• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    YuReK_YaNGiNi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-09-2007
    Mesajlar
    558
    Karizma Gücü
    5

    Tefsir Nedir?

    TEFSİR



    Bir şeyi iyice açıklamak, keşfetmek anlamında "el-Fesr" masdarından tef'il babında bir kelime. Istılâhta beşerî takat oranında, Allah Teâla'nın muradına delâlet etmesi yönünden Kur'an-ı Kerim'i inceleyen bir ilimdir.

    Konusu, Kur'an ayetleridir.

    Gayesi, iki cihanda selamete ve mutluluğa ulaşmak için Allah Teâla'nın kitabını yine O'nun murâdına uygun bir şekilde anlamak, anlatmak ve yararlı hükümler çıkarmaya kudret kazanmaktır.

    Tefsir ilminin şerefi: Bu ilmin şerefi, bilinen bir gerçektir. Allah Teâlâ; "Dilediğine hikmeti verir, hikmet verilen kimseye çok şeyler verilmiştir" (Bakara, 269) buyurmuştur. İbn Abbas (r.a)'dan gelen bir rivâyete göre ayet-i kerimede geçen "hikmet" kelimesi, Kur'an'ın nasihini, mensuhunu, muhkem ve müteşabihini, ilk ve son inen ayetlerini, helâl ve haramını, mesellerini bilmek anlamındadır. Alimlerin İcma'ına göre Tefsir ilmini öğrenmek farz-ı kifayedir. Bu itibarla Tefsir ilmi Şer'i ilimlerin en yücelerindendir. Mevzu, gâye ve kendisine duyulan ihtiyaç yönünden de ilimlerin en şereflisidir (Menna'el-Kattan, Mebahis-Ulumi'l-Kur'an, Beyrut, 1408/1987, s. 327).

    Tefsire olan ihtiyaç: Kur'an-ı Kerîm'in tefsirine büyük bir ihtiyaç vardır. Vakıa, Kur'an-ı Kerîm bir belâğat mucizesidir, birçok meseleleri, hükümleri pek açık lafızlarla beyan buyurmuştur. Fakat ilmî, edebî, ahlâkî, hukukî, sosyal hakikatlerine kadar açık bir tarzda yazılmış olurlarsa olsunlar; yine bunları herkes gereği gibi anlayamaz; bu hususta şerhlere, izahlara ihtiyaç görülür. Bunun içindir ki, en beliğ ediplerin, en güçlü yazarların eserleri hakkında birçok şerhler, haşiyeler yazılmıştır.

    Bununla beraber, herhangi bir mesele, birçok meselelerle ilgili olabilir. Mütehassıs olmayanlar bu ilgiyi göremezler. Bu meseleleri bir arada düşünmeye ve mütalâaya muktedir olamazlar. Müfessirler ise, her meseleyi izah eder ve o mesele ile ilgili olan diğer meseleleri de ortaya koyar. Artık bu hususta bilinmesi gereken maddeler bir tablo halinde gözler önüne serilir. Böylece mütalâa sahipleri fazla araştırmalardan kurtulmuş olur; az zamanda çok bilgi sahibi olurlar.

    Bir de herkes, Kur'an lafızlarının, ibarelerinin inceliklerini anlayamaz ve en ibret verici noktasına işaret edilen bir kıssanın, bir olayın teferruatına vakıf olamaz. Müfessirler ise, lafızlara ait incelemeleri yaparlar, kelimelerin ve terkiplerin hakiki, mecazî ve kinayeli manalarını, işaretlerini, delâletlerini gösterirler, Kıssalara, olaylara dair yeterli derecede bilgi verirler. Böylece Kur'an'ın hakikatları, güzellikleri büyük bir açıklıkla ortaya çıkarmış olur.

    Tefsirler başlıca iki kısma ayrılır:

    1- Rivâyet tefsirleri: Bu tefsir, selefden nakledilegelen eserlere dayanan tefsir-i naklîdir ki, buna et-Tefsir bi'l-me'sur veya Bi-Tariki'r-Rivâye Tefsir de denir. Bu tefsirlerde ayetlerin manaları, nüzûl sebepleri, nâsıh ve mensuh olanları gösterilir. Böylece rivâyet yolu ile yapılan tefsirlerin başlıca kaynakları, Hadis-i Şerif kitapları ile Siyer ve Tarih kitaplarıdır. Bunlara muhalif, aklın hükmüne aykırı olan rivâyetlere itimat edilmez.

    2- Dirayet Tefsirleri: Buna rey ile tefsir de denir. Bu tefsirde müfessir, ayet hakkında açıklayıcı bir nakil bulamayınca reye başvurur. Yani ictihad eder, ve Lugat, Belâğat gibi lisan ilimlerinden yararlanır. Müfessir bunu yaparken, müfessirde aranan bazı şartları taşıması tabiidir.

    Gerek rivâyet ve gerekse dirayet sahasında oldukça faydalı birçok tefsir te'lif edilmiştir (Menn'a el-Kattan, a.g.e., s. 347-367; (Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi, I, 105-107).


    :hz:hz GoNuL_YoRGuNu :hz:hz Ayrılık girdi,girecek kanima. Nasıl anlatırım yüreğimdeki yangınlara. Ne derim düşen takvim yapraklarına. Gitme seni şimdiden özledim. Bittimi vadem doldumu, Gülermisin şimdi gözlerimdeki yaşlara, Gitme uğrunda verdiğim can hatrına, Gitme gülüm seni özlerim....!!

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    17-10-2007
    Mesajlar
    107
    Karizma Gücü
    0
    2- Dirayet Tefsirleri: Buna rey ile tefsir de denir. Bu tefsirde müfessir, ayet hakkında açıklayıcı bir nakil bulamayınca reye başvurur. Yani ictihad eder, ve Lugat, Belâğat gibi lisan ilimlerinden yararlanır. Müfessir bunu yaparken, müfessirde aranan bazı şartları taşıması tabiidir.

    Neden başvuruyor onuda düşündünmü? Sonsuz bilgiye sahip oldu iddia edilen allahtan olan bir kitapta nasıl olurda açıklayıcı bilgiler olmaz,nasıl eksik kısımlar olurda insanlar bu eksiklikleri tamamlar?

    Zaten islamda yüzlerce farkı mezheplerin olması islamın tanrı tarafından olmadığının en bariz delilidir.Müslümanlar , insan ürünü olduğu veya bozulduğu gerekçesiyle diğer dinler için çok kolaylıkla batıl din diyebiliyor. Madem insan ürünü olan şeyler ilahi olmadığı için geçersiz sayılıyorsa sizin dininizde ne işi var bunların?
    Cımbızlasanda,yerinde bıraksanda kıl,kıldır.

  3. #3
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    hoppa demiş ki ;

    Neden başvuruyor onuda düşündünmü? Sonsuz bilgiye sahip oldu iddia edilen allahtan olan bir kitapta nasıl olurda açıklayıcı bilgiler olmaz,nasıl eksik kısımlar olurda insanlar bu eksiklikleri tamamlar?

    Zaten islamda yüzlerce farkı mezheplerin olması islamın tanrı tarafından olmadığının en bariz delilidir.Müslümanlar , insan ürünü olduğu veya bozulduğu gerekçesiyle diğer dinler için çok kolaylıkla batıl din diyebiliyor. Madem insan ürünü olan şeyler ilahi olmadığı için geçersiz sayılıyorsa sizin dininizde ne işi var bunların?
    Kuranı Kerimdeki herhangi bi ayetin indiği anda , o an içinde,o anı yaşayan insan ayeti daha iyi anlar , nüzul sebebleri ile ilgili bilgileri bilmek bu yüzden önemlidir.Bu yüzden müfessirle açıklamaya çalışırlar.

    Basit bir örnek vereyim ,



    İstiklal Marşı ni okuyan herkes aynı seviyedemi anlar ?

    Neden daha ilkokulda öğretmenler İstiklal Marşını açıklayan bilgiler verirler ? İstiklal Marşını açıklayın diye öğrencilere ödev verirler , hiç düşündün mü ?
    Kurtuluş savaşını , tarihi bilen birisi İstiklal Marşını daha iyi anlamaz mı ? Ya bizzat kurtuluş savaşını yaşamış kişiler daha iyi anlamaz mı ?

    Şu an herhaangi birisi İstiklal Marşını okuduğunda anlamıyorsa bu şairin hatasımıdır , şiirin eksikliği midir ?






    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    17-10-2007
    Mesajlar
    107
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    hoppa demiş ki ;



    Kuranı Kerimdeki herhangi bi ayetin indiği anda , o an içinde,o anı yaşayan insan ayeti daha iyi anlar , nüzul sebebleri ile ilgili bilgileri bilmek bu yüzden önemlidir.Bu yüzden müfessirle açıklamaya çalışırlar.

    Basit bir örnek vereyim ,



    İstiklal Marşı ni okuyan herkes aynı seviyedemi anlar ?

    Neden daha ilkokulda öğretmenler İstiklal Marşını açıklayan bilgiler verirler ? İstiklal Marşını açıklayın diye öğrencilere ödev verirler , hiç düşündün mü ?
    Kurtuluş savaşını , tarihi bilen birisi İstiklal Marşını daha iyi anlamaz mı ? Ya bizzat kurtuluş savaşını yaşamış kişiler daha iyi anlamaz mı ?

    Şu an herhaangi birisi İstiklal Marşını okuduğunda anlamıyorsa bu şairin hatasımıdır , şiirin eksikliği midir ?






    selam ve dua ile,

    Konuyu saptırıyorsun. Mezheplerin çıkış nedeni,mezhep imamların icitihad yapma nedeni ayetlerin anlaşılır olup olmaması değildir.

    İctihad,kuran ve hadislerde hükmü olmayan meseleler konusunda bir alimin kendi aklı ile sonuca varmasıdır.

    Mesela kutuplarna namaz meselesi hakkında ne kuranda nede hadislerde bir hüküm yoktur. Yüzlerce örnek verebilrim ama uzatmak istemiyorum.Ama alimler kendi düşüncelerine göre bir takım ictihadlarda bulunmuş. Kimi vakit girmediği için namaz düşer demiş kimide namaz vakti giren bir ülke esas alınarak ordaki vakitlere göre kılınır demiş. Demiş ama bunları diyenler insan allah değil.

    Hel oruç nasıl tutulacak tam bir muamma.Kuran evrenseldir diyorsunuz ya.Madem kuran evrensel ise bu tür soruların cevabı kuranda olması gerekirdi,her kafadan farklı ses çıkmasına gerek kalmazdı.

    Sebebi ise gayet açık. Muhamed nerden bilsin kutuplarda altı ay gece altı ay gündüz olduğunu, onun için arapların islam gelmeden önce kendi kültürlerinde olan namaz geleneğini aynen alıp kurana koymuş.

    Sizin putperest diye yere batırdığınız o insanlar aynen siz gibi namaz kılan,oruç tutan,hacca giden allaha inanan insanlar.
    Cımbızlasanda,yerinde bıraksanda kıl,kıldır.

  5. #5
    _sevilay_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-08-2007
    Mesajlar
    50
    Karizma Gücü
    0
    Başka bir forumda okumuştum.

    İlk tefsir eden Peygamberimizmiş ayetle örnek göstermiş yazan arkadaş...

    O peygamberleri açık delillerle ve kitaplarla gönderdik. Resulüm! Biz sana bu Zikr’i (Kur’an’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın. Umulur ki düşünürler!(Nahl 44)

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    17-10-2007
    Mesajlar
    107
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı _sevilay_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Başka bir forumda okumuştum.

    İlk tefsir eden Peygamberimizmiş ayetle örnek göstermiş yazan arkadaş...

    O peygamberleri açık delillerle ve kitaplarla gönderdik. Resulüm! Biz sana bu Zikr’i (Kur’an’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın. Umulur ki düşünürler!(Nahl 44)
    Bu ayetteki açıklama kelimesini arapça karşılığı '' beyyenedir'' Beyan ise kurana göre tefsir etmek değil,gizlemeden olduğu gibi anlatmak anlamındadır.

    Bir kelimenin ne anlama geldiği onun zıddı olan kelimeden net anlaşılır.

    Mesela ben şöyle bir cümle kurayım. Ahmet kalksın.
    Bu cümleden ahmedin ayağamı yoksa amudamı kalkacağı belli değildir. Ama ben ahmet oturmasın kalsın şeklinde bir cüme kurarsam bu cümleden başka mana çıkarmak mümkün değildir.

    Şimdi bakalım beyan kelimesinin zıddı kuranda ne şeklide geçiyor?

    Âl-i İmrân 187 Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kadar kötü!

    Bu ayette görüldüğü gibi beyan kelimesinin zıddı olan gizleme kelimesi kullaılarak açıklamanın tefsir etme manasına gelmediği anlaşılmaktadır.
    Cımbızlasanda,yerinde bıraksanda kıl,kıldır.

  7. #7
    kaviyy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-06-2005
    Mesajlar
    30
    Karizma Gücü
    0
    Birbirine benzeyen birey ve cüzleri bulunan şeyler, kendisinde karışıklık ve iltibas bulunan şey; Kur'an-ı Kerim'de manâsı kapalı, bir çok anlama gelebilen, tefsirinde güçlük çekilen ayet veya kelimeler. Bunlara müteşabihât denir. Bunların hangi manâya geldikleri yalnız kendilerinden anlaşılmaz. Başka harici bir delile ihtiyaç gösterirler. "Müteşabih"in karşıtı "muhkem"dir. Allah'ın sıfatları, kıyametin durumu, Cennet nimetleri, Cehennem azabı vs. hakkındaki lafızlar müteşabihtir.

    Bir âyette; "Allah, sözün en güzelini müteşâbih ikişerli, bir kitap halinde indirdi" (ez-Zümer, 39/23) buyurularak Kur'ân'ın tamamının müteşâbih olduğu belirtilmektedir. Burada müteşâbih, benzeşme anlamında kullanılmıştır (er-Razî, et-Tefsîru'l-Kebîr, Tahran (t.y)., VII,17). Kur'ân'ın baştan sona lafızları, anlatım üslûbu ve manâları biribirine benzetmekte ve birbiriyle uyum içerisindedir. Kur'ân'ın bir âyeti, başka bir âyetiyle çelişmez.

    Başka bir âyette ise, Kur'ân-ı Kerim âyetleri muhkem ve müteşâbih olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır:

    "Kitabı sana O indirdi. Onun bazı âyetleri muhkemdir; bunlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalblerinde bir eğrilik bulunanlar sadece onun müteşâbih olanlarının ardına düşerler; fitne aramak, te'vilini aramak için. Halbuki onun te'vilini ancak Allah bilir. İlimde râsih (derinlik sahibi) olanlar da derler ki: İnandık, hepsi Rabbimizden, ne var ki aklı selim sahiplerinden başkası düşünüp anlamaz" (Alu İmran, 3/7).

    Bu âyette müteşâbih, muhkem'in karşıtı olarak kullanılmıştır. Muhkem, manâsı apaçık anlaşılan âyetlerdir. Ayrıca "kitabın anası" -ummu'l kitab- olarak vasıflandırılmaları Arap dili açısından diğerlerinin anlaşılmasında başvurulacak kaynak anlamına gelir ve diğerlerinden sayıca daha çok olduklarını gösterir (Ebû İshak es-Şâtibi, el-Muvafakat, Beyrut 1975, III, 86).

    Müteşâbihler ise, birden fazla anlama gelebilen veya manâsında kapalılık bulunan âyetlerdir.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    17-10-2007
    Mesajlar
    107
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı kaviyy tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Birbirine benzeyen birey ve cüzleri bulunan şeyler, kendisinde karışıklık ve iltibas bulunan şey; Kur'an-ı Kerim'de manâsı kapalı, bir çok anlama gelebilen, tefsirinde güçlük çekilen ayet veya kelimeler. Bunlara müteşabihât denir. Bunların hangi manâya geldikleri yalnız kendilerinden anlaşılmaz. Başka harici bir delile ihtiyaç gösterirler. "Müteşabih"in karşıtı "muhkem"dir. Allah'ın sıfatları, kıyametin durumu, Cennet nimetleri, Cehennem azabı vs. hakkındaki lafızlar müteşabihtir.

    Bir âyette; "Allah, sözün en güzelini müteşâbih ikişerli, bir kitap halinde indirdi" (ez-Zümer, 39/23) buyurularak Kur'ân'ın tamamının müteşâbih olduğu belirtilmektedir. Burada müteşâbih, benzeşme anlamında kullanılmıştır (er-Razî, et-Tefsîru'l-Kebîr, Tahran (t.y)., VII,17). Kur'ân'ın baştan sona lafızları, anlatım üslûbu ve manâları biribirine benzetmekte ve birbiriyle uyum içerisindedir. Kur'ân'ın bir âyeti, başka bir âyetiyle çelişmez.

    Başka bir âyette ise, Kur'ân-ı Kerim âyetleri muhkem ve müteşâbih olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır:

    "Kitabı sana O indirdi. Onun bazı âyetleri muhkemdir; bunlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalblerinde bir eğrilik bulunanlar sadece onun müteşâbih olanlarının ardına düşerler; fitne aramak, te'vilini aramak için. Halbuki onun te'vilini ancak Allah bilir. İlimde râsih (derinlik sahibi) olanlar da derler ki: İnandık, hepsi Rabbimizden, ne var ki aklı selim sahiplerinden başkası düşünüp anlamaz" (Alu İmran, 3/7).

    Bu âyette müteşâbih, muhkem'in karşıtı olarak kullanılmıştır. Muhkem, manâsı apaçık anlaşılan âyetlerdir. Ayrıca "kitabın anası" -ummu'l kitab- olarak vasıflandırılmaları Arap dili açısından diğerlerinin anlaşılmasında başvurulacak kaynak anlamına gelir ve diğerlerinden sayıca daha çok olduklarını gösterir (Ebû İshak es-Şâtibi, el-Muvafakat, Beyrut 1975, III, 86).

    Müteşâbihler ise, birden fazla anlama gelebilen veya manâsında kapalılık bulunan âyetlerdir.

    Kuran böyle demiyor ama

    Ali İmran 7- Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.


    Neymiş müteşabih,anlamını sadece allahın bildiği ayetler.İlimde derinleşmiş olanlar ne yaparlarmış herhangi bir anlam vermez,biz buna inandık hepsi allahtan derlermiş.

    İyi güzelde,kuranın hangi ayetleri müteşabih hangileri muhkem olduğuna dair kuranda bir liste yok.

    Olmadığı içinde zaten bazılarına göre muhkem sayılan ayetler,bazılarına göre müteşabih sayılmış ve böylece farklı mezheplerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

    Diğer önemli bie husus ise kuran bir çok ayette insanlara öğüt için indirildiğini söyler.Peki bu durumda alamını sadece allahın bildiği ayetlerin ne işi var diye sormaktan kendini alalmıyor insan.

    Yoksa allah kendi kendinemi öğüt veriyor ?
    Bu mesaj en son " 21.10.07 " tarihinde saat 01:21 itibariyle hoppa tarafından düzenlenmiştir...
    Cımbızlasanda,yerinde bıraksanda kıl,kıldır.

  9. #9
    kaviyy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-06-2005
    Mesajlar
    30
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı hoppa tarafından gönderildi.
    Kuran böyle demiyor ama

    Nisa 7- Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.
    O ayet Nisa 7 değil Ali İmran 7 Dir.

    “İlimde derinleşenler ise: ‘Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır.’ derler. Bu inceliği ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlarlar.” (Âl-i imran: 7)

    İşte Allah-u Teâlâ ancak ilimde derinleşen ve aklı Ulül-elbâb’a varan hakikat ehlinin hakikatı kavrayacağını beyan ediyor, başkası kavrayamaz.

    Diğer bir Âyet-i kerime’sinde ise şöyle buyuruyor:

    “Ancak akl-ı selim sahipleri öğüt ve ibret alırlar.” (Zümer: 9)

    Ulül-elbâb’dan başka kimse bunu tefekkür edemez. Bu sırlara ancak o mazhar olur.

    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:

    “İlim ikidir. Birisi dilde olup (ki bu zâhirî ilimdir) Allah-u Teâlâ’nın kulları üzerine hüccetidir. Bir de kalpte olan (mârifet ilmi) vardır. Asıl gayeye ulaşmak için faydalı olan da budur.” (Tirmizî)
    Bu mesaj en son " 21.10.07 " tarihinde saat 01:25 itibariyle Kenan tarafından düzenlenmiştir... Neden: Ard arda mesajlar birleştirildi.

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •