İşadamı Sevan İnce, Çanakkale Savaşı sırasında bölgeye atılan top mermilerinin şarapnel parçalarını toplayıp, eritip çelikle karıştırıyor. Ürettiği bıçakları patentli "Gallipoli 1915" markasıyla Avustralya ve Yeni Zelanda’ya satıyor. Bıçakların fiyatı 1915’ten esinle 191 dolar 5 cent. İnce, "Tüm kárı Çanakkale şehitliklerinin bakımı için Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’na bağışlayacağım" diyor.
Oysa aslında tarihi yağmalıyor !
-------------------------------------------------------------
"GALLIPOLI 1915" BIÇAKLARI
Bir Tarih Soygununun Öyküsü
Araştırma-Derleme: AlpeR
Çanakkale hakkında fırsat buldukça interneti tararım. Böyle zamanlardan birinde rastladım dedelerimizin hatıralarının soygun haberine. Şöyle başlıyor haber;
"Dedelerinin şarapnel parçalarını bıçak yapıp torunlarına satıyor
İşadamı Sevan İnce, Çanakkale Savaşı sırasında bölgeye atılan top mermilerinin şarapnel parçalarını toplayıp, eritip çelikle karıştırıyor. Ürettiği bıçakları patentli "Gallipoli 1915" markasıyla Avustralya ve Yeni Zelanda’ya satıyor. Bıçakların fiyatı 1915’ten esinle 191 dolar 5 cent. İnce, "Tüm kárı Çanakkale şehitliklerinin bakımı için Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’na bağışlayacağım" diyor.
..."
Birkaç dakikanızı ayırırsanız hemen ilgili siteye ulaşırsınız ama ben sizi uğraştırmayayım. Bu utanç malzemelerinin ve tarih tecavüzünün simgesi siteye ulaşmak için tıklayınız...
Tabi ilk başta çok ciddi duygu seline kapılmanıza sebep olabilecek, hatta belki sizleri de bu bıçaklardan edinmek istemeye itecek bu meselenin soğukkanlılıkla irdelenmesi gereklidir.
"Neden ?" diye sorarsanız;
- Bu bey, bıçakların üretimi için gerekli materyali Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı alanındaki savaş hurdasını toplayarak elde ettiğini söylemektedir. Zaten "duygu sömürüsü" ile yürüttüğü ticaretin ana konusunu da bu savaş hurdası oluşturmaktadır.
Tarih soygununa söz konusu olan malzemelerin toplanması ve toplanan savaş hurdaları
(Resimler tarih ve duygu taciri siteden alınmıştır)
- Tüm kanunî yanları bir tarafa bırakırsak, Türk tarihinin önemli bir dönemine ait hatıraların elbette ki "tarih mirası" çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden, aslında buralarda toplanan malzemelerin tamamı tümüyle Türk milletine ait olduğundan bu şahsın senin benim malıma ne hakla göz diktiğini bilmek lazımdır.
- Yine bize ait bu malzemeleri izinle toplayıp toplamadığı, hukukî açıdan neyi dayanak aldığı soru işaretidir. Bu tacizkâr eyleme sözde dayanağı, bu bıçakları bazı devlet büyüklerine iletmiş olması ve onlardan teşekkür mektubu aldığına dair ifadelerdir.
- Bu bağlamda son olarak yapılan en büyük saygısızlık ve terbiyesizlik şudur ki; bu ticari faaliyete sözde bir kılıf uydurulmuş olup "elde edilen gelirin karın bir bölümünün şehitlik bakımı için Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Müdürlüğü'ne aktarılacağı" ifadesi vurgulanır. Bu da ayrı bir çelişkidir. Çünkü kendi sitelerinde bu pay için "bir kısım kar" ifadesi varken ilgili gazete haberinde "masrafı çıktıktan sonra elde edilecek gelirin tamamının bağışlanacağı" söylenir.
Bu haber ile ilgili diğer detayları öğrenmek isteyenler için arama sonuçları sizi Çanakkale Savaşları araştırmacısı, yıllardır buralara ait doğruları yazan gazeteci Sn. Yetkin İŞCEN'in sitesine götürür. Sn. İşcen, sitesinden yaptığı suç duyurusu ile yetkilileri göreve çağırmaktadır.
Her ne kadar bu malzemelerden elde edilen bir materyali satın almanın manevi hazzının tarif olacağı düşünülse de nihayetinde birkaç yüz gram ağırlığındaki alaşımlı çelik ve bir ahşap kutuya 191,5 Amerikan doları vermenin gereksizliği ile bu bıçaklara kıyamayıp birşey kesip biçmede kullanılamayacağı düşünüldüğünde meselenin zaten pratiklikten filan da çok uzak olduğu açıktır. Ortada rahatsız edici kokular dolaşmaktadır ve mesele "ataların mirasına sahip çıkmak" olunca her zamankinden çok daha ihtiyatlı olmak gereği kaçınılmazdır.

Eski Deniz Kv. Kom.'nın oğlu Tolga Örnek de Avustralya'dan madalya aldığı yapıtı

"Gallipoli"yi çekerken
Çanakkale topraklarında çer-çöpünü böyle bırakıp tüymüştü.
(Diğer fotoğraflar ve yazı için :
Gallipoli-1915.org)
Eline fırsat geçiren her yağmacının taşını toprağını, hurdasını, maneviyatını sömürüp yükünü tuttuğu ve bunlara karşılık tek bir çivi çakmadığı gibi altını üstüne getirip talan ettiği Çanakkale söz konusu olunca aklı başında her Türk vatandaşı "Dur bakalım arkadaş! Dayanağın nedir? Maksadın ne?" demelidir.
Bu nedenlerle olan biteni izlemek ve günlerce "acaba mevcut kanunlar nezdinde bir müdahale söz konusu olur mu?" diye beklemek yerine kanunları dayanak alıp Çanakkale Valiliği Bilgi Edinme Birimi'ne bir başvuruda bulundum.
Milli Parklar Müdürlüğü dışında aldığım daha ciddi ve geniş yanıt Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı'ndan geldi. Bu yanıtı aşağıda sizlerle paylaşıyorum.
Gördüğünüz ve başta tahmin ettiğim, beklediğim üzere yapılan uygulama tamamen yasadışıdır.
Bu maneviyat taciri bey, hurdaları izinsiz, haksız ve hukuksuz yollarla toplayarak sadece kanuna bodoslama dalmakla kalmıyor aynı zamanda bunlar üzerinden kazandığını/kazanacağını hayırlı amaçlarda kullanılacağını söylemekle de dolandırıcılığın alasını yapıyor.
Bundan sonra yapılacak iki şey var;
1. Türk hukukuna, asayiş kuvvetlerine ve bu mirası korumakla mükellef devlet kurumlarına güvenerek gereğinin yapılmasını beklemek.
2. Bu olayı irtibatta olduğunuz herkese duyurarak muhtemel alımlarla paralarını duygu tacirlerine kaptırmalarına engel olmak.
Saygılarımla.
ÖNEMLİ NOT:
Yukarıdaki yazı ve (kaynağı belirtilen görüntüler dışında) resimler şahsıma aittir. İzin almak ve kaynak göstermek şartıyla başka yazılı ve görsel yayınlarda paylaşılabilir.