• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
16 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Portillo_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2007
    Mesajlar
    2,022
    Karizma Gücü
    0

    Ümmi Nedir ? Hz.Muhammed(sav) Ümmi midir ?

    ÜMMÎ: Anasından doğduğu gibi kalan; yeni bir bilgi edinmemiş olan; okuma-yazma bilmeyen gibi anlamlara gelir.



    "Ümm" kelimesinin ism-i mensubu "ümm"e mensup olan, Arap dilinde "ümm"; anne, bir şeyin aslı gibi anlamlara gelir (Firûzâbâdî, el-Kamûsu'l-Muhît, Beyrut 1987, 1891). Sözlük' anlamının yanında mecazı bazı anlamları da vardır. Kur'ân-ı Kerîm'de anne, asıl (kaynak) dönülecek yer ve süt emziren anlamlarında kullanılmıştır (Abdurrahman İbnu'l-Cevzî, Nüzhetu'l A'yuni'n-Nevazır fî İlmi'l-Vücûh ve'n-Nezâir Beyrut,1985,141-142).

    Kur'ân-ı Kerîm'de Peygamber (s.a.s)'in neden bu vasıfla vasıflandığı konusunda âlimler birkaç ihtimal zikrederler:

    a- Bu kelime ile anneye nisbet kastedilmiştir. Sanki doğduğu hal üzere kalmış; yeni bilgiler elde ederek asli fıtratının değişmediği kastedilmiş olabilir.

    b- Arap milletine mensup olduğuna işaret edilmiş olabilir.

    c- Mekkeli anlamında kullanılmış olabilir. Çünkü Mekke'nin isimlerinden biri Ümmü'l-Kura idi (Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân; Beyrut, 1965, VII, 298-299; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak dinî Kur'an Dili, İstanbul, 1979, IV, 2297).

    Elmalılı Hamdi Yazır şöyle bir değerlendirme yapmaktadır: "Bu üç nisbetin üçünde de ümmî okuyup yazmaya uğraşmamış manasına bir vasıftır.


    Ümmîlik alelade kimseler hakkında âdeten ilim eksikliğini ifade eden bir noksan sıfat iken bir ümmînin okuyup yazanlardan fazla âlim olması Allah tarafından hilaf-ı âdet olarak bilâ kesbin mevhub bir kemal-i fıtriyeye delalet eder.

    Ve binaenaleyh kemalat-ı ilmiyle ve ameliyesi okuyup yazanları âciz bırakan bir peygamber hakkında her türlü şüpheyi kat eden ve onun doğrudan doğruya Allah tarafından gönderilmiş bulunduğunu biz zarure isbat eden harikulade bir sıfat-ı kemal, yani bir mucizedir.

    İşte onlar o kimselerdir ki, o ümmî resul'e, o okuması yazması olmayan ümmî Peygamber'e bağlanıp gönüllü olarak ona uyacaklar. İleride belli bir kitapla göndereceğimiz o bütün kavimlerin müjdecisine, okur yazar olmadığı halde baştan sona bütün bilgileri göğsünde toplayıp, ümmetine her şeyi haber verecek olan o ümmî peygambere, böyle olağanüstü özellikler taşıyan mümtaz mucizelerin sahibi ahir zaman nebisine can u gönülden uyup itaat edecekler, yani sözde, işte ve inançta onun arkasından gidecekler.

    "Ümmî", ism-i mensubunda üç türlü nisbet ihtimal dahilindedir:

    1- Ana anlamına olan "Ümm" nisbetidir ki, sanki "anasından doğduğu hal üzere kalmış", yaratılışındaki safiyet ve fıtrat hiç değişmeden olduğu gibi durumunu korumuş, sonradan yeni yeni değişikliklere uğramamış ve hiçbir şekilde bozulmamış anlamını ifade eder.

    2- Ümmete mensub olmak, yani Arap Ümmeti'ne mensup olmak demek olur ki, "Biz hesap ve yazı bilmeyen bir ümmetiz." ifadesi uyarınca Araplar aslında hesap kitap bilmez bir kavim olmakla tanınıyor idiler.

    3- Ümmül-kura'ya mensup, yani Mekke'li demektir. Ve bu üç nisbenin üçünde de "ümmî" okuyup yazmaya uğraşmamış mânâsına gelen bir vasıftır, bir özelliktir. Ümmîlik sıradan insanlar hakkında kullanıldığı zaman genelde ilim eksikliğini ifade eden bir noksanlık sıfatı iken, yani bir ümmînin okuyup yazanlardan daha bilgili olması Allah tarafından olağan durumun aksine olarak, çalışıp çaba göstermeden ilâhî bilgilerle donatılmış olması ve vehbî ilimlere sahip olması peygamber için fıtrat yüceliğine delalet eder. İlmî yüceliği ve kemâli, okuyup yazanları aciz bırakan bir peygamber hakkında "ümmî"lik, her türlü şüpheyi ortadan kaldıran ve onun doğrudan doğruya Allah'tan gönderildiğini her türlü şüpheden arınmış olarak ispat eden harikulade bir üstün özelliktir, yani başlı başına bir mucizedir. Bu bakımdan "o resul, o ümmî nebî" vasfıyla anılması, "o risaleti ve nübüvveti açık olan mucize sahibi peygamber" demekten daha açık seçik bir belagat örneğidir." (Hamdi Yazır, Tefsir)

    Rasûlüllah (s.a.s)'in okuma-yazma bilmediği tüm âlimler tarafından kabul edilmektedir.

    Nitekim bu durum şu âyette de açıkça ifade edilmektedir:

    "Ey Resulüm! Sen vahyimizden önce kitap okuyan veya yazı yazan bir insan değildin; eğer böyle olsaydı, batıl iddia peşinde olanlar şüphe edebilirlerdi. (Ankebut, 29/48).

    Hz. Peygamber (a.s.)’ın ümmîliğin yaygın olduğu bir topluma mensup olduğu bilinmektedir. Kendisinin de ümmî, yani öğrenim görmemiş, okur yazar olmayan bir zat olduğu, tarihî bir gerçektir.


    Halbuki Kur’ân-ı Kerimde çok çeşitli bilim dallarına ait bilgiler, ilmî prensipler, neticeler, atıflar veya işaretler vardır. Sadece Yahudi ve Hıristiyan dinlerine ve kutsal kitaplarına dair bilgileri gözönünde bulunduracak olursak büyük bir yekün teşkil eder. Bu konulara girmek, hele hele o alanın ilim adamları arasındaki ihtilaflı konularda görüş bildirmek, eleştiri yapmak, karar verip hükme bağlamak, bilgi sahiplerinin bile yanaşamayacağı bir iştir.

    Şu halde Kur’ândaki bu bilgilere bir merci lâzımdır. Kur’ânı tebliğ eden ve kırk yıllık ömrünü kendi hemşehrilerinin arasında geçiren Hz. Muhammed’in; okul, öğretmen görmediği, hatta yazma bile bilmediği kesindir. Zira Kur’ân, sayısız muhaliflere karşı bu âyeti bildirmiş, hiçbir düşman çıkıp da onun yazı bildiğini ileri sürememiştir. Öyleyse Kur’ân’ın her şeyi bilen Allah Teâla tarafından gönderildiği kesinlik kazanmaktadır.

    “Ümmî peygamber” tabirini nasıl anlamalıyız?

    Ümmi: “Dünyevî bir tahsil görmemiş olan” demektir.

    Ümmeti, bu ümmiyetteki inceliği çok iyi kavramış olmalı ki, bilhassa teravihlerde salâvat getirirlerken, o Resul-i kibriyayı (a.s.m.) bu vasıfla yad ederler: Nebiyy-i ümmî

    O nebiyy-i ümmî (a.s.m.) kötülük namına bir şey bilmezdi.

    Dünyanın bütün ihtiraslarından, hilelerinden, tuzaklarından beriydi. Allah, onu lekesiz, tozsuz, parlak bir ayna olarak hazırlamış, terbiye etmişti. İşte “ümmiyet” denilen bu sâfiyet aynasında vahiy tezahür etti. “Sanki o zat, vahy-i ilâhînin makesi olan masum ruhuyla zaman ve mekânı tayyederek, o zamanın en derin derelerine girmiş ve gördüğü gibi söylemiştir.” İşârat-ül icaz

    Âlemlerin rabbi, o şanlı peygamberini kimseye talebe etmedi. İlâhî takdiriyle buna engel oldu. Bu okuma tehir edildi; tâ “oku” emri gelinceye kadar. Bu emri alan o nebiyy-i ümmî (asm.), insanlık âlemine Kuranı tâlim etti; kâinat kitabını rabbinin ismiyle okudu. Ondaki hikmetleri, ince mânâları, gayeleri anlattı. İnsanın mahiyetini, hakikatini, vazifesini öğretti.

    O, rabbinin lütfuyla âhireti, arşı, levh-i mahfuzu okurken, müşrikler kendi yaptıkları putlara tapmakla meşgûldüler. Ne kâinatı okuyabiliyorlardı, ne kendilerini, ne de yaptıkları putları. Okuyabilselerdi, kendilerini o taşlara isnat etmezlerdi. Onların okur yazarları en inatçıları, en cahilleriydi.

    İslâmın “oku” emrini iyi anlamaz ve doğru değerlendirmezsek, okula gitmeyen bütün müminleri İslâmın bu kati emrine âsi ilân etmemiz gerekir. Bu ise mümkün değil... Kâinatı ve Kuranı, Allahın ismiyle, en mükemmel şekilde okuyan o nebiyy-i ümmînin, kendi heva ve hevesiyle konuşmadığını, Kuran bize haber veriyor, yâni Allah taahhüt ediyor. Her sözü, ilâhî iradeye bağlı olan o şanlı nebi, artık kimden ne okuyacaktı?
    Selam ve dua ile...


    Not : Bu bölüm iyice Din tartışmalarına Döndü Eleştri burda Yapılmış Cevanıda Buraya Yapıştırayım


    .
    Hacı Bayram-ı Veli Medrese Hocalığı görevinden neden istifa etti ?

    - Fen İlimleri öğretmesi engellendiği için.


    (Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) HADİS [Beyhekî]


    BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI APTALLIK - AZİZ NESİN


    Bütün fikir cereyanlarını ve düşüncelerini inceledim,bu yoldaki eserlerin tamamını okudum,hepsi hergeçen gün değerini kaybetmeye mahkum fani düşüncelerdir.Bunun TEK istisnası KUR'AN'dır.O eskimiyor aksine TAZELENİYOR

    Fransız Düşünür ROGER GARAUDY



    "Beni övmeyi bırakın; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin." (M.Kemal ATATÜRK)

  2. #2
    Misafir paramex adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-02-2005
    Mesajlar
    5,732
    Karizma Gücü
    0
    Din bölümüne uygun bir konu.. Taşındı...

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    14-10-2007
    Mesajlar
    20
    Karizma Gücü
    0
    Ümmi nedir biliyormusunuz?
    Ümmi milletini ve vatanini satmaktir. Ümmet adi altinda toplanmak icin, milliyetini reddetmek ve dini milliyetinden üstün görmektir. Ümmet kavramini yerlestirirseniz, önce Türküm yerine, önce müslümanim denmeye baslar. Zaten böyle söyleyen, cok sayida hain yada saf insan var.
    Bir dine inaniyorsan bu senin problemin. Ama dinin yüzünden ümmet kavramini cikarip, insanimizin aklini celme.
    Git arap kardeslerinle ümmetcilik oyna.

    Bak su ayeti okuda, biraz düsünmeye basla

    Şura Suresi
    (7) Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.

    Mekkenin cevresi bayagi bir büyükmüs degilmi?

  4. #4
    M.571 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2007
    Mesajlar
    1,676
    Karizma Gücü
    0
    Selam "portillo_" kardeşim.

    Tartışma bölümüne bir uğrayalım dedim. Bir de ne göreyim.

    Forumun tartışma bölümü resmen dini tartışma bölümü haline getirilmiş.

    Şimdi konumuza dönelim.

