Öğüt verip hatırlatma, İslam'ın en temel konularından biridir. Allah (cc) dinsiz ve cahil toplumlara kendi dinini tebliğ etmek için, resuller gönderir. Resul; Allah'tan kendisine risalet verilmiş ve insanlar için Allah tarafından bir elçi olarak gönderilmiş kimse demektir. Bu resullerin yani elçilerin getirdiği haber de İslam'a davettir.
İyiliği emredip, kötülükden sakındırmak da resullere olduğu gibi tüm müminlere farz olan bir ibadettir.
"Mü'min erkekler ve müm'in kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resulu'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. " (Tevbe Suresi 71)
Bu davet, tamamen baskıdan uzak, içinde bulunulan ortam ve şartlar göz önünde tutularak yapılan ve hayır dışında bir şeyi öğütlemeyen Kur'an-ı Kerim'e davettir.
Dini yaşamdan uzak olan insanlara İslam'ı tanıtmak, onları dine davet etmek, Kur'an-ı Kerim'i anlatmak ve Allah'ın yoluna çağırmak tüm peygamberlerin ve onların izinde olan müminlerin vazifelerindendir. Ancak dinsiz ve dinsiz olduğu içinde cahil olan bir topluma yapılan çağrı da elbetteki tepki alır. Bu tepkiler Kur'an-ı Kerim'de pek çok yerde vurgulanmıştır. Hatta bu itham ve tepkilere maruz kalmak mümin alametidir. Çünkü bu Allah'ın, 'din yolunda savaşanların' üzerinde tekkerrür eden bir sünnetidir. Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Muhammed hep aynı şeylerle karşılaşmışlardır.
"And olsun biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik; Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Ama onlar: (Bu) Yalan söyleyen bir büyücüdür dediler. " (Mü'min Suresi 23-24)
"Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanlamıştı; böylece kulumuz Nuh'u yalanladılar ve delidir dediler. O baskı altına alınıp engellenmişti. " (Kamer 9)
" Onlar: Siz ikiniz bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz sizin ikinize inanacak değiliz dediler. " (Yunus Suresi 78)
Onca insan dini yaşamaz Allah'ı tanımazken, bir kişinin çıkıpta Allah'ı tanıması, dini yaşaması delilik olarak nitelendirilip, garip karşılanıyor. Ama bu çoğunluğun doğru olduğunu göstermez. Başlangıçta bir kişi, kararlı, sabırlı ve ihlaslı ise milyonlara dönüşüyor.
"Onlar kendilerine insanlar: Size karşı insanlar toplandılar, artık onlardan korkun dedikleri halde imanları artanlar ve Allah bize yeter, O ne güzel vekildir, diyenlerdir. " (Ali İmran Suresi 173)
Mümin hiç bir kınamadan çekinmez, hiç bir itham onun iman gücünü yenemez, bunlar ancak Onun şevk ve heyecanla mücadele azmini arttırır.
"Onlar (inanmayanlar) bir düzen kurdular. Allah da (buna karşılık) bir düzen kurdu. Allah düzen kurucuların en hayırlısıdır. " (Ali İmran Suresi 54)
Hz. Muhammed'e ve İslam dinine yönelik yapılan saldırılar, İslam'ın daha da kuvvet bularak, dünyanın dört bir yanına yayılmasını engelleyemedi.
http://www.serapakincioglu.com/kitap...a_davet_1.htmlİslam'ı anlatmak, Allah'a ve O'nun yoluna çağırıp, dini insanlara tebliğ etmek, çok şerefli bir ibadet ve vazifedir. İnkar edenlerin, müslümanlara bu yoldaki saldırılarından biri sözlü saldırıdır.
"Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız, bu emirlere olan azimdendir. " (Ali İmran Suresi 186)
"...Allah yolunda cihat eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan... " (Maide Suresi 54) vasfına uygun olarak, müminlerde bu tür sözlü saldırılar en ufak bir etki meydana getirmez.
İnkar edenler kendilerince daha etkili bir yöntem olarak fiili saldırıya da kalkışabilirler. Kur'an-ı Kerim, Peygamber'e hazırlanan bir tuzağı şöyle bildiriyor.
"Hani o inkar edenler, seni tutuklamak yada öldürmek veya sürgün etmek amacıyla tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen kuruyordu. Allah düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır. " (Enfal Suresi 30)
Ayette belirtildiği gibi kurulan tuzak asla başarılı olamaz. Müminler daima Allah'ın koruması altındadırlar. Yapılan saldırılar ise, normal bir insanı yıldırıp, korkutacak boyutta iken, müminler bu tehdit ve saldırılara karşı son derece cesur ve güvenli bir tavır sergilerler.
"Ki onlar Allah'ın risaletini tebliğ edenler, O'ndan içleri titreyerek korkanlar ve Allah'ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter. " (Ahsap Suresi 39)
"...Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir. "(Bakara Suresi 249)
Bu denli kararlı ve cesur davranılmasının sebebi, olayların batınını ve sırrını müminlerin kavrayabilmeleridir.
İslam'a davet; iyiliğe, güzelliğe davettir. Manen ve bedenen insana tek huzur verecek yoldur. İslam dini kardeşlik dinidir. Alçak gönüllülüğü öğretir, kibirlenmemeyi, kendini beğenmemeyi, şahsi çıkarları gözetmeyip, İslam'ın çıkarlarını gözetmeyi, sabırlı olmayı, sadakati öğretir. Kısacası, güzel ahlakı ve insan olmayı öğretir. Dini tanımayanlar, onun hakkında ön yargılı olabilirler. Fakat böyle bir ön yargı doğru olmaz. İslam dini, Allah için yaşamak, Allah'ın rızasını gözetmek gibi insanın hayatında hiç bilmediği kavramları öğretir. Hem dünyada, hem ahirette sıkıntı değil de, gerçekten arayışı içinde olduğu mutluluğu bulur. Eğer insan samimi olarak Allah'a yakınlaşmak ve dini yaşamak isterse, Allah onun kalbini İslam'a açacaktır. Bu olabilecek en büyük huzur ve en büyük mutluluk kaynağıdır.
Elimizde böyle değerli bir fırsat varken, bize gelen bu çağrıya uymak, böyle bir davete hemen katılıp, İslam'a dört elle sarılmak ve İslam ahlakının yayılması için elimizden gelen herşeyi yapmak, yapabileceğimiz en güzel hareket ve Allah'ın hoşnutluğunu kazanabileceğimiz en iyi yol olur.
http://www.serapakincioglu.com/kitap...a_davet_2.html


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


