• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Turk_İhtilali adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-08-2007
    Mesajlar
    225
    Karizma Gücü
    0

    Onay Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve en hain kafaların eseri olan programı

    Saygıdeğer Efendiler, «komplo» konusunu açıklarken ve komplonun Meclis içindeki safhasını anlatırken, önemsiz gibi sayılabilecek bazı ayrıntılar üzerinde durdum. Bunda beni haklı bulacağınızı umarım.

    Hatıra gelir ki, her hükümet, her zaman bu gensoru önergesi ile sorguya çekilebilir. Bir gensoruya bu kadar önem vermek doğru mudur? Arz etmeliyim ki, söz konusu olan gensoru normal bir gensoru değildi. Hazırlanan komplonun özel bir safhasıydı. Bu gensoru sahnesinden sonradır ki, muhalifler, maskelerini atmaya mecbur edildiler.

    Bilindiği üzere «Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası» (227) diye bir parti kurdular. Bu partinin gizli eller tarafından çizilen programını da ortaya attılar.

    «Cumhuriyet» kelimesini ağızlarına almaktan bile çekinenlerin, Cumhuriyet'i doğduğu gün boğmak isteyenlerin, kurdukları partiye «Cumhuriyet» ve hem de «Terakkiperver Cumhuriyet» adını vermiş olmaları, nasıl ciddîye alınabilir ve ne dereceye kadar samimî sayılabilir.

    Rauf Bey ve arkadaşlarının kurdukları bu parti «Muhafazakâr» adı altında ortaya çıkmış olsaydı, belki bir anlamı olurdu. Fakat bizden daha çok cumhuriyetçi ve bizden daha çok ilerici olduklarını iddiaya kalkışmaları elbette doğru değildi.

    «Parti, dinî düşünce ve inançlara saygılıdır» ilkesini bayrak olarak eline alan kimselerden iyiniyet beklenebilir miydi? Bu bayrak, yüzyıllardan beri cahilleri, bağnazları ve hurafelere inananları kandırarak özel çıkarlar sağlamaya kalkmış olanların taşıdıkları bayrak değil miydi?

    Türk milleti, yüz yıllardan beri, sonu gelmeyen felâketlere, içinden çıkabilmek için büyük fedakârlıkların gerekli olduğu pis bataklıklara, hep bu bayrak gösterilerek sürüklenmemiş miydi:


    Cumhuriyetçi ve yenilikçi olduklarını zannettirmek isteyenlerin, yine bu bayrakla ortaya atılmaları, dini bağnazlığı coşturarak, milleti, Cumhuriyet'e, ilerlemeye ve yenileşmeye karşı kışkırtmak değil miydi? Yeni parti, dinî düşünce ve inançlara saygı perdesi altında: «Biz Hilâfet'i yeniden isteriz; biz yeni kanunlar istemeyiz; bize Mecelle yeterlidir; medreseler, tekkeler, cahil softalar, şeyhler, müritler biz sizi koruyacağız; bizimle birlikte olunuz! Çünkü, Mustafa Kemal'in partisi Hilâfet'i kaldırdı. İslâmiyet'e zarar veriyor; sizi gâvur yapacak, size şapka giydirecektir» diye bağırmıyor muydu? Yeni partinin kullandığı slogan bu gerici haykırışlarla dolu değil miydi?


    Efendiler, bu slogana bağlı olanlardan birinin, çok zaman önce (10 Mart 1923 tarihinde) idam edilmiş olan Cebranlı Kürt Halit Bey'e yazdığı mektuptaki şu cümlelere bakınız: «İslâm dünyasının ebedîliğini sağlayan ilkelere saldırıyorlar.» «Bu konudaki açıklamalarınızı arkadaşlara da okudum. Hepsinin gayretlerini artırdı.»

    «Batıyı örnek almak, tarihimizi, medeniyetimizi, kaybetmeyi» zarurî kılar. «... Hilâfet'i yıkmak, lâik bir idare kurmayı düşünmek, hep İslâmlığın geleceğini tehlikeye sokacak sebepleri yaratmaktan başka bir sonuç veremez.»


    Efendiler, olaylar ve olup bitenler ortaya koydu ve ispat etti ki, «Terakkiperver ve Cumhuriyet Fırkası» nın programı en hain kafaların eseridir. Bu parti, memlekette suikastçıların, gericilerin sığınağı ve ümitlerinin dayanağı oldu. Dış düşmanların, yeni Türk Devleti'ni körpe Türk Cumhuriyeti'ni yıkmayı hedef alan plânlarının kolaylıkla uygulanmasına yardım etmeye çalıştı.



    Tarih, (gizli maksatlarla hazırlanmış, genel ve gerici nitelikteki) Doğu isyanının sebeplerini inceleyip araştırdığı zaman, onun önemli ve belirli sebepleri arasında «Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası» nın dinî konularda verdiği sözleri, doğuya gönderdiği sorumlu sekreterinin kurduğu örgütü ve yaptığı kışkırtmaları bulacaktır.


    Hatıra defterini «fazladan ve gece kılınan namazlar (228)» ın sevabını anlatan hadislerle dolduran bu sorumlu sekreter, doğu illerimizde dinî kışkırtmalarda bulunurken, partisinin programını uygulamıyor muydu? Mâsum halka, beş vakit namazdan başka, geceleri de fazla namaz kılmayı vaaz ve nasihat eden, belki de ömründe hiç namaz kılmamış olan bir politikacı olursa, bu hareketin hedefi anlaşılmaz olur mu?


    Efendiler, yaptığımız inkılâbın genişliği ve büyüklüğü karşısında, eski hurafelerin ve müesseselerin birer birer yıkılışını gören bağnaz ve gerici unsurlar, «dinî düşünce ve inançlara saygılı» olduğunu ilân eden bir partiye ve özellikle bu partinin içinde isimleri ün yapmış kimselere dört elle sarılmazlar mı? Yeni parti kuran kimseler bu gerçeği kavramış değiller midir?

    O halde, ellerine aldıkları din bayrağı ile, millet ve memleketi nereye götürmek istiyorlardı? Böyle bir soruya verilmesi gereken cevapta iyiniyet, gaflet, kayıtsızlık gibi sözler, memleketi ileriye götüreceğim diye ortaya atılan bir partinin ileri gelenleri için mazeret sayılamaz!


    Efendiler, yeni parti kendine ad olarak seçtiği «Terakki» ve «Cumhuriyet» kelimelerinin tam tersi olan anlamlarla gelişmiştir. Bu partinin liderleri, gericilere gerçekten ümit ve kuvvet vermiştir.


    Buna örnek olarak arz edeyim: Ergani'de, âsîlerin valiliğini kabul eden ve sonra asılmış olan Kadri, Şeyh Said'e yazdığı bir mektupta: «Millet Meclisi'nde, Kâzım Karabekir Paşa'nın partisi, şeriat hükümlerine saygılı ve dindardır.

    Bize yardımcı olacaklarına şüphe etmem. Hattâ, Şeyh Eyüp'ün(*) yanında bulunan sorumlu sekreterleri, partinin tüzüğünü getirmiştir...» diyor. Şeyh Eyüp de yargılanması sırasında: «Dini kurtaracak tek partinin, Kâzım Karabekir Paşa'nın kurduğu parti olup, şeriat hükümlerine uyulacağının, parti tüzüğünde ilân edildiğini» söylemiştir.

    Efendiler, «Terakkiperver» ve «Cumhuriyet» kelimelerini kullanarak, bize ve milletin aydınlarına karşı din bayrağını gizlemeye çalışanların, memlekette genel bir gericilik ve ayaklanmaya yol açmak için içeride ve dışarıda türlü düzen ve kışkırtmalarla uğraşanların varlığından habersiz oldukları düşünülebilir mi?

    Yeni partiye girenlerin bütün üyeleri söz konusu olmasa bile, dinî vaatleri başarıya ulaşmanın en etkili unsurları sayan ve bununla ilgili sloganı tüzüklerine de koymuş olan kimselerin, şahıslarımıza ve memlekete karşı yöneltilmiş olan suikastlerden habersiz oldukları kabul edilemez!

    Diyelim ki, bunların isyanın patlak vermesinden aylarca önce, memleketin şurasında burasında yapılan gizli toplantılardan, Cemiyet-i Hafiye-i İslâmiye» (229) teşkilâtından, İstanbul'da Nakşibendi şeyhlerinin yaptığı toplantıda, hazırlanacak ayaklanmaya yardım için söz verildiğinden ve nihayet millî sınırlarımızın dışında bulunup da Doğu isyanını kışkırtanların bildirilerinde (*), Kâzım Karabekir Paşa'nın partisinden ümitle söz edildiğinden haberleri olmadığını düşünelim.

    Ancak, Bunların, Fethi Bey Hükümeti zamanında, doğrudan doğruya Fethi Bey vasıtasıyla kendilerine, partilerinin zararlı, isyan ve gericiliği kışkırtıcı bir durum ve nitelikte olduğu bildirildiği zaman olsun, gerçeği görüp anlamaları gerekmez miydi?

    Hükümetin ve benim tertemiz düşüncelerle yaptığımız bu uyarmalardan sonra olsun, gerçeği kavrayıp ona uymaları beklenirdi. Onlar tam tersine, bu defa da «dinî düşünce ve inançlara saygılıyız» sloganını büsbütün zıt bir anlamda yorumlamaya kalkıştılar.

    Sözde, bu sloganla, her dinin ve her dinden olanların düşünce ve inançlarına saygılı olduklarını belirtmek... geniş ölçüde hürriyetçi olduklarını anlatmak istiyorlarmış...

    Efendiler, böyle bir tutuma dürüst ve samimidir denemez!

    Politika dünyasında birçok oyunlar görülür. Fakat, kutsal bir ülkünün kendini ortaya koyduğu Cumhuriyet rejimine, çağdaş yenileşmeye karşı, cahillik, bağnazlık ve her türlü düşmanlık ayağa kalktığı zaman, özellikle yenilikçi ve cumhuriyetçi olanların yeri, gerçekten yenilikçi ve cumhuriyetçi olanların yanıdır.

    Yoksa gericilerin ümit ve faaliyet kaynağı olan saf değil...

    Ne oldu Efendiler? Hükümet ve Meclis olağanüstü tedbirler almayı gerekli gördü. Takrir-i Sükûn Kanunu'nu (230) çıkardı. İstiklâl Mahkemeleri'ni kurdu. Ordunun savaşa hazır sekiz dokuz tümenini, uzun zaman isyanı bastırmak üzere görevlendirdi. «Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası» denilen zararlı siyasî kuruluşu kapattı.

    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

    Kaynak : Nutuk

    227) İlerici Cumhuriyet Partisi.
    228) Nafile ve teheccüt namazları.
    (*) Asi liderlerindendir, idam edilmiştir.
    229) Gizli İslâm Derneği.
    (*) Halep'te bastırılarak, Doğu illerimizde dağıtılan Şakir Paşazade'lerin bildirisi.
    230) Huzur ve Güvenliği Sağlama Kanunu.
    …Bir kalem susar,yerini bir başkası alır. Bu kalemler tükenmez. Ne kelepçeler ne demir kapılar, ne iddianemeler ve ne de beş yıldan yirmi yıla uzanan hapis cezaları, bu kalemleri korkutamadı, bundan sonra da korkutamaz. Kalemler vardır, sömürünün, vurgunun zırhıdır. Kalem vardır, gençlerin idam kementlerinden kırılır atılırlar… Kalemler vardır, yılmadan, usanmadan, eğilmeden, bükülmeden yazar…
    (Uğur Mumcu)





  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-04-2007
    Mesajlar
    625
    Karizma Gücü
    0
    Kaynak ne yazık ki objektif değil. Mustafa Kemal Paşa'nın tek partici olduğu zaten belliydi, CHP'ye (CHF'ye) muhalif bir partiyi istememesi gayet doğal.

  3. #3
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı Lights Out tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kaynak ne yazık ki objektif değil. Mustafa Kemal Paşa'nın tek partici olduğu zaten belliydi, CHP'ye (CHF'ye) muhalif bir partiyi istememesi gayet doğal.
    Terakkiperver Fırkası Dine Saygılıdır İbaresi Eklemeseydi Tüzüğüne Gül Gibi Siyasi Hayatta devam ederdi ... Bütün Karşı Devrimci Zihniyetin buluşma noktasına gelmiş , kangren olmuş bir yaraya MUSTAFA KEMAL PAŞA Tabi kide neşter vuracaktır ... Bu Ülke Saltanatçıların elinde Harcansın diye Bir anda kazanılmış piyango ikramiyesi değildir

    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  4. #4
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    Kaynağın tarafsızlık gibi bir derdi olduğunu sanmıyorum. Olması gereken bir şekilde taraftır kaynak. Devrimden taraftır.

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-04-2007
    Mesajlar
    625
    Karizma Gücü
    0
    Tek particilik devrim olmasa gerek. Pardon, geriye devrim olabilir tabiiki

  6. #6
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı Lights Out tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Tek particilik devrim olmasa gerek. Pardon, geriye devrim olabilir tabiiki
    Derdiniz Dış Destekli DEMOKRASİ Ve Demokratlıksa Biz Demokrat Değil KEMALİST'iz .... Bu Ülkeyi Beğenmediğiniz Tek Particiler İle El Ele Vermiş TÜRK Milleti Kurdu

    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  7. #7
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Lights Out tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Tek particilik devrim olmasa gerek. Pardon, geriye devrim olabilir tabiiki
    Hangi şarttan tek partiye gelinmiş onu bir incele istersen.
    O tek parti dediğin dünyanın en önemli siyaset bilimcilerinin bile demokratlığını eleştiremediği bir partidir.(Örnek olarak Ahmet Taner Kışlalının sık sık alıntı yaptığı Maurice Duverger)
    Padişah devrilip tek partili demokrasiye geçiliyor. Hadi çok partili bir demokratik hayattan tek partiye dönüş geriye gidiştir ama senin dediğin algılarının terse çalıştığını gösteriyor. Tek parti zamanı geldiğinde içinden çok parti çıkarmıştır. YOrum yapmak için boş konuşmanıza gerek yok. Tarih bilmeden konuşunca komik duruma düşüyorsunuz.

  8. #8
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı PaSTaFaRYaN tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hangi şarttan tek partiye gelinmiş onu bir incele istersen.
    O tek parti dediğin dünyanın en önemli siyaset bilimcilerinin bile demokratlığını eleştiremediği bir partidir.(Örnek olarak Ahmet Taner Kışlalının sık sık alıntı yaptığı Maurice Duverger)
    Padişah devrilip tek partili demokrasiye geçiliyor. Hadi çok partili bir demokratik hayattan tek partiye dönüş geriye gidiştir ama senin dediğin algılarının terse çalıştığını gösteriyor. Tek parti zamanı geldiğinde içinden çok parti çıkarmıştır. YOrum yapmak için boş konuşmanıza gerek yok. Tarih bilmeden konuşunca komik duruma düşüyorsunuz.

    Lütfen Entellektüelitenin ve Bilimsel Siyasetin Voltajını Yükseltmeyelim ... Bazı Arkadaşlar DEMOKRASİ Deyince Sadece Sandıktan Ve Demokrat Partisi Çizgisinden Başka Birşey Anlamıyorlar ...

    VATANDAŞ Olamamış Kitlelerin Demokrasiden Tam Manası İle Nasiplenmesini Beklememek Gerek ..

    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-04-2007
    Mesajlar
    625
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Mustafa tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Derdiniz Dış Destekli DEMOKRASİ Ve Demokratlıksa Biz Demokrat Değil KEMALİST'iz .... Bu Ülkeyi Beğenmediğiniz Tek Particiler İle El Ele Vermiş TÜRK Milleti Kurdu
    Benim yorumumun içine kendi yorumunu katıp yorumlamanla zaten belli olan hedefini dahada açığa vuruyorsun hocam. Tartışmayı böylece neşelendirdiğinden dolayı sana teşekkür etmem gerekiyor galiba

    Alıntı PaSTaFaRYaN tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hangi şarttan tek partiye gelinmiş onu bir incele istersen.
    Sen incelediysen yeterlidir hocam
    Devrim demek yerinde saymak demek olmasa gerek. "Eskiler daha kötüydü" mantığıyla ilerleme sağlamanın kolay olmadığını söylesem bana hak verirsin galiba. Devrim demek ileri bakmak demek, geriye değil. Iyinin düsmanı daha iyidir, çogul tekilden daha iyidir. Tek partili "demokrasi" dediğin demokrasiden başka herseydi hocam, bunu sende çok iyi biliyorsun. Milletvekili adaylarının aday gösterildiklerini kendilerinin bile bilmemesi, bir, iki CHF dısından kazanan adayların mazbatalarının iptal edilmesi ve halkın sadece "evet" veya "hayır" dan başka bir "seçeneğinin" olmaması daha çok muz cumhuriyetini anımsatan fazlaca noktalardan birileri olsa gerek. Buna daha çok gericiliği anımsatan "Takrir-i Sükun Kanunu" nu ile beraber sendikalarin bile kapatılmasını ve daha nice "devrimleri" ekleyebiliriz.

    Bana Kışlalıyı "kaynak" göstermen biraz espri gibi geldi. Kemalist birinin Kemalizm'i elestirmesi biraz garip olurdu değilmi? Maurice Duverger'in tek partili sistemi övmesi Kışlalı'nın rüyasından ibaret olsa gerek. Hayır övse bile bu birşeyi değiştirmez, ama Duverger ve daha birçok bilimcinin sözlerini bağlamından koparıp işine geldiğince yorumlamada uzmandı Kışlalı.

    Ayrıca Hitler'de Paşa'yı övmekle bitiremiyordu. Bu artık pozitif midir değilmidir sen yorumla.

  10. #10
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    Ayrıca Hitler'de Paşa'yı övmekle bitiremiyordu. Bu artık pozitif midir değilmidir sen yorumla.
    Usame Bin Ladin de İslam'ı, Hz. Muhammed'i övüyor; nasıl çıkacağız bu mantıkla işin içinden? Hitler'in Atatürk'ü övmesi beni için bir şey ifade etmiyor. Çünkü bu kişiliklerin tarihte naıl bir rol aldıklarını biliyorum. Ama mesela bir Cinnah'ın, Gandhi'nin, Castro'nun düşünceleri önemlidir beni için. Çünkü bu kişiler Atatürk'ü anlayabilmiş kişilerdir. Hitler belki tek partiy yönetimini örnek almıştır, onu bilmiyorum ama önemli olan amaç. Atatürk'ün tek partisinde bir çok grup vardır; sosyalistler, liberaller, faşistler, muhafazakarlar... Atatürk'ün tek partisinin amacı çok partili hayat için bir basamakken, Hitlerin amacı bu yolla ülke üzerindeki mutlak hakimiyetini kurmak ve bunu dünyaya yaymak olmuştur. Atatürk'ün tek partisi amaç değil bir basamaktır. Bunu bir çok defa Atatürk kendi ağzından ifade ediyor. Okuyacağını ya da senin için bir şey ifade etmeyeceğini bilsem de şu yazıya bir göz at bence. http://www.turkforum.net/showpost.ph...1&postcount=72

    Böyle ön yargıdan ibaret, olayların özüne inmeden, yüzeysel yapılan yorumlara gerçekten üzülüyorum. Atatürk'ü anlamak bence önemli bir şey. Türkiye adında değil dünya için büyük bir şans bence. Ama sen gene de anlama, mirasını beğenme. Beğenmek, sevmek zorunda da değilsin. Ama en azından bu ülkeyi ilerletmek için ondan daha çok çalış. Atatürk'e bu kadar önyargıyla ve olumsuz bir şekilde bakan birine artık ne desem boş. Senin dar kalıplarını kırabileceğimi sanmıyorum. Tartışmayı sürdürmenin bir anlamı yok bence. Zaferini kutlayabilirsin.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •