL İZZETİ
    Ahirette öyle görür ÜMMETİ..
    Aşikare görülen ALLAH'ın ZATI değil İZETİ VE İKRAMIDIR...
    Miraç Mekan isnadı değil AŞKI İLAHİNİN Seyri sülüğüdür..MİRAÇ HAK ve gerçek AKIL TERAZİSİNDE ölçülmekten Münezehdir..
    ALLAH Razı olsun, herkezin mirac kandili kutlu olsun.

  9. #9
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Allah rızası için ancak Hz.Muhammed (sas) min bilecebileceği Miraç hadisesindeki bir olay hakkında Hz. Muhammed (sas) min bildirdiği , söylediği hadisler haricinde eklemek yapmadan yazalım.Uydurma hadislerden bazıları böyle ortaya çıkıyor ve yayılıyor.


    tüm müslüman kardeşlerimin Kandili Mübarek olsun ,


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  10. #10
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Vega 5'in Allah(cc) ile Hz. Muhammet(sav) Buluşmasındaki durumu genel bir mekanla izahı, bir insanın yaratıcı ile buluşmasındaki gerçeği kavrayamamasından kaynaklanmaktadır. Sınırları olan insandır. Bu sınırlara mükabil elbetteki yaratılan bir sınıra bir mekana bir zamana ihtiyaç duyar. Bu gerçek asla Allah'ın mekana ve zamana ihtiyacı olduğu anlamına gelmez. İnsanın fani oluşu onun zamana karşı sınırlandırılmış olmasından kaynaklanır. Yoksa buradan Allah'ın mekan düzleminde olduğunu nasıl çıkarabiliriz ki?
    Hamza...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •