• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Portillo_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2007
    Mesajlar
    2,022
    Karizma Gücü
    0

    Öldükten Sonra Dirilişe Bilimsel Yaklaşım

    Mahşer

    DR. HALUK NURBAKİ

    Bir gün bütün mekanlar yıkılacak ve tek tek dirilerek ilahi sahneden toplanacağız. İşte ahlâk’ın dayandığı temel Yüce yaratıcının her baharda hadsiz örneklerini sergilediği bu muhteşem dirilişe iman etmektir.
    Tarih boyunca yaşamanın sorumluluğunu duymayan ve insanlığın bütün değer hükümlerini ayaklar altına almak isteyenler hep mahşere, yani yeniden dirilişe karşı çıkmışlardır. Hangi çağda olursa olsun bu dirilişe inanmayanların ortaya attıkları ilkel sloganlar, bütün kavgaların ve mutsuzlukların esas kaynağını teşkil eder.
    Onlardan birisi de Ubey bin Halef değil miydi?

    "O, kendi yaratılışını unutarak bir misal getirdi. Şu çürümüş kemikleri, kim diriltecek?"

    Yasin Suresinin 78. ayetinde belirtilen ve çağlar boyunca sorulan yukarıdaki sorunun cevabı, 79. ayette şöyle verilir.

    "De ki, onları ilk defa yaratan diriltecek. O her yaratmayı bilir."

    Bu ayet diriliş hakikatini mantık yoluyla hallediyor ve bir sonraki ayette, onun ilmi açıklamasını yapıyordu. Bu açıklama, hem o asrın en cahil kişilerini, hem de 20. asrın en büyük alimlerini tatmin eden bir mucize niteliğinde olup, mealen şöyleydi.

    "O, size yeşil ağaçtan ateş çıkarandır. Şimdi siz, ondan yakıyorsunuz."


    Bu ayet, halk tabakasına şöyle ders veriyordu:


    "Ağaç gibi kesif ve karanlıklı bir maddeden ateş gibi latif, hafif ve nurani bir maddeyi çıkartan bir kudretin, odun gibi çürümüş kemiklere, ateş gibi bir hayat ve nur gibi bir şuur vermesini, nasıl akıldan uzak görüyorsunuz?"
    Aynı ayetin alimlere verdiği derste ise, ölüm ve dirilişin temel kanunu dile getiriliyordu. Çünkü değil un ufak olmuş ve çürümüş bir şeyin yanması, yeşil ağacın yanıp ölmesi dahi, yeniden diriliş manasını taşıyordu. Zira bu bioanaliz olayında, yapraktaki karbondioksitin karbonu eksi değere çevrilerek biokarbon haline geliyor ve bu sırada hayatın temel unsuru olan oksijen açığa çıkıyordu. Ayette geçen "Şimdi siz onu yakıyorsunuz" şeklindeki ifade ise, canlıların oksijeni, yakmasına ve böylelikle hayatlarını devam ettirmesine işaretti.
    Ayetteki ateş çıkaran yeşil ağaçlar hakkında, Prof. Dr. Süleyman Ateş şu açıklamayı yapar:

    "Bunlar, Marh ve Afar adı verilen iki ağaçtır. İkisi de yemyeşil ve hatta suları damlarken, Marh çakmak gibi Afar'a sürülünce ateş çıkar. Bedeviler bunu bilirler. Ateşi, onun zıddı olan yeşil ağaçtan çıkarmağa kadir olan Allah (c.c), ölüye de can vermeye kadirdir…"

    O halde ölmek ve dirilmek, zannedildiği gibi fanatik hadiseler olmayıp karbonun değer değiştirmesine bağlı ilahi bir biofizik programlama olayıdır. Bu olaya yine ayni surede dikkat çekilmekte, ve insanın, meni hücresindeki bir genetik karttan gelişen "matematik bir program" dan ibaret olduğuna işaret edilmektedir. Bu arada meni hücresinde, insanın bedenini meydana getirecek olan biofizik disiplinin, inanılmayacak derecede mükemmel mikronluk bir diziden ibaret olduğunu belirtmemiz gerekecektir.
    Şimdi ilmin akılcı metodlarıyla mahşerdeki diriliş hakikatini inceleyeceğiz. Bu metodlara göre, henüz gerçekleşmemiş bir olayın ilmi yönü, olabilirlilik (probabilite) açısından değerlendirilir. Ortaya atılan bir tez, ilmi olarak "olabilirlilik" değerini taşımazsa, onun için "imkansız' damgası basılır.
    Diriliş hakikatinin "olabilirlilik," yönünü ilmi açıdan ele aldığımızda, bir insanın veya daha geniş ifadesiyle bir canlının meydana gelişinde, 2 unsuru hesaba katmamız gerekecektir.

    1 - Genetik Şifre
    2- Genetik Şifrenin açılıp canlıyı meydana getirmesi için gerekli olan ortam.
    Canlının Genetik Şifresi, D.N.A. Moleküllerinden kurulu bir şeride, matematik programın kaydedilmesi manasındadır. Ve bu şifre, meni hücresinde birkaç mikronu geçmeyen biofizik bir kayıttan ibarettir.
    Genetik kartların çözülme ortamına gelince:
    Bu kartlar 3 yolda ve 3 farklı ortamda çözülebilmektedir. Bu olay, genetik şifrelerdeki biofizik programın, çevreden alınacak yeni kimyevi maddelerle sıralanması demektir. Bu farklı ortamlarda cereyan eden göz kamaştırıcı faaliyet, elbette tek ve en yüce kudretin tecellisiyle mümkün olabilmektedir. Ancak, dünya hayatı, insanoğlu için bir imtihan özelliği taşıdığından, o yüce kudrete perde olan sebep (Veya ortamların) bulunması gerekmektedir.
    Şimdi bu ortamları sıralayacağız:
    A- Yumurta tarzındaki ortam: Canlıların bu tarzda meydana gelişi, belli kimyevi maddelerin genetik şifrenin etrafına depo edilmesi ve genetik şifrenin, bu maddeleri belli sıralara göre düzenleyip canlının meydana gelmesine sebep olması esasına dayanır. Böcekler, sürüngenler ve kuşlar, bu yolla dünyaya gelirler.
    Onlara:
    Haydi cahil git, diyeceksiniz. Git ve topraktaki sonsuz kimya sırlarını öğren. Bu arada genetik şifrelerin ne olduğunu, nasıl ve nerelerde açıldığını öğrenmeyi de ihmal etme.
    Evet, mahşerdeki diriliş, ilmi açıdan tam bir olabilirlilik (probabilite) göstermektedir. Üstelik kainatın yaratıcısı olan Rabbimiz, bu dirilişi vaad etmiştir. O halde elbette gerçekleştirecektir. Onun kudretine göre bir baharın yaratılması bir çiçek kadar, cennetin yaratılması ise bir bahar kadar kolaydır.
    Bahar'lardaki dirilişi gören ve buna her baharda şahit olan; farkında olmadan çiğnediği toprağın her bir zerresinde dirilişi, yani mahşeri nasıl inkar edebilir?
    Ve böyle bir insana, nasıl "insan" denilir?
    Cenab-ı Hak Enbiya suresinin 104. ayetinde mahşeri anlatırken "Biz semayı, bir kitabın sayfalarını dürüp büker gibi düreceğiz. İlk yaratılış ta nasıl başladıysak (sayfa sayfa açtıysak) buyuruyor.
    Bu ayette, kainattaki sonsuz boyutları, bir kitabın sayfalarına benzeten Rabbimiz, mahşer hadisesindeki boyut değişmesini veya kapanmasını bildirmektedir.
    "Boyutların dürülmesi" şeklindeki ifade, zaman boyutunu da içine aldığından, mahşerdeki diriliş; bir zaman eylemine ihtiyaç göstermemektedir. Mahşerdeki diriliş hadisesi, zaman eylemi sebebiyle bu güne kadar zor, anlaşılmıştır. Halbuki mahşer başladığı an, bütün boyutlar gibi zaman eyleminin geometrik değeri de değişecektir.
    Dünya mekanında, bir kitabın açılmış sayfalarını temsil eden boyutlar, geometrik bir mekan dengesi içindedir. Fakat kitap kapanmaya başlayınca, zaman hız kazanır ve fiziki eylemler, göz açıp kapayıncaya kadar şekilleniverir.
    Evet mahşer, zaman düzleminde cereyan eden fiziki boyutlar dürülmesidir.
    Tıpkı yaratılırken bir gül gibi açılan boyutların sonradan bir goncaya benzer dürülüşü gibi.
    B- Tohum tarzında ve toprak ortamında gelişme: Canlıların bu tarzda yaratılması, genetik şifrelerin toprakta açılması ve canlının, meydana gelmesine sebep olması şeklinde açıklanabilir. Tohumdaki genetik şifrenin çevresinde bazı önemli moleküller vardır. "Hayat bulma" denilen ve hiçbir şekilde taklidi mümkün olmayan bu mükemmel faaliyet için gerekli olan diğer kimyevi maddeler de, kök adı verilen ve bütün kimyagerleri kıskandıran lifciklerle mükemmel bir şekilde temin edilir. Bütün bitkilerin nesilleri, bu yolla devam etmektedir.
    C- Anne karnındaki gelişme: Bu tarz gelişmede, genetik şifreler yeni canlıyı inşa ederken, gerekli olan kimyevi maddeler, anne karnından temin edilir.
    Bu yolların dışındaki önemli bir şifre çözümünü de, mikroplarda görüyoruz. Mikropların genetik şifreleri, ya diğer bir canlının bünyesinde, yada toprakta açılarak gelişmektedir. Eğer bu ortamlar bulunmazsa, mikroplar genetik şifrelerini (kurumuş bir tohum gibi) yüzlerce yıl saklayabilir ve bu süre içinde hiçbir hayati faaliyet göstermezler. Özellikle virüslerde bu tür "konserve hayat" çok görülür.


    Şimdi bu temel bilgilerin ışığı altında, mahşerdeki dirilişi düşünelim.
    Adem Peygamberden (a.s.) itibaren gelmiş geçmiş insanların tamamına ait genetik şifreler bir araya toplanacak olsa, ancak bir çay bardağını dolduracaktır.
    Yani milyarlarca insan, sadece bir bardak dolusu şifrenin açılmasıyla yaratılmaktadır.



    Şimdi koltuğunuza biraz daha rahat oturmaya çalışarak kendinize şu soruları sorunuz.
    1- Acaba insanoğlunun mikroplar kadar bir değeri yok mudur?
    Yani mikropların genetik şifreleri toprakla açılır ve hayat bulurken, toprağa düşmüş insanların genetik şifrelerinin tekrar açılmaması mümkün müdür?

    2- Toprak altında asırlarca bozulmayan ve bu arada hiçbir canlılık emaresi göstermeyen virüsler, uygun bir ortamda tekrar hayat bulurken, vefat etmiş insanoğlunun, Cenab-ı Hakkın emriyle tekrar hayat bulmamasına imkan var mıdır? Elbette hayır.


    Kainatı bütün mahlûkatıyla ve kusursuz olarak yaratan Rabbimiz, o bir çay bardağı dolusu şifreyi arza döküp "dirilin" emrini verecek ve tek tek dirilerek ilahi sahnede toplanacağız.
    O sahnede, diriliş hakikatine inanmayanlar da yer alacak.
    Ve onlar, dünyada her an milyarlarcası sergilenen diriliş mucizesini görmemezlikten gelmenin hesabını verecekler.
    14 asır öncesinde olduğu gibi, un ufak olmuş bir kemiği eline alıp, alay edercesine, "Çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diye soran inkarcılara verilecek cevabı, artık çok iyi biliyorsunuz.



    Kaynak : http://www.nurbaki.com/?p=498#more-498
    Hacı Bayram-ı Veli Medrese Hocalığı görevinden neden istifa etti ?

    - Fen İlimleri öğretmesi engellendiği için.


    (Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) HADİS [Beyhekî]


    BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI APTALLIK - AZİZ NESİN


    Bütün fikir cereyanlarını ve düşüncelerini inceledim,bu yoldaki eserlerin tamamını okudum,hepsi hergeçen gün değerini kaybetmeye mahkum fani düşüncelerdir.Bunun TEK istisnası KUR'AN'dır.O eskimiyor aksine TAZELENİYOR

    Fransız Düşünür ROGER GARAUDY



    "Beni övmeyi bırakın; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin." (M.Kemal ATATÜRK)

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-09-2007
    Mesajlar
    2,183
    Karizma Gücü
    0
    emeğine sağlık

  3. #3
    Portillo_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2007
    Mesajlar
    2,022
    Karizma Gücü
    0
    sağol okuduğun için allah razı olsun %47
    Hacı Bayram-ı Veli Medrese Hocalığı görevinden neden istifa etti ?

    - Fen İlimleri öğretmesi engellendiği için.


    (Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) HADİS [Beyhekî]


    BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI APTALLIK - AZİZ NESİN


    Bütün fikir cereyanlarını ve düşüncelerini inceledim,bu yoldaki eserlerin tamamını okudum,hepsi hergeçen gün değerini kaybetmeye mahkum fani düşüncelerdir.Bunun TEK istisnası KUR'AN'dır.O eskimiyor aksine TAZELENİYOR

    Fransız Düşünür ROGER GARAUDY



    "Beni övmeyi bırakın; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin." (M.Kemal ATATÜRK)

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Ölene kadar saklayacağınız bir sırrı öldükten sonra eposta ile dostlarınıza iletin!!!
    2003 - 2004 Konuları bölümünde emosh-gs tarafından açılmış
    Yanıt: 11
    Son Mesaj: 16.09.04, 01:39

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •