uyardım, benim kutsalıma dokunmayana benim sad[SIZE="3"]BU YAZI HERKESE SAYGI Ç[/SIRÇ
VESİNDE HAZIRLANMIŞTIR, ONA SAYGI BUNA SAYGISIZLIK OLMAZ
Modlar istediğini söylemek, istediği konuda yorum yapmalaıdır şüphesiz, madem Latife Hanım'a "Latife", buyrun ispatlı "Zeyd in Hanımı"
rüzgar eken fırtına biçer, lütfen aramızdaki sofu arkadaşlar, hemen ne len bu falan demeyin olmuş bir hadisedir bu, yazık ki olmuş, keşke karşı çıkabileceğiniz bir şey olsaydı,üzgünüm, bu alıntıyı yaparken dahi size üzülüyorum
Muhammed'in "şehvet"inin Zeyneb'le daha doyurucu bir karşılık bulması:
Bir hadise göre: Muhammed nerede ilgisini çeken güzel bir kadın görse, hemen eve gider; Zeyneb'le yatardı. Böylece şehvetini giderirdi.
Câbir İbn Abdullah anlatıyor:
- "Peygamber bir kadın gördü; hemen Zeyneb'e gitti. Ki Zeyneb o sırada bir derisini ovup işliyordu. Peygamber hemen cinsel 'ihtiyac'ını gördü. Sonra arkadaşlannın yanına çıktı. Ve şöyle konuştu:
- Kadın, şeytan biçiminde çıkar karşıya. Ve yine şeytan biçimin*de dönüp gider. Bu nedenle sizden herhangi biriniz bir kadın gördü mü, hemen karısına gidip onunla yatsın. Çünkü bu (cinsel ilişki), o kişinin içindekini (kabaran şehvetini) söndürür." (Bkz. Müslim, e's-.Sahih, Kitabu'n-Nikâh/9-10, hadis no: 1403; Ebu Davud, Sünen, Kita-bu'n-Nikâh/44, hadis no: 2151; Tirmizî, Sünen, Kitab'r-Rıdâ'/9, hadis no: 1158.)
Bu hadiste açıkça ortaya çıkan şu:
- Muhammed, kanlannın dışında da bir kadına "şehvetle" bakı
yordu. Ve ilgisini çeken bir kadın gördüğünde "şehvete geliyordu.
Bu kimi ayetlerle de dile getiriliyor. Örneğin Ahzab Suresinin 52. ayetinde, kan almasına sınır getirilirken "(başka kadınlann) güzellik*eri seni imrendirse bile..." deniyor. Aynı hadise yer veren Gazalî de,"şehvet"in önemini ve cinsel ilişkide bulunup rahatlamanın sağladığı yarar uzun uzun anlatıyor; bu arada da, Muhammed'in şehvetine ve
gereksinimini nasıl karşıladığına geniş yer veriyor. (Bkz. Gazalî, İhya-u Ulûmiddin, Arapça, 2/27-29.) -
Muhammed için "kadın", erkeği her zaman baştan çıkaran bir "şehvet kabartan"dı.
- Çıkan bir başka sonuç da şu: Muhammed'e göre, bir kadın, cinsel ilişki kurmak isteyen kocasına karşı koyamaz, karşı koymamalıdır.
Muhammed'in bunu işleyen, öğütleyen, buyuran pekçok hadisi
vardır. Bunlardan iki örneği burada görelim:
- "Bir adam karısını yatağına (cinsel ilişki için) çağırsa da, kadın yanaşmasa, o sırada cinsel ilişkide bulunmasza ve bu yüzden kocası geceyi öfkeli-sinirli olarak geçirse, melekler o kadına, sabaha değin lanet ederler." (Bkz. Buhârî, e's-Sahih, Kitabu Bed'il'halk/7; Tecrîd, ha*dis no: 1337; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'n-Nikâh/120-122, hadis no: 1436; Ebu Dâvûd, Sünen, Kitabu'n-Nikâh/42, hadis no: 2141.)
- "Bir adam karısını cinsel ihtiyacını gidermek için çağırdığı zaman, kadın hemen o çağrıya uymalıdır. Kadın, tandırda (fırında, ocakta) o anda iş görüyor olsa bile..." (Bkz. Tirmizi, Sünen, Kitabu'r-Rıdâ/ 10, hadis no: 1160.)
Asıl konumuza gelelim:
Muhammed'in, gördüğü yabancı kadının şehvet çekiciliği karşı*sında kalır kalmaz eve koşması ve cinsel ilişkide bulunmak için Zeyneb'i seçmesi ilginçtir.
Muhammed'in Zeyneb'i de karıları arasına katmasının öyküsü:
Zeyneb Bint Cahş, Muhammed'in oğulluğu Zeyd'in karışıdır. Zeyd'i Muhammed kendisine "oğul" edindiği için herkes ondan "Muhammed'in Oğlu (Zeyd İbn Muhammed)" diye sözeder.
Muhammed bir gün, Zeyd'i görmek için onun evine gider. Zeyd'i bulamaz, Zeyd'in karısı Zeyneb'le karşılaşır. Birden tutulur Zeyneb'e. Bir kadına Muhammed'in ilgi duyması, o kadının başka erkeğe bu erkek kocası da olsa uygun olmaktan çıkması ve dolayısıyla Muhammed'in olması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle Zeyd durumu öğrenir öğrenmez Muhammed'e gidip konuşur:
- Karımdan ayrılmak istiyorum.
- Neden? Seni kuşkuya düşürecek bir şey mi yaptı?
- Vallahi hayır. Beni kuşkuya düşürecek hiçbir şeyi olmadı.
Onun iyilikten başka birşeyini görmedim.
- Öyleyse karını bırakma, Tann'dan kork!
Muhammed "karını bırakma" derken, gerçekte sevdiği Zeyneb'in boşanmasını istiyordu. İstiyordu ki Zeyd onu boşasın da kendisi alsın.
Ama bu isteğini ve sevgisini içinde gizliyordu.
İşte bunun üzerine, Ahzab Suresinin 37. ayeti gelir. (Bkz. Tabe-ri, Camiu'l-Beyân, 22/10-11.) "Tabakâtu Ibn Sa'd"da daha geniş olarak yer alan bu aktarmayı, doğubilimciler ele alıp eleştiri konusu yapıyorlar diye, gerçekleri örtme ya da ters yüz etme pahasına da olsa İslam'ı kurtarma çabasına girişmiş görünenler "iftira" diye niteliyorlar. Bu öykü, yüzyıllar boyu "hadis" kitaplarında ve tefsirlerde yerala-gelmiş olduğu halde.
Şimdi ayete bakalım. Ayetin anlamı şöyle: (Çeviri, Diyânet'in.)
"Ey Muhammed! Allah'ın nimet verdiği ve seninde nimetlendir-diğin kimseye: 'Eşini bırakma, Allah'tan sakın!' diyor; Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun İnsanlardan çekiniyordun. Oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd, eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik. Ki, evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda mü'minlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine gelecektir." (Ahzâb, ayet: 37.)
Bu ayette anlatılanlar:
1- Muhammed, Zeyd'e "karısını boşamamasını" söylerken içinde bir şey saklıyordu. Bunu da sonradan Tann açığa çıkaracaktı.
Muhammet'in içinde sakladığı neydi?
Yukarıdaki öyküye göre, bu sorunun iki karşılığı olabilir: -
Muhammed'in içinde sakladığı şey, Zeyneb'e olan aşkıyla bir*likte, Zeyd'in onu boşaması ve kendisinin almasına olanak sağlanma*sını istemesiydi.
Yukarıdaki öyküyü "uydurma ve iftira" diye niteleyenlerse; Mu*hammed'in içinde sakladığı ayette bildirilen şey için şu karşılığı veriyorlar:
-Onun sakladığı şey, yalnızca, Zeyd'in karısının boşanması ve onunla kendisinin evlenmesi isteğiydi.
Oysa bunlar hep içice şeyler.Çünkü Muhammed Zeyneb'e tutul-muşsa, kocasının onu boşamasını ve kendisinin almasını istemesi do*ğaldı. Bu yoldaki isteğini gizlemesiyle aşkını da gizlemiş oluyordu.
2- Muhammed'in içindekini gizlemesine, insanlardan korkup çe*kinmesine yol açıyordu.
Peki bu korkuya, çekinmeye yol açan neydi? Yani Muhammed, içindekini açığa vurduğu zaman insanların ne yapacaklarını düşünü*yordu ki, onun korkusunu taşıyordu?
Bu soruya şu karşılık veriliyor:
-Muhammed, oğulluğunun karısını almaya kalkıyor diye dediko*du yapılmasından çekiniyordu. Çünkü gelenek, böyle bir duruma elverişli değildi. Oğulluğun karısıyla evlenmek çirkin karşılanırdı. (Bkz. Muhammed Ali Sabuni, Safvetu't-Tefasir, 2 / 527-528 ve öteki tefsirler.)
: Öyküye göre şu karşılık da verilebilir
-Muhammed, hem Zeyd'den, hem de öteki insanlardan çekiniyor*du. Başkasının, üstelik de "oğulluğu"nun karısına göz koyduğu için... Bir süre bu nedenle durumu açığa vurmamıştı. Ama.sonra, "ayetin gelişi" sorunu çözmüştü. 3
- Muhammed'in, oğulluğundan boşanan Zeyneb'i alması bu yönde herkese bir kapı açmasına yöneliktir.
Ayette ileri sürülen gerekçe bu. Yani, herkes oğulluğunun boşanan karısıyla rahat evlenebilsin diye Muhammed'in Zeyneb'le evlendirildiğini açıklıyor.
Bu açıklama karşısında da bir soru beliriyor:
- Bu evlilik olmadan da soruna çözüm getirilemez miydi? örneğin, bir ayetle, herkese böyle bir yola gitmenin "helal" olduğu bildirilirdi; sorun kalmazdı. Neden bu çözüm yolu seçilmedi de, ille de Muhammed'in Zeyneb'le evlendirilmesi gerekli görüldü?
Bu sorunun karşılığı yok.
Şimdi bu yazılanlara tüm bu ispat edilmiş olaylara rağmen kendilerini büyük müslüman gören arkadaşlar demediklerini bırakmayacaklar, kendilerini ece saygım olur,
Yukarıdakilerinde ispatlı olabileceğiğni unutmayın,
Latife Hanım, ok
amine değil, Hz: Amine


LinkBack URL
About LinkBacks
RÇ
Alıntı Yaparak Cevapla






