Aslında yazıyı Köşe Yazıları bölümüne ekleyecektim ancak Kemalizmin felsefi temelleri hakkında çok önemli yorumlara yer verildiğinden yazıyı buraya eklmeyi uygun gördüm.
ZÜMRÜTTEN AKİSLER
A.M. Celal Şengör
Cumhuriyet Bilim Teknoloji 07.09.2007
Türkiye'deki genel cehalet düzeyi gerçekten pek korkunçtur: benim 'Afrika düzeyi' diye betimlediğim düzeydedir. Bu cehaletin sorumluları da Osmanlı'ya ilaveten 1946'dan beri Türkiye'yi yöneten kırsal kesim, bir başka deyişle köylü-kenar mahalle iktidarlarıdır.
Kemalizm, Yasalar ve Hukuk
Afrika düzeyi cehaletin bir dalı da akademisyen cehaletidir. Türkiye'nin olmayan 'üniversitelerinin' hocalarından bazılarını dinlersiniz veya yazdıklarını okursunuz; sonunda kendinize bu zevatın evlerinde acaba bir ansiklopedi bile bulunmaz mı diye sorasınız gelir. Geçenlerde politikacılığı akademisyenlik gibi onurlu ve pek zevkli bir uğraşa tercih eden bir şöhretli hocamız, anayasada ideoloji olmaz buyurmuştu. Televizyon haberlerinde duyduğumuz bu iddiayı ailece (Asım ABD'de stajda olduğundan), internet üzerinden tartışırken, lise öğrencisi olan Asım hukukun aksiyomlar (yani doğruluğu önceden kabul edilen önermeler) ve/veya içtihatlar (kabul edilebilecek yönlendirici örnekler) üzerinde yükselen, yani temelinde kaçınılmaz olarak fikirler, Avrupacasıyla «ideler», bulunan bir kurallar sistemi olduğunu hatırlatıp, «anayasa temelinde ideoloji olmaz» fetvasını veren meşhur akademisyenin mümkün olamayacak bir şey söylediğinin, yani abesle iştigal ettiğinin farkında olup olmadığını merak ettiğini söyledi.
Bunun üzerine tartışmamız, bilimi Marx'ın diniyle alt edemeyenlerin, bu sefer de ne hikmetse Muhammed'in dinine sarıldıkları, ondokuzuncu asrın determinist irrasyonalizminde aradığını bulamayanların, ortaçağ mistik-determinist irrasyonalizmine sığındıkları konusuna geldi. Sonunda Oya bu zırvalıklara kafa patlatacağımıza daha faydalı işler yapmamız gerektiğini hatırlatınca herkes tekrar kendi işine döndü.
Ama zırvalığın sonu yok ki Türkiye'de. Bir diğer akademik kıymetimiz de kendisiyle röportaj yapan sevgili dostum Neşe Düzel'e «Kemalistler kanun tanımaz» deyivermemiş mi? Gene o sihirli laf: Kanun! Atatürk bir keresinde Âfet İnan'a dikte ettirdiği bazı notlarda, insan özgürlüğünün sınırsız olamayacağını, zira insan davranışının en azından doğa kanunlarıyla sınırlandığını hatırlatıyor. Demek ki aslında bilimin belli bir zamandaki en iyi varsayımlarından ibaret olan doğa yasalarıyla Kemalistlerin bir sorunları olamaz. Ancak Atatürk gene diyor ki, 'Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir, doğa bilimleridir. Bundan başka kılavuz aramak aymazlıktır, sapkınlıktır, cehalettir.'
Bunun konumuzla ilgisi şudur: Kemalizm, ortalıkta doğa yasası diye dolanan varsayımlardan herhangi birinin yanlış olduğunu düşündüğünüz takdirde, onun yanlışlığını ispat ederek yerine daha iyisini koymanızı tavsiye eder. Zaten insanlık bunu yaparak Aristo yasalarının yerine Newton yasalarını, sonra onların da yerine Einstein yasalarını koymamış mıdır?
Yani Kemalizm bizlere yasalara karşı çıkacaksak, önce yasanın niçin yanlış bir temele oturduğunu göstermemizi, ondan sonra onun yerine daha iyi bir yasa koymamızı söylüyor. Örneğin tesettürü demokratik hak diye savunmayı ele alalım. Bilimin şimdiki düzeyine göre, vücudu tamamen Güneşten saklamak, biyokimyamızda belirli eksilmelere neden olarak sağlığımıza zarar verir. Kaldı ki, vücudumuzun bazı yerlerinin de havalanması gerekir. Üstelik tesettür dişiyi saklanması gereken bir mal düzeyine indirgeyerek, bireyin ötesinde toplum yaşamına zarar verir. Özetle, tesettür, insana ve topluma zararı faydasından fazla olan birşeydir. Nasıl kolunuza gamalı haç pazubendi takarak dolaşmanız pek çok uygar ülkede haklı olarak yasaklanmışsa, tesettür de aynı nedenlerde gene bazı uygar ülkelerin belirli yer ve kurumlarında verdiği muhtelif zararlardan ötürü yasaktır. Bu yasağa ancak tesettürün insan vücuduna ve topluma olan faydalarının zararlarından fazla olduğunu bilimsel olarak savunabildiğiniz takdirde karşı çıkabilirsiniz, "Atatürk'ün anası da, karısı da türbanlıydı" türünden non sequitura (1) yol açacak yalancı önermelerle değil.
Demek ki Kemalist, yasaların şekliyle değil, Montesquieu'nun o ölümsüz tabiriyle 'ruhuyla' ilgilenen kişidir. Onu ilgilendiren doğa yasaları ile onlar ışığında ve eleştirel akıl denetiminde kurulabilecek bir toplum yaşamıdır. Kemalisti, bilimsel düşünceden tamamen kopuk, geçmiş karanlık çağların geleneklerinin ürünleri olan ve temellerinin ne denli yanlış olduğu bilim tarafından belgelenerek yüzyıllardır teşhir edilen Sümer ve Asur kalıntısı emir ve hükümler ilgilendirmez. Her aklı başında bilgili kişi gibi Kemalist de hiçbir önermeyi düşünüp eleştirmeden kabullenmez. Bir zamanlar bilmem hangi -izmin, şimdi de bilmem hangi -vîliğin borazanı olmayı moda gereği gören ve esasen moda dışında söyleyecek düşüncesi olmayan bilgisiz kişi, bilimsel düşünceyi düşüncesinin ve davranışının tek temeli yapmış olan Kemalizmi anlayamaz.
(1)Önermelerden türeyemeyecek çıkarım.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