    Hz.Muhammed(sav) Ümmi midir ?
    Evet.
    ÜMMÎ: Anasından doğduğu gibi kalan; yeni bir bilgi edinmemiş olan; okuma-yazma bilmeyen gibi anlamlara gelir.
    Hayır. "Ümm" -ana- demektir. "Ümmi" ise "Ana" demektir. Kur'an'daki kullanımı Hz. Muhammed'in "Ana kentli" olduğunu bildirecek şekildedir.

    Çünkü Hz. Muhammed zamanında Mekke şehrine "Ana kent" yada "Şehirlerin Anası" deniliyordu.

    Nasıl ki İstanbul doğumlu olan birisine "İstanbullu" deniliyor ise aynı şekilde Hz. Muhammed'in "Mekkeli" olduğu "Ana" denilerek belirtilmiştir.

    Paylaşımınız için teşekkür ederim.

    Saygılar.

  5. #5
    Portillo_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2007
    Mesajlar
    2,022
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı erdurkoese tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ümmi nedir biliyormusunuz?
    Ümmi milletini ve vatanini satmaktir. Ümmet adi altinda toplanmak icin, milliyetini reddetmek ve dini milliyetinden üstün görmektir. Ümmet kavramini yerlestirirseniz, önce Türküm yerine, önce müslümanim denmeye baslar. Zaten böyle söyleyen, cok sayida hain yada saf insan var.
    Bir dine inaniyorsan bu senin problemin. Ama dinin yüzünden ümmet kavramini cikarip, insanimizin aklini celme.
    Git arap kardeslerinle ümmetcilik oyna.

    Bak su ayeti okuda, biraz düsünmeye basla

    Şura Suresi
    (7) Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.

    Mekkenin cevresi bayagi bir büyükmüs degilmi?


    kösele


    Kur'an da mesela brezilyalılarıda uyaracaksın demesinimi bekliyordun
    ...

    tabiki Türkümden önce Müslümanım diyecem....



    .
    Bu mesaj en son " 08.12.07 " tarihinde saat 22:17 itibariyle Portillo_ tarafından düzenlenmiştir... Neden: uslup....
    Hacı Bayram-ı Veli Medrese Hocalığı görevinden neden istifa etti ?

    - Fen İlimleri öğretmesi engellendiği için.


    (Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) HADİS [Beyhekî]


    BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI APTALLIK - AZİZ NESİN


    Bütün fikir cereyanlarını ve düşüncelerini inceledim,bu yoldaki eserlerin tamamını okudum,hepsi hergeçen gün değerini kaybetmeye mahkum fani düşüncelerdir.Bunun TEK istisnası KUR'AN'dır.O eskimiyor aksine TAZELENİYOR

    Fransız Düşünür ROGER GARAUDY



    "Beni övmeyi bırakın; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin." (M.Kemal ATATÜRK)

  6. #6
    Portillo_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2007
    Mesajlar
    2,022
    Karizma Gücü
    0
    burası müslümanların ülkesi
    sen antartikaya git ateistlerin ülkesi yoktur




    Rûhumun senden ilâhî şudur ancak emeli:
    Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
    Bu ezanlar - ki sehâdetleri dînin temeli -
    Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.



    Aksini iddaa eden kendine yurt arasın...
    Bu mesaj en son " 09.12.07 " tarihinde saat 15:20 itibariyle Portillo_ tarafından düzenlenmiştir...
    Hacı Bayram-ı Veli Medrese Hocalığı görevinden neden istifa etti ?

    - Fen İlimleri öğretmesi engellendiği için.


    (Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) HADİS [Beyhekî]


    BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI APTALLIK - AZİZ NESİN


    Bütün fikir cereyanlarını ve düşüncelerini inceledim,bu yoldaki eserlerin tamamını okudum,hepsi hergeçen gün değerini kaybetmeye mahkum fani düşüncelerdir.Bunun TEK istisnası KUR'AN'dır.O eskimiyor aksine TAZELENİYOR

    Fransız Düşünür ROGER GARAUDY



    "Beni övmeyi bırakın; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin." (M.Kemal ATATÜRK)

  7. #7
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    M.571 kardeşim demiş ki ;

    Selam "portillo_" kardeşim.

    Tartışma bölümüne bir uğrayalım dedim. Bir de ne göreyim.

    Forumun tartışma bölümü resmen dini tartışma bölümü haline getirilmiş.

    Şimdi konumuza dönelim.


    Alıntı:
    Hz.Muhammed(sav) Ümmi midir ?
    Evet.

    Alıntı:
    ÜMMÎ: Anasından doğduğu gibi kalan; yeni bir bilgi edinmemiş olan; okuma-yazma bilmeyen gibi anlamlara gelir.
    Hayır. "Ümm" -ana- demektir. "Ümmi" ise "Analı" demektir. Kur'an'daki kullanımı Hz. Muhammed'in "Ana kentli" olduğunu bildirecek şekildedir.

    Çünkü Hz. Muhammed zamanında Mekke şehrine "Ana kent" yada "Şehirlerin Anası" deniliyordu.

    Nasıl ki İstanbul doğumlu olan birisine "İstanbullu" deniliyor ise aynı şekilde Hz. Muhammed'in "Mekkeli" olduğu "Analı" denilerek belirtilmiştir.

    Paylaşımınız için teşekkür ederim.

    Saygılar.
    Çok ilginç , özellikle kaynak olarak Kuranı Kerim den başkasını güvenilir bulmayan birisi için Kuranı Kerimde Hz.Muhammed (sas) için ;

    "Ey Resulüm! Sen vahyimizden önce kitap okuyan veya yazı yazan bir insan değildin; eğer böyle olsaydı, batıl iddia peşinde olanlar şüphe edebilirlerdi. (Ankebut, 29/48).


    ifadelerinin de olmasına rağmen , Ümmi kelimesini ısrarla ;

    Hayır. "Ümm" -ana- demektir. "Ümmi" ise "Analı" demektir. Kur'an'daki kullanımı Hz. Muhammed'in "Ana kentli" olduğunu bildirecek şekildedir.

    Çünkü Hz. Muhammed zamanında Mekke şehrine "Ana kent" yada "Şehirlerin Anası" deniliyordu.

    Nasıl ki İstanbul doğumlu olan birisine "İstanbullu" deniliyor ise aynı şekilde Hz. Muhammed'in "Mekkeli" olduğu "Analı" denilerek belirtilmiştir.
    Paylaşımınız için teşekkür ederim.
    demesi çok ilginç.

    Oysaki Kuranı Kerim tefsiri yazacak kadar ilmi olan Elmalılı Hamdi Yazır bile her 3 manayı verip öyle açıklama yapmış.;

    Kur'ân-ı Kerîm'de Peygamber (s.a.s)'in neden bu vasıfla vasıflandığı konusunda âlimler birkaç ihtimal zikrederler:

    a- Bu kelime ile anneye nisbet kastedilmiştir. Sanki doğduğu hal üzere kalmış; yeni bilgiler elde ederek asli fıtratının değişmediği kastedilmiş olabilir.

    b- Arap milletine mensup olduğuna işaret edilmiş olabilir.

    c- Mekkeli anlamında kullanılmış olabilir. Çünkü Mekke'nin isimlerinden biri Ümmü'l-Kura idi (Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân; Beyrut, 1965, VII, 298-299; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak dinî Kur'an Dili, İstanbul, 1979, IV, 2297).

    Elmalılı Hamdi Yazır şöyle bir değerlendirme yapmaktadır: "Bu üç nisbetin üçünde de ümmî okuyup yazmaya uğraşmamış manasına bir vasıftır.


    Ümmîlik alelade kimseler hakkında âdeten ilim eksikliğini ifade eden bir noksan sıfat iken bir ümmînin okuyup yazanlardan fazla âlim olması Allah tarafından hilaf-ı âdet olarak bilâ kesbin mevhub bir kemal-i fıtriyeye delalet eder.

    Ve binaenaleyh kemalat-ı ilmiyle ve ameliyesi okuyup yazanları âciz bırakan bir peygamber hakkında her türlü şüpheyi kat eden ve onun doğrudan doğruya Allah tarafından gönderilmiş bulunduğunu biz zarure isbat eden harikulade bir sıfat-ı kemal, yani bir mucizedir.

    İşte onlar o kimselerdir ki, o ümmî resul'e, o okuması yazması olmayan ümmî Peygamber'e bağlanıp gönüllü olarak ona uyacaklar. İleride belli bir kitapla göndereceğimiz o bütün kavimlerin müjdecisine, okur yazar olmadığı halde baştan sona bütün bilgileri göğsünde toplayıp, ümmetine her şeyi haber verecek olan o ümmî peygambere, böyle olağanüstü özellikler taşıyan mümtaz mucizelerin sahibi ahir zaman nebisine can u gönülden uyup itaat edecekler, yani sözde, işte ve inançta onun arkasından gidecekler.


    selam ve dua ile,
    Bu mesaj en son " 10.12.07 " tarihinde saat 12:45 itibariyle student tarafından düzenlenmiştir...
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  8. #8
    M.571 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2007
    Mesajlar
    1,676
    Karizma Gücü
    0
    Sevgili "student" kardeşim

    Ben orada inandığım manası ile yazdım. Diğerleri benim için ihtimal dışıdır.

    a- Bu kelime ile anneye nisbet kastedilmiştir. Sanki doğduğu hal üzere kalmış; yeni bilgiler elde ederek asli fıtratının değişmediği kastedilmiş olabilir.
    Üstteki yazıdan anladığınızı anlatır mısınız (?) Acaba ben mi yanlış anlıyorum.. (!) Ben buna ihtimal vermiyorum ama bir de sizden dinleyelim. Akıl akıldan üstündür demişler.

  9. #9
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    M.571 kardeşim demiş ki ;

    Sevgili "student" kardeşim

    Ben orada inandığım manası ile yazdım. Diğerleri benim için ihtimal dışıdır.


    Alıntı:
    a- Bu kelime ile anneye nisbet kastedilmiştir. Sanki doğduğu hal üzere kalmış; yeni bilgiler elde ederek asli fıtratının değişmediği kastedilmiş olabilir.
    Üstteki yazıdan anladığınızı anlatır mısınız Acaba ben mi yanlış anlıyorum.. (!) Ben buna ihtimal vermiyorum ama bir de sizden dinleyelim. Akıl akıldan üstündür demişler
    Ben benim Elmalı Hamdi Yazır dan alıntıladığım yazıyı dikkatle okuyup , ondan sonra cevap vermeni beklerdim .

    Bak yukarıdaki yazısında ;

    1- Ana anlamına olan "Ümm" nisbetidir ki, sanki "anasından doğduğu hal üzere kalmış", yaratılışındaki safiyet ve fıtrat hiç değişmeden olduğu gibi durumunu korumuş, sonradan yeni yeni değişikliklere uğramamış ve hiçbir şekilde bozulmamış anlamını ifade eder.


    İhtimal vermediğiniz nedir ?

    "Ey Resulüm! Sen vahyimizden önce kitap okuyan veya yazı yazan bir insan değildin; eğer böyle olsaydı, batıl iddia peşinde olanlar şüphe edebilirlerdi. (Ankebut, 29/48).

    Bu ayet senin ihtimal dışı dediğin manadan bahsetmiyor mu ?


    Halbuki tüm müslümanlar Hz.Muhammed (sas) min okuma yazma bilmediğini , başka herhangi bir kitap okumadığını bilir.


    İşte onlar o kimselerdir ki, o ümmî resul'e, o okuması yazması olmayan ümmî Peygamber'e bağlanıp gönüllü olarak ona uyacaklar. İleride belli bir kitapla göndereceğimiz o bütün kavimlerin müjdecisine, okur yazar olmadığı halde baştan sona bütün bilgileri göğsünde toplayıp, ümmetine her şeyi haber verecek olan o ümmî peygambere, böyle olağanüstü özellikler taşıyan mümtaz mucizelerin sahibi ahir zaman nebisine can u gönülden uyup itaat edecekler, yani sözde, işte ve inançta onun arkasından gidecekler.

    Ayrıca bu forumda da bazılarının Hz.Muhammed (sas) min Rahip Bahira ile görüşüp güya onlardan öğrenip Kuranı Kerimi kendi yazdığını söylüyorlar ama gördüğün gibi Kuranı Kerimde Ankebut Suresinde geçen ayette bildirildiği gibi Hz.Muhammed (sas) min '' ÜMMİ '' olması ve bu kelimenin her 3 anlamınıda kapsaması tam olarak Kuranı Kerimdeki kelimelerin Allah tarafından özenle vahyedildiğini gösteriyor.

    Hz.Muhammed (sas) ;

    1-Kendisine Peygamberlik gelene kadar hiçbir kitap okumamıştır , başkasından din konusunda herhangi bir bilgi elde etmemiştir.

    2-Mekkelidir. Senin dediğin gibi Şehirlerin Anası , başkenti olan Mekkede doğmuştur.

    3-Arap milletine mensuptur.




    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  10. #10
    M.571 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2007
    Mesajlar
    1,676
    Karizma Gücü
    0
    Sevgili kardeşim.

    Yanlış anlaşılma var..

    Bilirsiniz ki ben sizin yazılarınızı okurum, takip ederim. Bilgilerinizden istifade etmeye çalışırım. Elmalılı Hamdi Yazır'dan yaptığınız alıntıyı da elbette ki okudum. Allah razı olsun.

    Ankebut Suresi'nin ilgili ayetine daha sonra değinelim ki konu dağılmasın. Belli bir düzeni olsun.

    Ümmi kelimesi tabiki sadece benim verdiğim manaya gelmiyor. Ben konu akışına göre manasını yazdım. Yoksa Kur'an'ın her yerinde benim verdiğim mana ile kullanıldığını söylemedim.

    Size şöyle izah edeyim.

    Ümmiliğin aşağıdaki manası özellikle Hz. Muhammed'e yakıştırılmaya çalışılıyor.
    ÜMMÎ: Anasından doğduğu gibi kalan; yeni bir bilgi edinmemiş olan; okuma-yazma bilmeyen gibi anlamlara gelir.
    Ben de "eğer bu kelimeyi özellikle Hz. Muhammed'e yükleyerek, onun için "okuma-yazma bilmiyor" imajını yüklemeye çalışıyorsunuz, alın o halde bu da diğer manası" demeye getirdim.

    Veya "Madem ki illa bu kelimeyi bu manası ile Hz. Muhammed'e yakıştırmaya çalışıyorsunuz, o halde aşağıdaki manası ile bakın" demeye getirdim ve dedim ki:
    Hayır. "Ümm" -ana- demektir. "Ümmi" ise "Ana" demektir. Kur'an'daki kullanımı Hz. Muhammed'in "Ana kentli" olduğunu bildirecek şekildedir.
    Bu bile ondan çok daha mantıklı.

    Yani sadece bu manaya gelmiyor diyorsanız ki gördüğüm kadarı ile öyle diyororsunuz, haklısınız. Başka manaları da var.

    Özellikle Hz. Muhammed'in ismi zikredildiğinde onun ümmi olmasına bu şekilde mana yüklenmesine karşıyım. Onu dile getirmeye çalıştım; bu yanlış anlaşılmış olabilir.

    Özellikle onun ümmi olmasına bir mana yüklemeye çalışıyorlarsa, benim veridğim manayı yüklesinler. Daha güzel.

    Esas itibari ile Ümmi olan Hz. Muhammed iki şekilde düşünülebilir. Yani bana göre. Kimisine göre ise üç şekilde.

    1. Kitab'ı bilmeyen/okumayan. Ve kendi eliyle yazmayan.

    2. Mekkeli

    3. Okuma-yazma'sı olmayan (İŞTE BUNU KABUL ETMİYORUM)

    Saygılar.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. kuyruk acisi nedir bu aciyi cekenlerin iyilesme umudu var midir
    2008 Konuları bölümünde sadrina tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 11.10.11, 21:04
  2. saftorik veya saftiriklik bir hastalik midir bulasici midir
    2008 Konuları bölümünde sadrina tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 03.10.11, 22:26
  3. Din bir ideoloji midir ?
    Soru Sor, Cevap Ver - Ne? Nasıl? Niçin? Nerde? Ne Zaman? Kim? bölümünde mezarkabul39 tarafından açılmış
    Yanıt: 14
    Son Mesaj: 15.09.11, 18:09

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •