• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
32 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    mehmetcik1979 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    3,257
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6

    "Aşkı İlahi","Aşk","Ehli Aşk" nedir.

    KULUN YARATILIŞININ NEDENİ AŞKTIR

    Aşk-ı ilâhiyenin öğrenim dalı ise tasavvuftur!.. Öğretmenlerine mutasavvıfin denir. Yol ismi ise tariktir, cem’i tarikattır!. Talebesinin yani, salikinin ismi ise derviştir. Okuduğu virdi günlük dersi o kuluna hz. Allah’ın bahşettiği, ihsan eylediği aşk rahmetidir. Nevisini ve adedini peygamber efendilerimize, peygamber efendimizinde dervişin ind-i ilâhiden vazifeli kılınan mürşidi bu rahmet-i ilâhiyeye vesile kıldığı ehl-i aşka lutfedilen avama dahi ihsan edilen rahmet-i ilâhiyeler. Cümlesi vesile ile elde edilir!.
    Evet, kalbi göz yaşları ile suladığın zaman yaptığın duâyı kâinat bilir. Bu yaşa hak yolunda ALLAH (c.c) için kıyamayanlara aşk yolunda sefer haram kılınmıştır.
    Evet, kalbi göz yaşları ile suladığın zaman yaptığın duâyı kâinat bilir. Bu yaşa hak yolunda ALLAH (c.c) için kıyamayanlara aşk yolunda sefer haram kılınmıştır.
    İlahi aşkın bonservisidir zikrullah…
    Bâzıları aşkı iki türlü ifâde ederler; ilâhî ve mecâzî diye. Aşk bir tanedir ve ilâhidir!..
    Mecâzî aşk olmaz. Bu istektir, arzudur, nefsin ihtiyâcıdır. Mecaz olan arzu, istek ve ihtiyaçlar, vuslatla ağırlığını kaybeder. İlâhî aşk yakınlık ve vuslatla daha artar. Mecâzî olanı aşk diye karıştırmamak lâzım.
    Tasavvuf, semâvî dinlerin özü ve mânâsıdır; ehli aşkın rahmet yoludur ayrı ayrı mütâlaa edemezsin; dînin cüzünden ferâgat, küllünden ferâgattır. Mânâdır. Şer’î hükümler değişse de mânâ değişmez. Onlarda cennet arzusu, cehennem korkusu vardır. Ama beşerî zaafından öte gitmez. Esas olan istekleri, arzuları rızâ-i Bârî ve cemâlullahdır. Bunun ismi aşk-ı ilâhîdir.
    Zâhirî ilim bu olayları îzâha muktedir değildir olamayacak da.!.. Beşerin gücü burhanı ne icraata ne yapmaya, ne de yeterli îzâha muktedirdir. Zâhirî ilim erbâbına sorup da onları da günaha sokmayalım. Lütfen... İsterse ilâhiyat mezunu olsun, ilmin her dalı rahmettir. Her ilim ALLÂH’ı bilmektir. İlim vardır, ALLÂH’ın fiilî sıfatlarını bildirir, ilim vardır, sübûtî sıfatlarını bildirir. İlim vardır ki Hazret-i ALLAH’ın zati sıfatlarının zevkini verirki o bahtiyar ALLAH ve resülünün gerçek şahidi ehli aşktır!...
    Kalpten beyine geçen gönül yolu, ehl-i halin ehl-i aşkın yoludur. Beyinden kalbe akış ise ilmel yakından öteye yolu muhaldir
    Hazret-i ALLAH’TAN lutfedilen tavır ve hareketlerimizle, lisan-ı hal ile yakarmayı ve istemeyi bilelim. Nazargah-ı ilahi olan kalbe yolu uğramayan arzu ve isteklerin huzur-ı ilahiden iltifat gördüğü ender görülür. Kalpten beyine geçen gönül yolu, ehl-i halin ehl-i aşkın yoludur. Beyinden kalbe akış ise ilmel yakından öteye yolu muhaldir
    Ey beni Adem ! Sen Adem’e musahhar kılınan mahluk ve eşya değilsin. Hazret-i ALLAH’ın bilinmesine vesile kıldığı, yaratılışın sırrı ve çekirdeğisin. Diğer mahlukata benzer yönün aşikar, amma sen mana denizi insan olmaya müsait yaratılmış beni ademsin. Aşk-ı ilahiden yaratıldın. Yaratanını bilmeye müsait kılındın. Aczini bildiğin kadar yaratıcını bilmene imkan ve fırsat verildi.
    Bu fırsatı bildiğin kadar yaratanına hamd ederek, şükrederek, kesir zikrederek, emr-i ilahiye intibak etme zevki ile hayatını idame ettirmeye çaba gösteren, gerçeği hayatının her safhasında görerek, yaratıcına hayranlık duyan, sadık insan ! Hiç şüphen olmasın, bu meziyetlerin hepsi şahit ki, sen yaratanına aşıksın.
    Kalpten beyine geçen gönül yolu, ehl-i halin ehl-i aşkın yoludur. Beyinden kalbe akış ise ilmel yakından öteye yolu muhaldir
    Aşk caddesi akla tıkandı... Kendi kulaçlarınla aşk deryâsını geçemezsin; ya bir vârisü’n-Nebî, ya da bir nedîm-i ilâhî elinden tutmadıkca!.


    PİR H.GALİP HASAN KUŞÇUOĞLU.
    "LA İLAHE İLLALLAH"

    ALLAH BU SIRRIN ANLAMINI YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİB ETSİN

  2. #2
    mehmetcik1979 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    3,257
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    MEVLANA VE AŞK



    Her türlü kemale erişi aşkta gören Mevlana'nın bütün eserleri aşka dairdir. Zira aşk hayatin aslidir, özüdür. Kainatın yaratılış sebebi aşktır. 'Sen olmasaydın bu gökleri yaratmazdım.' Kudsi hadisiyle; varlık alemlerinin yaratılmasındaki yegane maksadın, Cenab-i Hakkin Hazreti Peygambere duyduğu sevgi olduğu belirtilir. Mademki varlığın mayası aşktır, aşkın en ileri noktası olan Allah aşkı ve muhabbeti her şeyin üzerinde değere sahiptir. Mevlana bu düşünceden hareketle , binlerce beyitte ilahi aşkı söylemiştir. Onun aşka dair düşüncelerini dört grupta toplamak mümkündür. Akıl ve aşk mukayesesi, aşkın üstünlüğü ve değeri, fanilere duyulan aşkın geçersizliği, aşktan nasibi olmayanların zavallılığı ...

    Mana Padişahı Mevlana'ya göre akıl ve ilim, gayb aleminin gerçeklerini kavramada yetersizdir. Bunlar insanı bir noktaya kadar götürür, ancak hedefe ulaştıramaz. Fakat insan aşktan kanatlara sahipse , ilim ve aşkın hayal edemeyeceği kadar yücelir. Tıpkı miraç gecesi olduğu gibi. O kutlu gecede Hazreti Peygamber ve Cebrail gök katlarında yükselirken , Sidre-i Müntehaya gelince ; Cebrail "Bir parmak ucu daha ilerlersem , yanarım." diyerek kalmış, Hazret-i Peygamber ise Sidre'yi geçerek Cenab- Hakka yakınlığın son derecesine ulaşmıştır.Sidre-i Münteha denen yer ; gerek melek gerekse peygamber, bütün varlıkların ulaşabildiği son noktadır. Bir başka deyişle emr-i İlahiden başka her şeyin son bulduğu yerdir. Mutasavvıflar buradan hareketle , Cebrail'i beşer idrakin , ilim ve aklın sembolü , Hazret-i Peygamber'i ise gönül ve aşkın timsali olarak görürler.

    Hazret-i Mevlana bu hususa işaret eder :

    "Gerçi başlangıçta akıl muallimdi. Sonra akıl üstatken ona talebe olur.

    Akıl, Cebrail gibi ; ' Bir adım daha gitsem; bu kol, kanat yanar.

    Sen bana bakma , yürü, geç ! Benim için daha ileri yer yok.' der. (Mesnevi,I/ 1112-14)

    Bu yüzden Mevlana ; aşkı, her sufinin yaşaması gerekli bir hal olarak görür. Ona göre ancak aşkla sevgiliye, Hakk'a bağlanan gönül muteberdir. (Mesnevi,I / 1853). Cebrail gibi, akıl ile insan Allah'a ulaşamaz; yarı yolda kalır. İnsanla , Allah arası bir deniz mesafesi ise ; akıl bu denizde bir yüzücü, aşk ise bir gemidir. Yüzmek güzeldir ama uzun bir yolculuk için yeterli değildir. İnsan yüzerken yorulabilir, boğulabilir. Ama gemiye binen hedefine ulaşır. (Mesnevi IV/ 1423-27)

    Diğer taraftan yalnızca görünen zahiri ibadetle de Cenab-ı Hakka ulaşmak yorucu bir iştir. Binde bir kişiye nasip olur. Nitekim ; "Kıyamette namazları, oruçları, sadakaları getirip teraziye koyarlar. Fakat sevgiyi getirdikleri zaman , bu İlahi aşk teraziye sığmaz. Bu yüzden asıl olan aşktır. (Fihi Mafih, 325-326)

    Bu aşkın mahiyeti ise sözle anlatılmaz, satırlara sığmaz . Ancak tadanlar bilir:

    Birisi sordu : 'Aşıklık nedir ?' Dedim ki : " Benim gibi olursan bilirsin !" (Mecalis-i Sab'a, 82)

    Yüce Sultanın "Ben ol da bil!" sözü Cenab-ı Hakka ulaşma yolundaki , "bilmek, bulmak, olmak merhalelerinin son derecesinin aşk ile gerçekleştiğini ifade eder. İlim ve akıl ise sadece bilmeyi sağlar. Yine Mesnevide :

    "Aşk ; her ne şekilde açıklasam da, anlatsam da onu tarifte insan dilsiz kalır.

    Kalem, gerçi her şeyi yazar ama , aşka gelince başı döner.

    Akıl, aşkı anlatmada çamura batmış eşek gibidir. Aşkı ve aşıklığı yine aşk izah eder.

    Güneşe delil, yine güneştir. Sana delil lazımsa, güneşten yüzünü çevirme." (Mesnevi, I/ 117-121) beyitleriyle aşkın tarife sığmadığı söylenilirken , aklin acizliği bir kere daha dile getirilir.

    Aşk yüzünden elbisesi yırtılanın , hırstan ve ayıptan temizlendiğini, aşkın bütün hastalıkların hekimi, kibir ve azametin ilacı olduğunu, topraktan yaratılan bedenin aşkla yüceldiğini (Mesnevi, I/22-25) söyleyen Mevlana; insanların hırs, tamah, kibir, kıskançlık ve kin gibi kötü huylardan ancak İlahi aşk ile arındığını belirtmek ister. Toplumda İlahi sevgi ile manevi alemi tanıyanlar çoğunlukta olursa aksaklıklar düzelir, huzur hakim olur. Diğer yandan insanın dünyadaki geçimi için bir sanat öğrendiği gibi , ahireti kazanmak için de bir sanat öğrenmesi , bu din sanatının , kazancının da aşk olduğu öğütlenir. (Mesnevi, II/2618-27)

    Mevlana ;

    "Anam aşk, babam aşk,

    Peygamberim aşk, Allahım aşk,

    Ben bir aşk çocuğuyum,

    Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim."
    sözleriyle aşkın dört hak mezhebin özü olduğunu belirtir. Buradan anlaşılan şudur ki , yalnızca dinin kurallarına uymakla yetinenler, dinin özünü tanımayıp , kabukta kalanlardır. Asil olan insanin ibadetlerine Allah aşkını katması, tam bir ihlas ve samimiyetle kulluk etmesidir.
    Hazret-i Mevlana, Allah aşkının dışındaki sevgilere aşk denemez ;

    "Aşk , renge ve kokuya bağlı olursa, o aşk değildir, kişiye bir utançtır." (Mesnevi,I/224)

    "Faniye olan aşk ebedi değildir. Çünkü insan bu düzenin hükmüne , ebediliğe müsait değildir.

    Her an gönüle feyizler veren , goncadan daha taze olan , gözün ve ruhun safası olan İlahi aşk bakidir.

    Daima diri ve ebedi olana aşık ol, Sırrını o nura kavuştur.

    Onun aşkını iste, Çünkü bütün peygamberler, veliler bu aşkı , iksirin ta kendisi bildiler.

    "Bu aşka bende kabiliyet yok' deme. Kerem sahibinin ihsan etmediği bir nesne yoktur. (Mesnevi I /226-230)

    "Külle aşık olanlar , cüz' e itibar etmez. Cüz' e meyleden , küllün isteyicisi değildir" (Mesnevi,I/ 2903) beytiyle Mevlana , Allah aşıklarının Cenab-ı Hak dışında , başka hiçbir şeye değer vermediğini, sevgisini fani unsurlara yöneltenin ise Allah aşkından yoksun olduğunu belirtir. Ancak bazen istisnai durumlar olabilir. İnsan faniye duyduğu aşkta kararlı, vefalı ve sadık ise , bu mecazi aşk onu gerçek sevgiye, ilahi aşka götürebilir :

    "Vehme, hevese aşık olan sadıksa ; bu mecaz onu hakikate götürür." (Mesnevi , I /2861)

    Mecnun, Leyla'nın aşkıyla yola çıkmış, neticede Mevla'nın aşkına ulaşmıştır.

    Ama insanın ne mecazi, ne hakiki aşktan nasibi yoksa Hazret-i Mevlana , bunlara sert bir dille çatar:

    "Mademki aşık olmuyorsun, git yün ör, iplik eğir.

    Yüz işin var, yüz renge boyanmışsın , yüz rengin var, yüz alacan...

    Mademki kafatasında aşk şarabı yok,

    Var, geliri bol kişilerin mutfağında kase yala..."
    (Rubailer,126)

    "Her kim aşk ile yanıp tutuşmamışsa; o, uçmayan, kanatsız kuş gibidir." (Mesnevi,I/31)

    Yaradılışın özünü ve insanın fani benliğinden yükselişini aşkta bulan Mevlana; aşksız geçen ömrü, ömür saymaz:

    "Baht sana yar olur, yaver kesilirse;

    Aşk, seninle işe güce girişir.

    Aşksız ömrü hesaba sayma;

    O sayıdan dışarda kalacaktır çünkü..."
    (Mecali-i Saba 43)
    "LA İLAHE İLLALLAH"

    ALLAH BU SIRRIN ANLAMINI YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİB ETSİN

  3. #3
    thrdrmml adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-07-2007
    Mesajlar
    1,352
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    paylaşım için teşekkürler..
    --------------------------------------

    Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak(iman edecek) değillerdir.

    Yusuf S. 103

  4. #4
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    "Kulum BENİ zikreder Bana aşık olur,Aşkla zikretmeye devam eder Bende Kuluma aşık olurum"
    Hitabı İlahi

    İlahi AŞK marifetin Zuhuru.ALLAH'ı bilenin ONA OLAN YAKINLIĞIDIR.

    İlahi AŞK EDEP HALİNİN ZİRVESİ,EFENDİLİKTİR..

    saygılar
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  5. #5
    Hamravat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-08-2007
    Mesajlar
    245
    Karizma Gücü
    0
    bu konu bana Allah'a Vuslat dergisinde yazdıgım bir makaleyi anımsattı, sizinle paylasayım o gün ki yazımı,


    "Rabbinizden af dileyip O'na yönelin. Rabbim Rahîm'dir, rahmeti sınırsızdır; “VEDUD”’dur, çok sevgilidir." Hud suresi 90. ayet. Ve Yüce Allah yarattığı her şeyi “Vedud” sıfatından yani insanlara merhametinden ve duyduğu sevgiden dolayı “Aşk” sıfatından yarattı. Samimi bir şekilde düşündüğümüzde gerçek olan tek aşk “ilahi” olanıdır elbette.

    O’nun dışında ki diğer tüm aşklar ya kendi arzu ve isteklerimiz doğrultusunda, yani nefisten ya da geçici dünya hevesindendir. Rabbimize duyduğumuz aşk? Ona geçici veya nefistendir diyebilir miyiz hiç. Allah kitabımız Ku’ran da “ Bir zamanlar Rabbin meleklere yeryüzünde bir halife atayacağım diye buyurdu” Bakara suresinin bu ayetini okuduğumda gönlümü öylesine bir aşk hali kapladı ki, alemleri yaratan Allah, bizden onlar benim halifem olacak diye bahsetmiş dedim kendime, O’nun temsilcisi olmak, O’nu sevmek öylesine muhabbeti şiddetli bir şey ki tarifi zor anlatılır bir hal. Halife olmayı duymak bile insanın gönül deryasını dalgalandırmaya yetiyormuş.

    Ve arkasından hele birde halife olmayı başarmak aklıma gelince o nun nasıl bir aşk etkisi yaratacağını düşünemedim bile. Bildiğimiz gibi Halife ise kelime itibariyle temsil eden anlamındadır. Demek ki yeryüzünde biz insanlar Allah’ı temsil etmeye çalışmalıyız.

    Düşününce Allah’ın yeryüzünde temsil edilmeye ihtiyacımı var sorusu geliyor hemen akıla, hayır yok.. Peki neden? Neden halifelik görevi verilsin biz insanlara, benim gönlüm buna tek kelimelik bir cevap veriyor “ AŞK “. O her şeyi aşkından yarattı, sormalı o zaman insan kendi gönlüne yaratma gücü olan hiç sevmediği aşık olmadığı bir şey yaratır mı?

    Allah bizi seviyor ve bizde Allah’ı, bu yol öyle dönüşü olmayan bir yol ki geçen her an daha da Aşık ve Maşuk’u bir birine yaklaştırıyor, O öyle bir aşk ki, göremediğin halde yakıp kavuruyor, O öyle bir aşk ki O’nun ismini anınca yer ve gök kendinden geçiyor. O öyle bir aşk ki, her gönülde kainat Allah Allah ve Allah diyip aşkından etrafında dönüp raks ediyor.

    İşte O her şeyin olduğu gibi aşkımızın da sahibidir. O halde daha ne duruyoruz Vedud sıfatı ile de Allah’ı temsil etmeyecek miyiz halen. Her şey Allah’ın aşkı için sevilmez mi?. İsterseniz şöyle bir düşünelim, nehirleri, taşları, bulutları, ağaçları, kuşları, böcekleri ve en önemlisi insanları sadece Allah için seversek, yani yaratılanı Yaratandan ötürü seversek, işte o zaman kamil bir Müslüman olma yolunda çok önemli bir adım atmış oluruz.

    İtaatten bahsettik ilkin, Allah’a ve O’nun güzelliklerine itaat etmeyi başarabilirsek, gerçek anlamda halifelik yolunda sağlam ve hızlı adımlar atar ve nimeti kazanabiliriz. O zaman Allah her bir insan için ayrı ayrı ( Allah asla kopya çekmez, ) O yarattığı tüm mahlukata seslenmez mi; “işte benim alemlere üstün kıldığım!”. Her insan işte böyle bir muameleye hazır olmalı, hesabını buna göre yapmalı.

    Bir gün Rabbi o nu alır ve yücelterek Mi’raca işte böyle çıkarır. Hamd olsun alemlerin Rabbine, Şükürler olsun alemlerin Malikine.. Allah’ın Rahmeti Bereketi ve Sevgisi üzerinize olsun, görüşmek ümidiyle, Allah’a emanet olun..
    Bu mesaj en son " 22.08.07 " tarihinde saat 11:15 itibariyle Hamravat tarafından düzenlenmiştir... Neden: anlasılır sekilde okunması için
    Tefsir-ul Kur'an
    Hikmet-ul Beyan

  6. #6
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Kulun Yaratılışının Nedeni Aşktır !
    Aşkı İlahinin öğrenim dalı ve kökü Tasavvuftur!..
    Yol İsmi ise Tariktir.
    Cem-i Tarikattır!..
    Talebesinin yani salikinin ismi ise Derviştir.
    Günlük dersi, o kuluna
    Hz. Allah’ın bahşettiği ihsan eylediği,
    Aşk Rahmetidir !
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  7. #7
    Kenan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2006
    Mesajlar
    5,086
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Aşk Beni Etti Zebun
    Ne Yamanmış Bu füsun
    Derdi Aşkla Gece Gün
    Eşki Çeşmim Oldu Hûn

    Gelin Aşık Yanalım
    Aşkı Herdem Analım
    Can Bize Aşktır Heman
    Aşk Meyine Kanalım

    Kenan Rıfai
    “Nefsinin aczini bilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan, ilim sahibi demektir.
    Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir”

  8. #8
    balcı adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-01-2007
    Mesajlar
    61
    Karizma Gücü
    0
    Mecnun, Leylâ’nın aşkına tahammül etmese idi, gerçek âşık olduğunu iddiâ edemezdi. Aşk mezhebinde can gezdirenler, bunun içindir ki, dünyâya yersiz iltifat etmezler.


    Âlem-i lâhut’a pervâz eyleyen ehl-i sâfâ,
    Tâc-ı İskender değil, taht-ı Süleymân istemez.
    "Kalbi Mecnunu yararsan Hz.Leyla Çıkar
    Zahida,Sanma Mecnun başka, Leyla başkadır..."

    Mecnuna İlişince feryad eder.
    "DEYMEN LEYLA İNCİNİR."

  9. #9
    Hamravat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-08-2007
    Mesajlar
    245
    Karizma Gücü
    0
    mecnunlara leyla gerek,
    kereme aslısı gerek,
    sevene sevdası gerek,
    Aşkın aldı benden beni,
    bana seni gerek seni
    Tefsir-ul Kur'an
    Hikmet-ul Beyan

  10. #10
    sebatkar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2007
    Mesajlar
    362
    Karizma Gücü
    0
    Aşkı istiyorsan , aşkın bedelini ödeyecek kadar yürekliysen kendini beğenmişliği bırak,nefsini aşağıla , alçakgönüllü ol.
    Yoksa aşka talip olma.Ondan uzak dur, rahatını gözet.

    "Aşk beni yakar,kül eder,toprağa dönüştürür"diye korkma .
    Seni yokederse sonsuzlaşırsın.

    Tanenin özü sağlamsa , niteliğini kaybetmez.

    Ne zaman toprağa düşer ,ikiye ayrılır ve filizlenirse gerçeğin sırrına erer.

    Benliğinden kurtulunca Allah'ı tanırsın.Benliği olan kendine yol bulamaz.Bunu ancak benliğinden vazgeçmiş olanlar anlar.Şarkıcı için çalgı şart değildir.Eğer onda aşk varsa , yürüyen hayvanların ayaklarından çıkan sesler bile ona kılavuz olabilir.
    Sinek aşığın yanında kanadını çırpınca ağaçlar harekete gelir,ellerini coşkuyla başına vurmaya başlar.Aşığa saz gerekmez.Bir kuşun ötüşüyle de inler o.

    Alemin her zerresi müzikal bir ses çıkarmakdır.Fakat her kulak bu sesi duyamaz.
    Aşk sarhoşları dolabın sesiyle de kendilerinden geçip dolap gibi dönebilirler.

    Derviş'i kınama, o aşk denizine dalmıştır, bu yüzden çırpınmaktadır.


    Şeyh Sadi-i Şirazi
    " YETMİŞİKİ MİLLETİ BİR GÖRMEYEN , HALKA MÜDERRİS OLSA DA HAKİKATE ASİDİR " ( YUNUS EMRE)





    Beni bende demen,ben de değilim
    Bir ben vardır bende,benden içeru

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. neyi merak ediyoruz"""forum üyeleri hakkında"""" (arak konu :M)
    TF Üyeleri-TF Olayları-TF Ekseni bölümünde SlamDunk tarafından açılmış
    Yanıt: 26
    Son Mesaj: 18.07.05, 13:50

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •