• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 5 12345 SonSon
45 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir basari adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-11-2004
    Mesajlar
    2,565
    Karizma Gücü
    0

    Sapık Fırkalar-1 (Mutezile)

    Mutezile
    Sual: Mutezile fırkası nasıl meydana çıkmıştır, fikirleri nelerdir?
    CEVAP
    Bozuk fırkalardan biri olan Mutezile, Hasan-ı Basri hazretlerinin derslerinde bulunan Vasıl bin Ata tarafından ortaya çıkarılmıştır. Büyük Ehl-i sünnet âlimi ve veli bir zat olan Hasan-ı Basri, (Büyük günah işleyen ne mümindir ne de kâfirdir) diyerek Ehl-i sünnetten ayrılan Vasıl bin Ata için, (İ'tezele anna Vasıl), yani (Vasıl bizden ayrıldı) buyurmuştu. Buradaki i’tezele [ayrıldı] kelimesinden dolayı Vasıl'a ve onun yolunu tutanlara Mutezile ismi verilmiştir.

    Sonraki yıllarda bilhassa felsefe eğitimi yapmış ve felsefeye meraklı kişiler, Vasıl bin Ata'nın yolundan yürüyerek, Allahü teâlânın zâtı ve sıfatları ile, kader, amellerle (ibadetlerle, muamelatla..) iman arasındaki münasebet ve diğer konularda İslam dininin sınırlarını zorlayacak kadar ileri derecelere varan ayrılıklara düşmüşlerdir.

    Kuru akılcı ve bid’at fırkalardan Mutezilenin görüşlerinden bazıları şunlardır:

    Sahabenin hepsinin adil ve Cennetlik olduğunu inkâr ederler. Halbuki Kur’an-ı kerimde mealen, (Onların hepsine hüsnayı [Cenneti] vaad ettik) buyuruluyor. (Hadid 10)

    Miracı, diğer mucizeleri ve kerameti inkâr ederler.
    Kur’an-ı kerimde, kerametin hak olduğunu bildiren âyetlerden bazıları şunlardır:
    Ledün ilmine sahip bir zat, Belkıs’ın tahtını bir anda getirdi. (Neml 40)
    Hz. Meryem’e her zaman taze meyve ve yiyecek verilirdi. (Al-i imran 37)
    Eshab-ı kehf asırlarca, ölmeden uyudu. (Kehf 17,18)

    (Cennette olanlara Allah görülmez) derler. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Ahirette, yüzleri nurlu olarak, Rablerine bakarlar.) [Kıyamet 22, 23]

    (Günah işleyen kâfir olur, amel imandan parçadır) derler. Ehl-i sünnet itikadında, amel ile iman ayrıdır, günah işleyene kâfir denmez. Günah işleyen kâfir olsaydı, yeryüzünde müslüman kalmazdı. Masum olmak meleklere mahsustur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Allah şirki [küfrü] affetmez. Diğer bütün günahları ise, istediğini affeder.) [Nisa 48]

    (Kabir ziyaretinde, enbiya ve evliyadan yardım istemek caiz değil) derler. Hadis-i erbain’de (Bir işinizde, sıkışıp şaşırınca, kabirdekilerden yardım isteyin!) buyuruluyor.

    Kabir sualini, kabir azabını inkâr ederler. Hadis-i şerifte, (Kabir azabı haktır) buyuruldu. (Buhari)

    (Ölüye, dua fayda etmez) derler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Dirilerin duaları ile, ölülere çok rahmet verilir. Dirilerin, ölülere hediyesi, onlar için dua ve istiğfar etmektir.) [Deylemi]

    (Sırat, mizan, şefaat diye bir şey yok) derler. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Kıyamette mizan, sırat, şehidi rahatsız etmez.) [Beyheki]
    (Cehennem üzerine Sırat köprüsü kurulur.) [Buhari]
    (Büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [Nesai]

    (Akıl, herkeste eşittir. Akıl şaşmaz bir hüccettir. Aklın beğendiği, güzel gördüğü şeyler farz, çirkin gördüğü şey ise haramdır. Din bildirmese de, akılla haramı ve farzları bilmek mümkündür) derler.
    Her ne kadar akıl, iyiyi kötüden ayıran bir kuvvet ise de, her işte ölçü olmaz. Allahü teâlâya ait bilgilerde akıl senet olmaz. Akıl, kendi başına dinin emir ve yasaklarını bilseydi, Peygamberlere, âlimlere lüzum kalmazdı. Dinin hükümlerini duymayan, cezalandırılmaz. Bir âyet-i kerime meali:
    (Biz Peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz.) [İsra 15]

    Eski milletlere mubah olan bazı şeyler, bizlere haram edilmiş, eskilere haram olan bazı şeyler de bizlere mubah kılınmıştır. Demek ki, bir şeyin farz veya haram oluşu, ancak dinin emri ile belli olur, akıl ile belli olmaz. Mesela eskiden sığır ve davar iç yağı haram idi, bizlere ise helaldir. (Enam 146)

    Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki:
    Nakil yolu ile anlaşılan, yani Peygamberlerin söyledikleri şeyleri, akıl ile araştırmaya uğraşmak, düz yolda, güç giden, yüklü bir arabayı, yokuşa çıkarmak için zorlamaya benzer. Yokuşa doğru at, kamçılanırsa, çabalaya çabalaya, ya yıkılıp canı çıkar, yahut, alışmış olduğu düz yola kavuşmak için sağa sola ve geriye kıvrılarak arabayı yıkar ve eşyalar harap olur. Akıl da, yürüyemediği, anlayamadığı ahiret bilgilerini çözmeye zorlanırsa, ya yıkılıp insan aklını kaçırır veya bunları alışmış olduğu, dünya işlerine benzetmeye kalkışarak, yanılır, aldanır ve herkesi aldatır.

    Akıl, his kuvveti ile anlaşılabilen veya hissedilenlere benzeyen ve onlara bağlılıkları bulunan şeyleri birbirleri ile ölçerek, iyilerini kötülerinden ayırmaya yarayan bir ölçüdür. Böyle şeylere bağlılıkları olmayan varlıklara eremeyeceğinden, şaşırıp kalır. O halde, Peygamberlerin bildirdikleri şeylere, inanmaktan başka çare yoktur.

    Ehl-i sünnet âlimleri, mutezilenin dalalette olduğunu âyet ve hadislerle ispat etmişlerdir.

    Not: (Akıl) hakkında geniş bilgi için, Dinimiz maddesinde, Aklın dindeki yeri bahsine bakınız.

    kaynak http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1749

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    mutezile, ehl-i sünnet anlayışının dışındadır doğru, ama bu, onları sapık fırka kategorsine sokmaz.

    islam dünyasında "sapık fırkalar" İslam sıfatıyla anılamayacak fırkalar için kullanılır. Hz. Ali'nin peygamberliğini ve Tanrılığını savunanlar gibi.

    Mutezililer pek çok konuda, ayetleri tercih etmiş, mantıklarıyla uyuşmayan hadisleri reddetmiş ve usul -iman- alanında farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Ama Allah'a ve Resulüne iman etmiş, amentü esaslarının varlığını kabul etmiş insanlardır, dolayısıyla onları "imansız" olarak niteleyemeyiz.

    yazıda verilen ayetleri "inkar" etmezler, sadece "tevil" ederler, yani farklı yorumlarlar.

    (mutezili falan değilim, Allah kabul ederse ehl-i sünneti yol olarak seçmişim, ama özellikle Müslümanken Deizmi seçmiş arkadaşlar varsa Mutezileyi incelemelerini öneririm. Bu, onlara orta bir yol edinme konusunda fikirler verecektir.)
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  3. #3
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0
    [QUOTE=aslanbash;5169655]mutezile, ehl-i sünnet anlayışının dışındadır doğru, ama bu, onları sapık fırka kategorsine sokmaz.

    islam dünyasında "sapık fırkalar" İslam sıfatıyla anılamayacak fırkalar için kullanılır. Hz. Ali'nin peygamberliğini ve Tanrılığını savunanlar gibi.

    Mutezililer pek çok konuda, ayetleri tercih etmiş, mantıklarıyla uyuşmayan hadisleri reddetmiş ve usul -iman- alanında farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Ama Allah'a ve Resulüne iman etmiş, amentü esaslarının varlığını kabul etmiş insanlardır, dolayısıyla onları "imansız" olarak niteleyemeyiz.

    yazıda verilen ayetleri "inkar" etmezler, sadece "tevil" ederler, yani farklı yorumlarlar.

    (mutezili falan değilim, Allah kabul ederse ehl-i sünneti yol olarak seçmişim, ama özellikle Müslümanken Deizmi seçmiş arkadaşlar varsa Mutezileyi incelemelerini öneririm. Bu, onlara orta bir yol edinme konusunda fikirler verecektir.)[/QUOTE]


    Mesaj adrese ulaştı üstad.

  4. #4
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Nası yani ?


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  5. #5
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Nası yani ?


    selam ve dua ile,
    Çöz çözebilirsen

  6. #6
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Ben mesajın ulaşmasını düşünüyordum

    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  7. #7
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Nası yani ?


    selam ve dua ile,
    Çöz çözebilirsen

  8. #8
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    ewren44 arkadaşımızın 5 nolu mesajı ;

    Alıntı:
    student tarafından gönderildi.
    Nası yani ?


    selam ve dua ile,
    Çöz çözebilirsen

    sonraki 7 nolu mesajı ;

    Alıntı:
    student tarafından gönderildi.
    Nası yani ?


    selam ve dua ile,
    Çöz çözebilirsen



    ewren44 tutukluk yaptı


    selam ve dua ile ,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  9. #9
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ewren44 arkadaşımızın 5 nolu mesajı ;




    sonraki 7 nolu mesajı ;






    ewren44 tutukluk yaptı


    selam ve dua ile ,
    Çöz çözebilirsen

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    29-09-2007
    Mesajlar
    10
    Karizma Gücü
    0
    Başarı Yazdı:
    (Kabir ziyaretinde, enbiya ve evliyadan yardım istemek caiz değil) derler.
    (Ölüye, dua fayda etmez) derler.

    Selam Herkese
    Yukarıda multezilerin geçmişte idia etmiş olduklaru bu iddialar ayetler ile ölçüşür.
    Eğer bir iddiada bulunuluyorsa bu iddia ayetlerle kanıtlanmalı. Ayetlerde olmayanları doğru diye kabul edilip daha sonra tersini ispatla denmez.

    Kuranda Allah'ın kabir ziyeretini teşvik ettiği tek bir ayet bulamazsınız. Allah'ın Kuran'ı ölülere okunması için indirildiğine ya da okunan Kuranın ölüye fayda vereceğine dair hiçbir ayet yoktur.

    Biz Allah'ı kendisini bize anlattığı kaynaktan (Kuran) öğrenebilirz. Biz dinide yine Allah'In anlattıklarıyla öğrenebiliriz.

    Bu forumda az da olsa Kuran merkezliye yakın sayılabilecek kişilerin yazılarına görmek güzel

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. sapık sipiker
    2005 Konuları bölümünde DeepBLue7 tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 01.08.05, 18:19

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •