• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Subzero adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-07-2005
    Mesajlar
    1,705
    Karizma Gücü
    0

    ELMA (Not : Bu hikaye aslında yok)

    Nefes nefese kaldım. Kalbim çok hızlı atıyor… Çok fazla.
    Nabzımı kulaklarımda duyuyorum. Başka hiçbir şey duymuyorum.
    Yaklaşık 30 metre önümde koşuyor. Kaslarım yanıyor.
    Sanki bu sefer yakalayacakmışım gibi hissediyorum, daha hızlı koşuyorum…
    Sanki arayı kapattım…
    Ama hep önümde… Yaklaşık 30 metre.
    Kim bu ? Neden kovalıyorum ? Neden kaçıyor ? Yakalarsam ne yapmam gerek ?

    Köşeyi döndü. Biraz sonra ben de döndüm arkasından.
    Yine bir köşe…
    Onu göremediğim bu ikinci seferde, aslında birini kovalamıyormuşum gibi hissettim.
    Köşeyi geçtim. Tekrar önümde. Hala koşuyor.
    Artık etrafımız açıklık. Köşeler yok.
    Onu hep görüyorum. Hep koşuyorum.
    Ama onu sadece arkasından görüyorum. Hep arkasından koşuyorum. Yaklaşık 30 metre.

    Dizginleri çekilmiş bir at gibi durmaya çalıştı aniden. Durdu.
    Ben de durmuşum. Hala 30 metre…
    Yavaşça bana döndü. Gözlerim sonuna kadar açıldı. Çünkü gördüklerine inanamadılar.
    Beynim gözlerimi doğruladı. Gördükleri gerçek !
    Bu benim.
    Kendimi kovalıyormuşum. Ya da kendimden kaçıyormuşum.
    Belki de her ikisi…
    Ama mutlaka biri diğerinden daha gerçek !

    Hepsi rüyaydı. Çünkü saçmaydı.
    Kendimi kovalayan ben…
    Şu an gece olması, yatağımda ve az önce uyanmış olmam, bunun bir rüya olduğunu
    ispatlamaya yetmezse eğer; daha kuvvetli bir delilim var : Saçmaydı !
    Sanki gerçekmiş gibi gördüğünüz rüyaları tekrar düşünün.
    Bir gerçek kadar mantıklı, kurgulu olanları…
    Gerçekten rüya mıydılar ? Yoksa gerçekten(!) gerçek mi ?

    Bir elmayı düşünün.
    Artık olmayan… dişlerinizle parçaladığınız, çiğnerken tattığınız,
    suyunu dilinizde hissettiğiniz, yemek borunuzdan aşağıya bıraktığınız,
    sindirdiğiniz bir elmayı düşünün.
    Gerçek miydi ?
    Gerçekten bir elma olduğunu söyleyebilir misiniz ?
    Deliliniz nedir ?
    Hayatınızda ilk defa bir elmayı gördüğünüz günü hayal edin.
    Çocuktunuz.
    Size onun bir “elma” olduğunu söylediler.
    İnandınız.
    Çünkü onlar da inanmıştı.
    Tıpkı sizin gibi, onlar da bilgisizliklerinin çaresini başkalarında aradılar. İnanmışlarda…
    Doğrular dışarıdaydı. Mutlak doğrular.
    Öğrendiniz. Elma…
    Gördünüz, dokundunuz, kokladınız, tattınız.
    Bütün duyularınızı kullanarak onu beyninize yerleştirdiniz. Elma…
    Artık sahip olduğunuz bir gerçeğiniz vardı. Elma.
    Bir elmayı tanımak için görmeniz yeterli artık
    Ya da gözünüz kapalı yemeniz… Hatta sadece koklamanız.
    Yanılma payınız milyonda bir bile değil.
    Çünkü bir armudun elmaya benzemesi milyonda bir ihtimal…
    Sadece görüntüsü ile sizi kandırabilecek bir armut, onu yediğinizde hemen kendini ele verecektir.
    O, gerçekte bir armut… Elma değil.

    Kendinize güvenebilirsiniz.
    Bilgilerinize güvenebilirsiniz. Size öğretilen bilgilerinize…
    Duyularınıza güvenebilirsiniz. Size öğretildiği gibi kullandığınız duyularınıza… (Tabii eğer hasta değilseniz.)

    Önce varlığı ile karşılaşıp, sonra da tanımladığınız (elma gibi) şeyler dışında;
    bir de başkalarının tanımları ve tecrübeleri ile öğrendiğiniz ama henüz hiç doğrudan algılamadıklarınız vardır.
    Eğer ilk elmanızla karşılaşmadan önce, birileri size “elma”yı anlatsa idi,
    şu elma görünümlü armudu, elma sanmanızın olasılığı ne olurdu sizce?
    Yaşadıklarınızla tanımlarınızın birbirine benzeme oranlarını hesaplayın.
    Elinizde “robot resimleri” ile aradığınız duyguları, ilk defa hissettiğinizde (ya da hissettiğinizi sandığınızda) beyninize yazılan profilleri çıkarın arşivinizden.
    “İyi bir insan” olma olasılığınız nedir ?
    “Pişmanlık” olasılığı ?
    “Aşık olma” olasılığı ?
    “Mutluluk” olasılığı ?
    Gerçekten “yorgun” musunuz acaba ?
    Hatta gerçekten “yorgun hissediyor” musunuz ?

    Kendiniz olma olasılığınız nedir ?
    “Ne kadar kendiniz olduğunuzu bilme” olasılığınız ?
    Elmanın gerçekten elma olma olasılığı ?

    Başkalarının, başkalarından öğrenmiş başkalarından öğrendiklerini öğrendiniz.
    Bilgileriniz bundan ibaret.

    Gerçekleri öğrenin.
    Nasıl ?... Beş duyunuzla değil mi ?
    Gerçeklere, kendi hata payınız kadar yaklaşabilirsiniz ancak.
    Beş duyunuzun gerçeklerini öğrenin önce.
    Nasıl ?...

    Kendinizle aranızda 30 metre var.
    Ne kadar koşarsanız koşun, ya da öylece durun… Hep var. 30 metre.

    Uyanın !
    Bütün bu anlattıklarım yok. Çünkü saçma !

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    19-07-2005
    Mesajlar
    5,994
    Karizma Gücü
    0
    hikaye kapalı ,kelime ve örnek yığınları arasında merkezden uzaklaşıyor,asıl anlatmak istediğin belli belirsiz bir hayalet gibi dolanıyor.
    umudunguncesi





  3. #3
    Subzero adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-07-2005
    Mesajlar
    1,705
    Karizma Gücü
    0
    Sonunda dediğim gibi, bu hikaye saçma, bu hikaye boktan.
    Anlatılanlar mantıklı değil, bağlantısız.
    Asıl anlatılmak istenen yok, asıl yok, anlatılan bir şey yok.
    Sadece ben yazdım o kadar. Benim mantığım ve mantıksızlığımdan doğdu.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Armut armuttur, elma da elma! (kadının sesi prog.)
    2005 Konuları bölümünde yabancı tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 20.05.05, 13:28

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •