• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 50 1234567891011 ... SonSon
498 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6

    MAİDE 51..Yanlış tefsir Kulları düşman ediyor.

    Maide 51..
    Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.
    bu ayetin tercümelerdeki Hali..Diğer dilerdede aynı çeviri yapılarak alınmış..
    maide 51
    Ya eyyühellezıne amenu la tettehızül yehude ven nesara evliya' ba'duhüm evliyaü ba'd ve mey yetevellehüm minküm fe innehu minhüm innellahe la yehdil kavmez zalimın
    Buda ayetin arapça okunuşu...
    Maide 51
    Ey iman edenler yahudi ve nasranileri Evliya edinmeyin.Onlar biribirinin EVLİYASIDIR..Kim Onlara tabi olursa onlardan olur..Allah zalimleri doğru yola iletmez.
    ALLAH korkusu olan Cümle kardeşlerimize Ayeti iki türlü okuyup..İNANDIKLARI ALLAH hangisini söyleri kendilerine sormasını rica ediyoruz.

    Kuranda EVLİYA diyen ALLAH..
    Evliyayı DOST diye çeviren Kullar..
    Evliya Arapça Türkçe sözlüklerde = yardımcı, dost, akraba, hami, veli, Evliya; efendi, sahip,

    Sözlüklerde bunca karşılığı varken,EVLİYA olarakta tercümesi verilirken Türkçede karşılığı olan her kelimenin MANASI FARKLI iken NEDEN DOST diye İSRAR EDİLDİĞİNİ..Yer yüzündeki Teceliye bakan Aklı selim KULLARIN Fark edememesi Mümkünmü..
    türkçede Evliyanın manası tam yansıtmasada
    EVLİYA(Veli. C.) Veliler. Nefsine değil, dâimâ Cenab-ı Hakk'ın rızâsına tâbi olmağa çalışan, ibâdet ve taatta, takvâ ve riyâzatda çok yüksek mertebelere ulaşıp Allahın (C.C.) mahbubu ve karibi olan büyük ve ender zâtlar. (Bak: Veli)
    EVLİYA-İ İZÂM Büyük evliya.
    Türkçede veli nin manası tam yansıtmasada
    VELİ Sahib, mâlik. * Evliya. * Muin. Muhafaza Allah'a (C.C.) manevî yakınlık kesbetmiş olan şerif zât. * Cenab-ı Hakk'ın (C.C.) isimlerinden birisi.
    Evliya Tasavufi mana itibarı ile MÜRŞİDİ KAMİL..Kurani ifade ile VELİYYEN MÜRŞİDA..Yani DOĞRU YOLA GÖTÜREN REHBER..
    Allah Ve Resulunun VEKİLİ kurani ifade ENABE.
    Kuranda EVLİYAEnabe'yi,VELİYYEN MÜRŞİDA'yı dost diye çeviren lerin İSLAM'A ve Hakikatın anlaşılmasına ENGEL OLUŞLARI tartışılabilirmi..
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  2. #2
    XLEONX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    1,513
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    evet güzel değinmişsin bu konuya
    aslında birde "dost" demek çok güvendiğin kimselere denir
    biz müslüman olarak Yahudi ve hıristiyanları dost edinemeyiz
    onları sevebiliriz arkadaşlık yapabiliriz ancak dost edinmek farklı bir durum

    hz muhammed (sav) hasta olan yahudi bir çocuğun ziyaretine gitmiştir

    burdan anlıyoruzki dost edinmeyin derken onları düşman edinin anlamını kasdetmiyor.

    Güzel bir konu Allah(c.c) razı olsun

  3. #3
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    xleon arkadaşım demiş ki ;

    evet güzel değinmişsin bu konuya
    aslında birde "dost" demek çok güvendiğin kimselere denir
    biz müslüman olarak Yahudi ve hıristiyanları dost edinemeyiz
    onları sevebiliriz arkadaşlık yapabiliriz ancak dost edinmek farklı bir durum


    hz muhammed (sav) hasta olan yahudi bir çocuğun ziyaretine gitmiştir

    burdan anlıyoruzki dost edinmeyin derken onları düşman edinin anlamını kasdetmiyor.

    Güzel bir konu Allah(c.c) razı olsun
    iyi de abdi1 tam tersini savunuyor , dost edinmek hakında.abdi1 'e ve Galibilere göre buradaki mana EVLİYA edinmeyin olacakmış.

    Aynı şeyler GALİBİLİK konusunda geçiyor , anlaşılan abdi1 Galibilik konusunda bu konuyu tartışmak istemiyor.

    http://www.turkforum.net/showthread....18505&page=110

    paşa gönlü bilir ,


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  4. #4
    Kenan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2006
    Mesajlar
    5,086
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Dost değil, Evliya edinmeyin diyor Allah.
    “Nefsinin aczini bilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan, ilim sahibi demektir.
    Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir”

  5. #5
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    http://www.turkforum.net/showthread....18505&page=110 LİNKİNDE 1650 NOLU MESAJ ;

    KK1453 demiş ki ;

    Student hem eğri oturuyorsun, hem de eğri konuşuyorsun.

    İçinde bulunduğun çelişkilerin, yanlışların farkına varamayacak kadar da düşünemiyorsun.
    Bari yalan söylüyorsunuz deme.

    Allah'tan tarafsız kişiler yazdıklarımızı görüyorlar.
    Şeyhleri nden bulaşmış ledün ilmi , benim nasıl oturduğumu görüyor (!) ,neyse gelelim yalan söyleme meselesine ;

    kk1453 demiş ki

    Allah onları dost(veli) edinmeyin diyor. Bunu neden bize soruyorsunuz Hamza? Biz demiyoruzki onların evliyasına uymayın diye.
    Onların EVLİYASINA uymayın diyen sizsiniz.Ayetteki EVLİYA kelimesini tercüme etmeden EVLİYA olarak bırakıp , bir de ekleme yapıp , Hristiyanların ve Yahudilerin EVLİYALARINI EVLİYA edinmeyin , diyen sizsiniz.

    Neyseki son yazılarınızda ekleme yaptığınız bir tane EVLİYA kelimesini çıkardınız.Şimdi sadece ;

    yukarıda abdi1 in yazılarında görebilirsin.

    Maide 51
    Ey iman edenler yahudi ve nasranileri Evliya edinmeyin.Onlar biribirinin EVLİYASIDIR..Kim Onlara tabi olursa onlardan olur..Allah zalimleri doğru yola iletmez


    diyorsunuz.Ayeti böyle tercüme eden ( daha doğrusu yarım tercüme eden ) sadece sizsiniz.Şimdi tekrar söyle bakalım ;

    Allah onları dost(veli) edinmeyin diyor. Bunu neden bize soruyorsunuz Hamza? Biz demiyoruzki onların evliyasına uymayın diye.
    diyen kim ? Yalan söyleyen kim ? Tabi sen şimdi abdi1 demiş , abdi1 Galibi değil de diyebilirisin.

    yani kk1453 bu arada birde karar vermen gerek ;

    http://www.turkforum.net/577103-maide-51-yanlis-tefsir-kullari-dusman-ediyor.html linkinde 4 nolu mesajında ;


    Dost değil, Evliya edinmeyin diyor Allah.


    şimdi utanmazsın , biz demiyoruz , Allah diyor dersin.İnsan 2 farklı konu başlığında aynı konuda kendini yalanlar mı ?





    selam ve dua ile

    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  6. #6
    Kenan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2006
    Mesajlar
    5,086
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    student sen ne diyorsun Allah aşkına bir anşalır yaz. Benim Maide Suresi 51. ayeti yazışım bellidir.

    Al buraya yazıyorum,

    Maide Suresi 51

    Ey inananlar, yahûdileri ve hıristiyanları evliya edinmeyin! Onlar, birbirlerinin evliyalarıdır. Sizden kim onları kendine Evliya yaparsa, o onlardandır. Şüphesiz Allâh, zâlim toplumu doğru yola iletmez.
    Süleyman Ateş Meali


    Şimdi gelelim ısrarla çarpıtmaya çalıştığın mesajıma,

    linki

    http://www.turkforum.net/showthread....18505&page=110

    mesaj no 1648

    Alıntı HAMZA... tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    HAMZA... = MÜSLÜMAN
    YESHUA = MÜSLÜMAN (GALİBİLERE GÖRE)

    size göre her iki isimde müslüman. Aynı Allah'a inanıyoruz Tevhid inancımız tam. Allah'a ortak koşmuyoruz. Peygamberleri Allah'ın kulu ve resulu kabul ediyoruz. Bütün şartlar uygunken Hıristiyanlarda bu şeriatle Müslümanlarla Aynı Cennete gidecekler ama ben Onların Allah'ın yolunda olan Evliyaya uyunca ZALİM oluyorum. Zalim olmak çok büyük bir suçtur. Firavun'da zalim olmuştur, Haman'da, Nemrut'ta. Ama ben Aynı Allah'a inanan bir Evilyaya inanınca niye zalim olayım? Hani bizler Kuran'ın ifadesi olarak KAFİR sözcüğünü kullanınca eleştiriyordunuz. Sizde Ehl-i Kitap Evliyasına uyanlara zalim diyorsunuz. Aynı Allah'a inanların Evliyalarına uyanlar zalim ise o inancın boyutu size samimi olurmu? Birde maide 51. Ayetteki ZALİM sözcüğü
    nü Abdi Nefse zulmetme olarak tarif etmiş. Bu kadarda kuran Ayetlerine saldırı olurmu yahu Allah'tan korkun. Nerede yazıyor Maide 51. Ayette nefse zulum?

    Ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez. (51)
    HAMZA...
    Allah onları dost(veli) edinmeyin diyor. Bunu neden bize soruyorsunuz Hamza? Biz demiyoruzki onların evliyasına uymayın diye.
    Gör(emediğin)düğün gibi, Hamza'nın ayeti yazış şeklini almışım. Sen daha ne atıp duruyorsun.
    “Nefsinin aczini bilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan, ilim sahibi demektir.
    Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir”

  7. #7
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Abdi ve diger GALIBILER nasil saptiriyorlar Herkes görsün.





    Imami Taberi Tefsiri

    51- Ey iman edenler, Yahudi ve Hristiyanlari dost edinmeyin. Onlar, birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz onlarxdan oîur. Muhakkak ki Allah, zalim kavmi hidayete erdirmez.

    Ey müminler, Yahudi veHristi yani ara karşı samimi davranarak onlarla gizli gîzîi konuşup müminlerden saklayarak ve müminlere karşı onlara yardım ederek onlan dostlar edinmeyin. Zira, müminlere karşı, Yahudiler Yahudilerin, Hristiyanlar da Hristiy'anlann dostlarıdır, Bu nedenle siz müminlerden kim onxlun dost edinecek olursa o da onların dininden ve güruhundan olur. Zira, kişi dost edindiği kimsenin, bizzat kendisini, dinini ve halini beğendiği için dost edixnir. Bu itibarla o da dost edindiği kimsenin hükmüne tabidir. Şüphesiz ki Al-kOv'ost ediniimeyecek kimseleri dost edinerek haksızlık yapan bir kavmi hidaxyete erdirmez.

    * Mü fes s ir ler, bu âyet-i kerimenin bütün müminlere, Yahudi ve Hristiyanxlar. dosı edinmeyi yasaklamasıyla birlikte bu âyetin inmesine sebep olan kişilexrin kirr.ier olduğu hususunda farklı izahlarda bulunmuşlardır.

    a- Atiyye b. Said, İbn-i Şihab ez-Zühri ve Ubade b. Velid'den rivayet edixlen bk" görüşe göre bu âyet-i kerime, Yahudilerle olan dostluğunu sona erdiren Ubade b. es-Samit ile onlarla olan dostluğunu sürdüren münafıkların lideri Abxdullah b. Übey b: Selul hakkında nazil olmuştur.

    Bu hususta Atiyye b. Said diyor ki: "Ensann Hazrec kabilesinden olan Ub;.c:e b. es-Samit Resıılullah'a geldi ve dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, benim, Yahudilerden çok sayıda dostlarım var. Artık ben, Yahudilerden dost edinmekxten beri oîduğumuAlla ve Resulüne bildiriyor ve Allah'ı ve Resulünü dost edinixyorum." Bunun üzerine orada bulunan Abdullah b. Übey de dedi ki: "Ben, bir takiîvı felaketlerin geleceğinden korkan bir insanım. Dostlarımın dostluğunu bıxrakamam." Resulullah da Abdullah b. Übey'e dedi ki: "Ey Habbab'ın babası, Ubade b. es-Samit'e karşı cimrilik ettiğin Yahudilerin dostluğu, onun değil saxdece senin olsun." Übey de dedi ki: "Kabuliimdür." İşte bunun üzerine Allah te-uîa bu âyeti ve bundan sonra gelen âyeti indirdi.

    Zühri diyor ki: "Bedir savaşında müşrikler mağlup olunca müslümanlar, Yahudilerden olan dostlarına: "Allah'ın, Bedir gününde yaptığı gibi sizi de bir gün felakete uğratmadan önce iman edin." dediler. Bunun üzerine Yahudilerden Malik o. Sayf şunları söyledi: "Sizi, savaş bilgisi olmayan Kureyş topluluğunu mağlup ermeniz şımarttı. Şayet bizler size karşı birleşip karar verecek olursak sizin bize karşı savaşmanız mümkün olmaz. Savaşacak bir güç bulamazsınız."

    Bunun-, ürerine Ubade b. es-Samit dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, benim, Yahudixlerden olan dostlarım çetin insanlardı, silahlan çoktu, çevrelerine tesirleri büxyüktü. Şimdi ise ben onlan dost edinmekten beri olduğumu Allah'a ve Resulüne bildiriyorum. Benim artık Allah ve Resulünden başka hiçbir dostum yoktur." Abdullah b. Übey de dedi ki: "Fakat ben, Yahudilerin dostluğundan beri olmam. Ben, Yahudiler kendisi için gerekli olan bir adamım." Resulullah da buyurdu ki: "Ey Habbab'ın babası, Ubade b. es-Samit'e karşı cimrilik ettiğin Yahudilerin dostluğu onun değil sadece senin olsun." Abdullah b. Übey de dedi ki: "Ben ka-bul ediyorum." İşte bunun üzerine Allah teala bunu ve bundan sonra gelen âyetleri indirdi.

    b- Süddi'ye göre ise bu âyet-i kerime, Unut savaşında müşrikler tarafn-dan mağlup edilen ve Yahudilere sığınmak isteyen bazı müminler hakkında nazil olmuştur.

    Bu hususta Süddi diyor ki: "Uhut savaşının sonucu bir kısım insanlara ağır geUii. Onlar kâfirlerin, kendilerini istila etmesinden korkmaya başladılar. Bir a elanı arkadaşına: "Ben, "Dehlek" adındaki Yahudiye sığınacağım, ondan enıan alacağım, onunla birlikte Yahudi olacağım. Çünkü ben, Yahudilerin bizi istila eimeshıden korkuyorum." dei. Başka bir adam da dedi ki: "Ben de Şam topraklarında bulunan filan Hristiyana sığınacağım. Ondan eman alacağım ve onunla birlikle Hristiyan olacağım." İşte Allah teala bu iki kimseye de yapmak istedikleri şeyleri yasaklayarak bu âyeti indirdi.

    c- İkrime'ye göre ise bu âyet-i kerime, Ebu Lübabe b. Abdiilmünzir'in, Yahudi Kııreyza oğullarının, Sa'd b. Muaz'ın hakemliğini kabul etmeleri neticexsinde onlann kesileceğini bildirmesi üzerine nazil olmuştur.

    Ikrime diyor ki: "Resulullah, Evs kabilesinden olan Ebu Lübabe b. Ab-dülminziri Hendek savaşında, Resulullah ile olan antlaşmalarım bozan Kureyza oğlu Yahudilerine gönderdi. Kureyza oğullan, Sa'd b. Mııaz'ı hakem kabul edexrek Resulullah'ın hakeme başvurma çağırışım kabul edince Ebu Lübabe boynuxnu göstermiş ve Yahudilere "Bu hakemliğin sonu kesilmekler." diye işarette bulunmuştur.

    Taberi diyor ki: "Bize göre bu âyetin nüzul sebebi hakkında doğru olan görüş şudur: Allah teala tüm müminlere, Yahudi ve Hristiyanlan, müminlere ve Peygambere karşı dost edinmeyi ve onlarla antlaşmalar yapmayı yasaklamıştır. Müminlerden erhangi bir kimsenin, Allah'ı, Resulünü ve müminleri bırakarak Yahudi ve Hristiyanlan dost edinmesi halinde onun da Allah'a, Resulüne ve rnüminiere karşı olmakta Yahudi ve Hristiyanlardan biri olacağını, Allah ve Rexsulünden uzaklaşacağını beyan etmiştir. Bu âyet, Ubade b. es-Samit ve Abdulxlah b. Übey ile onların dost edindikleri Yahudiler hakkında da nazil olmuş olaxbilir. Ebuu Lübabe ile, hain, Kureyza oğlu Yahudileri hakkında da nazil olmuş olabilir. Süddi'nin zikrettiği Yahudi Dehlek'i ve Şamlı bir Hristiyanı dost edinxmek isteyen iki kişi hakkında da nazil olmuş olabilir. Zikredilen bu görüşlerden herhangi birinin, iddiasının delil olacak derecede sahih olduğu tesbit edilemedixğinden ayeti umumi mânâda almak ve müfessirlerin hepsinin görüşlerini kapsar mahiyette olduğunu söylemek daha isabetli olur. Ancak âyetin, başına bazı felaxketlerin gelmesinden korkarak Yahudi veya Hristiyanlan dost edien bir münafık hakkında nazil olduğu muhakkaktır. Zira bundan sonra gelen âyette "Kalblerin-de hastalık bulunanların onlara doğru koştuğunu görürsün." buyurulmaktadır.

    Âyet-i kerimede: "Onlar birbirlerinin dostudurlar." buyurulmaktadır. Bu ifadeden maksat şudur: Yahudiler müminlere karşı birbirlerinin dostudurlar ve yek vücutturlar. Hristiyanlar da, dinlerine ters olanlara karşı birbirlerinin dostuxdurlar ve yek vücutturlar. Bu itibarla müminlerden bir kısmını veya hepsini dost edinenler de onlardan olmuş ve müminlere cephe almış sayılırlar. O halde ey müminler, sizler birbirinizin dostu olun, bütün kâfirlere karşı yek vücut olun. Aksi takdirde müminlere karşı savaş açmış ve onlann dostluğunu sona erdirmiş olursunuz.

    Âyet-i kerimede: "Sizden kim, onları dost edinirse şüphesiz onlardan olur." buyurulmaktadır. Yani kim, müminleri bırakır da Yahudileri ve Histiyanxları dost edinecek olursa o da onlardan biri olur. Zira kim onları dost edinir, .müminlere karşı onlara yardım ederse o da onlann dininden, onlann mezheplexrine girenlerden olur. Çünkü bir kimsenin başka birini dost edinmesi, ancak dost edindiği kimsenin dinin ve ahvalini beğenmesiyle ve dost edindiği kimsexnin karşı olduğu kimselere düşmanlık yapması, kızması ve nefret etmesiyle olur. Bu da o kişinin, dost edindiklerinden bir fert olduğunu ortaya koyar.

    Taberi diyor ki: "Ayet-i kerimenin bu bölümü göstermektedir ki, herhanxgi bir kimse herhangi bir kavmin dinine girecek olursa o kimseye o kavminin dininin hükümleri uygulanır. Velev ki o kimse o dine İslam geldikten sonra girxmiş olsun. Meselâ İslam geldikten sonra putperest birkimse Yahudilik dinine girse o kimseye ehî-i kitap hükmü uygulanır. Ancak, müslüman olduğu halde dinini bırakıp başka bir dine girecek olursa onun girdiği bu din kendisi için bilxdin kabul edilmez. O kimse ya tekrar İslam dinine döner yahut da ölüm cezasına çarptırılır.

    Taberi sözlerine devamla diyor ki: "Âyetin bu bölümünden anlaşılıyor ki: Şöyle diyenlerin görüşü fasittir: "İslam geldikten sonra Yahudilik veya Hristi-yanlik dinine giren kimselere iki ehl-i kitabın hükmü uygulanmaz. İki ehl-i kixtabîn hükmünün uygulanması için kişinin, devam edip gelen İsrailoğullanndan biri olması veya İsrailoğullarının mensup oldukları Yahudilik ve Hristiyanlığa İslam ge:ieden önce girmiş olması gerekir." Bu görüşün fasit olup daha Önce zikredilen gömsün isabetli olduğu, Abdullah b. Abbas'ın şu sözlerinden de anlaşılmaktadır. Abdullah b. Abbas demiştir ki: "Tağlib oğullarının kestiklerini yixyin. Kadınlarıyla evlenin. Çünkü Allah teala kitabında buyurmuştur ki: "Ey iman edenler, Yahudi ve Hristiyanlan dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostuxdurlar. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz onlardan olur." Tağlib oğulları sadece Hisiiyanlan dost edinmiş olsalardı bu dahi onlann Hristiyan sayılmaları için yeterli olurdu. [143] Hasan-ı Basri de Arap oldukları halde Hristiyan olanxların kestiklerini yemede ve kadınlarıyla evlenmekte bir mahzur görmemiş ve âyet-i kerimeyi okumuştur. [144]

    Muhammed b. Şirin Hristiyanlara mabed yeri saunanın onları dost edinxmek olduğunu kabul etmiş ve evini manastır yapmak üzere Hristiyanlara satmak isteyen bir kimseye: "Ey iman edenler, Yahudi ve Hristiyanlan dost edinmexyin." âyetini okumuştur. [145]


    Imami Kurtubi tefsirir

    51. Ey iman edenler, Yahudileri de hıristlyanları da veliler edinmexyiniz. Odlar birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden kim onları vexli edinirse, muhakkak o da onlardandır. Şüphesiz Allah /alimxler topluluğunu hidâyete erdirmez.

    Bu buyruğa dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız: [327]



    1- Yahudiler ve Hıristiyanlar Birbirlerinin Velileridirler:


    Yahudileri ve hırlstiyanlari veliler ../ buyrukları, "Edin (me) yin fiiline ait iki mePuldür, Bu, Şer'ân onlarla velayet (dostluk, bağlılık) ilişkisini kesmenin gerektiğine delildir. Âl-i İmran sûresinxde (3/118. Âyet-in tefsirinde) buna dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır

    Bu buyrukta veli edinilmeleri yasaklananların münafıklar olduğu söylenxmiştir. Yani, ey zahiren iman edenler... Bunlar, müşrikleri veli edinmekte ve müslümanlann sırlarını onlara bildirmektedirler.

    Âyetjn Ebû Lubâbe hakkında nazil olduğu da İkrime'den bir görüş olarak nakledilmiştir. es-Süddî der ki: Âyet-i kerime, müslümanlann Uhud günü korxkuya kapılarak sonunda aralarından bazılarının yahudi ve hıristiyanları vexli edinmeyi içinden kararlaştırmaları şeklinde meydana gelen olay hakkınxda nâzii olmuştur. Yine bu âyet-i kerimenin Ubâde b, es-Samit ile Abdullah b. Ubeyy b. Selul hakkında nazil olduğu da söylenmiştir. Ubâde (r.a), bunun üzerine yahudileri veli edinmekten vazgeçmiş, buna karşılık İbn Ubeyd de onları dost edinmeye devam ederek: Ben, zamanla birtakım musibetlerin orxtaya çıkmasından korkuyorum, demişti.

    "Onlar, birbirlerinin dostlarıdırlar" buyruğu da mübtedâ ve haberdir. Bu

    ise, şeriatın yahudi ile hıristiyanların kendi aralarındaki velayet ilişkilerini kaxbul ettiğine; o kadar ki, yahudi ile hıri s Uyanların birbirlerine mirasçı olacakxlarına delâlet etmektedir. [328]



    2- Onları Veli Edinen Mü'minlerin Durumu;


    Yüce Allah'ın: "İçinizden kim onları veli edinirse" buyruğu, kim onlaxra müslümanlar aleyhine destek verirse, "muhakkak o da onlardandır "dexmektir. Şanı yüce Allah bu buyrukla, böylesinin hükmünün onlann hükmü gibi olacağını beyan etmektedir. Bu da müslümanın mürtedden miras almaxsına engel olması anlamına gelir. Uz. Peygamber döneminde onları veli edinen kişi, İbn Ubeyy idi. Diğer taraftan bu hüküm, onlarla müvâlât ilişkixsini koparmak hususunda Kıyamet gününe kadar bakidir. Nitekim Yüce Alxlah başka yerlerde şöyle buyurmaktadır: "Bir de zulmedenlere meyletmeyin. Sonra size ateş dokunur." CHûd, 11/113)

    Yüce Allah Âli İmran sûresinde de şöyle buyurmaktadır: "Mü'minler, müzminleri bırakıp kâfirleri veli edinmesin." (Âl-i İmran, 3/28) Yine yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler, kendinizden başkalarım sırxdaş edinmeyin..." (Âl-i îmran, 3/118) Buna dair açıklamalar Cadı geçen ayetxlerin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.

    Şöyle de denilmiştir: Yüce Allah'ın: "Onlar, birbirlerinin dostlarıdırxlar" buyruğu ile yardımlaşmak hususu kast edilmektedir. "İçinizden kim onxları veli edinirse, muhakkak o da onlardandır" buyruğu da şart ve cevaxbıdır. Yani, bunun böyle olmasına sebep, onlan veli edinen kimsenin bizzat yahudi ve hıristiyanların muhalefetleri gibi, Allah'a ve Rasuîüne muhalefet etxmiş olmasıdır. Onlara düşmanlık beslemek vacib olduğu gibi, artık ona da düşmanlık beslemek vacib olmuştur. Onlar için cehennem nasıl vacib olduyxsa, böylesi için de cehennem vacib olmuştur. Bunun sonucunda o da onlarxdan, yani onların arkadaşlarından olmuştur. [

    ___________-




    ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR

    51- Yahudi ve hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlara velî olmayınız değil, onları velî tutmayınız, itimat edip de yâr tanımayınız, yardaklık etmeyiniz. Velâyetlerine, hükümlerine yardımlarına müracaat etmek, mühim işlerin başına getirmek şöyle dursun, onlara gerçek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edip de kendinizi kaptırmayınız. Özetle onları dost olur sanıp da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz. Görülüyor ki "Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız" buyurulmamış, "Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz" buyurulmuştur. Çünkü "Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez." (Mümtehine, 60/8) buyurulmuştur. Şu halde müminler yahudi ve hıristiyanlara iyilik etmekten, dostluk yapmaktan, onlara âmir olmaktan yasaklanmış ve men edilmiş değil, onları dost edinmekten, yardaklık etmekten yasaklanmışlardır. Çünkü onlar müminlere yâr olmazlar. Nihayet bazıları bazılarının dostları, birbirlerinin yârânı (dostları) dırlar. Yani yahudiler birbirinin, hıristiyanlar da birbirinin dostlarıdırlar. Ne Yahudiler, kendilerinden olmayana dost olur, ne de hıristiyanlar. Bunların dostlukları kendilerine mahsustur. Bu da hepsi arasında değil, bazısı arasındadır. Ve siz müminlerden her kim onları dost tanır, veli edininirse, şüphe yok ki, o da onlardandır. Onlara benzemiş, onların huyunu kapmıştır. O artık hakka değil, onlara ve isteklerine hizmet eder. Netice itibariyle onlardan sayılır. Ahirette onlarla beraber haşrolunur. Çünkü: Allah zalimler guruhunu her halde doğru yola çıkarmaz. Şu halde Yahudileri ve hıristiyanları dost edinenler de onlardan olur, başlarını kurtaramazlar.




    Prof. Muhammed Ali es-Sâbûnî'nin Tefsiri

    51. Ey iman edenler! Yahuxdileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Yüce Allah mü'minlere Yahudi ve Hıristiyanlarla dost olmayı yasakladı. Onlara yardım etmeyi, onlardan yardım istemeyi,onlarla aynı safta bulunmayı ve onlarla mü'minler gibi haşir-neşir olmayı yasakladı.[141] Onlar, birbirlerinin dostxlarıdır. İnkar ve sapıklıkta birleştikleri için, mü'minlere karşı bir el gibixdirler. Küfür, tek bir millettir, Sizden kim onlarla dost olursa, o onlardandır. Onlar hakkındaki hüküm ne ise, onun hakkındaki hüküm de odur. Zemahşerî şöyle der: Bu, mü'minlerin, dine muhalif olan kimselerden uzak durmalarını ve onlardan ayrılmalarını sağlamak için, Allah'ın sert ve şiddetli bir emridir. Nitekim Rasulullah (a.s.v): Onların ateşi birbirini görmesin[142] yani bir araya gelmesinler, buyurmuşxtur. Şüphesiz Allah, zâlim kavme iman nasip etmez. [143]


    Tefsirül Munir

    51- Ey iman edenler! Yahudi ve Hristi-yanları veli edinmeyin. Onlar birbirlexrinin velisidirler. Sizden her kim onlaxrı veli edinirse o da onlardandır. Şüpxhesiz ki, Allah zalimler topluluğuna hixdayet vermez.

    52- Kalplerinde hastalık olanların onxlara koşuştuklarını görürsün. Derler ki: "Bize bir felâket gelmesinden korxkuyoruz." Olur ki Allah fetih verir vexya katından bir emir getirir de onlar içlerinde gizlediklerinden dolayı pişxman olurlar.

    53- İman edenler derler ki: "Sizinle bexraber olduklarına bütün güçleriyle Alxlah'a yemin edenler bunlar mıdır?" Amelleri boşa gitmiş ve hüsrana uğraxyanlardan olmuşlardır.



    İ'râb:


    "Onlara koşuştuklarını", yani onları azdırmak ve ifsad etmek için koşuşxtuklarını. Burada muzaf hazf edilmiş, muzâfun ileyh onun yerine ikame edilxmiştir.

    "Olur ki Allah" buyruğunda yer alan (as&#226 edatı Allah hakkında kullanılxdığında vücûb (gereklilik) ifade eder. Çünkü zat-ı kerimden bu şekilde bir ifade insanın bunu umut etmesi, arzulaması dolayısıyla vaadetmek makamındadır. [156]



    Kelime ve İbareler:


    "Yahudi ve Hristiyanları veliler", yardımcılar, kendilerine sevgi ve dostluk beslediğiniz antlaşmaklar "edinmeyin... onlar birbirlerinin velisidirler." Çünkü küfürde birdirler. "Sizden kim onları veli edinirse o da onlardandır." Onlar araxsından bir fert gibidir. "Şüphesiz ki Allah" kâfirleri veli edinmek suretiyle "zaxlimler topluluğuna hidayet vermez. Kalplerinde hastalık olanların" Şüphe ve nifak sebebiyle imanları zayıf, hastalıklı ve sahih olmayanların, "onlara koşuşxtuklarını" onları veli ve dost edinmekte ellerini çabuk tuttuklarını "görürsün.

    Derler ki...": Onları veli edinmeleri dolayısıyla özür beyan etmek üzere derler ki. "Bize bir felaket" zamanla başımıza gelecek kuraklık, bozgun, mağlûbiyet gibi bir musibet "gelmesinden korkuyoruz". "Olur ki Allah fetih": Dinini üstün kılmak, ülkelerin fethedilmesini müyesser kılmak ve benzeri hususlarla peyxgamberine yardım "verir veya katından bir emir" münafıkları rezil ve rüsva edecek bir durum "getirir de içlerinde gizlediklerinden dolayı pişman oluverirxler." İçlerinde gizledikleri şüphe ve kâfirleri veli edinmelerinden ötürü bir pişxmanlık duyarlar.

    "Amelleri boşa gitmiş" salih amelleri batıl olmuş "ve hüsrana uğrayanlarxdan olmuşlardır." Dünyada rezil olmakla ahirette de oldukça acıklı azap ile. [157]



    Nüzul Sebebi


    İbni İshâk, İbni Ebi Şeybe, İbni Cerîr, İbni Ebi Hatim ve Beyhakî, Ubâde b. es-Sâmit'in şöyle dediğini rivayet etmektedirler: Kaynuka oğulları savaşınca Abdullah b. Ubeyy b. Selûl onların işleriyle ilgilendi ve onları savunmaya koxyuldu. Ubâde b. es-Samit de Resulullah (s.a.)'m huzuruna vardı ve onlarla antxlaşmasından Allah'a ve rasulüne karşı beri olduğunu bildirdi. Ubâde b. es-Sâ-mit, Hazrec kabilesinden bir kişi îdi. Onun da Kaynuka oğullarıyla tıpkı Abxdullah b. Ubeyy gibi antlaşması vardı. Ubâde, Resulullah (s.a.)'ın huzurunda onlarla olan antlaşmasını bozdu [158] ve kâfirlerle antlaşmasından ve onları veli edinmekten beri olduğunu ifade etti. İşte bu sebeple onun ve Abdullah b. Ubeyy'in hakkında Maide suresinde yer alan: "Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları veli edinmeyin..."buyrukları nazil olmuştur

  8. #8
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    KİCBOXER BEY..
    Tarih boyu Saptıranların ne dediğini Bu ÜMMET gördü...Şimdi Biz saptıranlara değil..ALLAH'a inan Kardeşlerimize ÜMMETİ MUHAMMEDE soruyoruz..

    Maide 51..
    Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.
    bu ayetin tercümelerdeki Hali..Diğer dilerdede aynı çeviri yapılarak alınmış..
    maide 51
    Ya eyyühellezıne amenu la tettehızül yehude ven nesara evliya' ba'duhüm evliyaü ba'd ve mey yetevellehüm minküm fe innehu minhüm innellahe la yehdil kavmez zalimın
    Buda ayetin arapça okunuşu...
    Maide 51
    Ey iman edenler yahudi ve nasranileri Evliya edinmeyin.Onlar biribirinin EVLİYASIDIR..Kim Onlara tabi olursa onlardan olur..Allah zalimleri doğru yola iletmez.
    ALLAH korkusu olan Cümle kardeşlerimize Ayeti iki türlü okuyup..İNANDIKLARI ALLAH hangisini söyleri kendilerine sormasını rica ediyoruz.

    Kuranda EVLİYA diyen ALLAH..
    Evliyayı DOST diye çeviren Kullar..
    Evliya Arapça Türkçe sözlüklerde = yardımcı, dost, akraba, hami, veli, Evliya; efendi, sahip,

    Sözlüklerde bunca karşılığı varken,EVLİYA olarakta tercümesi verilirken Türkçede karşılığı olan her kelimenin MANASI FARKLI iken NEDEN DOST diye İSRAR EDİLDİĞİNİ..Yer yüzündeki Teceliye bakan Aklı selim KULLARIN Fark edememesi Mümkünmü..
    türkçede Evliyanın manası tam yansıtmasada
    EVLİYA(Veli. C.) Veliler. Nefsine değil, dâimâ Cenab-ı Hakk'ın rızâsına tâbi olmağa çalışan, ibâdet ve taatta, takvâ ve riyâzatda çok yüksek mertebelere ulaşıp Allahın (C.C.) mahbubu ve karibi olan büyük ve ender zâtlar. (Bak: Veli)
    EVLİYA-İ İZÂM Büyük evliya.
    Türkçede veli nin manası tam yansıtmasada
    VELİ Sahib, mâlik. * Evliya. * Muin. Muhafaza Allah'a (C.C.) manevî yakınlık kesbetmiş olan şerif zât. * Cenab-ı Hakk'ın (C.C.) isimlerinden birisi.
    Evliya Tasavufi mana itibarı ile MÜRŞİDİ KAMİL..Kurani ifade ile VELİYYEN MÜRŞİDA..Yani DOĞRU YOLA GÖTÜREN REHBER..
    Allah Ve Resulunun VEKİLİ kurani ifade ENABE.
    Kuranda EVLİYAEnabe'yi,VELİYYEN MÜRŞİDA'yı dost diye çeviren lerin İSLAM'A ve Hakikatın anlaşılmasına ENGEL OLUŞLARI tartışılabilirmi..

    Aynı şeyler GALİBİLİK konusunda geçiyor , anlaşılan abdi1 Galibilik konusunda bu konuyu tartışmak istemiyor.
    GALİBİLİK konusunda olduğunu bilmeyen kardeşlerimiz Konuya dahil olsun istediğimizden başlık açtık..Maksat GALİBİLİK propagandası değil HAKİKATIN ANLAŞILMASI..
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  9. #9
    GREYY adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2007
    Mesajlar
    27
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı XLEONX tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    evet güzel değinmişsin bu konuya
    aslında birde "dost" demek çok güvendiğin kimselere denir
    biz müslüman olarak Yahudi ve hıristiyanları dost edinemeyiz
    onları sevebiliriz arkadaşlık yapabiliriz ancak dost edinmek farklı bir durum

    hz muhammed (sav) hasta olan yahudi bir çocuğun ziyaretine gitmiştir

    burdan anlıyoruzki dost edinmeyin derken onları düşman edinin anlamını kasdetmiyor.

    Güzel bir konu Allah(c.c) razı olsun
    Rasulullah Efendimiz ara sıra mescidi temizleyen bir Yahudi çocuğunun son günlerde görünmez olduğunu fark etti. Hastadır, dediler. Arkadaşlarıyla onu ziyarete gitti. çocuk son nefeslerini vermek üzereydi. Efendimiz (s.a.v.) onu İslam'a davet etti. çocuğun gözleri babasını buldu. ''Ne yapmami istersin'' der gibi bakıyordu. Adam;

    - Oğlum Ebu'l-Kasım'a itaat et, dedi.

    çocuk şehadet kelimelerini söyledi. Rasulullah Efendi miz oradan memnuniyetle ayrıldı. O çocuk çok geçmeden ölecek, ailesini mateme boğacaktı.( Buhari Cenaiz 80 (cilt 2/97))

    Ancak adamın '' oğlum Ebu'l-Kasırh'a itaat et '' demesi oldukça düşündürücü idi. Adam, karşısındaki insanın gerçek peygamber olduğunu biliyor, biraz sonra ölecek olan gül yüzlü yavrusunun ebedi saadetini olsun te'min etmek istiyordu. Yavrusunu ateşe itmek maksadıyla ona bu tavsiyeyi yaptığı söylenemez. Ama kendisi neden İslam'ı kabul etmiyordu? İşte Yahudi inadının açıklanması mümkün ol mayan tarafı burasıdır.

    Rasulullah (s.a.v.) Efendimizin bir Yahudi çocuğunu hem de arkadaşlarıyla birlikte ziyarete gitmesi onun insana ne derece değer verdiğini, alçak gönüllü oluşunu tespit eden pek değerli bir hatıradır. Onun mescide yaptığı hizmet karşılı ğında yapılan bu nezaket ziyareti onu İslam'a kazandırmış tır. Ayrıca İslam dininin sadece mescitlerde anlatılmayaca ğının da güzel bir örneği olarak bilinmelidir.

    KALEM (51-52)


    Bu nedenle, hakikati inkara şartlanmış olanlar bu uyarı ve öğüdü her duyduklarında gözleriyle seni öldürecek gibi olsalar ve "(Muhammed mi?) o kesinlikle bir delidir!" deseler bile, sabırlı ol !

    Çünkü bu, Allah'tan bütün insanlığa yönelik bir öğüt ve uyarıdan başka bir şey değildir

  10. #10
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR

    51- Yahudi ve hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlara velî olmayınız değil, onları velî tutmayınız, itimat edip de yâr tanımayınız, yardaklık etmeyiniz. Velâyetlerine, hükümlerine yardımlarına müracaat etmek, mühim işlerin başına getirmek şöyle dursun, onlara gerçek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edip de kendinizi kaptırmayınız. Özetle onları dost olur sanıp da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz. Görülüyor ki "Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız" buyurulmamış, "Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz" buyurulmuştur. Çünkü "Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez." (Mümtehine, 60/8) buyurulmuştur. Şu halde müminler yahudi ve hıristiyanlara iyilik etmekten, dostluk yapmaktan, onlara âmir olmaktan yasaklanmış ve men edilmiş değil, onları dost edinmekten, yardaklık etmekten yasaklanmışlardır. Çünkü onlar müminlere yâr olmazlar. Nihayet bazıları bazılarının dostları, birbirlerinin yârânı (dostları) dırlar. Yani yahudiler birbirinin, hıristiyanlar da birbirinin dostlarıdırlar. Ne Yahudiler, kendilerinden olmayana dost olur, ne de hıristiyanlar. Bunların dostlukları kendilerine mahsustur. Bu da hepsi arasında değil, bazısı arasındadır. Ve siz müminlerden her kim onları dost tanır, veli edininirse, şüphe yok ki, o da onlardandır. Onlara benzemiş, onların huyunu kapmıştır. O artık hakka değil, onlara ve isteklerine hizmet eder. Netice itibariyle onlardan sayılır. Ahirette onlarla beraber haşrolunur. Çünkü: Allah zalimler guruhunu her halde doğru yola çıkarmaz. Şu halde Yahudileri ve hıristiyanları dost edinenler de onlardan olur, başlarını kurtaramazlar.
    Hz.Peygamber ashabını HİRİSTİYAN olan NECAŞİNİN Himayesine gönderdi..Orda size ADİL davranılır dedi..
    ONLARI DOST EDİNMECEK Hz.Peygamber s.a.v. Ashabını GÖNDERİRMİ İDİ...
    Mekkede Müslümanlara revâ görülen eziyet ve işkenceler de artık sabır hududunu aşma raddesine gelmişti. Bu sebeple Resûl-i Ekrem Efendimiz, Habeşistan'a hicret etmelerini tavsiye buyurdu: "Habeşistan'a gidin. Zira orada çok âdil bir hükümdar var. Onun yanında kimseye zulmedilmez, orası adâlet ve doğruluk diyarıdır. Allah bu durumdan bir çıkış yolu yaratıncaya kadar orada kalın!"

    Bunun üzerine dinlerini yaşamak ve neşredebilmek gayesiyle Müslümanlar iki kafile halinde Habeşistan'a hicret ettiler.
    mazlum müslümanların tekrar Habeşistana gitmelerininuygun olacağını tavsiye etti. Bunun üzerine onu kadın, doksan ikimüslüman, fırsat buldukça zaman zaman hicret ederek orada toplandılar.İlk gidişte bir başkanları yoktu. İkinci hicrette Câfer-i Tayyar-radiyallahu anh- başkan seçildi.
    Her şeye rağmen Resulullah Aleyhisselâm Mekkeden ayrılmadı, zulüm ve eziyetlere göğüs germeye ve mücadelesine devam etti.
    Bu hicret, İslâmın çevrede yayılmasının yeni bir dönemi oldu. Müşrikler İslâmın yayılarakgüçleneceği endişesiyle, bu hicrete engel olmak için ellerinden gelenher kötülüğü yaptılar, fakat başarılı olamadılar.
    Habeşistanda Amr bin asın, Necaşiyi etkilemek için yaptığı oyunlar boşa çıkmış Söz hakkı Ashaba verilmişti..

    Ey hükümdar! Bizcâhil bir kavim idik. Taştan ağaçtan yaptığımız putlara tapardık. Lâşeyerdik, fuhuş yapardık, akrabalara küserdik, komşuluk hakkına riâyetetmezdik, kuvvetliler zayıfları ezer, zenginler fakirlerin sırtındankazanırdı.
    Biz bu hâl üzerindeiken, Allah içimizden bir peygamber gönderdi. Nesebi ve asâleti,doğruluk ve emâneti, şeref ve namusu hepimizce mâlumdur. O, biziAllahın birliğine ve Ona kul olmaya dâvet etti. Atalarımızın tapageldikleri putları terketmeye çağırdı. Bütün ahlâksızlıklardanuzaklaştırdı. Doğruluğu, emanete ve akrabalık bağına riâyet etmeyi,komşularla iyi geçinmeyi, haramdan, kan dökmekten sakınmayı bildirdi.Fuhuşu, yalanı, yetim malını yemeyi, haksızlık etmeyi, namuslukadınlara iftira etmeyi, dil uzatmayı yasakladı. Bütün iyilikleri öğretti. Biz de ona inandık, getirdiği dini kabul ettik. Bu yüzden kavmimiz bize düşman kesildi. Bizi dinimizden çevirip putlara taptırmak için her türlü hakaret ve işkencelere uğradık. Bize zulmettiler, fakat dinimizden dönmedik. Biz de onlardan kaçıp, sizin himâyenize sığındık,sizi güvenilir bulduk. Nezdinizde zulme uğramayacağımızı ve haksızlık görmeyeceğimizi umuyoruz.

    Durumun aleyhlerine döneceğini anlayan Amr, hükümdarı müslümanlardan soğutmak için: Bunlar hıristiyanlık ve İsa hakkında yakışıksız sözler söylüyorlar. dedi. Çünkü Necâşi hıristiyandı.

    Hazret-i Câfer -radiyallahu anh-: Biz İsa Aleyhisselâm hakkında Kuran-ı kerimde Allah-u Teâlâ ne bildirdi ise ancak onu söyleriz. diyerek Meryem sûre-i şerifinin başından bir miktar okudu. Dinleyenler heyecanlandılar ve ağladılar. Necâşî de kendini tutamayıp, sakalı ıslanıncaya kadar ağladı.
    Sonra onlara dedi ki:

    Allaha yemin ederim ki bu sözler İsaya gelen ile aynı kaynaktandır. Yerden bir çöp aldı ve: Sizin okuduklarınız ile İsanın dedikleri arasında şu çöp kadar fark yoktur.diyerek elçilerin isteklerini reddetti, hediyelerini de geri verdi vekendi memleketine sığınmış olan müslümanları daha fazla koruyacağını belirtti. Elçiler de elleri boş olarak, kızgın bir şekilde Kureyşin yanına döndüler.
    Müslümanlar orada Necâşînin himayesi altında dinlerini emniyete almış oldular. Hiçbir eziyet ve işkence görmeden, hoşlarına gitmeyen sözler işitmeden ibadetlerini yapıyorlardı.
    ResulullahAleyhisselâmın Medineye hicretini öğreninceye kadar orada kaldılar.Bunlardan otuz üçü geri döndü, ikisi Mekkede vefat etti, ikisi hapsedildi. Yirmi dördü Medineye hicret ettiler ve Bedir savaşına katıldılar.
    Habeşistanda kalanlardan yedisi orada vefat etti, birisi hıristiyanlığa döndü.Müslümanların Habeşistanda iken yedi erkek, beş kız olmak üzere on ikiçocukları dünyaya geldi.
    Hayber fethedildiği gün Câfer -radiyallahu anh-in başkanlığında yirmi beş kişi döndü.

    Allah'a İman etmiş Kullar Biri birinin Kardeşidir..Ehli Kitap arasında öyleleri vardırki ONLAR SALİHLERDENDİR..

    Ali İmran
    113.Onların hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır.
    114.Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.
    115.Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.

    Yahudi ve Hıristiyanları EVLİYA edinmemek..ALLAH YOLUNDA Onları takip etmemektir..Allah MUHAMMED ÜMMETİ KILDIĞI EHLİ İMANI evelki şeriata Uymaktan MEN ETMİŞTİR..
    Onları Şeriatı Muhammediye daveti Farz Onlara ALLAH yolunda uyuş Nefse zulumdur..

    Necaşi Hazretleri vefaat etiği zaman..
    Hz.Resulullah s.a.v. Necaşi Hazretlerinin vefaat eriğini VAHYİ İlahi ile öğrendi ve BUYURDUKİ.

    “Bugün salih bir adam vefat etti. Kalkınız. Kardeşiniz Asheme (Necaşi)’nin üzerine (gıyaben) cenaze namazı kılınız"

    ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ(52)
    Müslümanın Cenaze namazı kılınır..Necaşide İslama Hizmet Etmiş, İsevi MÜSLÜMAN İdi..
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •