• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
28 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0

    Kuranı korkmadan incelemek

    Arkadaşlar;

    Kuranı cennet cehennem korkusu olmadan,tarafsızca okuyalım.Bu konuyu iki bölüm halinde yayınlayacağım,okurken sıkılmayasınız diye.İlk bölümü yayınlıyorum;

    İçerik ve Biçim Olarak Kur'anın Özellikleri

    Gerek Kur' an gerekse de İslam yorumculan Kur' an ' ın insan ürünü olmayıp Allah tarafından indirilmiş ve olağanüstü bir kitap olduğu iddiasındadırlar. Peki ama gerçekten de öyle midir?

    Cennet cehennem kaygılarından sıynlıp, diğer başka kitapları inceler gibi nesnel bir sorgulamaya girdiğimizde, Kur'an' ın, gerek yazım tekniği gerek içerik olarak çok geri bir eser olduğu gerçeği ile karşı karşıya kalırız. Bunun böyle olması onun yazılı kültürün değil, sözel kültürün ürünü olmasının da kaçınılmaz sonucudur. Karşımızda iç kurgusuyla iç tutarlığa ve yazım tekniğine sahip, sözcüğün gerçek anlamında bir kitap değil, bir anlatılar toplamı bulunmaktadır.

    Birkaç kitap okuma pratiği olmuş ve asgari anlamda sorgulama yeteneği oluşmuş her kişinin, Kur'an'ı herhangi bir kitabı okur gibi sorgulayarak okuması halinde, cennet cehennem kaygılarıyla kendine açıklamaktan çekinse bile, büyük bir düş kırıklığına uğrayacağı kuşkusuzdur. Çünkü Kur' an' ın önceden yazılmış insan ürünü çoğu kitaptan daha yüzeysel, plan ve programdan tümüyle yoksun, tekrarlarla dolu ve yığınla kopuk kopuk söylencelerden başka ticaret, kadın-erkek ilişkileri, kölelik, cezalar ve Muhammed'in karşılaştığı olaylara ilişkin yorumlardan ibaret olduğunu göreceklerdir.

    Onda eşitlik, kardeşlik, özgürlük temelinde bir dünya cennetinin kuramsal çerçevesini, hatta yüksek ahlaki ölçütler ve insan sevgisinin öğelerini arayanlar da bunları göremeyeceklerdir. Bu çerçevede her Müslüman' ın Kur' an ' ı okumasını, Onun ancak Kur' an alimlerinin yorumuyla anlaşılabileceği yollu gizemsel önkoşullanınalardan kendilerini kurtararak, kendi başlarına okumalarını özellikle öneriyoruz.

    Kaldı ki Kur'an'ın bizzat kendisi, "kul" ile Allah arasına birilerinin girmesinden yana olmayan bir kavrayışa ve önermeye sahiptir. Bundan dolayı da basitlik ve anlaşılabilirliğini özellikle vurgular:

    Şuara-195'te, Muhammed, "uyancılardan olabilsin diye" Kur'an'ın "apaçık bir dille" indirildiği; Zuhruf-2-3 'te daha açık olarak, "apaçık Kitaba yemin olsun ki şüphesiz biz O'nun düşünüp anlayasınız diye" indirildiği; Fussilet-44'te, Kur'an ayetlerinin uzun açıklamalı olmadığı; Yusuf-12'de Kur'an'ın, herkesçe "okunup anlaşılması için" indirildiği; Duhan-58 'de, herkese "öğüt alsınlar diye indirerek kolaylaştınldığı" söylenir.

    Dolayısıyla herkes, kavrama yeteneğine tam bir güvenle ve softaların, "O'nun ortalama insan tarafından doğru kavranamayacağı, dolayısıyla kendilerince yorumlanmasının zorunlu olduğu" yollu demagojilere prim vermeden okumalıdırlar. Kur'an, önkoşullanmadan uzak, sorgulanarak okunursa kendi niteliğini net olarak ortaya koyan, kendine ilişkin önsel hayalleri yine kendisi yıkan bir nitelik sergilemektedir çünkü.

    Kur'an'ın hemen hemen yarısından çoğunu kapsayan ve Tevrat kaynaklı olan peygamber masalları Kur'an'ın niteliği açısından oldukça tayin edicidirler. Yusuf masalı hariç hiçbiri derli toplu bir anlatıma bile sahip olmayıp, her biri pek çok surede bölük pörçük ve her seferinde ve hatta aynı sure içinde bile çelişkilerle dolu olarak anlatılmışlardır (8. Bölüm 'de göreceğiz).

    Bir yazar değil, bir anlatıcı olduğu için, Muhammed'in kronoloji diye bir kaygısı hiç olmamıştır. Anlatılardaki sistematik sorunu bu içerik ve karmaşa içinde ortadan kalkmıştır; olaylar ve isimlerin sık sık birbirine karıştırılması da cabası. Sonuç olarak bu masallar, Kur'an 'ın, diğer sorunları yanı sıra, özelde tarih bilimiyle de, gerek yöntem, gerek gerçeklik anlamında karşıtlık içinde oluşunun somut belgelerini oluşturmaktadır. Onda cümle kuruluşunda bozukluklar birbirini takip eder. Plan ve programdan tümüyle yoksundur. Konudan konuya geçmeler de aynı şekilde bağıntıdan yoksundur, Muhammed, o anda olduğu gibi yazdırır veya ezberletir. Bundandır ki çoğu sure, aynı konuların (tabii çelişkiler ve farklı ifadelerle) yinelenmesinden ibarettir.

    Geçmişte gerçekleşmemiş ve zaten bilimsel gelişmenin kesin bir şekilde ortaya koyduğu gibi gerçekleşmesi olanaksız mucize rivayetleriyle doludur: Gömlek sürtüp körü iyileştirmeler, balık karnında yaşamalar, bakire olarak doğurmalar, beşikte konuşmalar, ölüleri diriltmeler, ateşte yanmamalar, gökten taş yağmaları, yılana dönüşen sopalar, su fışkıran taşlar vs. vs. vs... İşte tam da bu noktada şeriatçı demagogların, tüm bunları mantığa, günümüz değerleri ve bilgilerine uygun kılmak, daha ötesi Kur'an'ı her anlamda olağanüstü göstermek amaçlı çabalarıyla karşılaşıyoruz. Hiçbir bilimsel değer taşımayan, en temel ahlaki ölçüleri çiğnemek pahasına gerçekleştirilen, zaman zaman ne yazık ki gülünç olan bu çabaların ortalama bilinç düzeyinin gerisinde bırakıırılmış olan yığınlarda etkili olması ise kuşkusuz işin trajik yanını oluşturmaktadır. Ne ki elde edilen başarının temelinde yatan daha önemli gerçek, hiç kuşkusuz seslenilen kitlenin zaten beşikten başlayarak dinsel yargılarla koşullandırılmasının yanı sıra, dinin cehennemi ve cennetiyle kişilerin sorgulama bilincini etkisizleştiren "öbür dünya" kozudur.

    Eşitsizlik düzenlerinin geniş yığınlarda yarattığı doyumsuzluk ve hak almayı engelleyen mevcut yoğun baskı koşulları da, insanların dine sığınma eğilimine girmesinde temel bir işlev görmektedir. Bu bağlamda düşünmenin yerini inanç almakta, bu da kendisine inanılacak basit mantık oyunlarının prim kazanmasına uygun bir ortam sağlamaktadır. Asgari .bir toplumsal-tarihsel kavrayışla görülebileceği gibi, dinlerin etkinlık kazandıkları dönemler, yoğunlaşan toplumsal bunalımlara dünyasal kurtuluş umutlannın zayıfladığı dönemler olmuştur. Daha ötesi bu gelişme, taraftarlannca "doğru" farzedilen tek bir dinin değil, bütün dinlerin ve tabii falcılığın, cinciliğin, burççuluğun vd. bilim dışı tüm inançlann genel olarak prim kazandığı dönemler olmuştur.

    Bu bağlamda yaşadığımız coğrafyada karşımıza çıkan şey; çağdaş bilgileri ezberleyip, Kur'an'ın, karşıt nitelikli mantığından koparılmış muğlak deyişlerini de çarpıtarak, bilimle ve çağdaş ahlaki değerlerle uzlaştırma amaçlı yoğun bir söylem ve yayın furyası olmaktadır. Zaten küçükten koşullanmış, hakları için mücadele etmekten yıldırılmış yığınların karşısına çıkartılan bu demagojik ve coşkulu dil, işte bu koşulların sonucudur ki etkili olmaktadır. Oysa Kuran, oldukça geri, utku sınırlı, üstelik o dönem bilgi düzeyinin gerisinde bir polemik, söylence ve kanun kitabıdır; özellikle belirtilmelidir ki onunla aynı düzeyde işlenmesi halinde günümüzde bir ortaokul öğrencisi bile kompozisyondan sınıfta kalır; onun bilgilerini kullanması halinde ise Tarih 'te, Coğrafya 'da, Biyoloji 'de ve diğer ilgili derslerde de ha keza.

    Kur' an' ın evrensel olduğu iddiası da tamamen boş bir sözden ibarettir; tıpkı dinin ezel ve ebed değil tarihsel bir olgu olduğu ve tekrar ortadan kalkacağı bilimsel gerçeğinde olduğu gibi Kur'an da, Tevrat ve İnciller gibi belli tarihsel koşullann, o dönem bilinç düzeyinin ve içinden çıktığı toplumun kültürel-ekonomik-toplumsal yapılalarının ürünüdür. Zaten aksi olsa, önceden de belirttiğimiz gibi bir biri peşi sıra (o da insanlığın ortaya çıktığından yüz binlerce, dinsel düşüncenin çıktığından onbinlerce yıl sonra) farklı farklı din kitaplan ortaya çıkar mıydı? Aksine daha insanlığın ilk oluşumundan itibaren indirilmiş ve evrenselliği dilinde, yapısında, utkunda açıkça görülen bir kitap ile karşılaşmaz mıydık?

    Oysa basit bir bilgi düzeyiyle bile görebildiğimiz gibi, din kitaplarının tümü, içinden çıktıklan toplumun kültürel-ekonomik, toplumsal değerlerince biçimlenmişlerdir. Ve tabii ortaya çıkmalan için insanoğlunun belli bir evrim geçirmesi, giderek yazıyı ve yazabilecek araçlan icat etmesi gerekmiştir. Her şeyin gerçek ve tek yaratıcısı olan insan, eğer ki yazıyı yaratamamış olsaydı din kitaplan da ilkel dinler gibi salt sözel kalacaklardı. Özetle ortaya çıkabilmesi için bile insanlığın belli bir aşamaya gelmesi zorunlu olmuştur; ki bunlar onun, tarihsel bir ürün olması yanısıra insan ürünü olmasının da somut göstergesidir.

    Tabbara, "Kur' an' a göre din, aslında ve özünde birdir, değişmez.Bununla beraber konulan şer'i hükümler, milletlerin sosyal durumu ve fikri kabiliyetleri seviyesine göre değişir (a.g.e, Sf-35) derken de, gerçekten bunu doğrulamıyor mu zaten?

    Kuşkusuz "aslında ve özünde'" bir olan, evrenselolan bir dinsel temel vardır ve bu, Tabbara 'nın kastettiğinin aksine, çok tanrılı dinleri de kapsar: Bu temel; yaratılış da dahil, karşılaşılan olgu ve olaylann insanüstü bir güç tarafından gerçekleştirildiği, başa gelen her iyilik ve felaketin tanrılardan kaynaklandığı, dolayısıyla onlan hoşnut etmek gerektiği, onun ölümden sonra insanlan ödüllendirip cezalandırdığı, kadının hizmet için yaratılmış tabii bir yaratık olduğu, köleliğin ve eşitsizliğin meşru olduğu, ama göree bir devletin de gözetilmesi gerektiğı vb. vb.'dır. Açıktır ki bu duşunce yapısı, kendi dışındakı olay ve bulguları açıklayacak bilgilere ve en genelde yönteme sahip olmayan kişilerin kabullenebileceği ilkel bir değer yargılan bütünüdür.


    Kaynak: Erdoğan Aydın, Kuran Ve Din, Islamiyet Gerçeği 1, Cumhuriyet Kitapları

  2. #2
    &nisa& adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-10-2006
    Mesajlar
    125
    Karizma Gücü
    0
    Cennet cehennem kaygılarından sıynlıp, diğer başka kitapları inceler gibi nesnel bir sorgulamaya girdiğimizde, Kur'an' ın, gerek yazım tekniği gerek içerik olarak çok geri bir eser olduğu gerçeği ile karşı karşıya kalırız.
    Diğer başka kitapları inceler gibi...Kuran'ı Kerim'i incelemek...Bilmem hangi yazarın en son yayımlanan kitabından bahseder gibi içerik-uslup bakımında da inceleyerek basite indirgemek,kutsal bir kitabı kötülemek için pek de yeterli sebep gibi görünmüyor.


    yazım tekniği olarak çok geri bir eser


    Birkaç kitap okuma pratiği olmuş ve asgari anlamda sorgulama yeteneği oluşmuş her kişinin, Kur'an'ı herhangi bir kitabı okur gibi sorgulayarak okuması halinde
    Herhangi bir kitabı okur gibi sorgulamak!!! ewren44 sen bu yazıyı c/p yapmadan önce okuduğuna emin misin?ciddi soruyorum,kinaye yok.

    Onda cümle kuruluşunda bozukluklar birbirini takip eder.
    İlahi ewren44,o zamanlar cümlenin öğeleri,devrik/kurallı cümle vs.yokmuş,neylersin.


    Sırf saldırı gayesiyle yazılmış olduğundan;böyle yazıya,böyle cevap.
    ''Ülkesini,yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti,dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.''
    Gazi M. Kemal



    °••[Bye Bye Türkçe Birligi]••°

  3. #3
    Zephyria adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2007
    Mesajlar
    95
    Karizma Gücü
    0
    Çoğu kez düşündüğüm ama bir türlü ifade edemediğim şeyler, çok güzel bir anlatımla yazılmış.

    Özellikle yazının bulunmasıyla ortaya çıkan yazılı dinler örneklemesi çok güzel olmuş.

    Klişe bir tabirle, bu yazı için "hislerime tercüman oldu" diyebilirim.

    Arşivlik bir yazı. Bu kitabı almak lazım.
    En zor şey,
    karanlık bir odada
    bir kara kediyi bulmaktır.
    Özellikle odada kedi yoksa.
    Konfüçyüs-


    _____________________________
    koyun gibisin kardeşim,
    gocuklu celep kaldırınca sopasını
    sürüye katılıverirsin hemen
    ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
    dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
    hani şu derya içre olup
    deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
    ve bu dünyada, bu zulüm
    senin sayende.
    ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
    ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
    kabahat senin,
    demeye de dilim varmıyor ama....
    kabahatın çoğu senin, canım kardeşim.
    Nazım-


    __________________
    %90'ı salak olan herhangi bir halk düşünün...




  4. #4
    mimmoza adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    285
    Karizma Gücü
    0
    ewren44,
    Dolayısıyla herkes, kavrama yeteneğine tam bir güvenle ve softaların, "O'nun ortalama insan tarafından doğru kavranamayacağı, dolayısıyla kendilerince yorumlanmasının zorunlu olduğu" yollu demagojilere prim vermeden okumalıdırlar. Kur'an, önkoşullanmadan uzak, sorgulanarak okunursa kendi niteliğini net olarak ortaya koyan, kendine ilişkin önsel hayalleri yine kendisi yıkan bir nitelik sergilemektedir çünkü.
    Bu savı aylardır ileri süren ve savunan GALİBİLERE karşı cephe oluşturmuş ve akla gelmez ithamlarda bulunmuştunuz,hatırlıyorsun değil mi?.Demek o zaman inanmadığın bir konuda ön saflarda kahramanca mücadele veriyordun.
    Size o zaman,inanmıyorsunuz tüm ayetlere dendiğinde, ortalığı tozlandırıp hakarete başlıyordunuz.
    Yukarda alıntı yaptığım cümlelerinizde şu kelime sizin o zaman da şimdi de bakışınızın aynı olduğunu ve bizimle farkınızı ortaya koymaktadır.

    Şöyle buyurmuşsunuz!
    Kur'an, önkoşullanmadan uzak, sorgulanarak okunursa.
    GALİBİ dervişi olarak bu sözü şöyle söylerim;

    "Kur'an, önkoşullanmadan uzak,inanarak ve kabul ederek
    okunursa..."
    Aramızdaki fark; sen inanmıyorsun ve maddeyi ölçmekten ileri bir yeteneği olmayan GAYBİ bilgiler olan Kuranı aklınla sorgulamaya kalkıyorsun,biz ise Allah kelamı olarak kabul ediyor,her ayetine acabasız inanılması gerektiğine inanıyoruz.
    Sizin yaptığınızı yapan kim varsa inanç olarak sizden farklı noktada olmayacaktır.Dün ve bu gün.

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    evren44, bu yazıyı niçin alıntıladığını net bir şekilde belirtmemiş.

    Arkadaşlar;

    Kuranı cennet cehennem korkusu olmadan,tarafsızca okuyalım.
    demekle birlikte yazının bu konuyu ele almadığı çok açık ortadadır.

    yazarın yazısının kısa özeti şudur ; "elle tutulur bir sistematiği yoktur Kur'an'ın, onun için gelin önkabullerinizi -inancınızı- bir kenara bırakıp, cennet-cehennem hesabı gütmeden baştan okuyun şu kitabı"

    dile getirilen görüş bu olduğu için üzerinde inançsız kişiler fikir ileri sürebilir, hakkında tartışabilir, yazının mükemmelliği veya eksikliği üzerinde konuşabilirler.

    konu hakkında bizim söyleyebilecek pek birşeyimiz bulunmuyor. Çünkü iman ve küfür arasında başka bir yer bulunmaz, bulunamaz. Bu konuda objektif olunamaz, çünkü inancınızı göz önüne almadan değerlendirme yapmak demek inançsızca değerlendirme yapmak demektir"

    yazar küfür perspektifinden okuyun demiyor da "objektif olarak okuyun" diyor.

    Işık ya açıktır, ya da kapalıdır. Işığı kapatmayı tercih ettikten sonra lambanın aydınlatmadığından şikayet etmek ve lambayı eleştirmek ne kadar doğru olabilirse yazarın görüşü de o kadar makuldür denebilir.

    yazının kendince bir değerlendirmesini, eleştirilerini ve katıldığı noktaları belirtmesini evren44 kardeşimden de beklerim.
    Bu mesaj en son " 09.09.07 " tarihinde saat 20:25 itibariyle aslanbash tarafından düzenlenmiştir...
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  6. #6
    Karapapag adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-08-2007
    Mesajlar
    792
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı mimmoza tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ewren44,

    Bu savı aylardır ileri süren ve savunan GALİBİLERE karşı cephe oluşturmuş ve akla gelmez ithamlarda bulunmuştunuz,hatırlıyorsun değil mi?.Demek o zaman inanmadığın bir konuda ön saflarda kahramanca mücadele veriyordun.
    Size o zaman,inanmıyorsunuz tüm ayetlere dendiğinde, ortalığı tozlandırıp hakarete başlıyordunuz.
    Yukarda alıntı yaptığım cümlelerinizde şu kelime sizin o zaman da şimdi de bakışınızın aynı olduğunu ve bizimle farkınızı ortaya koymaktadır.

    Şöyle buyurmuşsunuz!


    GALİBİ dervişi olarak bu sözü şöyle söylerim;

    "Kur'an, önkoşullanmadan uzak,inanarak ve kabul ederek
    okunursa..."
    Aramızdaki fark; sen inanmıyorsun ve maddeyi ölçmekten ileri bir yeteneği olmayan GAYBİ bilgiler olan Kuranı aklınla sorgulamaya kalkıyorsun,biz ise Allah kelamı olarak kabul ediyor,her ayetine acabasız inanılması gerektiğine inanıyoruz.
    Sizin yaptığınızı yapan kim varsa inanç olarak sizden farklı noktada olmayacaktır.Dün ve bu gün.

    Sevgili Mimmoza,

    Demişinki;
    "Kur'an, önkoşullanmadan uzak,inanarak ve kabul ederek[/B] [B]okunursa..."

    İnanarak ve Kabul ederek okursa ne demek İnsan Sorgulamadan nasıl doğru olduğunu kabul eder ve inanır söylermisin, Neye göre inandın sen Anandan doğma müslümansın, Bu hristiyanın yahudinin günahı ne oysa ondan sorgulayıp senin kitabını okuyup inanmasını bekliyorsun Tanrınızda bunu bekliyor. Onlar sizin kadar şanslı değil onlar hristiyan, Yahudi veya budist veya putperest doğdu, onlara araştırıp doğruınun senin dininin olduğu gibi bir görev düşüyor. Onlar sorgulamak durumda Kalıyor Ama sen babandan miraz Kalan dini Hiç sorgulamadan, Akıl ve Mantığı kullanmadan inanmak gibi bir avantaja sahipsin.

    Senin Tanrın ne kadar adil, Kimini direk müslüman doğurtuyor, İçine iman ışığını vererek doğurtuyor, Kimise putperest doğuyor, O araştırıp dünyada bunca ben doğruyum diyen dinlerin Kitaplarını okuyup sorgulayıp inanmak durumunda değilmi.

    Yahutta omlara bir vahiymi gelmeli "git islam diye bir din var ona hemen inan sorgulama, sadece inan ve kabul ederek oku kitabı. E ne vercek o kitap ona o zaman.

    Aslında Kitaba hiç ihtiyaç yok değilmi. Madem okuyup anlıyamıyacaksın, Sorgulayamayacaksın, Hatta orda yazan öğetilere göre bu günümüzde yaşayamayacaksın. Mesela bir kölen olamıyacak, birini öldürdüğünde bir köle azad edemiyeceksin. Bu evrensel öğretilerle yaşayamıyacaksın. Hükme bak köle azad etmek ceza olarak uygulanıyor.

    (İslam dünyaya hakim olsa ve cihad olsa ele geçen esir doğal olarak köle olacak o ayrı, Kadınıda cariye olacak) Öyle bir zamanda hayır kölelik yask böyle davranamazsınız günümüzde kim çıkıp diyecek. Galip efendimi? Adam diyecek bak kardeşim kitabımda yazıyor. Ne diycek efendin? Yav yazıyorda o zaman öyleydi, Adam soracak eee şimdi ne yapacağız? Galibi Paşa Vahiymi alacak? Ne yapacak? İnsanların kurduğu sisteme tabi olup tanrının hükmünü hiçemi sayacak.O hükümler Eskimiş mi diyecek? Lütfen bir cevap verin, anlıyalım sizi.

    Sevgi ve Saygılarımla,
    Savaşlara sebep olan tüm farklılıkların yokolması dileğiyle, En baştata dinlerin...

    İzinden ayrılmayacağız m.

  7. #7
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı &nisa& tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Diğer başka kitapları inceler gibi...Kuran'ı Kerim'i incelemek...Bilmem hangi yazarın en son yayımlanan kitabından bahseder gibi içerik-uslup bakımında da inceleyerek basite indirgemek,kutsal bir kitabı kötülemek için pek de yeterli sebep gibi görünmüyor.








    1- Herhangi bir kitabı okur gibi sorgulamak!!! ewren44 sen bu yazıyı c/p yapmadan önce okuduğuna emin misin?ciddi soruyorum,kinaye yok.



    2-İlahi ewren44,o zamanlar cümlenin öğeleri,devrik/kurallı cümle vs.yokmuş,neylersin.


    Sırf saldırı gayesiyle yazılmış olduğundan;böyle yazıya,böyle cevap.
    1-Evet nisa,belki iki kere okudum.Herhangi bir kitabı inceler gibi incelemek,korkularından arınmış olanlara mahsusdur.Sizi anlıyorum,bir taraftan inanıp,bir tarafdan objektif olmak oldukca zor.Bunun adına psıkolojide(sanırım) ''şartlı refleks'' diyorlar.Mesela sende gidip bir hinduya,''emmicim,sen bu ineğe objektif olarak bir bak bakalım,bunda tanrı olacak hal varmıdır?'' diye sorsan,senin bana verdiğin tepkinin aynısını alırdın.

    2-Sevgili nisa,eğerki Kur'an Allah'tan ise eğer,vede edebi anlamda mucize içeriyor ise,şiir ve edebi eserler o yörede ilim ihtisas alanı olmuş ise,senin bu alaysı yorumun,komik ötesi olmakdan öteye gitmiyor maalesef.

    Sitenin en bilgili (ve en değerli) üyelerinden sevgili Aslanbaş arkadaşımın,bana sorduğu soruya,soruyla karşılık vermem gerekirse eğer:

    Farzedelimki ben kendine din arayan bir ecnebiyim.Allah aşkına,Kur'an'ı hangi(olmayan) imanla inceleyeceğimki?

  8. #8
    Aboca adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-03-2005
    Mesajlar
    1,099
    Karizma Gücü
    0
    aslında ilginç paylaşım fikre saygı duymak gerek. Tabi karşı tarafta bize duyuyorsa
    Bu mesaj en son " 09.09.07 " tarihinde saat 22:29 itibariyle Aboca tarafından düzenlenmiştir... Neden: artık hızlı yazmayacağım. Desemde inanmayın :) İş varken yazmak zor.
    Mongol, Yuan, Türk,Kazak, Çekez, Gücü,Ermeni, Rum, Arap,İngiliz, Yahudi, Fransız ne dersen de anlamı "bir"dir.Anlamı Türk'dür.Anlamı İnsandır.

    Yalan söylüyorlar, iiki doğru yanında bir yanlışıda götürüyorlarsa durumun korkmadan Bu yalancı cihana karşı.

  9. #9
    Ayme10 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-06-2007
    Mesajlar
    192
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ewren44 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Farzedelimki ben kendine din arayan bir ecnebiyim.Allah aşkına,Kur'an'ı hangi(olmayan) imanla inceleyeceğimki?
    Selamlar,

    ewren44 kardeşim,

    Sorunuzda haklısınız.Taraf olan biri için tarafsız olabilmek çok çetin ve güç bir şeydir.Ama güçlü bir irade ile tarafsız olunabilir.

    Kendimden bir örnek vereyim.Yunanistan'ın Osmanlılardan bağımsızlıklarını kazanırken gösterdikleri kahramanlığı kabullenmekde baya zorlanmıştım, çünkü Türk ve taraftım.

    O nedenle de gerek size ve gerekse de tüm herkese aynı şeyi öneriyoruz. Tarafsız ve önyargılarınızdan arınmış olarak Kuran'ı okuyun. Kuran'da size ters gelen şeyler de olacak.Ama bunları dahi Kuran size haber verecek.

    Bacon, Tolstoy gibi pek çok Avrupalı bile Kuran'ın Hak kitap olduğunu tasdik etti.Tarafsız bakabilen de görecektir.

    Kuran'ı okuyup kendinizce saptadığınız doğruları ve size ters gelenleri karşı karşıya koyup tarttığınızda aklınız doğruya işaret edecektir.

    Selam ile,
    EY KULLARIM!BUGÜN SİZE KORKU YOKTUR VE SİZLER MAHZUN DA OLMAYACAKSINIZ!(ZUHRUF-68)


    TOPRAĞA HER TÜRLÜ KÖTÜ ŞEY ATILIR FAKAT TOPRAKTAN HEP GÜZEL ŞEYLER BİTER. (AKŞEMSEDDİN)


    KUSURUMUZ NE KADAR ÇOKSA O KADAR ÇOK KUSUR ARARIZ(CENAP ŞAHABETTİN)

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ewren44 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Farzedelimki ben kendine din arayan bir ecnebiyim.Allah aşkına,Kur'an'ı hangi(olmayan) imanla inceleyeceğimki?
    Fikrini ve katılmadığın noktaları belirtmeni istememin nedeni "paylaşımı hangi amaçla yaptığının -gelen cevaplardan da anlaşılacağı üzere- anlaşılmamış olmasıdır. Cevap yazanlar, "sanki sen yazarla aynı görüş ve fikirdeymişsin gibi ele almışlar konuyu" Ben ise "sadece konu hakkında konuşma amaçlı" alıntıladığını düşündüm ve bunu belirtmeni istedim. Zira eleştiriler gereksiz bir şekilde artracaktı.

    Sorunuza gelince, mesele felsefi boyutlarıyla oldukça tartışılmıştır. Özellikle "Allah dilediğine hidayet eder" ayetleriyle birlikte. Özetle bu meseledeki tartışmalardan anladığım şudur ki ; "İnançsız birisi Allah'ın kelamını önşartsız, yani gerçekten Allah'ın kitabı mı anlama gayesiyle, Kur'an'ı okuduğunda "hayır değilmiş" diyebilmesi mümkün değildir. Pratik hayat bize bunu defalarca göstermiştir. "Kur'an'ı içindeki çelişkileri bulmak amacıyla açanlar veya "ya doğru değilse" şeklinde inceleyenlerinse Kur'an'dan alacakları şey "koca bir hiçtir." bu söylediklerim oldukça subjektif farkındayım. Ama inanç, yani meyil, yani tercihini kullanacağı istikamet "objektif" bir mevzu olamaz. Mümkün değildir.

    Yazısını alıntıladığınız kişiyi düşünecek olursak "Kur'an'ı rehber edinip, O'na uyanlar hayatlarını bir hiç uğruna -ona göre- zehir etmekte ve pek çok zevk! ten mahrum kalmaktadırlar. Öyleyse bu acınası insanlara "objektif!" bir sunumla doğruyu! göstermek gerektir. Nereden başlayalım... 1- edebi olarak hatalı 2- cümleler yanlış kurulmuş.. 3-miras ayetleri ve günümüz hukuku .... 4- zina meselesi .. 5- kadın hakları meselesi.. vs.vs

    gerçi maddeleştirdiğim konularda yazmamış yazar ama sanırım anladınız. Koca bir hiç'ten kastım budur.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. olay!!!! kuranı kerim full mp3
    2005 Konuları bölümünde aselim84 tarafından açılmış
    Yanıt: 23
    Son Mesaj: 09.05.06, 18:28
  2. Dünyanın en küçük Kuranı Azerbaycanda
    2006 Konuları bölümünde azeags tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 22.02.06, 09:29
  3. Lütfen 5 dakikanızı bu sayfayı incelemek için ayırın...
    2005 Konuları bölümünde xBACARDIx tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 12.01.05, 10:13

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •