• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    GREYY adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2007
    Mesajlar
    27
    Karizma Gücü
    0

    Şeytan Ayetleri mevzusu hakkında

    ŞEYTAN AYETLERİ VAKASI

    Birkaç hafta önce Şeytan Ayetleri kitabının yazarı Salman Rüşdi’ye İngiliz Kraliçesi tarafından şovalyelik nişanı verildi. 1988 yılında yayınlanan Şeytan Ayetleri romanı özetle Hz. Muhammed’in okuduğu Kuran’a şeytan tarafından putlara övgüler karıştırıldığı iftirasını içeriyordu. Dolayısıyla ödül müslüman ülkelerin büyük tepkisine neden oldu. Pakistan ve İran’ın İngiltere büyükelçileri ünvanın verilmesini kınadılar. Malezya ve Pakistan’da protesto gösterileri düzenlendi, Rüşdi’nin kuklaları yakıldı. Hatta Rüşdi hakkında Ayetullah Humeyni’nin verdiği ölüm fetvasını hatırlatanlar oldu. Peki bu iftira, islami literatürdeki ismiyle Garanik olayı nedir?

    Önce biraz hikayeyi dinleyelim:

    Resûlullah, kavminin yüz çevirdiğini görünce bu ona çok ağır geldi. Allah’tan kavmi ile kendisini birbirlerine yaklaştıracak bir şey inmesini temenni etti. Cenab-ı Allah Necm suresini indirdi. O da okudu. Bu esnada şeytan gönlünden geçirip de kavmine getirmek istediği şeyi onun lisanına atıverdi: “Bunlar yüce kuğu kuşları (tanrıçalar)dır ve elbette onların şefaatleri umulur” Kureyşliler bunu işitince sevindiler ve onu dinlemek üzere yaklaştılar… O, sureyi bitirince secde etti. Onun secde ettiğini gören mü’minler de onun getirdiğini tasdik ederek secde ettiler. Mescitteki müşrikler de secde ettiler… Secde haberi, Habeşistan’a hicret etmiş Müslümanlar’a da ulaştı. Bir kısmı orada kalıp, bir kısmı Mekke’ye hareket etti. Sonra, Cenab-ı Allah, Peygamber’e, “Benim indirmediğim şey söyledin!” dedi. Resûlullah üzüldü, Allah’tan korktu. Bunun üzerine Allah bu âyeti (Hac, 52) indirerek onu teselli etti, Şeytanın ilka ettiğini neshetti” (Taberî, 27/187-188).

    Elbette bunlar bir müslüman açısından kabul edilebilir değil. Zira anlatılanlar Kuran’da tarif edilen peygamber nitelikleri ile açıkça çelişiyor. En temel mücadelesini putlara karşı vermiş birinin bunları isteyerek söylemesi mümkün olmadığı gibi şeytanın da Kuran’a göre insanlar üzerinde böyle zorlayıcı bir gücü yok.Yine peygamberin sehven de böyle bir şey söylemesi mümkün değil. Fakat bu hikaye sadece müslümanlar için değil olayı tarafsız inceleyecek herhangi bir araştırmacı için de son derece saçma.

    Hikayeye göre hz. peygamber “şeytan ayetleri”ni araya koymuş ve okumaya devam etmiş. Sonra da müşrikler “Şimdi Muhammed ile aramızdaki farklılıklar sona erdi” diyerek sevinmişler. Ayetler şöyle:

    Necm 19-20: Gördünüz mü o Lat ve Uzza’yı? Ve üçüncüleri olan ötekini, Menat’ı.

    Buradaki “Gördünüz mü?” ifadesi peşinden gelen şeyi reddetmek ve tahkir etmek için Kuran’da kullanılan bir kalıp.

    Şeytan Ayetleri : Bunlar yüce kuğu kuşları (garanik) (tanrıçalar)dır ve elbette onların şefaatleri umulur.

    Necm 21-23 : Demek erkek size, dişi O’na öyle mi? O zaman bu, insafsızca bir taksim! Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

    Çelişki çok açık. Önce putlar yeriliyor, sonra -sözde- övülüyor, sonra da tekrar yeriliyor. Bunu dinleyen o zamanın şüpheci, radikal ve şiddetli müşriklerinin kanmaları mantıklı mı?

    Şimdi tetkik etmekte olduğumuz hikayeyi bize nakleden muhaddislerin sözlerine inanırsak, Müslümanlar birkaç Kur’ân âyetini alenen okurlarsa gayet şiddetli fena muameleye maruz kalıyorlardı. O halde Muhammed’in bütün Kureyşliler önünde koca bir sûreyi baştan aşağı okuması, Kureyşlilerin de ne söyleyeceğini bilmeden dinî bir dikkat ile kendisini dinlemeleri manâsız olmaz mı? … Muhammed hakiki bir devlet adamı idi, kendisinde gayet ince biri fikr-i siyasî vardı, insanlarla müzakerede, insanları idarede fevkalâde maharet sahibi idi. Üç puta karşı ibadeti muvakkaten kabul etmek gibi kaba hataların ondan sadır olması gayr-i kâbildir. Çünkü bu hareket geçmiş senelerin cesur çalışmalarını bir an içinde birden bire yıkmaya ve kendi kendisini mahvetmeye müsavi idi. (Caetani, İslam Tarihi, 2/264-265).

    Hikayeye göre garanik vakasından sonra İsra/73-75 ile Hz. Peygamber azarlanmış. Daha sonra da Hac/52 ile teselli edilmiş ve “şeytan ayetleri” nesh (iptal) edilmiş. İşin garibi İsra Suresi, yani sözde “azarlama”, Habeşistandan dönüş olayından 5-6 yıl sonra; Hac Suresi, yani sözde “teselli” ve “iptal”, ise “azarlama”dan 2 yıl sonra nazil olmuştur. Herhalde şeytanın karıştırdığı ayetlerin düzeltilmesinin hemen yine Necm suresinde yapılması yerine 7-8 yıl sonra Hac Suresine yamandığı bu senaryoyu aklı başında kimse kabul etmez. Zaten bu ayetlerin ait oldukları surelerin akışı içinde bu şekilde anlaşılmaları da mümkün görülmüyor.

    Aktarılanlar rivayet açısından da oldukça zayıf. Bir kere rivayetlerde İbn Abbas hariç hiç sahabe adı geçmiyor. Yani hiç peygamberi görmemiş kişiler olayı aktarıyor. İbn Abbas da olay esnasında 2-3 yaşında. Rivayetlerde şeytanın sözü 15-16 farklı şekilde naklediliyor. Hz. Peygamberin durumu ise bazen uyuklarken, bazen namaz kılarken, bazen de Kureyş Kulüplerinde vs. şeklinde 10-11 farklı şekilde nakledilmiş. Rivayetlerin bu kadar farklı olması, hikayenin uydurma olduğunun açık delili.

    Sahih hadisleri rivayet eden hiç bir kitabın bunu nakletmemesi, hiçbir sikanın bunu sahih ve muttasıl bir senetle rivayet etmemesi, çürüklüğünü göstermeye kâfidir. Nakledenler, sadece tuhaf şeylerle oyalanmayı âdet edinen bazı tefsirciler ile tarihçilerdir. (Kâdî İyad, Eş-Şifa, 2/111).

    Bazı hadisçilerin ne bulurlarsa toplamaları sebebiyle bu zayıf hikaye bazı kitaplara girmiş olabilir. Ya da “nesih” konusunda bir örnek arayan bazı tefsirciler yüzünden. Hatta Batılı bir araştırmacı, John Burton, hikayenin “nesih” tartışmalarında kanıt olarak kullanılmak üzere bizzat müslümanlar tarafından uydurulmuş olabileceğini söylüyor.

    Hikayede bahsi geçen, Necm Suresi okunurken müşrikler dahil herkesin secde etmesi vakasını genelde hadislerine güvenilen Buhari de naklediyor. Bu Kuran’ın bir mucizesi olmuş olabilir. Eğer böyleyse garanik kıssası bunu kamufle etmek için uydurulmuş demektir. Ya da Müşrikler kendi Tanrılarına secde etmiş de olabilirler. Her halukarda bu rivayeti garanik kıssasıyla birleştirmek, yukarıda anlatıldığı üzere, oldukça temelsiz ve muhtemelen art niyetli. Aynı şekilde bu kıssayı Hac sûresi ile birleştirmek de. Zira Mekke’de ilk nazil olan sûrelerden bulunan Necm sûresi ile, bir kısmı Medine döneminin başlangıcında, bir kısmı Mekke döneminin sonlarında inen Hac sûresi arasında pek uzun bir zaman var.

    Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenlere yazıyı hazırlarken faydalandığım Prof. Suat Yıldırım ve Dr. Murat Kayacan’ın makalelerini ve wikipedia’yı tavsiye ederim. (1,2,3)

    İşte Saman Rüşdi’nin bahsettiği “şeytan ayetleri” hikayesi bu kadar uyduruk temellere dayanıyor. Kitaptaki tek hakaret bu da değil. Örneğin kitapta fahişelere Hz. Peygamberin eşlerinin isimleri verilmiş. Fakat ne yazıkki İslam Dünyasından yükselen bazı tepkiler bu alçakça iftira ve küfür karşısında bizi haklıyken haksız konuma düşürdü. Örneğin 89 Şubatında kitabı protesto eden binlerce insanın İslamabad’daki Amerikan büyükelçiliğine saldırması sonucu 6 insan öldü. Romanı satan kitabevleri saldırıya uğradı. Ancak en vahimi şüphesiz Ayetullah Humeyni’nin 14 Şubat’ta yayınladığı Rüşdi’yi ve kitabı yayınlayanları öldürmenin her müslümanın görevi olduğunu söyleyen fetva idi. Bu fetva üzerine yazar ve çevirmenler birçok defa saldırıya uğradı, 91 yılında Japon çevirmen öldürüldü. Bunun üzerine Japonya’daki Pakistanlılar Birliği çok mutlu olduklarını açıklamışlar.

    Daha yeni, karikatür krizi esnasında Hizbullah lideri Hasan Nasrallah “Eğer İmam Humeyni’nin fetvası yerine getirilseydi kimse buna cesaret edemezdi, peygamberlerinin onuru için canlarını feda etmeye hazır milyonlarca müslüman olduğundan eminim” dedi. İslam dünyasında bazı şeylerin yanlış gittiği çok açık değil mi?

    Ayetullah Humeyni’nin muhtemelen siyasi amaçlarla verdiği ölüm fetvasının islami açıdan dayanıksız olduğunu da belirtmek gerek. En sert fıkhi yorumlar bile tüm müslümanları bir adamın üzerine salmayı mümkün kılmıyor. İslami literatürde dinden dönenlerin öldürülmesine dair dayanaklar bulmak mümkün olsa da bugün birçok ilahiyat uzmanı dinden dönenleri cezalandırmayı islami bulmuyor. Bu başka bir yazının konusu olduğu için ayrıntıya girmiyorum.

    Şeytan ayetleri vakası müslümanların ölçüsüz tepkileri nedeniyle İslam’ın imajını bir kez daha yaralarken Salman Rüşdi’ye de haketmediği ün ve prestiji sağladı, ve bir anlamda kimliğini belirledi. Bu yüzden verilen ödülün sadece Rüşdi’nin edebiyata katkılarıyla ilgili olduğunu söylemek pek makul değil. Nuray Mert ödülün arka planına dair şunları söylüyor:

    Bu, sıradan bir ödül değil, siyasi bir tavır. Hem mesele, sadece İslam merkezli çatışma ortamına körükle gitmek ötesinde, İran’ın hedef olduğu bir çekişme içinde, İran’daki rejime dikkat çekme çabası. Bunu görmemek için xxxxx veya çok tarafgir olmak gerekir Dahası, İngiliz Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün, ‘Bu ödülün bu kadar tepki yaratacağını düşünmediklerini’ belirtmesi kötü bir şaka gibi. Ve dahası, ödülün siyasi bir yönü olmadığını vurguladıktan sonra, ‘Tam tersine, Bombay doğumlu bir yazar olduğu için, aslında Biritanya-Asya ilişkileri açısından olumlu bir adım’ olacağını düşündüklerini açıklaması, fazlasıyla alaycı bir yaklaşım. Sanki, dünya çapında bir krizin kahramanından değil, Bombay doğumlu sıradan bir yazardan söz ediliyor Ayrıca, Rüşdi, İslam bir yana, içine doğduğu kültüre son derece olumsuz bakan biri. 1999′da bir İngiliz magazin dergisine verdiği röportajda (Tatler, Mayıs 1999), “Küçük yaşlardan beri Doğu bilgeliği denilen şeyin at pisliği olduğu duygusu içindeyim” demişti. Doğu bilgeliğinden kastettiği, sadece İslam değil, daha çok Hint alt kıtası ve ötesinin Hindu ve Budist geleneğiydi.

    Bu kadar da değil, Salman Rüşdi, son beş yılda, Afganistan ve Irak müdahaleleri ve ABD dış politikasına tam destek vermiş, karşı çıkanları ağır biçimde eleştirmiş bir isim.

    Rüşdi 2005 yılında da “Kuran kusursuz bir rehber değil, tarihi bir metin” demişti. Tüm bunları birleştirdiğimizde, İngilizlerin aslında neyi desteklediklerini rahatça görebiliyoruz.

    Şunu da not etmek lazım ödülü alacaklar bağımsız bir komite tarafından belirleniyor, kraliçenin ise sadece sembolik bir rolü var. Eleştiriler üzerine İngilizlerin açıklaması ise şaka gibi : “bu ödül ülkemizdeki müslümanları onurlandırma arzumuzun bir parçası”.* Batılılar için müslümanların dinsiz olanının makbul olduğunu ve onların el üstünde tutulduğunu birkez daha anlıyoruz.

    Rüşdi’nin ödüllendirilmesine cevaben Pakistanlı bir grup din adamı Usame bin Ladin’e “Seyfullah” yani “Allah’ın kılıcı” ünvanını verdiklerini açıkladı. Bir yazara cevaben bir terörist. Ne kadar açıklayıcı değil mi?

    İslam ve Batı dünyası arasında karşılıklı düşmanlık, nefret ve korkunun belki de hiç olmadığı kadar arttığı, dolayısıyla karşılıklı anlayış ve iyi niyete en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde İngilizlerin bu provoke edici, köprüleri yıkıcı hamlesini anlamakta zorlanıyorum.


    Volkan Serin

    Kaynak :http://www.derindusunce.org/2007/07/...etleri-vakasi/

    Yorumum : Bu konuya özellikle değiniyorum maksat tesadüfen böyle bir habere rastlayıp vesveseye düşmesin inanan kardeşlerim. Salman Rüşdi bu kitapta bilinçli olarak islami değerlerle alay etmiştir çarpıtmıştır. Sadece hz. peygamberi sanki putları övüyor gibi göstermekle kalmamış O'nun eşlerinin isimlerinide hayat kadınlarına vererek aklınca küçük düşürmeye çalışmıştır. Bu kitabı yeterli düzeyde ingilizceniz varsa tarafsız bir gözle okuyun basit bir ingiliz oyunu olduğunu göreceksiniz. Kitabın türkçe çevirisi henüz yok.
    KALEM (51-52)


    Bu nedenle, hakikati inkara şartlanmış olanlar bu uyarı ve öğüdü her duyduklarında gözleriyle seni öldürecek gibi olsalar ve "(Muhammed mi?) o kesinlikle bir delidir!" deseler bile, sabırlı ol !

    Çünkü bu, Allah'tan bütün insanlığa yönelik bir öğüt ve uyarıdan başka bir şey değildir

  2. #2
    berson adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-02-2007
    Mesajlar
    542
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı GREYY tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ŞEYTAN AYETLERİ VAKASI
    .............................................................................
    Yorumum : Bu konuya özellikle değiniyorum maksat tesadüfen böyle bir habere rastlayıp vesveseye düşmesin inanan kardeşlerim. Salman Rüşdi bu kitapta bilinçli olarak islami değerlerle alay etmiştir çarpıtmıştır. Sadece hz. peygamberi sanki putları övüyor gibi göstermekle kalmamış O'nun eşlerinin isimlerinide hayat kadınlarına vererek aklınca küçük düşürmeye çalışmıştır. Bu kitabı yeterli düzeyde ingilizceniz varsa tarafsız bir gözle okuyun basit bir ingiliz oyunu olduğunu göreceksiniz. Kitabın türkçe çevirisi henüz yok.
    Yaptığın çalışma ve açıklama için teşekkür ederim.
    Ancak bu ve benzeri fitnecilerin pek fazla tesiri olmamıştır,Muhammedilerin ve gerçek Müslümanların üzerinde.
    Yalnızca Dini, siyaset ve devlet politikaları uğrunda kullanmaktan çekinmeyenler için iyi bir malzeme olmuştur o kadar.
    Topluluklara hükmetmek ve diğer topluluklara karşı düşmanlıklarını güçlendirmek isteyenler için bu şekildeki olaylar bulunmaz fırsatlar olmaktadırlar..Hatta kanaatim odur ki pek çoğu da bu maksatla üretilmekte ve aynı Allaha inanan kimseler arasında düşmanlık ve nefreti körüklemek üzere kullanılmaktadırlar..

  3. #3
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Gerekli Bir Açıklama


    Garanik hadisesi konusunda, herşeyden önce, bilmek gerekir ki: Peygamberi m iz (a.s.) Kureyş müşriklerinin evvel ve âhir yaptıkları anlaşma tekliflerini, Yüce Allah'ın kendisine indirdiği şu âyetlerle reddetmiş bulunuyordu:

    "De ki: 'Gökleri ve yeri, yoktan var Eden-ki, O yedirir, besler; Kendisi ise yedirilmez, beslenmez-böyle şeyden münezzehtir.

    Ben Allah'tan başkasını mı tanrı edinecekmişim?!'

    De ki: 'Bana, hakikaten, Müslüman olanların birincisi olmaklığım emredildi.

    'Sakın Allah'a eş tutanlardan olma!' denildi."[70]

    "De ki:

    'Siz ey câhiller! Bana, Allah'tan başkasına mı tapmamı emrediyorsunuz?'

    Andolsun ki, sana da, senden öncekilere de, şu vahyolunmuştur:

    'Eğer Allah'a şerik tanırsan, (bütün) amel(ler)in boşa gider ve muhakkak, hüsrana düşenlerden olur­sun!'

    Hayır! Onun için, sen ancak Allah'a kulluk et! Şükredenlerden ol!"[71]

    "De ki:

    'Ey kâfirler! Ben, sizin tapmakta olduklarınıza tapmam!

    Benim (Kendisine) ibadete devam edeceğime de, siz ibadet ediciler değilsiniz.

    Ben, (zaten) sizin taptıklarınıza (hiçbir zaman) tapmış değilim.

    Siz de, benim ibadet etmekte olduğuma ibadet edecek değilsiniz!

    Sizin dininiz size, benim dinim de bana!'"[72]

    Kur'ân-ı Kerîm'deki bu kadar açık ve kesin beyanlara rağmen, Garanik hadisesini Peygamberimiz (a.s.)ın güya müşrikleri yumuşatmak, aradaki düşmanlığı kaldırmak için duyduğu samimi bir temayülün neticesi imiş gibi kabul etmek; ve hatta müşriklerin uydurup tavaf sırasında okuyageldikleri sözlerin[73] de, şeytan tarafından Peygamberimiz (a.s.)ın diline getirilmiş ve Kur'ân-ı Kerîm âyet­leri arasında yanlışlıkla okunmuş olduğunu sanmak ne kadar yanlışsa, o sözlerin Necm sûresinin 21-30. âyetleri ile ortadan kaldırılmış ve düzeltilmiş olduğunu sanmak da o kadar yanlıştır. Kur'ân-ı Kerîm hakkındaki ilâhî te'minatla da bağdaşır değildir.[74]


    Fussilet Sûresi

    42 - Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.




    Hicr Sûresi

    9 - Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.


    Hâkka Sûresi

    43 - O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.

    44,45. Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı mutlaka onu kudretimizle yakalardık.


    46. Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik.


    47. Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.





    Kadı Iyaz, Fahru'r-Râzî, Kurtubî ve Bedrüddin Aynî... gibi birçok büyük ilim adamları, Garanik hadis­esinin dayanağı olmak üzere ileri sürülen rivayetleri ilim süzgecinden geçirerek, hiçbirinin sabit ve delil edinilmeye elverişli olmadıklarını ispatlamışlardır.[75]

    Fahru'r-Râzî, Beyhakî'nin de bu hadisenin nakil cihetinden sabit bulunmadığını ve ravileri arasında ta'n olunanlar bulunduğunu bildirdiğini açıkladığı gibi; ayrıca, Muhammed b. İshak b. Huzeyme'ye (223-311 Hicr&#238 Garanik hadisesi sorulunca, onun bunun zındıkların uydurması olduğunu söylediğinin ve ken­disinin bu hususta bir de kitap yazdığının da rivayet edildiğini bildirir.[76]

    Mîzânü'l-itidâl müellifi Zehebî'ye göre; Ebu Bekr Muhammed b. İshak b. Huzeyme hadis ve sünnet hafızlarının büyüklerinden, imamlar imamı ve şeyhülislam idi.[77]

    [70] En'am: 14.

    [71] Zümer: 64-66.

    [72] Kâfirûn: 1-6.

    [73] Ebu'l-Münzir Hişam, Kitâbu'l-esnâ m, s. 1 9, Yakut, Mu'cemu'l-büldân, c. , s. 116.

    [74] Fussilet: 42, Hicr: 9, el-Hâkka, 43-46.

    [75] Kadı Iyaz, Şifâ, c. 2, s. 130-157, Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 23, s. 50-54, Kurtubf, Tefsir, c. 12, s. 82-84, Bedrüddin Ayni1, Umdetu'l-Kârî, c. 7, s. 90-1 01, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c.1 ,s. 68-71, Halebîjnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 8-9, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1 , s. 280-286.

    [76] Fahru'r-Râzî, Tefsîr, c. 23, s. 50-54.

    [77] Zehebî, Tezkiretü'l-huffâz, c. 2, s. 720-721.

    M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/20-22.



    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  4. #4
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    bilmiyor ne yaptığını..eğer inanabilmiş olsaydı eğer bütün bu yaptıklarına rağmen bizim Peygamberimiz (s.a.v.) mutlaka onun için şefaat ederdi,bunu bilebilseydi keşke,yazık...göremeyen gözlere,duyamayan kulaklara,hissedemeyen kalplere
    En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım; inandığımı Sandılar...Bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım...

    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


  5. #5
    SempatiQQ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2006
    Mesajlar
    519
    Karizma Gücü
    0
    Korkusundan islam aleminden özür dilemiş bide gavur

    Seni özründe kurtaramayacak Salman !!
    herkes bu hayata tutunmak için kendine afyon buluyor...

    futbol... sans oyunları... seks... müzik....aşk... siyaset... kurtarıcı olma...

    mal mülk sahibi olma... güç gösterisi...

    asıl önemlisi... biz inananların afyonunu hor görüyorsun ama
    acep kendi afyonunun farkındamısın

    kendi afyonunu söylede bakalım hangimiz.... daha gülünecek durumdayız....

  6. #6
    DoGaN_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-04-2007
    Mesajlar
    184
    Karizma Gücü
    0
    Su yazilanlari okudukca islamdan soguyor insan ya bir dinde bunca ayrilik bunca süphe olurmu ? Hangi konuya girsem hep ikili üclü tartismalar almis basini gitmis.Hele birde islami elestirenlerin tezlerini dogrularcasina bu tip basliklara raslayinca hepten süpheleniyor insan.

    Bu seytan ayetleri konusunu baska bir forumda yine okumustum , bunu ortaya atan ateist birisi bikac tanede hadis felan yazmisti ki tam bu konuyu ispatlar seylerdi.

    Kuranin ilk 3 orjinali neden yaktirilmis ? Saklanan saklanmak istenen neydi ?

    Hz.Muhammed'in "vahiy katiplerine yazdırdığı" bildirilen "Kuran"ın ne "aynı" ne de "tümü" bugünkü Kuran'da yoktur. Mervan Ibn Hakem, "sandıktan" aldırtıp getirmiş ve yaktırmıştı. Mervan'ın bu ilk derlemeyi yaktırmasındaki gerekçesini, kendisi şöyle açıklıyor: "Bunu yaptım, çünkü, Onda yazılı olanlar, resmi (imam) Mushaf'a yazılıp geçirilmiş ve korunmuştur. Korktum ki aradan uzun zaman geçtiğinde kuşkucu kimseler bu (resmi) Mushaf hakkında kuşkuya düşerler." (Bkz. Dr. Subhi e's-Salih, Mebahis fi Ulumi'l-Kuran, s.83. Dayandığı kaynak: Ibn Ebi Davud, Kitabu'l-Mesahif, s.24.)
    Madem aynen yazildiysa neden kuskuya yol acabilir diyerek asli yakildi ? Aslinda yazan neydiki yakilip yok edildi ?

    Üstelik birde Hz.Ömer'in oglunun bir söylemi varki üstüne tuz biber ekiyor.

    Ibn Ömer diyor ki: "Hiçbiriniz, Kuran'ın tümünü aldım (elimde bulunduruyorum) demesin. Bilemez ki, Kuran'ın çoğu yok olup gitmiştir. 'Ne kadar ortada varsa o kadarını elimde tutuyorum' desin yalnızca." (Bkz.Suyuti, el İtkan, 2/32.)
    Cok karisik isler dönmüs zamaninda ama ne olup olmadigini bilemiyoruz tabiki...

  7. #7
    SempatiQQ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2006
    Mesajlar
    519
    Karizma Gücü
    0
    Su yazilanlari okudukca islamdan soguyor insan ya
    O senin sorunun. Başkalarının lafıyla islamdan soğuyup yine başkalarının lafıyla islama ısınacaksan zaten hiç bulaşma bu dine. Bak forum kendi yarattıkları tanrılarına tapan deistlerle dolu. Onlardan bilgi al Ama madem bu dine gireceksin ya da bu dine yakın hissediyorsun kendini, o zaman islama saldıranların, iftiracıların foyasını ortaya çıkarmak için fikri mücadeleden kaçınmıcaksın. Salman Rusdi gibi kanı bozuklar için buraya gelip dinden soğumucaksın.
    herkes bu hayata tutunmak için kendine afyon buluyor...

    futbol... sans oyunları... seks... müzik....aşk... siyaset... kurtarıcı olma...

    mal mülk sahibi olma... güç gösterisi...

    asıl önemlisi... biz inananların afyonunu hor görüyorsun ama
    acep kendi afyonunun farkındamısın

    kendi afyonunu söylede bakalım hangimiz.... daha gülünecek durumdayız....

  8. #8
    megun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-11-2005
    Mesajlar
    603
    Karizma Gücü
    0
    Merhaba Doğan,

    Kuran'ın inzal olunduğu zaman direk bir kitap haline getirilmediğini biliyorsun. O dönemde çeşitli kişilerde sayflar vardı ve bu sayfalar toplandı ve üzerinde kesin anlaşmaya varıldıktan sonra kiatp haline getirildi. Bu anlaşılan hükümler genellikle o dönemdeki arapların lehçelerinden kaynaklanıyordu. Ve genel olarak Rasulullah'ın hadislerinden işaretle kureyş lehçesinde olan Kuran suhufları temel alındı. Sonradan yaktırılan suhufların yakılış sebebide ileride karışıklığa yol açmamak sebebiyleydi.

    Burada kişisel yorum yapmanın çokta önemi yok ama bence tüm o zamanki lehçelerde değerliydi ve yakılmaması daha iyi olurdu. Ancak karışıklıkların çok yoğun olduğu ve de insanların kolaylıkla birbirleri ile savaşabildiği bir dönemde bu tür bir hareketide anlayabiliyorum.

    Ayrıca Salman Rüşdi'den entellektüel olarak haz etmem ancak bu bize onunla alay etme hakkını hiç bir zaman için vermez. Gerçek müslüman hiç bir zaman faile buğz etmez. Eğer o kişinin fiilini beğenmediysek istediğimiz gibi eleştirebiliriz. Ancak zat'ıyla alay etmek çok ciddi bir fiildir. Gerek bu forumda gerekse günlük hayatımızda kullandığımız kelimeler ve fiiller bizim aynamızdır. Ve kainatı gönül aynamızda seyrederiz. Eğer ki çirkin işler görüyor isek bu bizim aynamızın kirliliğindendir. Temiz bir bilinç, özgür bir akıl dileklerimle.

    Saygılarımla.
    Bu mesaj en son " 30.07.07 " tarihinde saat 22:34 itibariyle megun tarafından düzenlenmiştir... Neden: imla hataları

  9. #9
    vega5 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-04-2007
    Mesajlar
    202
    Karizma Gücü
    0
    anlayamadığım nokta kuran neden belirli hadiseler göre inmiştir? Allah zaten bilmiyormuydu bu hadiselerin cereyan edeceğini madde madde inebilirdi mesela 1 namazla ilgili bütün maddeler2 evlilik zina 3 haz zekat4 cihad vs. vede bütün ayrıntılar olsaydıda sünnet mezhep kargaşası bugün yaşanmasaydı. tabiki allah karışıklık yaratmak istemez, karışıklığı yaratan insanlar ve onların uydurduğu dinler

  10. #10
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    vega5 demiş ki ;

    anlayamadığım nokta kuran neden belirli hadiseler göre inmiştir? Allah zaten bilmiyormuydu bu hadiselerin cereyan edeceğini madde madde inebilirdi mesela 1 namazla ilgili bütün maddeler2 evlilik zina 3 haz zekat4 cihad vs. vede bütün ayrıntılar olsaydıda sünnet mezhep kargaşası bugün yaşanmasaydı. tabiki allah karışıklık yaratmak istemez, karışıklığı yaratan insanlar ve onların uydurduğu dinler
    Ortda karışıklık yok , biz müslümanalr menmnunuz halimiden , kitabımızdan.Allah tabiki ne olacağını biliyordu , nbelki Kuranı kerime göre olayların akıuşını yönlerdi ona göre de sırayla ayetlei indirdi , belki de toplumun ayetleri daha iyi anlaması için olaylara göre ayetleri indirdi.

    İmtihan edilen bizin , Allah değil , kimse Allah'a bunu neden böyle yaptın diye hesap soramaz.Tabi ahirette istersen sorarsın . Hani gerçekler için cehennemi bile göze almıştın ya , ordan doğru sorarsın.

    Tabi ahirette müslümanlar için en büyük mükafat Allah'ı görmek olacağı için acaba kendini inkar edenlerle muhatab olur mu o da ayrı bir konu.



    selam ve dua ile ,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •