Aman diyene kılıç bile kaldırmazdı bizim atalarımız. Öyle öğrendik, taa ilkokul sıralarında ‘Milli Eğitim Bakanlığı onaylı’ tarih kitaplarından!.. Kim olursa olsun, düşene bir de biz tekme atmazdık!.. Kazanılacak hiçbir şey, onurumuzdan, adamlığımızdan ve geçmişimizden daha değerli olamazdı çünkü... Taa ki önceki geceye kadar!.. Bu hislerim alt üst oldu o gece... Avrupa’nın göbeğinde, Süper Kupa maçı adı altında Türk futbolunun iki devi çarpışıyor. Maç harika başlıyor. Harika da gidiyor. Gazetelerde ertesi günün manşetleri atılırken, 2 sayfadan birisinde “İkisine de helal olsun” başlıkları kullanılıyor. Ancak o da ne, acı içinde yere düşmüş Kezman’ın başında iki Beşiktaşlı... Biri İbrahim Üzülmez, diğeri daha toy bir Kartal, İbrahim Kaş... İbo, önce Fırat Aydınus’a bakıyor göz ucuyla; az sonraki diz darbesini görecek mi diye. Aydınus’tan emin oluyor. Öyle bir perde inmişki kalp gözüne, arkasındaki yan hakemi unutuyor. Ve girişiyor yerde yatan Kezman’a... “Nasıl yere düşersin! Kalk yoksa...” diye başlayan cümlelerin devamı ne oluyor dersiniz!.. Yoksa İngilizce mi biliyor bizim İbrahim; kulağına eğiliyor çünkü Kezman’ın! Halini hatrını sormuyor herhalde! Ve alev alev gözleriyle kin kusuyor adeta. Bu arada diz darbeleri Kezman’ı hedef alıyor. Abisinden örnek almış olacak ki, o toy Kartal da çimdikliyor bir ara Kezman’ı. Fenerbahçeli oyuncuya birkaç dakika önce attığı golün hesabını ödetiyorlar resmen, yerde yatarken!.. Bir yanda çimdikten kaçıyor, öbür tarafta İbrahim’in dizine yakalanıyor Kezman!.. Dayak yiyor dayak Almanya’nın ortasında!.. Hem yerde, hem de ikiye tek!.. Sözün kısası... Yenilgiye tahammülsüzlük, benim milli takımımın formasını giyen bir futbolcuya asla yakışmıyor. Kazanmanın onuru ne kadar değerliyse yenilginin de bir şerefi vardır. Ama bizim İbrahim belli ki bunu bilmiyor!.. Şimdi İbrahim’e sorulacak çok önemli bir sorum var. Ricardinho’ya saldıran Aurelio’dan ne farkın kaldı?.. Üstelik Kezman yerde savunmasız yatarken... Aurelio’ya ‘intikam mektupları’ yollayan taraftarların şimdi seni omuzlarında mı taşıyacak?.. Çok merak ediyorum... Öyle ya, kırmızı kart gören futbolcusuna kızacağı yerde alkışlayan tribünlerin futbolcususun sen!. Elimde olsa, inan o gece o Süper Kupa’yı sana verirdim. Gücüm olsa bunu yapardım. Çünkü ben yine de kazanılacak hiçbir şeyin onurumuzdan daha değerli olmadığına inanıyorum. Yerde yatan adamı ‘hırpalayacak kadar şiddetli olan’ senin o inancına ise ne yapayım ki saygı duyuyorum!.. Neyse... Dünyada iki çeşit takım vardır. Birisi, kupalarla anlam kazanır. Diğeri kupalara anlam katar! İşte o yüzden diyorum ki: Sevdasını kutsal sayan... Onu, kazanılan kupaların sayısından inşa edilmiş yıkılmaya mahkum duvarların altına layık görmeyip, kalbinde yaşatan... Hayattaki en büyük hazinesi çubuklu forması olan... Köln Stadı’nın tribünlerini doldurup bunu bir kez daha ispat eden büyük Fenerbahçe taraftarını ayakta alkışlıyorum. Çünkü sizler hayata anlam katanlarsınız... İyi ki varsınız...
Ahmet Konanç
http://efsanefotospor.com/haber.jsp?cid=12984


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla




A:AFENERBAHÇEM BENİM BİRİCİK SEVGİLİM


<º))))>PeSSiMiSTLeR BiRLiĞi<((((º>