sonra yol bitti
beni senin yokluğunda bırakarak
bir korkuluğun yalnızlığıyla açtım kollarımı hüzün tarlalarında
nemli bir kumaştan yapılmıştı gözlerim
yıpranmış
ve eski
ama rengi hala
hala
simsiyah ...
sonra yol bitti
ve bir korkuluğun kıpırtısızlığında çakılı kalmak oldu benim kaderim
ve kollarım
çalıdandı
ve parmak uçlarıma dek kurumuştu bütün bedenim
üstelik sarılamadıkça kendime
azalıp duruyordum gün gün
ve gece gece
tükeniyordum, her "çıt" sesiyle …
sonra yol bitti
ve kalakaldım bir korkuluğun kimsesizliğiyle küskün
önce ayrılıklar kuruttu
ve çekildi gövdemin içinde gizleyip durduğum hayat
sonra da yağmurlar geldi
ve yer altına süzüldü
yan yana düşmüş ayak izlerimiz bile
artık bizi saklayan tek bir "iz" yoktu
bir aşktan her neyimiz kaldıysa
silindi, yeryüzünde …
sonra yol bitti
beni senin yokluğunda bırakarak
bir korkuluğun yalnızlığıyla açtım kollarımı hüzün tarlalarında
nemli bir kumaştan yapılmıştı gözlerim
yıpranmış
ve eski
ama rengi hala
hala
simsiyah ...
ve kuşlar geçiyordu uzaktan
uzaktan, hep çok uzaktan
bense duruyordum kalmalara mecbur
yorgun bir korkuluğun çaresizliğiyle susarken
sızlıyordum
sızlıyordum, en çok gözlerimden
çok
çok
çok
acıyordum birde
acıyordum
tıpkı bir bez parçası gibi
yırtılırken ...
sonra yol bitti
beni senin yokluğunda bırakarak
bir korkuluğun kimseyi üzmeyen
yalnızlığıyım
şimdi …
.........
Alıntıdır


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla

