KADINDAN EVLİYA OLUR MU ?
Basra'nın bir köşesinde gayet mütevazı, fakat içi kudsiyet ve nurla dolu bir kulübecikte 80'lik bir ihtiyar kadın yaşıyordu. Neredeyse yıkılacakmış gibi ayakta duruyordu. Orada eşya namına eski püskü bir yaygıdan, iki arşın boyunda bir sandıktan başka birşey görünmüyordu. Yere yayılmış bir keçe onun hem yatağı, hem namaz seccade-siydi. Sandığında kefenden başka şeyi yoktu. Zikre daldığı zaman ona bakmaktan ilham alırdı. Bu son derece fakır, belki fakirliğin en son derecesinde yalamayı göze alan kadın İslâm tasavvuf ufkunda parlayan eşsiz bir yıldızdı: Hz. Râbiatü'l-Adeviyye (ks).
Hayatını istikamet, ibadet, hayır, iffet ve fazilet dairesinde geçirmiş oluşu itibariyle kendisine "ümmiül-Hayr yani ni "hayırların anası" lâkabı verilen , son derece akıllı ve dirayetli büyük bir kadın... Erkeklerin çoğunun hayret ve imrenmelerine ve bu yüzden de kendime müracaat ederek pekçok hususla ders almalarına sebep olacak derecede yüksek hallere mazhar olduğu gibi. tazarru ve niyazın sembolü, tevekkül ve teslimiyetin timsali, aşk ve iştiyakın numunesi, akıl ve iradenin billûrlaşmış şekli olduğundan ötürü kendisine
"tacü' r-ricâl". yani "erkeklerin tâcı" ünvânı verilen fazilet âbidesi makbul bir kadın... Onun bu derece yüksek bir liyâkate hakkıyla sahip oluşunun en büyük şahidi Süfyan Sev-rî, Hasan Basrî ve Süleyman Dârânî gibi başımızın tacı birçok büyüğün kendisiyle şartları dahilinde ve işin nezaketi içerisinde görüşmüş olmaları, ondan ibret dersi almış olmalarıdır.
Râbia'yı zahidliğe sürükleyen âmil, onun cariyelik hayatında çektiği ızdırap, tahammül ettiği zillet ve esaretti. Biricik tesellisi Allah'a beslediği iman ve güven, dünyada çektiği mihnete karşı âhirette göreceği mükâfattı. Nice ulvî ruhlar bu çeşit felâketlere uğradıkları zaman aynı şekilde hareket etmişler ve ızdırabın pençeleri onları boğmaktan âciz kalmıştı. Yani bu veli hanım bir kurtuluş çaresi aramış ve onu kendi içine dalmakta bulmuştu. Fakat onu destekleyecek ve azmini teskinleştirecek bir sese muhtaçtı. Tuttuğu yolun kendisini gayeye götüreceğini umuyor. İlahî aşk sayesinde emeline nail olacağına inanıyordu.
"Kadından evliya olur mu?" sorusuna verilecek en güzel cevaplardan birisidir. İslâm tasavvufunun ilk zâhidelerinden Râbiatü'l-Adeviyye. Öyle ki, devrinde ve sonrasında her ehl-i vicdan "İkinci lekesiz Meryem" sıfatıyla yâd etmiş Râbia'yı... En büyük özelliği kabul görmüş bir zahide hanım olmanın yanında "ben"ligin yok olduğu fevkalâde bir "aşk anlayışı" getirmesidir tasavvuf literatürüne. Münacât-ı Seheriyye'si meşhurdur. Tasavvuf ilminde çığır açmış büyük mutasavvıf kadınlardan biridir. Hicri 2. asırda tasavvuf onunla birlikte yeni bir yoruma kavuştu, Basra'dan Bağdat'a yayıldı. Rabiatül Adeviyye tasavvufta Hasan-ı Basrî'nin başını çektiği Havfullah (Allah korkusu) kavramının yanında Muhabbetullah (Allah aşkı) ekolünü getirmiştir. Daha sonraki asırlarda İmam-ı Gazalî kendisinden etkilenerek tasavvuf sistemini kurmuştur.
Genç Beyin Dergisi , sayfa 14
selam ve dua ile,


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla




K İYİ DENEN İNSANIN NASIL HARAM YEDİĞİNİ. YUKARIDAKİ ÖRNEKLER BU DEDİKLERİME AÇ
KLIK İÇİN YAZILMIŞTIR.