• Reklam

Anket Sonuçlarını Görüntüle: Sizce Ülkemizde Nükleer Ve Biyolojik Bomba Çalışmaları Yapılıyor mu?

Kullanılan Oy Sayısı
9. Bu ankette üye olarak oy kullanabilirsiniz. Üye olmak için tıklayınız.
  • a)kesinlikle yapılıyor

    4 44.44%
  • b)teknolojimiz var ama yapacak adam yok

    1 11.11%
  • c)dış baskılar yüzünden pancar bile üretemiyoruz!

    4 44.44%
  • d)ne gerek var para bol, satın alırız!

    0 0%
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    20-11-2007
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0

    Tartışma "BOMBA MERKEZİ"(karşı koymak için;önce bilmek gerekir)

    Arkadaşlar merhaba;

    Öncelikle; Bilimsel-Teknolojik Araştırmalar ve Haberler başlığı altında konu açan arkadaşları tebrik ederim, çok muhteşem paylaşımlar gördüm özellikle ASELSAN'ınımızın icat ettiği o mükemmel makinalar göğsümü kabarttı doğrusu.

    Arkadaşlar bu konuyu açmamda ki amacım; Gelişen ve değişen Dünyanın artık muhtemel bir savaşta kabusu olacak olan bomba ve füze vs. sistemlerinin nerede, kimler tarafından ne amaçla üretildiklerini saptamak ve nitelikleri hakkında bilgilenmek- bilgilendirmektir.

    İşte İlk Konumuz;Kıyametin Ayak Sesi ATOM BOMBASI

    Atom bombası, patlamanın kontrolsüz çekirdek tepkimesi yoluyla sağlandığı bomba modelidir. Çekirdek tepkimesi zincirleme ve çok hızlı gerçekleştiğinden ortaya devasa bir enerji açığa çıkar ve bu da patlama ve beraberinde şok dalgası yaratır.

    Fizyon tipi çekirdek tepkimesine dayalı atom bombalarında yüksek zenginlikte (saflıkta) Uranyum (235U) veya Plütonyum (239Pu) kullanılılır. Günümüzde üretilen bombalar daha çok plütonyum içeriklidir. Bu yüksek zenginlikte malzeme, zenginleştirme tesislerinden ya da nükleer reaktörlerden elde edilmektedir.

    Zincirleme çekirdek tepkimesinin gerçekleşmesi için, ortamın kritik adı verilen seviyede ya da üstünde olması gerekmektedir. Bunun için de belli miktarda ki kütlenin belli bir hacimde olması gereklidir. Bu gereken en az kütleye kritik kütle, hacime de kritik hacim denir. Atom bombalarına kritik kütle sağlanacak miktarda malzeme konur fakat bu malzeme öyle bir dağınık yerleştirilir ki, kritik hacim şartı sağlanamaz ve bu sayede bomba beklerken ya da taşınırken tamamen güvenli bir şekilde durur.

    Atom bombasında patlamanın gerçekleşmesi için nükleer malzeme dışında iki ayrı önemli bölüm daha vardır. Bunlardan biri tetiklemeyi yapacak olan fünye diyebileceğimiz parçadır. Genelde dinamit kullanılır. Bombanın patlaması için bu az miktardaki dinamit ilk olarak patlar ve patlamanın etkisi ile dağınık nükleer malzeme bir ayara gelerek kritik hacme ulaşır. İkincisi ise nötron kaynağıdır. Artık kritik kütlede ve hacimde olan malzemede zincirleme çekirdek tepkimesini bu nötron kaynağından çıkan nötronlar başlatır ve bundan sonrası kontrolsüz bir biçimde devam eder ve patlama gerçekleşir. 1945 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin attığı bombalar Japonya'yı neredeyse yok etmiştir. Termonükleer bombanın bulunmasından sonra atom bombası taktik silahı olmuştur. Nükleer silahların üretimine başlanmasına neden olmuştur. İlk olarak Nazi Almanya'sına atılacaktı. Ama savaşta Almanya yenilince Japonya'ya atıldı

    İkinci Dünya Savaşı sırasında, Manhattan Projesi adıyla, ilk çalışmalar başladı. 1942 yılında ABD'nin New Mexico eyaletindeki Los Alamos bölgesinde gizlice bir grup ünlü bilimadamı toplandı. Robert J. Oppenheimer öncülüğünde 3 yıl çalıştıktan sonra ilk bombayı yapmaya başardılar. Aynı esnada Tennessee eyaletinin Oak Ridge kasabasında gizli bir üs daha kuruldu. Burada da patlayacak zengin malzemenin üretimi çalışmaları başladı.


    Julius Robert Oppenheimer (d. 22 Nisan 1904, ö. 18 Şubat 1967), ABD'li fizikçi. 2. Dünya Savaşı sırasında nükleer silah üretmek için başlatılan Manhattan Projesinin bilimsel başkanı. Atom bombasının babası olarak da tanınır.

    İlk atom bombasının denemesi 16 Temmuz 1945 günü Meksika sınırına yakın Alamogordo çölünde gerçekleştirildi. "Trinity" kod adlı bu denemede patlamanın şiddeti inanılmazdı. Hesaplanan patlama 16 bin ton dinamitin patlamasına eşdeğerdi ve o güne kadarki bombalardan çok daha şiddetliydi. Bu başarının üzerine atom bombasının Japonya’nın iki önemli şehrinde kullanılması kararlaştırıldı.

    6 Ağustos 1945 sabahı ilk atom bombası Enola Gay isimli bir bombardıman uçağı ile Hiroşima’ya atıldı. 3 gün sonra, 9 Ağustos 1945 günü ise ikinci atom bombası, Bockscar isimli uçaktan Nagasaki'ye atıldı. Bu iki bomba, patlama, ısı, radyasyon gibi etkileri ile, 100 bin üzerinde insanı öldürdü. Amerika bombalamaya devam edeceğini açıklayınca, 15 Ağustos'ta Japonya teslim oldu.

    Bu tarihten sonra çeşitli ülkeler de atom bombası yapmaya başladılar.Bu ülkelerin içinde olduğumuzu düşünmekteyim.Gerekliliğinede inanıyorum.


    Atom Bombası

    ...ve dünyaya nükleer füze nutukları çeken ABD' nim yaptıkları;


    Atom Bombası Nagasaki 1945


    Hiroşima çöle dönerken


    yorumsuz!..

    Atom Bombası Nasıl Yapılır?


    Nükleer silahlar nükleer enerjinin, büyük miktarlarda ve ani denilebilecek kısa sürelerde, kontrolsüz şekilde üretimine dayalıdır.Nükleer enerjiyse, çekirdek parçalanması (fisyon), ya da çekirdek birleşmesi (füzyon) yoluyla elde edilir. Fisyon olayında, örneğin U-235 gibi bir çekirdek, nötron bombardımanına tabi tutulduğunda, bir nötron tutarak parçalanır ve 2 ya da 3 nötron çıkarır.Böyle çekirdeklerin, parçalanabilir yada ‘’fisil’’ olduğu söylenir.Açığa çıkan nötronlardan bazıları, ortamın dışına kaçarak ya da ilgisiz çekirdekler tarafından yutularak ‘ziyan’ olurken, bazıları diğer U-235 çekirdeklerine çapıp yeni fisyonlara yol açar.

    Eğer bir uranyum kütlesinde ortalama olarak, fisyona yol açan her nötron başına açığa çıkan nötronların; ‘birden fazlası, biri ya da birden azı’ tekrar fisyona yol açabiliyorsa, o uranyum kütlesinin ‘süperkritik, kritik ya da alt kritik’ olduğu söylenir.Geometrisine ve kimyasal bileşimine bağlı olarak, olası en küçük kritik kütle 7-8 kg düzeyindedir.Uygun bir şekilde hazırlanması gereken böyle bir kütlede, her fisyon bir yenisine yol açar ve ‘zincirleme reaksiyon’ aynı düzeyde devam eder.

    Süperkritik bir kütledeyse, her fisyon birden fazla yenisine yol açtığından, fisyonların sayısı çığ gibi artar.Büyüyen bir ‘zincirleme reaksiyon’ oluşur ve fisyon başına açığa, 200 milyon elektronvolt enerji çıkar.Kömürün yanmasından elde edilen enerjiyse, karbon atomu başına 4 elektronvolt kadar.Dolayısıyla 1 gram U-235’in fisyonu, 2,5 ton kömüre eşdeğer.



    Fakat doğada bulunan uranyumun, sadece %0.71 kadarı U-235’ten, kalanıysa, parçalanmayan bir izotop olan U-238’den oluşur.Dolayısıyla doğal uranyumdaki 235 bileşeninin, hele bomba yapılmak isteniyorsa, % 90’lar düzeyinde zenginleştirilmesi gerekiyor. Zenginleştirme yöntemlerinden birisi, ‘gaz difüzyonu’ yöntemi.Normal şartlar altında metal olan uranyum, UF6 gazı haline getirilir ve bir kabın, aralarında gözenekli bir zar bulunan iki bölmesinden birine konup, yüksek basınç altında sıkıştırılır.Gaz moleküllerinden U-235 içerenler, diğerlerine göre daha hafif olduklarından, herhangi bir sıcaklıkta daha hızlı hareket eder ve zarın diğer tarafına sızmakta daha başarılı olurlar.Dolayısıyla diğer bölmedeki U-235’li molekül konsantrayonu, az biraz artar.Kayda değer bir zenginleştirme için bu sürecin binlerce kez tekrarlanması, böylesine kaplardan binlercesinin art arda kullanılması gerekir.Böyle bir tesiste, yılda tonlarca zenginleştirilmiş uranyum üretilebilir.Fakat basınçlamanın gerektirdiği güç binlerce MW, kap sisteminin tesis maliyeti milyar dolar düzeyindedir.Oysa, bir nükleer bombanın yapımı için onlarca kilogram zengin uranyum gerekir.Zengin uranyumu az miktarlarda elde etmenin daha ucuz yolları vardır.
    Nükleer Bomba Şeması:

    şekil : Yukarıda çekirdeğe yerleştrilen maddelere dikkat edin!


    şekil 2.
    Bir başka zenginleştirme yöntemi, uranyum izotoplarının, aynı frekanstaki lazer atımları karşısında verdikleri farklı tepkiye dayanır.Buysa zahmetli ve yavaş çalışan bir yöntem. Malzemeyi küçük miktarlarda ve yavaş yavaş elde etmenin bir diğer yolu, uranyum izotoplarını iyonlanlaştırıp bir manyetik alanın üzerinden geçirmek.Aynı hızla hareket etmekte olan iyonlar manyetik alanldan geçerken, daha ağır olanlar daha küçük, hafif olanlarsa daha büyük yarıçaplı daireler üzerinden saptırılır ve karşıdaki bir ‘’ toplayıcı levha’ nın farklı yerlerine düşerler.Bu, fakirin zenginleştirme yöntemidir.Ancak sabır gerektirir.Çünkü gün boyunca hedef levhasında, gram düzeyinde az ürün birikir.

    Parçalanmaya yakın bir diğer ‘fisil’ çekirdekse, Pu-239 izotopu.Ancak, pülütonyum doğal bie element değil.Nükleer reaktörlerde, U-238 izotopunun bir nötron yuttuktan sonra bozunması sonucu oluşur.Farklı bir element olduğundan, uranyumdan kimyasal yöntemlerle ayrıştırılabilir ve zenginleştirme işlemi gerektirmez.Fakat eldesi için, hazırda çalışan bir nükleer reaktörün bulunması ve yakıtına uygun zamanlamalarda müdahale edilmesi gerekir.Halbuki, bomba malzemesi olarak zenginleştirilmiş uranyum ya da plütonyum elde etmenin en kestirme yolu, bu malzemeyi, nükleer santralarla hizmet veren yakıt işleme tesislerinden almak ya da çalmak.





    Prof. Dr.Vural Altın / Bilim ve Teknik -Sayı:423-Şubat 2003
    *********************************************************************

    KONU 2.

    Hidrojen bombası

    Kontrol edilemeyen termonükleer enerji sağlayabilen yokedici nükleer silah.

    Hidrojen bombasının ürkütücü boyutlardaki patlama gücü, hidrojen atomlarının birleşerek helyum atomlarına dönüştüğü termonükleer tepkimeden doğar. Bir başka deyişle, hidrojen bombasının patlaması bir çekirdek kaynaşması ya da birleşmesidir (füzyon). Oysa atom bombasınınki bir çekirdek bölünmesidir (fisyon).

    Atom bombasının aksine fisyon değil füzyon reaksiyonu esasına dayalıdır. Füzyon reaksiyonunu başlatmak için gerekli ateşleme, sıcaklık küçük bir atom bombasını patlatmak suretiyle sağlanır. Ancak reaksiyon çok kısa bir sürede olduğundan, bomba maddesi buharlaştığı için toplam maddenin yalnızca bir kısmı füzyona uğrar. Füzyona uğrayan madde bir uranyum kılıfı içine alınacak olursa, bu iki bakımdan yarar sağlar:

    * Uranyumun ağır bir metal olması ve buharlaşma sıcaklıklığının çok yüksek olması termonükleer enerjinin daha uzun sürmesini sağlar.
    * Füzyondan meydana gelen nötronlar uranyumun fisyonuna sebep olacağından patlamadan açığa çıkacak enerji daha da artmış olur.

    Küçük atom bombalarına ihtiyaç duyan hidrojen bombalarına temiz, büyük atom bombalarına ihtiyaç duyanlara ise kirli bomba denir.

    Termonükleer reaksiyonlar için gerekli ısının kimyasal patlayıcı maddeler ile sağlanması düşünülmüştür. Bu durumda deklanşör görevini gören atom bombasına gerek kalmayacak ve radyoaktivitesi de ortadan kalkmış olacaktır.

    Termonükleer ürünlerden hiçbiri radyoaktif değildir. Sadece trityum zayıf bir radyoaktivite gösterir. O halde hidrojen bombasının radyoaktif etkisi yoktur, ancak bu bombayı ateşlemek için kullanılan atom bombasından gelen etki vardır. Oldukça küçük deklanşör atom bombaları kullanan hidrojen bombalarında bu etki azdır.


    Not: Amerika Birleşik Devletleri 1952 yılında atom bombasını gölgeleyecek kadar göçlü enerji açığa çıkaran hidrojen bombasını icat etti.İlk hidrojen bombası 1954 yılında Büyük Okyanus’taki Marshall Adaları’na atılarak ABD tarafından denenmiştir.Tahribatı ürkütücü boyutlardadır.



    Fisil malzeme elde edildikten sonra bomba yapması, görece kolay bir iş. İlkel bir nükleer bomba, bir araya geldiklerinde süperkritik olacak olan iki altkritik uranyum kütlesini bir topun namlusuna yerleştirip, birini diğerine doğru ateşlemekle yapılabilir.Sonuç, büyük bir patlamaya yol açan süperkritik bir kütledir ve açığa çıkan toplam enerjiye ‘bombanın verimi’ denir.Hiroşima’ya atılmış olan bomba böyle bie düzenekten oluşmuştur.Ancak ‘top tipi bomba’ fazla uranyum gerektirir; ağır ve hantal, hem de düşük verimlidir.Bir diğer yöntem; süperkritik bir fisil malzeme küresinin etrafına güçlü patlayıcılar yerleştirip, bu patlayıcıları fevkalade simetrik bir eşzamanlı biçimde patlatarak, küreyi homojen bir şekilde, çok daha süperkritik küçük bir küreye ‘göçertmek’.Bu tip bir ‘göçertme aygıtı’nda, Pu-239 tercih edilmekle birlikte, U-235 de kullanılabilir.Yöntemin, fisil malzeme sağlamadan sonraki en zor tarafı, patlamaların eş zamanlılığını sağlayan elektronik devre elemanlarının yapımı ya da ele geçirilmesi.Fakat zahmetine de değer: Bomba küçük, verimi yüksek olur.

    F&#252;zyon olayıysa, hidrojen ya da hidrojenin izotopları olan döteryum ve trityum çekirdeklerinin birleşmesine dayalıdır.Bu çekirdeklerin kaynaşması, birim ağırlık başına fisyondan bile daha fazla enerji açığa çıkarır.O kadar ki, 1 gram hidrojen yaklaşık 50 ton köm&#252;re eşdeğerdir.Ancak, çekirdeklerin kaynaştırılabilmeleri için, çok y&#252;ksek hızlarla çarpıştırılmaları gerekirYeterince y&#252;ksek sıcaklıktaki hidrojen gazında, her bir yöne doğru hareket etmekte olan atomlar, yeterince y&#252;ksek sıcaklıktaki hidrojen gazında, her bir yöne doğru hareket etmekte olan atomlar, yeterince y&#252;ksek hızlarla çarpışıp kaynaşabilirler. Nitekim, g&#252;neşin merkezindeki sıcaklık 15 milyon dereceyi buluyor ve buradaki hidrojen çekirdekleri, y&#252;ksek basıncında yardımıyla f&#252;zyona uğrayarak, g&#252;neşe ışıdığı enerjiyi sağlıyorlar.Ancak, yery&#252;z&#252;nde basınç çok daha d&#252;ş&#252;k olduğundan, hidrojenin f&#252;zyonu için gereken sıcaklık çok daha y&#252;ksek ve 100 milyon derecenin &#252;st&#252;ne çıkılması gerekiyor.Bu y&#252;zden <<hidrojen bombası>>nın yapımında, f&#252;zyonu biraz daha kolay olan döteryumla trityum tercih edilir.Döteryum normal sudaki hidrojen atomları arasında, 1/66 oranında bulunuyor ve fiziko kimyasal yöntemlerle ayrıştırılabiliyor.



    Trityum’sa Li-6 (lityum) izotopunun nötron bombardımanına tabi tutularak, helyum ve trityuma parçalanmasıyla elde edilebilir.Ancak tirtyum; normal şartlar altında uçucu, kaçıcı bir gaz.Hem de, görece kısa bir yarılanma ömr&#252;yle kendiliğinden bozunuyor.Dolayısıyla, önceden &#252;retilip saklanması yerine, kullanımının hemen öncesinde ve sırasında &#252;retimi tercih ediliyor.Bu amaçla döteryum lityum’la karıştırılır ve her ikisi birlikte, strofor ambalaj malzemesiyle kaplanır.Patlama anı geldiğinde, lityum nötron bombardımanına tabi tutularak trityum &#252;retilir, bu trityumlar da, içerdeki döteryumlarla çarpışıp f&#252;zyona yol açarlar.Ancak ; lityumun bombardımanı için nötronlar, f&#252;zyon için de y&#252;ksek sıcaklıklar gerekir.Bunlarsa ‘birincil’ denilen bir uranyum ya da Pl&#252;tonyum bombasının patlatılmasıyla elde edilir.Bu bombanın &#252;rettiği ısınma etkisi, yani termal şok, görece yavaş yayılır ve f&#252;zyon d&#252;zeneğine ulaşana kadar , d&#252;zeneğin dağılması olasılığı belirir.Halbuki, yayınlanan gama ışınları ışık hızıyla hareket eder. Ve strafor bunları emerek, içindeki karışımın ısınmasını sağlar.Bir yandan da, birincil bombanın basınç şoku f&#252;zyon karışımını dışardan ve her yandan homejen bir şekilde sıkıştırır, yaydığı nötronlar lityumu parçalayıp trityum açığa çıkarırlar.Karışımın sıcaklığı 100 milyon derecenin &#252;st&#252;ne çıktığında , ‘ikincil’ f&#252;zyon bombası devreye girmiştir.

    Nötron bombası, k&#252;ç&#252;k bir hidrojen bombasıdır.Diğer n&#252;kleer silahlardan farkı, asıl öld&#252;r&#252;c&#252; etkisinin, yaydığı nötronların yol açtığı radyasyon hasarından kaynaklanıyor olması.Bu özelliğiyle, ‘g&#252;çlendirilmiş radyasyon silahı’ olarakta adlandırılır.Patlamasının yol açacağı basınç ve ısı etkisi d&#252;ş&#252;k olacak şekilde tasarlandığından, civardaki binalar ve sanayi tesisleri gibi fiziksel yapılar, patlamadan daha az etkilenir.&#214;te yandan, nötronlar fazla uzaklara yayılamadığından, bu silahın öld&#252;r&#252;c&#252; menzili ötekilere göre kısa.

    Bunlar bazı malzemelerin reel örnekleri



    ****************************************************************************
    KONU 3.
    CRUİSE F&#220;ZELERİ


    Sovyetler Biriliği'nin ilk Cruise f&#252;zesi AS-1 Kennel

    Cruise F&#252;zesi uçuş s&#252;resinin tamamında veya b&#252;y&#252;k bir kısmında normal bir uçak gibi uçan ancak pilotu olmayan g&#252;d&#252;ml&#252; silah sistemlerine verilen genel bir isimdir. Cruise
    f&#252;zelerini oldukça eski bir geçmişleri vardır, kolay yapımları, diğer f&#252;ze sistemlerine nazaran daha ucuz olmaları ve değişik yerlerden, havadan, karadan ve denizden fırlatılabilmeleri onları cazip hale getirmiştir.

    ABD arsenalinde bug&#252;n 2000 kilometre mesafeden hedefe fırlatılabilen ve hedefi birkaç metre hatayla vurduğu iddia edilen Cruise f&#252;zeleri mevcuttur.

    Askeri amaçla kullanılan ilk Cruise f&#252;zesi 2. D&#252;nya Savaşında Almanya'nın Londra'yı bombardıman için kullandıkları V-1 uçan bombalardır. V-1'ler karadan, açılı bir platform &#252;zerinden bir roket motoru (RATO) yardımıyla fırlatılmakta, fırlatma tamamlandıktan sonra V-1 uçuşa geçince ramjet ana motoru devreye girmekte ve roket motoru otomatik olarak d&#252;şmektedir. Bundan sonra V-1 bir uçak gibi hedefine doğru yoluna devam etmektedir. O zamanki teknoloji bug&#252;n&#252;n elektronik teknolojisinin çok gerisinde olduğu, örneğin uydu bağlantılı GPS sistemleri hen&#252;z gelişmediği veya keşfedilmediği için V-1'ler yere çok yakın ve arazi d&#252;şey kesitine paralel bir şekilde uçma olanağına sahip değildi. Bu nedenle y&#252;kseklerde uçan Hawker Typhoon ve Gloster Meteor gibi hızlı av uçakları tarafından kolayca yakalanıyorlardı.

    2. D&#252;nya Savaşının Pasifik Cephesinde sona ermesi atom bombasının Amerikan B-29'u Enola Gay tarafından Hiroshima'ya ve daha sonra da Nagasaki'ye atılması sonucu m&#252;mk&#252;n olmuştur. Bu olayın neticesi harbin b&#252;t&#252;n galipleri dikkatlerini n&#252;kleer silahlara ve bunu d&#252;şman &#252;zerine gönderebilecek uzun menzilli balistik sistemlere çevirmişlerdir.

    1950-60 arası:

    1950'li yılların ortalarına gelindiğinde kıtalararası (ICBM) balistik f&#252;zeler hen&#252;z emekleme seviyesindeydi. USAF'ın orta menzilli (IRBM) f&#252;zeleri olan Jupiter ve Thor hen&#252;z devreye girmemişti. Sovyetler Birliği�nde de durum aynıydı. SS-6 ancak 1960'da hizmete girebilmiştir. Hakiki manadaki ilk kıtalararası Sovyet f&#252;zesi olan SS-7'nin &#252;retimine 1956�da karar verilmiş olmasına rağmen deneyler 1960'a kadar devam etmiş, servise girişi ise bunu takip eden yıllarda olmuştur.

    Uzun menzilli bombardıman uçakları ile n&#252;kleer bombaların taşınabilme olanağı vardı ve b&#252;t&#252;n s&#252;per g&#252;çler bu olanağı zaten kullanıyordu. Sovyetler'in Tu-95 ve Tu-16'sı, USAF'ın B-36'sı, B-47'si ve hatta 1956'da devreye giren B-52'si bu uçaklar arasında sayılabilir. Ancak bombardıman uçaklarının av-önleme uçakları tarafından havada önlenebilme ve imha edilebilme, hava alanlarının da daha önceden tahrip edilebilme olanağı olduğundan n&#252;kleer başlıkları daha g&#252;venli bir şekilde, atmosfer dışından parabolik bir trajektoride taşıyabilecek çok kademeli kıtalar arası f&#252;zelere ihtiyaç vardı. Ancak bu talebin 1960'lı yıllardan önce karşılanamayacağı ortadaydı. O zaman ne yapılmalıydı? Tek çıkış yolu bir ara çöz&#252;m bulunmasındaydı. Balistik f&#252;zeler devreye girene kadar aradaki boşluğun o g&#252;n&#252;n oldukça gelişmiş jet teknolojisini kullanan Cruise f&#252;zeleri ile kapatılması yoluna gidildi. Amerikalı'ların geliştirdiği uzun menzilli, satıhtan fırlatılabilen RGM-6 Regulus , MGM-13 Mace ve MGM-61 Matador f&#252;zeleri bu uygulamanın en önde gelen örneklerindendir. Sovyetler'in MiG-15'den geliştirdikleri AS-1 Kennel , AS-2 (Kh-20) ve AS-3 (Kh-20) de bu uygulamanın havadan kara hedeflerine fırlatılan belirgin örnekleridir. Satıhtan satıha atılanlar arasında da SS-N-3 Sepal sayılabilir.

    Tabii bu uygulamanın en b&#252;y&#252;k mahsuru, bu f&#252;zelerin daima devamlı gelişmekte olan hızlı av-önleme uçaklarının tehdidi altında olmalarıydı. Radara kolayca yakalanıyorlar ve hemen önleme uçakları önlerine çıkıyordu. Bu nedenlerle balistik kıtalar arası (ICBM) ve orta menzilli (IRBM) f&#252;zeler devreye girince bu ikinci kuşak diyebileceğimiz Cruise f&#252;zeleri devre dışı bırakıldı.

    Ancak geçen zaman içinde bir taraftan anti-balistik f&#252;ze sistemleri geliştirilmeye başlandı diğer yandan da n&#252;kleer silahların terk edilmesi için uluslar arası andlaşmalar imzalandı ve balistik f&#252;zeler imha edilmeye başladı. Kalan f&#252;zeler de konvensiyonel silah sistemlerini taşımak için çok pahalı elemanlardı. Bu nedenlerde tekrar Cruise f&#252;zelerine bir geri dön&#252;ş başladı; ancak bu sefer gelişen teknolojinin ışığı altında.



    Yeni Dönem Cruise f&#252;zeleri: Bug&#252;n en az oniki &#252;lke cruise f&#252;zesi &#252;retmekte ve ihraç etmektedir. Kullanıcıların sayısı ise bilinmemektedir. Bu f&#252;zeler uzun menzilli havadan-karaya, karadan-karaya f&#252;zelerden kısa veya orta menzilli gemi-savar f&#252;zelere kadar b&#252;y&#252;k çeşitlilik göstermektedir. Bunlardan bazılarını saymak gerekirse İngiliz yapımı Sea Eagle, &#199;in yapımı Silkworm, Fransız Exocet, Alman Kormoran, İsrail Gabriel, İtalyan Otomat, Norveç Penguin, İsveç RBS-15 ve ABD yapımı Harpoon, BGM-109 Typhoon, AGM-69 ALCM Cruise f&#252;zeleri sayılabilir. Sovyetler Birliği/Rus Federatif Cumhuriyeti�nin &#252;rettiği Cruise f&#252;zeleri ise daha b&#252;y&#252;k bir çeşitlilik göstermektedir. AS-16 (Kh-15), AS-16 (Kh-55), AS-5 (KSR-2) ve AS-4 (Kh-22) havadan atılan, SS-N-9 , SS-N-12 , SS-N-19 denizden, satıhtan veya denizaltından fırlatılan f&#252;zeler sayılabilir.



    �Cruise� f&#252;zesi nasıl çalışır:

    �Cruise� f&#252;zelerinin çalışma sistemleri tipler arasında benzerlik göstermekle beraber daha spesifik olabilmek için bug&#252;nlerde g&#252;ndemde olan, USN tarafından gemilerden fırlatılan, BGM-109 �Tomahawk� f&#252;zeleri ile USAF�ın B-52H�lardan fırlattığı AGM-86 ALCM�ler esas alınmıştır.

    Denizden fırlatılan Tomahawk f&#252;zeleri destroyerlerden, kruvazörlerden ve denizaltılardan fırlatılmaktadır. Bu f&#252;zeler USAF'ın havadan atılan f&#252;zeleri ile ilk hareket açısından farklılık göstermekle birlikte aralarında b&#252;y&#252;k benzerlik bulunmaktadır. Her iki tip te ilk fırlatma işlemi için metal bir gömlek içine alınmış bulunmaktadır. Gemiden fırlatılanlar ilk hareketi roket motoru ile almakta, bunun hemen akabinde gömlek parçalanıp kuyruk kanatçıkları ortaya çıkarap f&#252;zeyi kontrol altına almaktadır. Roket motorunun çalışma s&#252;resi yalnız oniki saniyedir. Bu s&#252;re içinde kuyruk kumanda kanatlarına ilaveten ana kanatlar açılmakta ve F-107 turbofan motoru devreye girmektedir.


    Denizaltından fırlatılan bir Tomahawk

    Deniz altından fırlatılan Tomahawk'ların tek farkı daha kalın bir zırha sahip olmaları ve bunun neticesi 36 kilo daha ağır olmalarıdır. Fırlatma işlemi bir torpido kovanından su jeti vasıtasıyla yapılmakta, roket su sathına gelir gelmez roket motoru devreye girmektedir. Bundan sonraki işlemler satıhtan fırlatılan Tomahawk'larla benzerlik göstermektedir.

    Havadan atılan AGM-86'larda ise f&#252;ze daha B-52H'ın kanat altındaki pilonu veya gövde içindeki yuvasını terkederken turbofan motoru çalışmaya başlamakta, f&#252;ze gövdeden ayrıldıktan sonra ana kanatlar açılarak kontrollu uçuşa geçmektedir.

    G&#252;n&#252;m&#252;z&#252;n modern ABD menşeili Cruise f&#252;zeleri GPS yer belirleme ve yön bulma sistemleri, TERCOM arazi konturlarına uyum sağlıyan sistemler ve DSMAC dijital gör&#252;nt&#252;l&#252; arazi uyumu sistemleri ile donatılmıştır. Daha önceki, örneğin Körfez Savaşı'nda kullanılan Cruise f&#252;zeleri GPS yerine ataletsel belirme sistemi olan IPS'leri kullanıyorlardı.

    GPS sistemi uydular ile haberleşme neticesi f&#252;zenin yerk&#252;re &#252;zerindeki konumunu sağlamaya, rotasını tanzim etmeye ve d&#252;zeltmeye yarayan bir sistemdir. Bu sistemin işlemesi için fırlatıcı araç, uydu ve Cruise f&#252;zesi arasında bir haberleşmeye (communications) ihtiyaç vardır.

    TERCOM sistemi ise aşağı bakan bir radar gibi çalışarak arazi konturlarını takip eder, uçuş g&#252;zergahındaki arazinin d&#252;şey kesitlerini çıkararak f&#252;ze bilgisayarına aktarır. Aktarılan bu bilgiler daha önce f&#252;ze bilgisayarına y&#252;klenmiş olan &#252;ç boyutlu arazi haritasıyla karşılaştırılır, gerekirse g&#252;zergah d&#252;zeltilir veya f&#252;ze planlanan irtifadan ve g&#252;zergahtan uçmaya devam eder. Bu irtifa zaman zaman 15-20 metreye kadar inmektedir.

    Yeni Cruise f&#252;zelerinin burunlarına dijital bir kamera yerleştirilmiş bulunmaktadır. Bu kamera DSMAC denen bir sisteme bağlıdır ve tespit edilen dijital gör&#252;nt&#252; ile arazi korelasyonunu sağlar, sonuçta hedefin belirlenmesini temin eder. Ancak gör&#252;nen hedef daha önce bilgisayara y&#252;klenmiş olan bir data olup bina o anda terk edilmiş olabilir. Bu özellik en son nesil Cruise f&#252;zesi olan AGM-129�larda yok edilmeye çalışılmaktadır.

    ABD'nin Cruise f&#252;zeleri:

    ABD'nin elindeki modern Cruise f&#252;zeleri &#252;ç ana tipten oluşmaktadır.

    1. GLCM: Ground Launched Cruise Missile- Y&#252;zeyden Fırlatılan Cruise F&#252;zesi
    2. ALCM: Air Launched Cruise Missile: Havadan Fırlatılan Cruise F&#252;zesi
    3. SLCM : Surface Launched Cruise Missile: Y&#252;zeyden Fırlatılan Cruise F&#252;zesi

    Donanmanın elindekilerin tamamı SLCM kategorisine girmektedir. Tomahawk olarak adlandırılan bu Cruise f&#252;zeleri dört ana modelden oluşmaktadır.

    1. BGM-109A......................................... Kara taarruz, n&#252;kleer başlık taşıyabilir
    2. BGM-109B (RGM-109B).................. Gemilere karşı
    3. BGM-109C (RGM-109C)................. Kara taarruz, konvensiyonel başlık
    4. BGM-109D (RGM-109D)................. Kara taarruz, konvensiyonel çoklu başlık (cluster munition)



    Yukarıdaki Tomahawk f&#252;zelerinin tamamı iki varyant halinde &#252;retilmişlerdir: Y&#252;zeyden ateşlenebilenler, denizaltından ateşlenebilenler.

    Hava Kuvvetlerinin elindeki Cruise f&#252;zeleri ise ALCM ve bunun geliştirilmiş modeli olan ACM (Advanced Cruise Missile- Gelişmiş Cruise F&#252;zesi) versiyonlarından oluşmaktadır ve aşağıdaki modelleri içermektedir.

    1. AGM-86B....................................... N&#252;kleer başlıklı

    2. AGM-86C....................................... Konvensiyonel başlıklı

    3. AGM-86D....................................... Konvensiyonel başlıklı, AGM-86C�nin geliştirilmiş modeli

    4. AGM-129........................................ N&#252;kleer veya konvensiyonel başlıklı, Radara gör&#252;nmeyen (Stealth)

    Bunlardan ilk &#252;ç model ALCM, sonuncusu ise ACM olarak sınıflandırılmaktadır. Bunların tamamı B-52H'lar tarafından 6'sı kanat altında ve 14'&#252; gövde içinde olmak &#252;zere taşınabilmektedir. B-2'ler de AGM-86D ve AGM-129 taşıyacak tarzda modifiye edilmişlerdir.

    Tomahawk ve ALCM Cruise f&#252;zelerinin spesifikasyonları:

    Tomahawk f&#252;zelerinin maliyeti 600.000 ila 1.000.000 ABD Doları arasında değişmektedir. Boş ağırlığı 1588 kilogram olan bu f&#252;ze 452 kilogram konvensiyonel silah başlığı taşıyabilmektedir. Menzili 1600 kilometrenin &#252;zerinde olup uzunluğu 5.56 metre, kanat açıklığı ise 2.67 metredir.

    S&#252;ratleri: ABD yapısı olan AGM-86'lar ve "Tomahawk"ların hızı y&#252;ksek subsonik hızdır. Yani modeline göre 550-600 mil/saat (880-960 km/saat) arasıdır.
    Şu an hizmette olan Rus yapımı cruise f&#252;zelerinin s&#252;ratleri ise s&#252;personik veya y&#252;ksek supersonik hızdır. &#214;rneğin SS-N-12 nin hızı 2.5 Mach (2750 km/saat)dir.


    Tomahawk detayları

    B-52H'ların taşıdığı AGM-86'ların ise maliyetleri yaklaşık 600.000 ABD Doları civarındadır, maşallah!.. 1469 kilogram boş ağırlığı olan bu f&#252;zeler 678 ila 1356 kilogram konvensiyonel savaş başlığı taşıyabilmektedir. Menzilleri de taşıdığı başlığa bağlı olarak 1000 kilometre civarında değişmektedir.

    Detonasyon (patlatıcı) sistemleri ise:
    ABD'nin konvensiyonel başlıklı "Cruise" f&#252;zeleri çarpma patlamalı başlıklara sahiptir. Bu başlıklar iki tiptir; parça tesirli başlık ve delici başlık. N&#252;kleer başlıklı olanlar ise hedefin &#252;zerinde belirli bir y&#252;kseklikte "proximity fuse" veya benzeri bir sistemle patlar.

    Cruise f&#252;zelerine karşı önlem nasıldır:
    Cruise f&#252;zelerine karşı önlemler, çok alçaktan uçabilen uçaklara karşı alınan önlemlerle aynıdır. Tomahawk ve AGM-86 gibi Cruise f&#252;zeleri hedefe çok alçaktan uçarak gelmekte, belirli bir yakınlığa yaklaşınca da y&#252;kselmekte ve bilahare pike yaparak hedefe dalışa geçmektedir. Yakalanabileceği en uygun an bu andır. Bu anda uçaksavar ateşi ve kısa menzilli SA (yerden havaya) f&#252;zeler ile vurulabilir. Diğer bir önlem de Rusya'nın elindeki MiG-25 ve özellikle bu iş için geliştirilmiş MiG-31'lerdir. MiG-31'lerin dörd&#252; birarada uçtuğu taktirde 800 kilometrelik bir cepheyi her y&#252;kseklikte radar ile tarayabilmekte ve hareketli b&#252;t&#252;n uçar nesneleri tespit edebilmektedir. Arkasından da roket veya top saldırısı ile tahrip edebilme yeteneğine sahiptir. ABD yapımı F-15C/D ve F-16'ların Block 42 ve 50'leri de bu yeteneğe sahiptir. Ama yine binlerce kilometrelik bir cephede bu iş oldukça zordur. Hele saldırganın elinde hava &#252;st&#252;nl&#252;ğ&#252; varsa.



    &#199;abalarından dolayı Mehmet H. SEVEL'e teşekk&#252;rler
    Bu mesaj en son " 09.12.07 " tarihinde saat 02:13 itibariyle sergerdan tarafından düzenlenmiştir...

  2. #2
    scream4_29 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    311
    Karizma Gücü
    0
    g&#252;zel bir konu olmuş sergerdan... bakalım diğer arkadaşlar ne diyecek... ben şıkkını seçtim... bence yapılıyor...

    Türk milletinin tabiat ve âdetlerine en uygun olan idare Cumhuriyet idaresidir.
    1924 M.Kemal ATATÜRK



    Bir Türk, Dünya'ya Bedeldir... Şehitlere...

    Aşağıda adı geçen kullanıcılar, Forumda'ki Fethullahcılardır... Kendilerini iyi deşifre ediyorlar. Biraz daha beklesem belki birkaç kişi daha düşerdi ama bunlar da yeter, ya da geldikçe eklerim... eee bütün fethullahcı arkadaşlar (-) karizmalarınızı bekliyorum...
    basrim
    arnavut
    Bİhaber
    zerda
    emrah5
    korhan25
    medasmedas
    acet2
    rzh81
    saliha54

  3. #3
    Mertcan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-02-2005
    Mesajlar
    14,338
    Karizma Gücü
    10
    c)dış baskılar y&#252;z&#252;nden pancar bile &#252;retemiyoruz!

  4. #4
    Galatasaray UAeren adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-01-2006
    Mesajlar
    15,852
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    c)dış baskılar y&#252;z&#252;nden pancar bile &#252;retemiyoruz!
    ayni burada dedin gibi birak bomba, "baskasinin" izni olmadan hiçbirsey yapamiyoruz
    GALATASARAY



  5. #5

    Kayıt Tarihi
    20-11-2007
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0

    Teşekkürler scream4_29

    Alıntı scream4_29 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    güzel bir konu olmuş sergerdan... bakalım diğer arkadaşlar ne diyecek... ben şıkkını seçtim... bence yapılıyor...


    sizin açtığınız konuda ki silahlara bakınca yapılmıyor demek içimden gelmiyor doğrusu.

  6. #6
    scream4_29 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    311
    Karizma Gücü
    0
    teşekk&#252;rler... Söylediğiniz konu imzamda var. Merak eden arkadaşlar imzamdaki "T&#252;rk Savunma Ve Silah Sistemleri" konusuna bakabilirler... saygılar...

    Türk milletinin tabiat ve âdetlerine en uygun olan idare Cumhuriyet idaresidir.
    1924 M.Kemal ATATÜRK



    Bir Türk, Dünya'ya Bedeldir... Şehitlere...

    Aşağıda adı geçen kullanıcılar, Forumda'ki Fethullahcılardır... Kendilerini iyi deşifre ediyorlar. Biraz daha beklesem belki birkaç kişi daha düşerdi ama bunlar da yeter, ya da geldikçe eklerim... eee bütün fethullahcı arkadaşlar (-) karizmalarınızı bekliyorum...
    basrim
    arnavut
    Bİhaber
    zerda
    emrah5
    korhan25
    medasmedas
    acet2
    rzh81
    saliha54

  7. #7
    yok
    Kayıt Tarihi
    17-07-2005
    Mesajlar
    5,074
    Karizma Gücü
    8
    yalnız şöyle bir durum var... silahların çoğunu silahlı kuvvetler dış ülkelerden kotalı bir şekilde alıyorlar...

    üretmeye kalkışınca da izin verilenin dışında bir tür ve izin verilenin dışında bir rakamla üretemiyorlar...ve bu silahların hepsi kayıtlı tutuluyor...nerede kullanıldıkları , kimlere verildikleri rapor halinde sunuluyor...

    her şeyimiz dışa bağımlı kabul edin...



  8. #8

    Kayıt Tarihi
    20-11-2007
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0

    Tartışma eflatunsufleler'e cevap

    Alıntı eflatunsufleler tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    yalnız şöyle bir durum var... silahların çoğunu silahlı kuvvetler dış ülkelerden kotalı bir şekilde alıyorlar...

    üretmeye kalkışınca da izin verilenin dışında bir tür ve izin verilenin dışında bir rakamla üretemiyorlar...ve bu silahların hepsi kayıtlı tutuluyor...nerede kullanıldıkları , kimlere verildikleri rapor halinde sunuluyor...

    her şeyimiz dışa bağımlı kabul edin...


    Dostum; TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ, yazılı ve görsel medyamızın lanse ettiği gibi kendi başına buyruk hareket etmez.Milli Savuma Bakanlığı' na bağlı olarak başbakanın emrinde hareket etmek mecburiyetindedir.Silah alım satımınıda Milli Savunma Bakanlığı ve onun alt birimleri yapmaktadır. Bahsettiğiniz bilgileri maalesef hükümet nezdinde alınan kararlar neticesinde dış istihbarat ağına vermekteyiz.

    ...saygılarımla.

    Buna ek olarak;
    MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI'nın Misyonu;

    *31 Temmuz 1970 tarih ve 1325 sayılı kuruluş kanunu ile kendisine tevdi edilmiş olan görevlerini işini seven ve eğitilmiş insan gücü ile yerine getirmek,

    *Yaşı ve durumu uygun olan vatandaşlarımızın askere alma muvazzaflık işlemleri ile birlikte seferberlik faaliyetlerini yürütmek, hizmetin verilmesinde yasal gereklilikler ile vatandaş beklentisi dengesinin kurulmasını sağlamak,

    *Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin modernizasyonunu gerçekleştirmek ve günün koşullarına göre ortaya çıkan ihtiyaçlarını karşılamak için yeni projeler geliştirerek ARGE faaliyetlerini Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin ileriye dönük ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde modern ve bilimsel metotlarla yürütmek,

    *Millî Savunma Sanayiinin geliştirilmesi konusunda diğer ülkelerle işbirliği imkânlarını araştırmak ve rekabet edilebilir duruma gelmesini sağlamak,

    *Devletimizin Millî menfaatleri ve askerî konsept ışığında, barışta ve savaşta, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin her biriminin ihtiyacına en uygun, en kaliteli ve güvenilir silâh sistemleri ve lojistik malzemeyi yurt dışı ve yurt içinden zamanında tedarik etmek,

    *Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin ihtiyacı NATO ve bölgesel güç yelpazesi içerisinde gücünü ve etkinliğini artırmasını sağlamak için gerekli önlemleri almak,

    *Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin ihtiyacı olan inşaat ve enfrasktrüktür faaliyetlerini Genelkurmay Başkanlığı'nın ilke öncelikleriyle bilimsel ve estetik kurallara uygun tarzda geliştirerek karşılamak,

    *Hazine zararını önlemek için teftişle görevli personelin eğitim ihtiyaçlarını da dikkate alarak adlî ve hesap teftişlerini icra etmek,

    *Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin tâbi olduğu yasal mevzuatı ihtiyaçlara uygun olarak geliştirmek ve Millî Savunma Bakanlığı'nın taraf olduğu davaları zaman kaybını önleyerek süratle sonuçlandırmak için gerekli düzenlemeleri yapmak,

    *Askerî mahkemelerin Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin yapısına ve ihtiyaçlarına uygun olarak gelişmesini sağlamak,

    *Millî Savunma Bakanlığı'na terettüp eden diğer faaliyetlerde (bütçe temini vb.) Türk Silâhlı Kuvvetleri'ne uzmanlık seviyesinde danışmanlık sağlayarak hizmet vermek,

    *Millî Savunma Bakanlığı'nın yurt içi ve uluslararası platformlardaki ilişkilerini Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kuruluşlarla koordineli olarak düzenlemek ve yürütmektedir.

    not; Bu bilgi Milli Savunma Bakanlığı Sitesinden Alınmıştır.

  9. #9
    M.571 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2007
    Mesajlar
    1,676
    Karizma Gücü
    0
    &#220;lkemizde n&#252;kleer ve biyolojik yapıda bombalar &#252;retildiğini sanmıyorum.

    Ben, &#252;lkemizde biyolojik ve n&#252;kleer yapıda silahlar &#252;retilmesini istemiyorum. Bunlar savaş amaçlı değil (!) kitleleri imha etmek için kullanılır.

    Amerika, Avrupa, İran vs... &#252;retebilir. Umarım T&#252;rkiye, bu konuda o &#252;lkeleri örnek almaz. &#199;&#252;nk&#252; bu, gelişmişliğin değil (!) barbarlığın, medeniyetsizliğin göstergesi olur.

    Kitle imha silahı &#252;retmektense, kitle imha silahı ile ölmeyi tercih ederim.

    Tabi işin bir de şu yanı var. N&#252;kleer bomba -kullanılmamak şartı ile- &#252;lke g&#252;venliğimize tehditte bulunan &#252;lkeler için bir -göz dağı/uyarı- amacı ile &#252;retilebilir. Fakat, kullanılmasına kesinlikle karşıyım.

    &#214;rneğin Saddam da Amerika ile savaşa girmeden önce kendisinde bulununan silahları öv&#252;yordu. İdam edilmeden önce, bunu sadece İran ve Amerika'ya göz dağı vermek için yaptığını bizzat kendisi söyledi.

    SONU&#199; OLARAK:
    Böyle silahlara ihtiyacımız yok. Onlara verecek paramızda yok (!)

    YURTTA SULH, CİHANDA SULH.

    Saygılar.

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    20-11-2007
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0

    Tartışma

    Alıntı M.571 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ülkemizde nükleer ve biyolojik yapıda bombalar üretildiğini sanmıyorum.

    Ben, ülkemizde biyolojik ve nükleer yapıda silahlar üretilmesini istemiyorum. Bunlar savaş amaçlı değil (!) kitleleri imha etmek için kullanılır.

    Amerika, Avrupa, İran vs... üretebilir. Umarım Türkiye, bu konuda o ülkeleri örnek almaz. Çünkü bu, gelişmişliğin değil (!) barbarlığın, medeniyetsizliğin göstergesi olur.

    Kitle imha silahı üretmektense, kitle imha silahı ile ölmeyi tercih ederim.

    Tabi işin bir de şu yanı var. Nükleer bomba -kullanılmamak şartı ile- ülke güvenliğimize tehditte bulunan ülkeler için bir -göz dağı/uyarı- amacı ile üretilebilir. Fakat, kullanılmasına kesinlikle karşıyım.

    Örneğin Saddam da Amerika ile savaşa girmeden önce kendisinde bulununan silahları övüyordu. İdam edilmeden önce, bunu sadece İran ve Amerika'ya göz dağı vermek için yaptığını bizzat kendisi söyledi.

    SONUÇ OLARAK:
    Böyle silahlara ihtiyacımız yok. Onlara verecek paramızda yok (!)

    YURTTA SULH, CİHANDA SULH.

    Saygılar.


    Dostum; Bu tür silahların hala savunma amaçlı olduğunu zannedenler var. Bu tüm Dünyaya yutturulmuş bir masal sadece.
    sizce Hiroşima Amerika toprakları içinde miydi?

    Bu silahlar okyanusda deneneniyor, doğal yaşama verdikleri zarar milyon yılda düzelmez.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •