• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 10 12345678910 SonSon
94 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8

    Kadindan Evlİya Olur Mu ?

    KADINDAN EVLİYA OLUR MU ?

    Basra'nın bir köşesinde gayet mütevazı, fakat içi kudsiyet ve nurla dolu bir kulübecikte 80'lik bir ihtiyar kadın yaşıyordu. Neredeyse yıkılacakmış gibi ayakta duruyordu. Orada eşya namına eski püskü bir yaygıdan, iki arşın boyunda bir sandıktan başka birşey görünmüyordu. Yere yayılmış bir keçe onun hem yatağı, hem namaz seccade-siydi. Sandığında kefenden başka şeyi yoktu. Zikre daldığı zaman ona bakmaktan ilham alırdı. Bu son derece fakır, belki fakirliğin en son derecesinde yalamayı göze alan kadın İslâm tasavvuf ufkunda parlayan eşsiz bir yıldızdı: Hz. Râbiatü'l-Adeviyye (ks).
    Hayatını istikamet, ibadet, hayır, iffet ve fazilet dairesinde geçirmiş oluşu itibariyle kendisine "ümmiül-Hayr yani ni "hayırların anası" lâkabı verilen , son derece akıllı ve dirayetli büyük bir kadın... Erkeklerin çoğunun hayret ve imrenmelerine ve bu yüzden de kendime müracaat ederek pekçok hususla ders almalarına sebep olacak derecede yüksek hallere mazhar olduğu gibi. tazarru ve niyazın sembolü, tevekkül ve teslimiyetin timsali, aşk ve iştiyakın numunesi, akıl ve iradenin billûrlaşmış şekli olduğundan ötürü kendisine
    "tacü' r-ricâl". yani "erkeklerin tâcı" ünvânı verilen fazilet âbidesi makbul bir kadın... Onun bu derece yüksek bir liyâkate hakkıyla sahip oluşunun en büyük şahidi Süfyan Sev-rî, Hasan Basrî ve Süleyman Dârânî gibi başımızın tacı birçok büyüğün kendisiyle şartları dahilinde ve işin nezaketi içerisinde görüşmüş olmaları, ondan ibret dersi almış olmalarıdır.
    Râbia'yı zahidliğe sürükleyen âmil, onun cariyelik hayatında çektiği ızdırap, tahammül ettiği zillet ve esaretti. Biricik tesellisi Allah'a beslediği iman ve güven, dünyada çektiği mihnete karşı âhirette göreceği mükâfattı. Nice ulvî ruhlar bu çeşit felâketlere uğradıkları zaman aynı şekilde hareket etmişler ve ızdırabın pençeleri onları boğmaktan âciz kalmıştı. Yani bu veli hanım bir kurtuluş çaresi aramış ve onu kendi içine dalmakta bulmuştu. Fakat onu destekleyecek ve azmini teskinleştirecek bir sese muhtaçtı. Tuttuğu yolun kendisini gayeye götüreceğini umuyor. İlahî aşk sayesinde emeline nail olacağına inanıyordu.
    "Kadından evliya olur mu?" sorusuna verilecek en güzel cevaplardan birisidir. İslâm tasavvufunun ilk zâhidelerinden Râbiatü'l-Adeviyye. Öyle ki, devrinde ve sonrasında her ehl-i vicdan "İkinci lekesiz Meryem" sıfatıyla yâd etmiş Râbia'yı... En büyük özelliği kabul görmüş bir zahide hanım olmanın yanında "ben"ligin yok olduğu fevkalâde bir "aşk anlayışı" getirmesidir tasavvuf literatürüne. Münacât-ı Seheriyye'si meşhurdur. Tasavvuf ilminde çığır açmış büyük mutasavvıf kadınlardan biridir. Hicri 2. asırda tasavvuf onunla birlikte yeni bir yoruma kavuştu, Basra'dan Bağdat'a yayıldı. Rabiatül Adeviyye tasavvufta Hasan-ı Basrî'nin başını çektiği Havfullah (Allah korkusu) kavramının yanında Muhabbetullah (Allah aşkı) ekolünü getirmiştir. Daha sonraki asırlarda İmam-ı Gazalî kendisinden etkilenerek tasavvuf sistemini kurmuştur.


    Genç Beyin Dergisi , sayfa 14



    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  2. #2
    Kenan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2006
    Mesajlar
    5,086
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Evliya velayet makamıdır. Bağlı bulunduğu Şeriatın Peygamberinin varisidir. Peygamber adına velayeten biat alır. Evliyaya biat Peygamberine biattır. Dolayısı ile Allah'a biattır. Bu evliyalık makamı yalnızca erkeklere verilmiştir.

    Bu manada kadından evliya olmaz.

    Ama Allah'a yakınlık olarak kadınlar evliyalar kadar Allah'a yakın olabilirler. Ama velayet taşımazlar. Yani bağlı olduğu Şeriatın Peygamberi adına biat alamazlar. Rabiatül Adeviyye Hatun evliya değildi. Ama Allah'a çok yakın bir kul idi.

    Saygılar.
    “Nefsinin aczini bilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan, ilim sahibi demektir.
    Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir”

  3. #3
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Olmamasi Icin Sebep Varmi...
    ............
    imza

  4. #4
    Şimdi Gitmek Zamanı... korhan25 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-05-2006
    Mesajlar
    2,175
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı kk1453 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Evliya velayet makamıdır. Bağlı bulunduğu Şeriatın Peygamberinin varisidir. Peygamber adına velayeten biat alır. Evliyaya biat Peygamberine biattır. Dolayısı ile Allah'a biattır. Bu evliyalık makamı yalnızca erkeklere verilmiştir.

    Bu manada kadından evliya olmaz.

    Ama Allah'a yakınlık olarak kadınlar evliyalar kadar Allah'a yakın olabilirler. Ama velayet taşımazlar. Yani bağlı olduğu Şeriatın Peygamberi adına biat alamazlar. Rabiatül Adeviyye Hatun evliya değildi. Ama Allah'a çok yakın bir kul idi.

    Saygılar.

    NE yani hocam bu durumda Evliya dediğimiz Kuran'da ALLAH'ın veli kulları olarak bahsedilen insanlar da KUL değil mi?

    ALLAH'ın kesin ayeti varken nasıl böyle konuşabilirsin...

    Evliyalık velilikdir...

    Kuran'ı kerim'de kesin ayet var iken nasıl böyle konuştun anlamıyorum hocam....


    Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir. (Tevbe-71)

    Evliya, Tasavvuf terimi. Tasavvufta peygamber varisi olduğuna inanılan kişi.

    Allah'ın vesile olarak vazifelendirdiğine inanılır, tasavvuf literatürü içerisinde "Hak'tan aldığını halka veren" olarak da tanımlanmıştır. Kur'an'da "Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de." [1] ayetinde "Allah dostları" olarak geçen, "bütün sözleri, işleri ve ahlâkı, İslâm dîninin bildirdiği gibi olan, Allah'ın ve Resûlünün çok sevdiği kimselere velî ve bunun çoğulu olarak evliyâ denir. [2]



    selam ve dua

  5. #5
    Kenan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2006
    Mesajlar
    5,086
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı korhan25 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle


    NE yani hocam bu durumda Evliya dediğimiz Kuran'da ALLAH'ın veli kulları olarak bahsedilen insanlar da KUL değil mi?

    ALLAH'ın kesin ayeti varken nasıl böyle konuşabilirsin...

    Evliyalık velilikdir...

    Kuran'ı kerim'de kesin ayet var iken nasıl böyle konuştun anlamıyorum hocam....










    selam ve dua
    Hocam Ayete ters birşey yokki. Velilik dünya hayatında sayi gayretiyle her kulun gelebileceği makamdır. Bu anlamda kadın veli vardır. Ancak velayet makamında olamazlar. Bu makam yalnızca evliyalara aittir. O yüzden kadından evliya olmaz. Çünkü velayet makamı erkeklere verilmiştir
    “Nefsinin aczini bilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan, ilim sahibi demektir.
    Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir”

  6. #6
    Şimdi Gitmek Zamanı... korhan25 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-05-2006
    Mesajlar
    2,175
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı kk1453 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hocam Ayete ters birşey yokki. Velilik dünya hayatında sayi gayretiyle her kulun gelebileceği makamdır. Bu anlamda kadın veli vardır. Ancak velayet makamında olamazlar. Bu makam yalnızca evliyalara aittir. O yüzden kadından evliya olmaz. Çünkü velayet makamı erkeklere verilmiştir
    Hocam öyle bir ayet yada hadis göstersene...

    Evliyalığın veli'liğin çoğulu manasında olduğunu gösterdim ki genel kanı bu yönde....

    Veli'liği de ayetle sabitledim...

    Buyur sıra sende

    selam ve dua.

  7. #7
    M.571 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2007
    Mesajlar
    1,676
    Karizma Gücü
    0
    Paylaşım için teşekkürler "student"

    KADINDAN EVLİYA OLUR MU ?
    Soruda hata olduğunu düşünüyorum.

    Bana göre "Kadınlardan evliyaullah olur mu?" sorusu daha mantıklı.

    SAYGILAR.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    787
    Karizma Gücü
    0
    Muhammet koş mücdele çabuk.

    "(BAKARA suresi 223. ayet)

    Diyanet Vakfı :

    Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah'tan korkun, biliniz ki siz O'na kavuşacaksınız. (Yâ Muhammed!) müminleri müjdele!


    Bak çabuk müjdele Kadınlar sizin tarlanızdır. Eve kapatın saklayın kimse görmesin gizlice tarlanıza belki biri ekim dikim yapar.

    "Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. "

    Alttan üsten tabii keyfize göre nasıl isterseniz öyle varın tarlaya. Yedek saban bile takabilirsiniz.


    3269 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim, bir erkek hanımını yatağa davet ettiğinde kadın imtina edip gelmezse, kocası ondan râzı oluncaya kadar semada olan (melekler) ona gazab ederler.''
    3270 - Bir başka rivâyette şöyle denmiştir: "Erkek, kadınını yatağına çağırır, kadın da gelmeye yanaşmaz, erkek öfkelenmiş olarak sabahlarsa, melekler sabaha kadar -bir rivayette yatağa gelinceye kadar- kadına lânet okurlar.''
    Buhari, es- Sahih, Kitabu Bed’ıl’halk/7; Tecrid,1337
    Müslim, es-Sahih, Kitabu’n-Nikah/120-122-1436
    Ebu Davud, Sünen, Kitabu’n-Nikah/42-2141


    Kadınlardan yönetici olamaz:

    Diyanet'in yukarda adi geçen yayinlarinin 10. cild'inin 449.sayfasinda yer alan 1660 sayili hadis: "Mukadderatini bir kadinin eline veren millet felah bulmaz" seklinde olup Baskanligin su açiklamasini içermektedir: "Islam hukukunda amme velayeti denilen devlet teskilati riyaseti ancak erkek bir vatandas tarafindan temsil olunur. Bu, millet otoritesini temsil edecek mevkie kadin intihap edilemez. Çünkü kadinin fitrati bir çok cihetlerden bu çok agir vazifeyi deruhte etmege müsait degildir. Bunun için Islam hukukunda... devlet riyasetine intihap olunabilmesi hususunda kadin için hiçbir hak kabul edilmemistir" (Sahih-i... , Cilt X, sh. 449 ve d.)266

    (Yani, deniyor ki; kadin'in kamu yöneticiligi gibi görevlere gelmesini önleyen sey yaratilisindaki eksikliktir: yani "aklen ve dinen dun" olusudur, "iradesindeki fitri za'f" tir.)

    Animsatalim ki Islam'da kadin, sadece devlet baskanligina degil fakat siyasi ve idari görevlere de (örnegin kadilik, hakimlik, kaymakamlik, vs) hep bu nedenlerle layik görülmemistir. Gazali: "Yarim tanik durumunda sayilan ve erkegin hakimiyeti altina sokulan (kadin) nasil yargiç olabilir?" derken bunu anlatmak istemistir.

  9. #9
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    korhan25 kardeşimiz demiş ki ;

    Hocam öyle bir ayet yada hadis göstersene...

    Evliyalığın veli'liğin çoğulu manasında olduğunu gösterdim ki genel kanı bu yönde....

    Veli'liği de ayetle sabitledim...

    Buyur sıra sende

    selam ve dua.

    Kardeşim biz aylardır gösteriyoruz bu konuyu Galibilere değişen hiçbirşey yok , onlar şeyhlerinin söyledikleri dışında hiçbirşeyi kabul etmiyorlar.Sen ayet alıntılamışsın , hadis alıntılamışsın onlar için önemi yok.Alıntıladığın ayetler ve hadisler Şeyhlerinin onayından geçmedikten sonra hiçbir önemi yok.Şeyhleri eğer alıntıladığın ayetin tam aksi manada mana verirse , diğerleri hakikate erişememiş deyip geçmiş tüm velileri , alimleri hakikate ulaşamamakla suçluyorlar.Bütün tefsirler de , meallerde , İslam tarihi kitaplarında yazanları yok sayıyorlar.



    M.571 Kardeşim demiş ki ;

    Paylaşım için teşekkürler "student"


    Alıntı:
    KADINDAN EVLİYA OLUR MU ?
    Soruda hata olduğunu düşünüyorum.

    Bana göre "Kadınlardan evliyaullah olur mu?" sorusu daha mantıklı.

    SAYGILAR.
    M.571 kardeşim ,



    Aslında EVLİYA kelimesi VELİ kelimesinin çoğuldur ,bu yüzden soru ,

    Kadından Veli LER olur mu ? gibi cümlede anlam bozukluğuna neden olur .Fakat buradali EVLİYA kelimesi Türkçede kazandığı '' Allah dostu '' manasında kulanılıyor.O yüzden

    Kadından Allah Dostu olur mu ? şeklinde anlaşılıyor.Yani bu soruyu okuyan kişi zaten '' Evliyaullah = Allah Dostu '' olarak anlıyor.

    Tabi '' Kadınlardan '' şeklinde olsa daha ince olurdu.Fakat alıntı yaptığım dergide başlık bu şekildeydi .Bende değiştirmeden buraya alıntıladım.




    Neyse konumuza dönelim ,



    Rabia, Basra'nın biraz dışında bir evde otururdu. Kendisine gelen insanları eğitir, onlara öğüt verirdi. Süfyan-ı Sevri, Hasan El Basri, Malik b. Dinar gibi zamanın en zeki ve en âlim zatları kendisinden öğüt dinlerdi.
    Günümüz kadınıyla arasında mukayese imkânı elde etmek üzere, kadınlık âleminin baştacı olan bu anamızı iyi tanımalıyız. Anlatmaya çalışacağımız bu kadın Rabia binti İsmail'dir. Rabiatü'l-Adeviyye ismiyle meşhur bu veliye kadın ilmin, irfanın, faziletin, zühd ü takvanın zirvede olduğu devirde yaşamış, yükselmesi gereken yere kadar yükselmiştir. Onun hayatını yazanlar Rabia'nın yaşadığı hayatın adetâ yaşanmaz boyutlarda olduğunu dile getirmişlerdir. Hatta Tezkiretü'l-Evliya yazarı Feridüddin Attar onu erkekler arasında yazmasının yadırganabileceği ihtimaline karşı şu mazereti kaydetmekle sözüne başlamaktadır. "Bir. çıkıp 'Onu niçin erkekler safında zikrettin!' diye sorarsa derim ki: Hz. Mu-hammed (sav) 'Allah sizin suretini:-bakmaz' buyurmuşlardır."

    Amel surete göre olmayıp iyi niyete göredir. Şayet dininizin üçte birini Hz. Aişe-i Sıddıka'dan (ra) almak caizse, aynı şekilde onun yolunda giden bu veliye kadınlardan da dini öğrenmek ve feyiz almak caizdir. Hele bir kadın Allah yolunda er olursa ona artık "kadın" denmez. Nitekim Abbas-ı Tusî "Yarın Arasat meydanında 'Erkekler!' diye seslenildiği zaman erkekler safına ilk önce ayağını basacak olan şahıs Hz. Meryem olacaktır" demiştir. Bir şahıs ki, mecliste olmayınca Hasan Basrî konuşmazsa onu elbette erkekler meclisinde zikretmek lâzım gelecektir.

    Râbiatürl-Adeviyye Tâbiîn'den (Peygamberimizi hayattayken gören sahabeleri gören kişilere verilen ad) olup Süfyân-ı Sevrî (ks) ve Hasan-ı Basrî Hazretlerimle aynı asırda yaşamış büyük bir veliyye hanımdır. Gönlü aşk-ı İlâhî ile dopdoluydu. Gözü devamlı yaşlıydı: "Bizim istiğfarımız yeni bir istiğfara muhtaçtır" derdi. Geceleri kâim (huzûr-i İlâhîde ibadet halinde), gündüzleri sâim (oruçlu) idi.

    Doğum tarihi kesin bilinmiyor. Yaklaşık hicrî 95'te dünyaya geldiği söylenir. Ölüm tarihi pekçok eski meşhurumuz gibi hiç olmazsa yıl olarak tesbit edilmiştir. Mîlâdî 752'de (Hicrî 135) Kudüs civarında vefat etmiştir.
    Babası İsmail'in 3 kızı vardı. Bir tane daha olunca ailenin "dördüncü" çocuğu mânâsına râbı'in müennes (dişil) kelimesi olan "râbia" ismiyle isimlendirildi. Babası geçimini zor temin eden yoksul biriydi. Fakir aile olduğu için Râbia'nm doğduğu gece evde doğum esnasında, akabinde elzem ihtiyaçlardan neredeyse hiçbiri yoktu. Bu duruma pek mahzun olan annesi üzüntüyle kocasına en azından komşularından bir miktar kandil yağı olsun alıp gelmesini ve doğan yavrucuğunun yüzünü rahat görmek arzusunu belirtti.
    Babası Allah'tan başka hiçkimseden birşey istemeyeceğine dair söz vermişti kendi kendine... Buna rağmen muhtereme zevcesini birazcık teselli için "Peki!" diyerek dışarı çıktı. Yavaş adımlarla komşu kapıya vardı. Yine aynı sessizlikle kapıya elini sürüp seri şekilde oradan uzaklaşarak eve geldi. Hanımına komşunun kapısının açılmadığını söyledi. Kundaktaki bebeğe bakan anne üzülerek ağlamaya başladı. Râbia'nm babası tam yokluğun boğucu sıkıntısı altında ızdırapVa kıvranırken hafifçe uyku bastırdı. Bu uyku diğerlerinden farklı bir güzellikteydi. Nasıl güzel olmasın ki? Rüyasındaâlemlerin fahri olan İki Cihan Serveri Hz. Muhammed Mustafa'yı görmüştü. Peygamberimiz (sav) Râbia'nın babası İsmail'e buyurdular: "Hiç üzülme ey ismail.' Senin bu kızın ümmetimden pekçok kisıve şefaat edecek inşallah! Yarın Basra Valisi Isa Zadan'a git ve de ki: "Av vali! Sen her gece Hz. Peygamber' e \üz salevaî getirirdin. Cuma gecelen hu sahıratı dört yüze çıkarırdın. Bu cuma saluvuf yetirmeyi unuttun da Hz. Peygamber bana rüyamda göründü. Dedi ki: 'Her salcvata mukabil bir altın veresin bana kendi helâl parandan!' İsmail neşeyle gözlerim açtı. Yüzünde Sevgili Peygamber'ini (sav) rüyada görmenin manevî lezzetiyle hanımına müjdeyi verdi. Ertesi gün valinin huzuruna çıktı, durumu anlattı. Vali Hz. Peygamber"in kendisini yâd etmesine pek sevindi. İsmail'i ihsanlara garken etti. Onunla beraber daha pekçok fakire cömertçe sadaka dağıtarak bu müjdeli rüyaya lâyık olduğunu ispat etti Râbia iste böyle bir ailede dünvaya gözlerini açtı.
    Fakat çile bitmiş değildi. Daha uzun zaman geçmemişti ki, çocuk denecek yaşta hem annesini, hem babasını ölümün kollarına verdi. Feridüddin At-tar'ın anlatışına göre Râbia büyümüş, henüz çok genç olduğu sırada Basra'da kıtlık olmuş, 3 kardeşiyle ekmek bulmak üzere dolaşmaya başlamıştı. 4 kız farklı ailelerin evlerine dağıldılar. Râbia'yi kötü ve zalim bin aldı. İşte bu kimsesizlik içinde Râbia'yi alan ki şi onu evine getirdi ve 6 akçe mukabilinde başkasına sattı. Onu alan adamsa fena, katı yürekliydi. Rabia'ya eziyet ediyor ve çok ağır işler gördürüyordu. Bundan sonra bir köleydi artık Râbia!

    Çok sıkıntılı günler geçirdi, zahmetler çekti ama isyan etmedi. Allah'ın takdirine razı oldu. Edebi fevkalâdeydi. Birgün karşısına bir nâmahrem, yabancı çıktı. Ondan sakınayım diye hızla giderken düşüp kolu kırıldı. Acz ve kırıklık içinde mahzun olmuş kalple Allah'a yalvardı: "Yâ Rabgi! Garip ve kimsesizim. Yetim ve öksüzüm. Köle edildim. Bir de kolum kırıldı. Lâkin ben bunların hiçbirine üzülmüyor, yalnız senin rızanı istiyorum. Benden razı olup olmadığını da bilmiyorum!" dedi. Bu sırada bir ses duydu: "Üzülme, sen âhirette meleklerin bile imreneceği bir makamda bulunacaksın" diyordu.

    Yeni efendisi yaşlı ve huzur vermez biriydi. O da dirlik vermedi Râbia'ya, Küçüklüğüne, narinliğine. zayıflığma bakmadan zor ve katlanılması güç işlere koşuyordu Râbia'yı . Fakat o sızlanmadan kendisine emredilen her işi yapıyor, geceleri de Rabbıne ibadet ederek babasınıngördüğü rüyaya uygun hayat sürmeye gasret ediyordu.

    Bir gece efendisi âdeti olmadığı bir saatte uyandı. Gördü ki, Râbia'nın penceresinden bir ışık sızıyor. "Gecenin bu vakti ayakta ne yapıyor?" diye merak uyandı. Bir yandan da içinden kızıyordu. "'Bir köle kız kandili boşu hoşuna yakıyor!" diye. Odasına vardığında ne görsün? Râbia'nın başı üstünde bir kandil, boşlukta asılı duruyor ve hafif hafif bir ışık yayıyor etrafa. Râbia da huşu içinde Rabbine dua ve niyaz ile yalvarmada: "Ey Rabbim! Bilirsin ki, her dakikamı Sana ibadete hasretmek istiyorum. Fakat efendim yaşlı ve benim hizmetime ihtiyaç duyuyor. Ben de ona hizmet etmek zorundayım. Sana gerektiği gibi ibadet edemiyorum, beni bağışla ey Rabbim!
    Efendisi Râbia'nın bu içten yakarışını duyup kandilin hiçbir destek olmadan havada asılı duruşunu görünce yaptıklarına pişman oldu. Sabah olur olmaz '' Ey Râbia! Artık hürsün. İstediğin yere gidebilirsin. Fakat burada kalırsan çok sevinirim. Şu yaşlı halimle sana hizmet ederim!" dedi. Râbia gitmeyi tercih etti ve küçük bir kulübeye yerleşti. Bütün zamanını çok sevdiği Rabbine ibadet ve niyazla geçirmeye başladı. Bundan sonra ölümüne kadar bu hâl üzre devam etti ve pek-çok insan kendisinden ibret aldı, tasavvuf yolunun güzelliklerini öğrendi.



    Genç Beyin Dergisi , sayfa 14-15



    selam ve dua ile,
    Bu mesaj en son " 15.11.07 " tarihinde saat 07:25 itibariyle student tarafından düzenlenmiştir...
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  10. #10
    Aboca adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-03-2005
    Mesajlar
    1,099
    Karizma Gücü
    0
    Herşeyin sahibi ve bilgiis Allah a aittir. Bu konuda yorum yapamam.
    Ben dünya hayatında jetskiye binen çarşafı çok sıkı savunan adamda gördüm gösterilmemesi gereken belin üstü belirirken.
    Ben bu dünyada Müslümanım deyip devleti söğüşlemekten zevk duyanlarıda gördüm.
    Evliyaların ve diğer islam alimlerinin ünvan vereni Allah'tır ben veya biz değil. Bu özellikte her insana verilmiştir, bellibir soya gerek yoktur.Kuran-ı Kerim'i örnek alsın yeter.

    bu sıfatlr milleti artık kafirliğe kadargötütür.Bir insan sizden benden daha ilimli yaratılmamıştır. Onun peşinde duracağınıza Allah'ın kitabının peşinde durun.

    arkadaşın teki konu ile alakası nedir diye sormuş ; Alakası sen ne dersen de SIFATI VEREN ALLAHTIR. ADAMIN İÇİNİ DIŞINI BİLEMEM. HERKES İYİ DİYEDE BENDE İYİ DEME. GÖRÜRÜM BİR&#199K İYİ DENEN İNSANIN NASIL HARAM YEDİĞİNİ. YUKARIDAKİ ÖRNEKLER BU DEDİKLERİME A&#199KLIK İÇİN YAZILMIŞTIR.

    Dahada anlamayana ben ne dersem boş.
    Bu mesaj en son " 15.11.07 " tarihinde saat 10:41 itibariyle Aboca tarafından düzenlenmiştir...
    Mongol, Yuan, Türk,Kazak, Çekez, Gücü,Ermeni, Rum, Arap,İngiliz, Yahudi, Fransız ne dersen de anlamı "bir"dir.Anlamı Türk'dür.Anlamı İnsandır.

    Yalan söylüyorlar, iiki doğru yanında bir yanlışıda götürüyorlarsa durumun korkmadan Bu yalancı cihana karşı.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •