Gül'den Atatürk'e bağlılık mesajı
Cumhurbaşkanı Gül, Atatürk'e bağlılığın, Türkiye'nin inşaası için çalışmak olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Türkiyemizi daha güçlü, daha etkin, halkı refah içinde yaşayan, sözü dinlenir bir ülke haline getirme yolunda atılacak her türlü adım, aynı zamanda yüce Atatürk’ün hatırasına en anlamlı saygıdır. Böyle zamanlarda, Atatürk’e bağlılığın ve saygının en güzel göstergesi, problemlerini çözme kudretindeki bir Türkiye’nin inşası için çalışmaktır" dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nda düzenlenen "Okunuşunun 80. Yılında Büyük Nutuk’un Değeri" konulu toplantıda yaptığı konuşmada, Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü minnet ve rahmetle andığını belirtti. Gül, bu tür toplantıların Atatürk’e ait hatıraları yad etme vesilesi olduğunu belirterek, "Aynı zamanda onun bize bıraktığı emaneti, ne kadar doğru sahiplendiğimizi anlama ve bulunduğumuz konumu gözden geçirme süreçleridir" dedi.
Atatürk’ün gösterdiği hedeflere, en çok bu dönemde yaklaşıldığını anlatan Gül, "Şunu ifade edebilirim ki onun 69. ölüm yıl dönümünde ilelebet yaşatma azim ve kararlılığında olduğumuz Cumhuriyet, emin ellerdedir" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Gül, Cumhuriyet’in kurulmasından bu yana geçen 84 yıllık süreçte Türkiye’nin Atatürk’ün koyduğu çağdaş uygarlık düzeyi hedefi doğrultusunda ileri bir demokrasi olarak, Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerinde ilerlediğini söyledi.
Türk ekonomisinin bütün sektörlerinde üretim ve kalite hamlesi yaptığını, dünyadaki yükselen ekonomiler arasında girdiğini anlatan Gül, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye, barışçı diplomasisi ve modern ordusuyla dünya ve bölge barışına katkıda bulunan, böylece ’Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ şiarını hayata geçiren, itibarlı bir konuma ulaşmıştır. Türk halkı, kendi kültür mirasıyla çağdaş kimliğini ve değerlerini başarıyla uzlaştırmış, edebiyatta, sanatta, sporda, eğitimde ve bilimde yaşamakta olduğu bir çeşit rönesans ile dünyaya adını duyurmuştur. Türkiye’nin bu konumu, milletimizin on yıllar süren ortak çabasının bir sonucudur. Atatürk bu ortak çabanın öncüsü ve mimarı olmuştur. Türkiye’nin bu süreçte ulaştığı seviye, Atatürk’ün verdiği ilhamla milletimizin çalışkanlığının, en iyiye ulaşma arayışının bir ürünüdür.
Bugünkü Türkiye, milletimizin bir yandan birlik ve bütünlüğüne, egemenliğine, çeşitliliğine, kimliğine ve değerlerine sahip çıkarken aynı anda çağdaş dünya koşullarına ve evrensel değerlere uyum gösterme yeteneğine sahip olduğunu da ispatıdır. Bütün bu gayretlerdeki ortak hedef Türkiye’nin milli birlik, bütünlük ve huzur içinde gelişmesi, güçlenmesi, büyümesi, modernleşmesi olmuştur. Bu hedefe ancak demokrasi ve hürriyet ortamında, laiklik ve hukukun üstünlüğü ilkeleri temelinde ulaşılabilmiştir. İlerleyişimizin bundan sonraki aşamaları da aynı ilkeler doğrultusunda kat edilecektir."
Cumhurbaşkanı Gül, liderliğin, çağın ihtiyaçlarını iyi tespit edip, tarihi, yaşarken yakalayabilmek olduğunu ifade ederek, kendi dinamik karakter ve özelliklerini birleştirebilen kişilerin "gerçek lider" olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Bu anlamda Mustafa Kemal, bütün çabalara rağmen çağının ruh ve dinamiklerini yakalayamayan son dönem Osmanlı idarecileri karşısında gerçekçi, dengeli, açık ve Türkiye’nin özellikleriyle örtüşen bir lider olarak emsalleri arasında temayüz etmiştir. Ayrıca büyük bir medeni cesaret göstererek, yeni durumla ilgili düşünce ve tekliflerini ifade etmekten çekinmemiştir" diye konuştu.
Atatürk’ün, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisi karşısında mücadeleyi terk etmeyerek, milli güçleri gerçekçi ve meşruiyetçi bir çizgide TBMM çatısı altında bir araya getirmesinin başka bir özelliği olduğuna dikkati çeken Gül, "Tarihimizin milli mücadele ve istiklal harbi olarak geçen bu kutsal çaba, yine onun, çağın ruhunu ve toplumun dinamiklerini ne kadar doğru anladığını göstermektedir" dedi.
"Yeni Türkiye Projesi"nin aynı anlayışın ürünü olduğunu ifade eden Gül, Birinci Dünya Savaşı’nda imparatorluklarını kaybeden ülkeler başta olmak üzere çok sayıda devletin totaliter rejimlerin altında büyük bir insani drama doğru sürüklendiğini belirtti.
Gül, "Atatürk’ün gerçek lider konumu, Türkiye’yi komünizme ve faşizme teslim etmemiştir. Böylece onun gerçekçiliğinin bir başka görüntüsü olan ideolojik aşırılıktan kaçınma, demokratik sistemin asıl hedefi olarak muhafaza edilmesi gayreti belirgin olarak öne çıkmaktadır. Atatürk’ün bütün prensiplerini tamamlayan ve sahip olduğu çağdaş anlayışın donup kalmasını önleyen şey de bu taassuptan uzak tavrıdır" diye konuştu.
Bu anlayışın arkasında her türlü eleştirel ve yeni düşünceye açık olma anlamına gelen bilimsel anlayışı yol gösterici alma prensibinin yattığını anlatan Gül, Atatürk’ün bu anlayışıyla değişen yurt ve dünya şartlarına asla ters düşmediğini kaydetti.
"O’nun ölümünden sonra belki de ihmal ettiğimiz şey, bilimsel düşüncenin göz ardı edilmesi ve çağın ruhunun anlaşılamamasıdır" diyen Gül, 29 Ekim, 10 Kasım, 19 Mayıs , 23 Nisan ve 30 Ağustos gibi anlamlı günlerde yurt ve dünya şartlarının gerçekçi ve meşruiyetçi bir şekilde değerlendirilmesinin Atatürk ve Cumhuriyeti anlamaya hizmet edeceğini belirtti.
Gül, sözlerini şöyle tamamladı:
"Cumhuriyet, hala bir medeniyet projesidir ve bu hedefe gerçekçi ve meşru yollarla varmak kararındadır. Siyasi hayatımızın demokratikleşmesi hedefi tahakkuk etmekte, demokrasimiz derinleşmektedir. Devletin yaptığı her şey, hukukun, kamuoyunun ve bilimsel düşüncenin denetim ve eleştirisine açıktır. Bu vadide en geniş anlamda ifade hürriyetinin sağlandığı imkanlarla meydana gelen tartışmalar sayesinde Türkiye’nin çağın ruhunu yakalayarak yurtta ve dünyada barış ilkesini hayata geçirmesi mümkün olacaktır.
Atatürk’ün ’büyük eserim" dediği demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, O’nun işaret ettiği yolda ilelebet yaşayacaktır. Bu emanetine bu günde aynı yüksek ruh ve şuurla sahip çıkarak Cumhuriyetimizi daha da yükseklere taşıma azim ve kararlılığında olacağız. Türkiyemizi daha güçlü, daha etkin, halkı refah içinde yaşayan, sözü dinlenir bir ülke haline getirme yolunda atılacak her türlü adım, aynı zamanda yüce Atatürk’ün hatırasına en anlamlı saygıdır.
Böyle zamanlarda, Atatürk’e bağlılığın ve saygının en güzel göstergesi, problemlerini çözme kudretindeki bir Türkiye’nin inşası için çalışmaktır."
Kaynak
Siz Atatürk'e bağlı kalmayı başaramadınız ki !


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


Merak ediyorsanız buyrun...

