• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
28 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Portillo_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2007
    Mesajlar
    2,022
    Karizma Gücü
    0

    Başarılı Seyyid Abdulhakim-i Arvasi'nin Kerametleri....Mükemmel....

    Seyyid Abdülhakim-i Arvasi

    Son asırda yetişen, zahir ve batın ilimlerinde kamil ve dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mahir, büyük âlim ve ruh bilgilerinin mütehassısı büyük velidir. Silsile-i aliyyenin otuz dördüncüsüdür. Babası Seyyid Mustafa Efendidir. 1865 yılında Van'ın Başkale kazasında doğdu. 1943‘de Ankara'da vefat etti. Kabirleri Ankara’nın Bağlum nahiyesindedir.





    Halid Turhan Bey anlatır:

    Bir gün ziyaretlerine gitmiştim. Kütüphanelerinden bir kitap çekip, bir yerini açıp bana verdiler ve; "Buyurun, okuyun!" buyurdular. Arapça idi. Okumaya çalıştım. Yanlış okuyunca düzeltirlerdi. Bir daha okuttular ve gene yanlışlarımı düzelttiler. Sonra; "Türkçeye çevirin!" buyurdular. Takıldığım çok ibareler oldu. Yardım ettiler, hatta kendileri tercüme ettiler. Bir daha okutup, bir daha tercüme ettirdiler. İyice anlamıştım. Vefatlarından yirmi sene kadar sonra, kütüphane müdürlüğü için, Ankara'da imtihana girdim. İmtihanda elime bir Arapça kitap verdiler ve bir yerini açıp, okuyun dediler. Bir de ne göreyim, Abdülhakim Efendinin verdiği kitap ve açtıkları sayfa değil mi? Okudum, tercüme ettim. İmtihanı kazandım. Kütüphane müdürü oldum. Ama imtihandan çıkınca, Efendinin bu büyük ve açık kerametini görünce hüngür hüngür ağladım.



    Diş hekimi emekli albay Sabri Bey anlatır:

    Abdülhakim Efendi, arada bir bana, teyemmüm nasıl yapılır diye göstererek öğretirdi. Kendi kendime, şimdi su olmayan yer yok, acaba neden bu kadar teyemmüm üzerinde duruyor derdim. Vefatından otuz sene sonra, ellerimde yara çıktı. Hatta bir başparmağımı kestiler. Doktorlar ellerine su vurmayacaksın dediler. Üç sene teyemmümle yani onların gösterdiği şekilde teyemmüm ederek namaz kılmak zorunda kaldım.


    Faruk Bey anlatır:

    Bundan yıllarca evvel, oğlum Nevzad, o zamanlar oturduğumuz apartman katının balkonundan aşağıya, beton bir zemin üzerine düştü. Çocuğu koma hâlinde bir hastaneye yetiştirdik. Ayıldı. Fakat akli melekelerini kaybetmiş haldeydi. İstanbul'a götürdük. Bütün mütehassıs sinir ve akıl doktorlarına gösterdik. Hemen hepsi ümit göremediklerini söylediler. Bir Rum doktor erken bunama teşhisini koydu ve şifası yok hükmünü bastı. Büluğ çağındaki çocuğumu, büyük amcası Abdülhakim Efendinin kollarına teslim ettim. Çocuk tekkede kırk gün kaldı. Bu müddet içinde, onu nazarlarından ayırmadılar. Sadece; "Mahzunum, mahzunum!" diye içlenerek işi, Allahü teâlâya havale ettiler. Kırk gün sonra Nevzad, hiç bir zaman sahip olmadığı maddi ve manevi bir sıhhate kavuştu. Hukuk Fakültesini bitirdi. Uzun yıllar DSİ'de avukatlık yaptı, oradan emekli oldu. Abdülhakim Efendi, biraderzadeleri olan Faruk Işık Efendiyi çok severdi. Birisini methetmek isteseydi; "Faruk hariç hepimizden iyidir" derdi. Kabri, Abdülhakim Arvasi'nin ayak ucundadır.



    Bayezid Camiinde; Erzincan zelzele felaketinden bir hafta kadar önce: "Allahü teâlâ, zinanın aşikâr olduğu yerlere zelzele ile ceza verir. Erzincan gibi" buyurmuşlar. Kimse o esnada bu manayı anlayamamış, ama bir hafta sonra, duyanlar bu büyük bir kerametti, anlayamadık demişlerdir.


    Talebelerinden İlyas Efendi anlatır:

    Bir gün yaşlı bir kadın marangoz dükkanıma gelip; "Bir odalı evim var. İkinci bir oda yaptırıyorum. Kiraya verip onunla geçineceğim. Bedelini kira parasından vermek üzere, bana bir kapı ve pencere yapar mısın?" dedi. Yarın gel, konuşuruz dedim. Maksadım, Seyyid Abdülhakim Efendi'ye gidip danışmaktı. İkindi vakti dergâhlarına gittim. Hâlimi sordular. "Müşteri geliyor mu?" dediler. "Geliyor" dedim. Fakat sormak için gittiğim kadını unutmuştum. "Sipariş veren oluyor mu?" dediler. "Bugün yok" dedim. "Kadın müşterileriniz oluyor mu?" buyurdular. Gene hatırlamadım. Bunun üzerine; "Bugün gelen kadının işini gör!" buyurdular. Ancak o zaman hatırlayabildim.


    Bir gün Bayezid Camiinde vaaz verirlerken konu ile hiç ilgisi olmadığı halde; "Sizden biriniz, eve gidip, çocuğunu çatıya kiremitler üzerine çıkmış, güvercin kovalar görürse, bağırmadan, güzellikle, yavrum bak sana neler getirdim, şeker aldım, desin, onu tutup içeri aldıktan sonra azarlasın" buyurdu. Vaazı dinleyen Akhisarlı bir zat içinden şimdi bunun da ne ilgisi var diye geçirdi. Vaazdan sonra evine gidince baktı ki çocuğu evin damına çıkmış, kiremitler üzerinde güvercin yakalamak peşinde, nerede ise kenardan düşecek halde. Çocuk küçük olup üç-dört yaşındaydı. Hemen Abdülhakim Efendinin nasihatlerini hatırladı ve öyle yaptı. Çocuk düşmekten kurtuldu.


    Talebelerinden Hafız Hüseyin Efendi anlatır:

    Tahsilimi İstanbul'da yaptım. Arabi ve Farisi'yi iyi bilirdim. Her toplulukta söz sahibiydim. Bir gün beni Abdülhakim Arvasi hazretlerine götürdüler. Maksadım orada da söz sahibi olmaktı. Kendisine çok yakın bir sandalyeye oturdum. Sohbete başladı. Hemen sonra sandalyede oturmaktan haya edip, yere indim. Sohbette, hiç bilmediğim, duymadığım şeyleri anlatıyordu. Yakınında yere oturmaktan da haya edip biraz geri çekildim. Biraz daha biraz daha derken nihayet kendimi kapının önünde buldum. Nerede ise kapıdan dışarı çıkacak hâle gelmiştim. Ben yıllarca şeyhlik postunda oturmuş talebeleri olan biriydim. Seyyid Abdülhakimi görünce ancak talebe olacağımı anladım ve talebelerime:
    "Seyyid Abdülhakim Efendiyi görünce, tanıyınca şeyhliğin ne olduğunu anladım, eteğine yapışmaktan başka işim kalmadı" dedim. O büyük zata talebe olmakla şereflendim.

    kaynak:http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1825

    büyük alimlerden faydalanmak lazım
    Hacı Bayram-ı Veli Medrese Hocalığı görevinden neden istifa etti ?

    - Fen İlimleri öğretmesi engellendiği için.


    (Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) HADİS [Beyhekî]


    BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI APTALLIK - AZİZ NESİN


    Bütün fikir cereyanlarını ve düşüncelerini inceledim,bu yoldaki eserlerin tamamını okudum,hepsi hergeçen gün değerini kaybetmeye mahkum fani düşüncelerdir.Bunun TEK istisnası KUR'AN'dır.O eskimiyor aksine TAZELENİYOR

    Fransız Düşünür ROGER GARAUDY



    "Beni övmeyi bırakın; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin." (M.Kemal ATATÜRK)

  2. #2
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Normalde Necip Fazıl Kısa Kürek 'in bildirdiğine göre Seyyid AbdülHakim Arvasi
    efendi keramet göstermekten şiddetle sakınırmış.Demek ki sevenleri vefatından sonra anlatmışlar.Allah razı olsun.


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  3. #3
    Hamravat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-08-2007
    Mesajlar
    245
    Karizma Gücü
    0
    bence bir alimin en büyük kerameti, O na uyanı Allah tan razı edebilmektir, verilenler sadece zahiri tabi eger gercek ise,bunu yanlız Allah bilir,

    hemen kıyası Resulullah efendimiz ve sahabeleri ile yapıyoruz, sonuc ortaya cıkıyor
    Tefsir-ul Kur'an
    Hikmet-ul Beyan

  4. #4
    YuReK_YaNGiNi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-09-2007
    Mesajlar
    558
    Karizma Gücü
    5
    İÇİNDEN PEK &#199KILMAYACAK KARISIK BİR KONU... BU KONUDA BİR COK M&#220ESSİR VE MUCEDDİDİN KİTAPLARI VARDIR..
    :hz:hz GoNuL_YoRGuNu :hz:hz Ayrılık girdi,girecek kanima. Nasıl anlatırım yüreğimdeki yangınlara. Ne derim düşen takvim yapraklarına. Gitme seni şimdiden özledim. Bittimi vadem doldumu, Gülermisin şimdi gözlerimdeki yaşlara, Gitme uğrunda verdiğim can hatrına, Gitme gülüm seni özlerim....!!

  5. #5
    Kenan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2006
    Mesajlar
    5,086
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Normalde Necip Fazıl Kısa Kürek 'in bildirdiğine göre Seyyid AbdülHakim Arvasi
    efendi keramet göstermekten şiddetle sakınırmış.Demek ki sevenleri vefatından sonra anlatmışlar.Allah razı olsun.


    selam ve dua ile,
    Bir kere hiç kimse kendinden bir keramet gösteremez.
    Herşey Allah'ın yedi küdretindedir.
    Arvasi Hazretleri Keramet göstermekten şiddetle kaçarmış gibi bir laf çok komik.

    Peygamberler dahi istedikleri zaman Mücize gösteremediler. Çünkü Allah isterse olacağını biliyorlardı.
    “Nefsinin aczini bilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan, ilim sahibi demektir.
    Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir”

  6. #6
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    kk1453 demiş ki ;

    Bir kere hiç kimse kendinden bir keramet gösteremez.
    Herşey Allah'ın yedi küdretindedir.
    Arvasi Hazretleri Keramet göstermekten şiddetle kaçarmış gibi bir laf çok komik.

    Peygamberler dahi istedikleri zaman Mücize gösteremediler. Çünkü Allah isterse olacağını biliyorlardı.
    Keramet kelimesi malesef , keramet sahibi olmak , keramet göstermek gibi kelimelerle beraber kullanıldığı için sanki kişinin kendisi tarafından gösteriliyor veya sahibi olunuyor anlamı varmış gibi gözüküyor.Benim kasteddiğim Seyyid Arvasi hazretlerinin isteyerek keramet göstermekten kaçınması değil , kerametlerini anlatmasıydı.
    Bu yüzden yazımın devamında ;

    Normalde Necip Fazıl Kısa Kürek 'in bildirdiğine göre Seyyid AbdülHakim Arvasi
    efendi keramet göstermekten şiddetle sakınırmış.Demek ki sevenleri vefatından sonra anlatmışlar.Allah razı olsun.
    dedim.


    Hz.Muhammed (sas) min bile inşaallah demediği için vahyin geciktiğini Kuranı Kerimden biliyoruz.Peygamberimizin kendi istemesiyle keramet gösteremeyeceğini kabul ettiğimize göre herhangi bir Şeyhin , velinin kendi isteği ile keramet gösterebileciğini kesinlikle söyleyemeyiz.

    Yazımda kendi isteğiyle keramet göstermeyi değil , kerametleri anlatmasını kastedmiştim.




    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  7. #7
    Kenan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2006
    Mesajlar
    5,086
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    O halde Necip Fazıl Kısakürek yanlış aktarmış. Çünkü Keramet gösteriyorum demekle gösterilmez. Ancak Allah tarafından Evliyası vesilesi ile gerçekleşir.

    Saygılar.
    “Nefsinin aczini bilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan, ilim sahibi demektir.
    Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir”

  8. #8
    Portillo_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2007
    Mesajlar
    2,022
    Karizma Gücü
    0
    Belki necip fazıl kısakürek o ifadesiyle

    Abdulhakim arvasi hz.ne bize keramet göster diye gelenleri geri çevirdiğini kastetmiştir...

    Keramet tabiki Allah'tan gelir...Fakat geçmiştede görüyoruz ki evliyalara inanmayanlar onlardan keramet vb istemiştir...Allah ta onlara kerametler nasip etmiştir...

    Örneğin Abdulkadiri Geylaniye bir rahibin ölüyü dirilt diye keramet istemesi gibi...Abdulkadiri Geylanide Allah a durumunu aktararak bu olayı gerçekleştirmiştir...

    Necip Fazılın sözlerinden de Arvasi nin bu tür durumları pek sevmediğini anlıyoruz...Yani Rabbinden bir keramet istese Allahın izniyle olacağı fakat insanların kerametlerle değilde akılları ile inanmalarını istemiştir...
    Hacı Bayram-ı Veli Medrese Hocalığı görevinden neden istifa etti ?

    - Fen İlimleri öğretmesi engellendiği için.


    (Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) HADİS [Beyhekî]


    BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI APTALLIK - AZİZ NESİN


    Bütün fikir cereyanlarını ve düşüncelerini inceledim,bu yoldaki eserlerin tamamını okudum,hepsi hergeçen gün değerini kaybetmeye mahkum fani düşüncelerdir.Bunun TEK istisnası KUR'AN'dır.O eskimiyor aksine TAZELENİYOR

    Fransız Düşünür ROGER GARAUDY



    "Beni övmeyi bırakın; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin." (M.Kemal ATATÜRK)

  9. #9
    Kenan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2006
    Mesajlar
    5,086
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Evet Portillo. Haklısın. Öyle düşünmüşte olabilir Necip Fazıl Kısakürek.
    “Nefsinin aczini bilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan, ilim sahibi demektir.
    Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir”

  10. #10
    Ufukalp adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-09-2007
    Mesajlar
    268
    Karizma Gücü
    0
    Büyük şair ve dava adamı Necip Fazıl Kısakürek, Seyyid Abdulhakim-i Arvasi Hz.ile tanışmadan önceki hayatını bakın nasıl özetliyor;

    Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum,

    Gökyüzünden habersin uçurtma uçurtmuşum.


    SÖZ KONUSU VATAN İSE GERİSİ TEFERRUATTIR

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •