• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0

    Peygamberimizin (asv) zikirleri - sahih isnatlarla -

    uygun görülürse sabitlenebilir, zamanla güncellemeyi düşünüyorum.
    Peygamber Efendimizden ( aleyhisselatu vesselam ) bize sahih olarak ulaşmış, "biz ümmetine" tavsiye ettiği zikirleri bu başlık altında vermeye çalışacağım.

    Bu akşam kadir gecesi, kaynaklara güvenebilir ve bu akşam Allah'ı anmanızda Efendimizin bu ifadelerini kullanabilirsiniz.

    Ebû Hüreyre'den (radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Seîlem şöyle buyurdu:
    "Kim ki, sabahladığı ve gecelediği zaman yüz defa şu tesbîhi yaparsa, kıyamet gününde bu yaptığından daha faziletlisi ile hiç kimse gelemez; ancak onun gibi söyleyen yahud buna ziyade yapan bir kimse gelebilir.
    "Sübhânellâhi ve bihamdihî"
    (Allah'a hamd eder olduğum halde O'nu noksanlıklardan tenzih ederim" Ebu Davud'un rivayetinde:
    "Sübhânellâhi'l-azîmi ve bihamdihî"
    (Yüce Allah'a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim) şeklindedir. Müslim. Ebû Dâvud. Buhârî.
    Ebû Saîd El-Hudrî'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim yatağına girdiği zaman üç kez şunu söylerse, günahları deniz köpüğü kadar, yıldızların sayısı kadar, kumsal yerin kumlan sayısı kadar ve dünya günleri sayısı kadar dahi olsa, Allah' Teala onun günahlarnı bağışlar:
    "Estağfirullâhellezî lâ ilahe illâ hüve'l -hayyu'l-kayyûmu ve etûbü ileyh."
    (Öyle bir Allah'dan mağfiret dilerim ki, O'ndan başka ilâh yoktur. Hayy'dır (hayat sahibidir), Kayyûm'dur (her şeyi tasarruf ve idare edendir)."Tirmizi
    Ebû Ümâme'den (Radiyallahu Anh) yapılan rivayette demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    Yâ erhamerrâhimîn. (Ey merhamet edenlerin en merhametlisi!) diyen kimse için Allah'ın görevli bir meleği vardır. Kim bunu üç defa söylerse, melek ona şöyle der: Merhamet edenlerin en merhametlisi (olan Allah) sana teveccüh etmiştir. iste..." Hâkim, el-Müstedrek
    İbni Mes'ud'dan (Radıyallahu Tealâ Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim:
    "Esteğfirullahelİezî lâ ilahe illâ huve'l-hayyu'l-kayyûmu ve etûbü ileyh."
    "Hayat sahibi olup her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden baş¬ka hiç bir ilâh bulunmayan Allah'dan mağfiret dilerim." derse savaştan kaçmış olsa bile, günahları bağışlanır." Ebû Dâvud, Tirmizî, Hâkim, el-Müstedrek. (Hâkim demişiir ki, bu hadis Buharı ve Müslim'¬in şartı üzere şahindir.)
    Ma'kıl ibni Yesar'dan (radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu: "Kim sabahladığı zaman üç kez
    "Eûzü billâhissemî'il-alîmi mineşşeytâni'r-racîm."
    (Kovulmuş Şeytandan, her şeyi işiten ve bilen Allah'a sığınırım), der
    de sonra Haşir sûresinin sonundan üç ayet okursa, Allah o kimseye yetmiş-bin melek vazifeli kılar da ona akşamlayıncaya kadar rahmet dileğinde bulunurlar. O gün ölürse, şehid olarak ölür. Bunları akşamleyin söylerse, aynı durumda olur." Tirmizi . ibn-i Sünni, Darimi
    Şeddad ibni Evs'den (radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İstiğfarın seyyidi (Allah'dan, bağışlanmayı dilemenin en iyisi) şu:
    "Allâhümme ente rabbî, lâ ilahe illâ ente, halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ abdike va'dike mestata'tü. Ebû'u leke bini'metike aleyye, ve ebû'u bizenbî fağfir lî feinnehû lâ yeğfiruzzünûbe illâ ente euzü bike min şerri mâ sana'te"
    (Allah'ım, Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilâh yoktur. Beni ya­rattın ve ben Senin kulunum. Gücüm yeterince, Senin emrine ve va'dın üze­reyim. Senin bana olan nimetini ikrar ve itiraf ediyorum. Günahımı da itiraf ediyorum, beni bağışla; çünkü Senden başkası günahları bağışlaya­maz. Yaptığım şeylerin kötülüğünden Sana sığınırım. Bir kul, gecelediği zaman bunu söyler de Ölürse, cennete girer, (yahud cennet ehlinden olur). Sabahladığı zaman bunu söyler de o gününde ölürse, (yine cennete gi­rer).Buhârî. Tirmizî. Nesâî.
    ( kırmızı h, arap alfabesinde hı olarak bilinen hırıltılı olan h dir, farklı okumalar anlamı değiştirir. )
    Bu mesaj en son " 09.10.07 " tarihinde saat 00:34 itibariyle aslanbash tarafından düzenlenmiştir...
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  2. #2
    Portillo_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2007
    Mesajlar
    2,022
    Karizma Gücü
    0
    Allah razı olsun...
    Hacı Bayram-ı Veli Medrese Hocalığı görevinden neden istifa etti ?

    - Fen İlimleri öğretmesi engellendiği için.


    (Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) HADİS [Beyhekî]


    BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI APTALLIK - AZİZ NESİN


    Bütün fikir cereyanlarını ve düşüncelerini inceledim,bu yoldaki eserlerin tamamını okudum,hepsi hergeçen gün değerini kaybetmeye mahkum fani düşüncelerdir.Bunun TEK istisnası KUR'AN'dır.O eskimiyor aksine TAZELENİYOR

    Fransız Düşünür ROGER GARAUDY



    "Beni övmeyi bırakın; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin." (M.Kemal ATATÜRK)

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    Dua ve zikir hadislerine devam edelim. Ricam bu konunun Din bölümüne taşınmasıdır.

    "Enes'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Resûlüllah Sallalla¬hu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu anlatmıştır: "Yemeği yiyip de onun üzerine Allah'a hamd eden ve içeceği içip de onun üzerine Allah'a hamd eden kuldan mutlak surette Allah razı olur." Müslim, Tirmizi
    Ebû Hüreyre'den yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah SalalIahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    "Kim bir mecliste oturur da orada çok boş söz söylerse, sonra o mec¬listen kalkmadan önce şöyle derse, muhakkak o meclisinde olan günah¬ları bağışlanır:
    "Sübhânekellâhümme ve bihamdike. Eşhedû en la ilahe illâ ente. Estağfiruke ve etûbü ileyke."
    "Allah'ım, Sana hamd ederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Sen¬den başka İlâh olmadığına şahidlik ederim. Senden mağfiret dilerim ve Sana tevbe ederim." [ Tirmizî. Nesâî, fil yevmi vdleyleii. İbni Sünnî. Ebû Dâvud
    Sahâbî olan Muaz İbni Enes El-Cühenî'den (Radıyallahu Anh) ri¬vayet edildiğine göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyur¬muştur: "Kim kızgınlığının (öfkesinin) gereğini yerine getirmeye kadir ol¬duğu halde onu yutarsa, noksanlıklardan münezzeh olan Allah Tealâ kiyamet gününde onu insanların başlarında çağırır. [16] Öyle ki, cennet hu¬rilerinden dilediğini seçme imkânını ona verir. " [17] Müslim. Ebû Dâvud, Tirmizî. İbni Mâce
    Muaz İbni Cebel'den yapılan rivayete göre; "Resûlüllah Sallalla¬hu Aleyhi ve Sellem Muaz'm elinden tuttu ve şöyle dedi: Ey Muaz! Val¬lahi ben seni seviyorum. Sana tavsiye ediyorum ey Muaz, her namazın sonunda şöyle söylemeyi asla terk etme:
    "Allâhümme e'innî alâ zikrîke ve şükrike ve hüsni ibâdetike."
    "Allah'ım! Seni zikretmek, nimetlerine şükretmek ve Sana güzel ibâ¬det etmek üzere bana yardım et." Tirmizî
    Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre, Peygam¬ber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim Bir musibete uğra¬mışı görür de:
    "Elhamdü lillâhilîezî âfânî mimmebtelâke bihî ve faddalenî alâ kesîrin mimmen haleka tafdîlen."
    "Seni mübtelâ kıldığı şeyden bana afiyet veren ve yarattığı çok kimse¬lerden beni üstün kılan Allah'a hamd olsun, derse, o belâ ona isabet etmez." Tirmizî.
    Ömer İbni Hattab'dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Re¬sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur "Kim çarşıya gi¬rer de:
    "Lâ ilâhe illâllâhu vahdehûlâşerikelehû, lehu'l-mülkü ve lehü'1-hamdü yuhyî ve yumîtu ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi'l-hayru ve hüve alâ külli şey'ın kadir."
    "Allah'dan başka İlâh yoktur, yalnız O vardır. O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd da O'na mahsustur. Öldürür ve diriltir. O hayat sahibidir, ölmez. Hayır onun elindedir. O, herşeye kadirdir." Derse, Al¬lah ona milyon sevab yazar ve ondan milyon günah siler. Derecesini de milyon kere yükseltir. Tirmizî. İbni Mâce. Hâkim, el-Müstedrek
    Ebû Sa'îd El-Hudrî'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre şöyle demiştir:
    "Muavvizeteyn (Felâk ve Nâs sûreleri) ininceye kadar, Resûlüllah Sal¬lallahu Aleyhi ve Sellem Cinlerden ve insanın göz değmesinden Allah'a sığınırdı. Bu iki sûre nazil olunca onları okumaya başladı ve diğer sığınma tedbirlerini bıraktı. Tirmizî. Nesâî. İbni Mâce. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis sahihdir, hasendir.)
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    Enes'den (Radiyaîlahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki,
    Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Kim evinden çıktığı zaman:
    "Bismillâhi tevekkeltü alellâhi ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" (Allah'a tevekkül edip Allah'ın adıyla çıkarım. İbâdete güç yetirmek ve günahlardan korunmak ancak Allah'ın kuvvet ve kudreti iledir), derse; (Melek tarafından) ona şöyle söylenir: Her kederden emin kılındın, mu¬hafaza altına alındın ve doğru yola iletildin. Ayrıca şeytanlar ondan uzak¬laşır." [20]
    Ebü Davud da rivayetinde şunu ilâve etmiştir: "Bir şeytan diğer şeytana der ki: Hidayete iletilen, her kederden emin kılman ve muhafaza altına alman bir adamla nasıl uğraşacaksın (onu nasıl kaydıracaksın)?" Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî ve başka sünen sahipleri. Tirmizî: "Bu hadis Hasen'dir.1'
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  5. #5
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Ebû Hüreyre'den (radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Seîlem şöyle buyurdu:
    "Kim ki, sabahladığı ve gecelediği zaman yüz defa şu tesbîhi yaparsa, kıyamet gününde bu yaptığından daha faziletlisi ile hiç kimse gelemez; ancak onun gibi söyleyen yahud buna ziyade yapan bir kimse gelebilir.
    "Sübhânellâhi ve bihamdihî"
    (Allah'a hamd eder olduğum halde O'nu noksanlıklardan tenzih ederim" Ebu Davud'un rivayetinde:
    "Sübhânellâhi'l-azîmi ve bihamdihî"
    (Yüce Allah'a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim) şeklindedir. Müslim. Ebû Dâvud. Buhârî.

    Allah razı olsun ,


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    Hazreti Ali'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre,
    bir, mükâteb (borçlu köle) kendisine gelip şöyle dedi: Ben azad olma karşılığı olarak ödeyeceğim borcumdan acziyete düştüm; bana yardım et. Hazreti Ali: Resûlüllah Sallalîahu Aleyhi ve Sellem'in bana öğretmiş olduğu bir takım sözleri öğreteyimmi ki, senin üzerinde dağ kadar borç olsa dahi, Allah onu sana Ödetir. Şöyle söyle:
    "Allâhümmekfinî bihalâlike an harâmike ve ağninî bifadlike ammen sivâke."
    ( Haramına karşı beni halâlin ile yetindir, Allah'ım ve Senden başkasından da, fazlınla beni müstağni kıl senden başkasına beni muhtaç etme )." Tirmizî. Hâkim
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •