Hayat servis sanatıdır, herkesin gönlü Mevlana. Bundan kuşku duymuyorum fakat servis üzgünüm ki sıfır! İncelik ilimden önce gelir, insan ruhunda bir incelik vardır diye düşünüyorum. Bir kişi üç dil bilebilir, iki fakülte bitirebilir, cebi de dolu olabilir ama servisi yoksa sıfırdır.
Türk insanın yüzde 80’inin yüzünde soğuk tebessüm vardır. Oysa ben yaşamda hiçbir şeye mazeret yoktur diyorum. Türk insanının iki tane en önemli kör noktası vardır. Boş mazeret üretmede ve eleştiri kabullenmemede bir numarayız. Hayat şartlarını mazeret göstererek yüzümüzden tebessümü siliyoruz.
Hayatımızın her anında evde, işte, ilişkilerimizde her an iletişim kazaları yaşıyoruz. Ya biz karşımızdakine derdimizi anlatamıyoruz ya da karşımızdaki bizi anlamıyor. Ve ipler birdenbire geriliyor. Kopma noktasına geliyor. Karşılaştığımız bu iletişim kazaları ya da iletişim cinayetlerinin final noktasını kör noktalar oluşturuyor. Kör nokta kavramını Türkiye’de ilk defa kendisinin geliştirdiğini söyleyen tiyatro sanatçısı Hakan Bozkurt, kör noktayı bizim göremediğimiz ama karşımızdaki insanların gördüğü negatif yansımalar olarak tanımlıyor. İlkokuldayken öğretmenin attığı dayakla iki yıl kekeme kalan Bozkurt, yıllarca TRT’de seslendirme yapmış, 20 yıldan bu yana da tiyatro sanatının içinde. Devlet sanatçısı Nedret Selçuker ve spiker Enver Seyitoğlu ile birlikte çalışmalarını sürdürüyor. Her hafta sonu da Üsküdar’daki boğaza nazır Dilruba Restaurant’ta ders veriyor.
Sayısız profesör eğitimci, belediye başkan adayı, parlamenterler, bakanlık müfettişleri ve daha birçok kişi Hakan Bozkurt’tan seminer almak üzere kapısını aşındırıyorlar. Geçen ay İETT şoförlerine verdiği seminerle onların gönlünde taht kuran Bozkurt, mazeret hocası olarak bugünlerde İstanbul sokaklarında nam salmış durumda. Öyle ki, sokakta yürürken bir otobüs şoförü arabasını durdurup, “canım mazeret hocam” şeklinde kendisini kucaklamayı ihmal etmiyor. Çünkü Hakan Bozkurt’un hayatını kurtaran başarı cümlesi: “Mazeret yok”, onların da çok işine yarıyor. Seminerlerinde de herkese yüksek sesle bu cümleyi tekrarlattırarak, kör nokta terapisi yapıyor. Şoförlere verdiği seminerlerle hayatının sınavını yaşadığını söyleyen Bozkurt, onlara soğuk bakmamayı öğreterek ayna karşısında egzersizler yaptırıyor. Bozkurt’un geçen ay Uluslar arası Tiyatro Festivali nedeniyle gittiği Fransa’da akademisyenlere verdiği kör nokta semineri de bu anlamda büyük ilgi gördü. Çünkü beş saat süresince Fransız halkının kör noktalarını gözler önüne serdi.
Türk milleti olarak mazeret bulmada ve eleştirilme konusunda dünyada bir numara olduğumuzu söyleyen Bozkurt, eğer elinde yetkisi olsa yarından tezi yok bir ‘kompleks ve kapris yok etme fakültesi’ açmak istiyor. Ve millet olarak bu fakülteden mezun olanların sayısı arttıkça kör noktalarımızdan kurtulacağımızın altını çiziyor.
Bozkurt, kendisinin yazdığı ve oynadığı tek kişilik oyunu Hayatın Provası Yoktur’u sezon başında tüm İETT şoförlerine sahneleyecek. Kör nokta kitabı ise 2004’te yayınlanmak üzere hazırlanıyor. İnsanlara kör noktalarını üslubuna uygun bir şekilde aktaran Hakan Bozkurt sorularımız yanıtladı:
Kör nokta nedir?
Bizim göremediğimiz ama karşımızdaki insanların gördüğü negatif yansımalardır. Kişinin karakter yapısıyla, iç alemiyle bu çalışmaların kesinlikle ilgisi yoktur, tamamıyla dışavurumla ilgilidir. Göz teması, ses tonu, yüzümüzdeki soğukluk, kelimelere can verilememesi, çok hızlı konuşulması, sürekli konuşan beden dilimizin beton gibi oluşu, sağlıklı ve doğru nefes alınamaması vb. davranışlarımızın ‘hayatın servisi’ anında, her an yerinde, zamanında ve dozunda dışarıya yansıyamaması iletişimde kör noktaların oluşmasına neden olur. Aslında iletişim kazalarının oluşmasının en büyük nedeni bana göre kişinin kendisine engel olmasıdır. Yani bir türlü kendi önümüzden çekilemedik!
Kör noktalar nasıl çözülebilir?
Bu sayısız kör noktaları çözümlerken kişiye teori sunmak yerine uygulama yaptırıyoruz. Müzik eşliğinde boy aynası karşısında hitabetle beraber topluluk karşısında konuşmanın sırlarına ve detaylarına girerek uygulamalı çalışarak, kişinin kendisiyle yeniden tanışmasını ve bunu gerçek hayatta kullanmasını sağlıyoruz. Eğer bir insan değişmek istemiyorsa o insana hiç kimse yardımcı olamaz. Samimi çaba gerekli. Sağlıklı iletişim, insanın kendisiyle barışık olmasıyla sağlanır. Kendisiyle barışık olmayanlar her gün halkasına negatif bir zincir daha eklemeye devam ederler. Yüzü gülmez, göz temasında pozitif enerji olmadığı gibi beton bir yüze sahip olur. İlişkilerinizde ne kadar iyi niyetli olursanız olun kör noktalarınıza yakalanıyorsanız başarılı olamazsanız. Her insanın kör noktası mutlaka vardır, çalışmalarla bu noktaları azaltıyoruz.
Hayat servis sanatıdır, herkesin gönlü Mevlana. Bundan kuşku duymuyorum fakat servis üzgünüm ki sıfır! İncelik ilimden önce gelir, insan ruhunda bir incelik vardır diye düşünüyorum. Bir kişi üç dil bilebilir, iki fakülte bitirebilir, cebi de dolu olabilir ama servisi yoksa sıfırdır. Karşılıklı iletişimde göz teması, ses tonu, beden dili ilk on saniyede karşınızdaki kişiye aktarılır. Doğru aktarılmadığı zaman iletişim cinayetleri ortaya çıkar. Kör noktalarımız çoğaldığı zaman hayat insanın ağzını burnunu kırar, sandalyeye oturtur. Bazen sandalye bile bulamazsınız. İçimizdeki o dokuz güçten hiç haberimiz olmadı.
Nedir bu dokuz güç?
Başta özeleştiri, empati, sinerji, istişare, sağduyu, motivasyon, sevgi, inisiyatif ve en çok sınıfta kaldığımız güç sabırdır. Yaşamadan yaşatılamaz. Eğer duygu ve düşüncelerinizi yaşarsanız karşı taraf yaşayabilir.
Kör noktalar nasıl oluşuyor?
Aile ve çevre kör noktaların oluşmasında etkendir ama tamamen suçu onlara yükleyemeyiz. Öncelikle kendi kendimize yaslanmayı öğrenmeliyiz. Tabii ki şöyle de bir gerçek var. Büyüklerimiz ‘kes, yapma, sus’, ile özgüvenimizi parçaladılar. Bu yüzden yerinde, zamanında, dozunda, duygu ve düşüncelerimizi sağlıklı aktaramıyoruz. Kendimizi gerçekleştiremedik. Sevdiğimize ‘seni seviyorum’ diyemedik, olumsuz düşüncelerimizi de aktaramadık. Çalışmalarımızda bilgi ve pratikle kişinin özgüven katsayısını yükseltiyoruz. Toplumda insanlar merhaba demekten, yolda yürümekten yoksunlar. Arabayla giderken önümü kesen çöpçü arabasındaki çöpçüye selam verdim. O kadar çok şaşırdı ki, 15 senedir hiç kimsenin kendisine görev anında “merhaba demedi, hatır sormadı” deyip onun ağlamasına tanık oldum. Sorun yeterlilik değil, değerlilik katsayısı. Sabahleyin iş yerimizde birbirimize soğuk bir ses tonuyla, beton bir yüzle günaydın diyoruz ama aslında bu ‘boynun kopsun’ demekle aynı anlama geliyor. Bir türlü normalleşemiyoruz.
Türk insanın kör noktaları hakkında ne diyeceksiniz?
Türk insanın yüzde 80’inin yüzünde soğuk tebessüm vardır. Oysa ben yaşamda hiçbir şeye mazeret yoktur diyorum. Türk insanının iki tane en önemli kör noktası vardır. Boş mazeret üretmede ve eleştiri kabullenmemede bir numarayız. Hayat şartlarını mazeret göstererek yüzümüzden tebessümü siliyoruz. 40 yıllık evli olan adam karısına seni seviyorum demez. Tepkili bir toplumuz. Tepkiyi değil yaklaşım hayatımıza eklemeliyiz.
Kör nokta başlığı altında seminerler veriyorsunuz, sizce toplumun hangi kesiminin bu seminere daha çok ihtiyacı var?
Türkiye’de kapıcıdan cumhurbaşkanına herkesin bu seminerlere gereksiz enaniyetini bırakarak katılması gerekir. Psikologlar ve psikiyatristler de bence bu eğitimden geçmeli. Onların daha çok ihtiyacı var, çünkü hastalarla iç içeler. Kişisel gelişim uzmanları dahil tüm eğitimciler, futbolcular, akademisyenler, mankenler, siyasiler yani 7’den 77’ye herkes bu seminerden mutlaka servis için geçmeli diyorum. Birçok kişisel gelişimci uzmanları seminerler veriyorlar ama bu konuda tevazu gösteremeyeceğim, bilgilerinin üstüne pozitif enerjilerini katamıyorlar. Bu da hatırı sayılır bir katsayıyı gerektirir.
Hakan Bozkurt’un anahtar cümleleri
- Hayat servis sanatıdır, servisini iyi yapanlar kazanır
- Ön hazırlık + fırsat şans getirir
- Direnç= korku, kaygı, endişe demektir
- Mutlu olmanın yolu mutlu etmekten geçer
- Yaşam yolunda herkesi kandırabilir, ardından övgüler tebrikler alınabilir, fakat aynadaki insanı kandırıyorsanız sonuç acı ve gözyaşıdır
- Yaşamadan yaşatılamaz
- Ses tonu karakterimizi belirler
- Kelimelerinize ve görüntünüze renk vermezseniz talihinizi sakatlarsınız
- İncelik ilimden önce gelir
- Sevmek insan tarafımızı bulmaktır
- Hayatınızın terk edilmiş bir salonda, terk edilmiş bir idare lambasının fitili gibi tüte tüte erimesine izin vermeyiniz.
- İnsanlar aşağılama ile eleştiri arasındaki farkı bilmiyor
- İnsan kainata sığmıyor, bir dakikaya sığabiliyor.
- İçinizdeki cezaevinden kurtulun
- Akıl insanı batırır, gönül mutlu kılar
- Hırs öldürücüdür, coşku mutlu kılar
- Hayatta çoğu zaman yapacağımız yapamadan gidiyoruz.


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla

CUK ÇİÇ
KLERİM DİPLMASI
EN” kısa bir an içinde olsa,
İ” diyecekler. Eh! ... “EŞEK İLE DELİ” bir araya gelince çalsın davullar oynasın kızlar.
N” olurdum.
” alır yollara dağıtırdım. Bazen hastaların bazen de yaşlıların yanlarına gider “YAŞAM HİKAYELERİNİ” dinlerdim. Bu “YAŞAMLARI” alıp kitap haline sokardım. Peki bunlar neye göre kitap olurdu. “ Ö