"
İslam sevgi ve barış dinidir" derler hep. "
İslam evrensel ve her zaman günceldir" derler. Ama ne sevgi ve barış, ne de evrenseldir.
İslamın içinde şiddet vardır.
İslam, emirleriyle çoktan geri kalmıştır.
Kuran emirleri, çağın gereksinimleri karşısında yadsınır duruma düşmüştür.
"
Kurban" denen bir inanışla,
toplu hayvan katliamını -
fakirlere dağıtılıyor, aç karınlar doyuyar, derileri bağışlanıyor gibi saçma bahanelerle destekleyerek- meşrulaştıran bir dinin sevgisinden bahsedilebilir mi?
Ona, -
kaderlerini kendisi belirlediği halde- inanmayanlara "
köpek" diyen bir dinin sevgisinden bahsedilebilir mi?(A'RAF suresi 176. ayet)
Kadınların sopayla dövülmesini, hırsızın elinin kesilmesini emreden bir din, nasıl sevgiyle yanyana gelebilir ki?
Bu kadın neden değnekle ve neden kapalı bir mekanda ya da kimsenin olmadığı bir yerde değil de, herkesin gözü önünde
dövülüyor, biliyor musunuz? Çünkü
Kuran emrediyor: NÛR suresi 2. ayet: Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine
yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden
bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.
İşte topluluk, işte cezalandırma.
Kısacası... Daha bir çok örnekle birlikte anlaşılıyor ki,
İslamın sevgisi ve barışı, sadece ortaçağın şartları dahilindedir.
Günümüzde
el kesme, sopayla kadın dövme insanlık dışıdır.
Ortaçağa ait bir davranıştır. Tıpkı bu çağ dışı davranışlar gibi,
Kuran'da çağın çok çok
gerisinde kalmıştır. Kuran'a bağlılık, çağa ayak diremektir.