• Reklam
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    26-04-2006
    Mesajlar
    37
    Karizma Gücü
    0

    Milli Mücadele İle İlgili Şiirler

    Merhabalar,
    Türkçe Öğretmenimiz (Lise), Milli, Mücadele yi anlatan şiir veya benzeri bir şey istedi.Yardımlarınız dokunursa çok sevinirim..

  2. #2
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    MUSTAFA KEMAL'İN KAĞNISI

    Yediyordu Elif kağnısını,
    Kara geceden geceden.
    Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,
    Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,
    İnliyordu dağın ardı, yasla,
    Her bir heceden heceden.


    Mustafa Kemal'in kağnısı derdi, kağnısına
    Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
    Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,
    Nam salmıştı asker içinde.
    Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,
    Doğrulmuştu yola önceden önceden.

    Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
    Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,
    Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı,
    Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra,
    Gecenin ulu ağırlığına karşı,
    Hafifletir, inceden inceden.

    İriydi Elif, kuvvetliydi kağnı başında
    Elma elmaydı yanakları üzüm üzümdü gözleri,
    Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi, daim;
    Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
    Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti,
    Niceden, niceden.

    Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu,
    Nazar mı değdi göklerden, ne?
    Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez,
    Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacır gucur
    Nasıl dururdu Mustafa Kemal'in kağnısı.
    Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden
    Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
    Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
    Geçer götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin,
    Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
    Bak hele üzerinden ses seda uzaklaşır,
    Düşerim gerilere, iyceden iyceden.


    Kocabaş yığıldı çamura,
    Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar,
    Örtüldü gözleri örtüldü hep.
    Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı, bacım,
    Kocabaşın yerine koştu kendini Elifçik,
    Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.

    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA


    ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA

    Ne bulutlar gitti, ne padişahlardan bir haber geldi.
    Kemal Paşa derler bir yiğit vardı.
    Bu sefer de millet türkülerle Kemal Paşaya haber saldı.

    V

    Kemal Paşa, yenilmez yiğit, şanlı komutan!
    Savaş girer gibi yetiş bize!
    Yetiş bize, çöllerde bile olsan!
    İnanç doldur, güç doldur içimize!

    Bin kere yurdumuzu kurtaran!
    Bir görseydin ağlardın hâlimize!

    Kuşun kanadında türküler
    Kemal Paşanın gönlüne vardı,
    Cevabından önce kendi geldi.

    VI

    Bir gemi yanaştı Samsuna sabaha karşı
    Selâm durdu kayığı, çaparı, takası,
    Selâm durdu tayfası

    Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
    Duman değildi bu!
    Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

    Samsun limanına bu gemiden atılan
    Demir değil!
    Sarılan anayurda
    Kemal Paşanın kollarıydı.

    Selâm vererek Anadolu çocuklarına
    Çıkarken yüce komutan
    Karadenizin hâlini görmeliydi.

    Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
    Kalktı takalar,
    İzin verseydi Kemal Paşa
    Ardından gürleyip giderlerdi.
    Erzuruma kadar.

    Bu ne inançtı ki, Kemal Paşa
    Atının teri kurumadan
    Sürüp geldin yeni yeni savaşların peşinde

    VII

    Bir selâm gibi gitti Erzuruma,
    Bin selâm gibi geldi Sivasa Erzurumdan.
    Dağlar alçaldı yol vermeğe,
    Temizlendi ılkımından karından.

    Analar bacılar yola döküldü,
    Cephane taşıdı arkasından.
    Irmaklar suyundan faydalattı,
    Ağaçlar daldasından.

    Yer gök inledi bir yol daha
    Kurtuluş savaşından.
    .............................................
    Düşman koymuş meydanları kaçıyordu.

    XI

    Kattı Kemal Paşanın ordusu düşmanı uğruna
    Pişman eti anasından doğduğuna.
    Çevirdi Sakarya, çevirdi süvariler,
    Veryansın etti topçu,
    Veryansın etti piyadeler.


    Kattı Kemal Paşanın ordusu sürdü gitti,
    Yetiştikçe vurdu düşmana.
    Hayın düşman sarhoş gibi sallana sallana
    On beş günde İzmiri dar buldu,
    Ölen kurtuldu, sağ kalan teslim oldu.

    Kaçtı gemiler.
    Alnı sargılı, kolu sargılı, boynu sargılı,
    Ahmetler, Bekirler, Aliler,
    Mahmutlar, Kâzımlar, İsmailler
    Peşlerinden yettiler,
    Diz çöküp Kordonboyuna
    Ta yürekten çekip tetiği
    Gemilere yaylım ateş ettiler.

    Bu ne inançtı ki, Gazi Paşa!
    Atının teri kurumadan
    Sürüp gittin yeni yeni savaşların peşinde.

    XII

    Sana borçluyuz ta derinden!
    Çünkü yurdumuzu sen kurtardın,
    Hasta, yorgun düşmüştük,
    Yaralarımızı iyice sardın.

    Yiğittin, inanç doluydun yapıcıydın,
    Sanatkârdın, denizler kadar engin;
    Kimsenin görmediğini görürdü
    Sevgiyle bakan gözlerin.

    Dedin ki: Bu millet, bu büyük millet
    Yüzyıllar boyunca geri kalmış;
    Bu yurt, bu güzel yurt, bizim yurdumuz
    Her yanından yaralar almış.

    Dedin ki: Bir güzel savaşmalı
    Kurmak için yeniden;
    Bilgiyle, inançla, çoşkunlukla
    "Övün, çalış, güven!"

    Sana borçluyuz ta derinden!
    Işığısın bu yurdun.
    Dilimizi, ulusallığımızı öğrettin bize,
    Çünkü cumhuriyetimizi sen kurdun.

    Hürriyeti sen yaydın içimize,
    Halkçıyız dedin halk içinden,
    İnançta hür yetiştirdin bizi,
    Borçluyuz sana ta derinden!
    Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti,
    Bu milleti temiz ellerin.
    Sana borçluyuz ta derinden
    En büyüğü Mustafa Kemallerin!

    Cahit K&#220EBİ


    Bunların dışında da birçok şiir bulmak mümkün. İlk aklıma gelenler bunlardı.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  3. #3

    Kayıt Tarihi
    26-04-2006
    Mesajlar
    37
    Karizma Gücü
    0
    İlginiz için çok teşekkür ederim..

  4. #4
    misafir <s><span style='color: #FF0000'>alpi1907</span></s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    27,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    ATATURK'TEN SON MEKTUP (Halim Yagcioglu)

    Siz beni hala anlayamadiniz
    Ve anlamayacaksiniz caglarca da
    Hep tutturmus "Yil 1919 Mayisin 19u" diyorsunuz
    Ve eskimis sozlerle beni ovuyor, ovuyorsunuz
    Mustafa Kemal'i anlamak bu degil.

    Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
    Birakin o altin yapragi artik
    Birakin rahat etsin anilarda sehitler
    Siz bana neler yaptiniz ondan haber verin
    Hakkindan gelebildiniz mi yoklugun, sefaletin?
    Mustafa kemal'i anlamak yerinde saymak degil
    Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

    Bana mustular getirin bir daha
    Uygar uluslara esit yeni buluslardan
    Kuru soz degil is istiyorum sizden anladiniz mi?
    Uzaya Turk adini Ataturk kapsulleriyle yazdiniz mi?
    Mustafa Kemal'i anlamak avunma degil
    Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

    Hala o acikli agitlar dudaklarinizda
    Hala oturmus bana On Kasimlarda agliyorsunuz
    Uyanin artik diyorum, uyanin, uyanin!
    Uluslar fethine cikiyor uzak dunyalarin
    Mustafa Kemal'i anlamak goz boyamak degil!

    Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil
    Beni seviyorsaniz eger ve anliyorsaniz
    Laboratuvarlarda sabahlayin, kahvelerde degil
    Bilim agartsin saclarinizi, kitaplar
    Ancak boyle aydinlanir o sonsuz karanliklar
    Mustafa Kemal'i anlamak aglamak degil
    Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil

    Demokrasiyi getirmisim size ozgurlugu
    Goruyorum ki hala ayni yerdesiniz hic ilerlememis
    Birbirinize dusmussunuz halka egilmek dururken
    Hani koylerde isik, hani bolluk, hani kaygisiz gulen?
    Mustafa Kemal'i anlamak itismek degil
    Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

    Arayi kapatmanizi istiyorum uygar uluslarla
    Bilime, sanata varilmaz rezil dalkavuklarla
    Bu vatan, bu canim vatan sizden calismak ister
    Paydos ovunmeye, paydos avunmaya, yeter yeter
    Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak degil
    Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.


    KUVAYI MILLIYE'DEN (Nazim Hikmet)

    Dusundu birdenbire kayalardaki adam
    kaynaklari ve yollari dusman elinde kalan butun nehirleri
    Kim bilir onlar ne kadar buyuk
    ne kadar uzundular?
    Bircogunun adini bilmiyordu
    yalniz, Yunan'dan once ve Seferberlik'ten evvel
    gecerdi Gediz'in sularini basi donerek.

    Daglarda tek
    tek
    atesler yaniyordu
    Ve yildizlar oyle isiltili, oyle ferahtilar ki
    sayak kalpakli adam
    nasil ve ne zaman gelecegini bilmeden
    guzel, rahat gunlere inaniyordu
    ve gulen biyiklariyla duruyordu ki mavzerinin yaninda
    birdenbire bes adim saginda onu gordu.
    Pasalar onun arkasindaydilar.
    O, saati sordu.
    Pasalar: "Uc" dediler,
    Sarisin bir kurda benziyordu.
    Ve mavi gozleri cakmak cakmakti.
    Yurudu ucurumun basina kadar,
    egildi, durdu.
    Biraksalar
    Ince, uzun bacaklari ustunde yaylanarak
    ve karanlikta akan bir yildiz gibi kayarak
    Kocatepe'den Afyon ovasina atlayacakti.

    ATATURK BIR CIKISTIR, VARIS DEGIL! - Orhan Asena

    Ataturk bir cikistir, varis degil.
    Varmak tukenmek demek, Ataturk tukenmez,
    varmak olum demek, Ataturk olmez.
    Ben olurum, benimle bir eksilir Ataturk,
    sen dogarsin, o dogar, baskalari dogar;
    sizinle bin dogar, bin cogalir, bin yucelir,
    dunya surer, yasam surer, surer Ataturk.

    Ataturk bir yonun adi, ozgurluge, uygarliga, ileriye
    bir parlamis bir sonmus, iste yolun demis,
    Ataturk bir ufkun adi, dagin degil,
    Himalaya kadar bile olsa dagin degil.
    Dag durur, oysa ufuk yurur.
    Her ufukta Ataturk buyur.
    Her ufukta yenilenir bir kez.

    Ataturk bir ilkhizdir dogadaki,
    tohumu catlatan bir guc
    kozayi delen ilk vurus
    kusun kanadindaki ilk gunu
    kos demis, atil demis sana, durulur mu?
    Ataturk durmus mu ki sen durasin?
    Ataturk susmus mu ki sen susasin?
    Ataturk olmus mu ki sen olesin?

    Ataturk bir kavganin adi her gun yenilenen
    her gun degisen dusmana karsi.
    Bilgisizliktir bu dusmanin adi cok kez,
    geriliktir, aptalliktir, donekliktir.
    Cikarcilik, nemegerekcilik, vurdumduymazlik,
    korkaklik, eyyamcilik, yalancilik,
    bir bakarsin topla tufekle yurur ustune,
    bir bakarsin gulucuklerle, oksamalarla gelmis,
    bir bakarsin, seni ta icinden kemirir bir kurtcuk.

    Ataturk bir ak torenin, bir buluncun adi,
    hergun bizi bir kez daha uyaran,
    hergun bizi bir kez daha yuruten doruga.
    Yigitlige, namusluluga, dogruluga,
    her gun bir kez daha yarisalim diye kendisiyle
    o en guzele, en yuceye, en dogruya.

    24.9.1991 - Ankara

    ON YIL DESTANI (Mehmet Asik)

    Onuncu yili bu Cumhuriyet'in
    Kutlu olsun yurdun buyuk bayrami
    Guluyor on yildir yuzu milletin
    Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami.

    Ne yaptilar kahbe dusmanlar bize
    Pek cogunu doktuk onun denize
    Simdi bir bir anlatayim ben size
    Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

    Biz Turkleriz her seylere ozenen
    Istikbalin serefini kazanan
    Hicbir dusman ugrasamaz bizinen
    Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

    Cumhuriyet halkin hakimiyeti
    Hep Turklerin boyle idi niyeti
    Anlasildi Cumhuriyet kiymeti
    Kutlus olsun Cumhuriyet bayrami

    Turkiye'dir vatanimiz ilimiz
    Cumhuriyet acti bizim gonlumuz
    Ilerlesin bizim guzel dilimiz
    Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

    Eski kanun kadnlari bosadan
    Yeni kanun hanimi hur yasatan
    Bu fikirler gelir Gazi Pasa'dan
    Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

    Muallimlik icin yetisen gencler
    Butun halka bilgi vermeye baslar
    Laik hukumeti kuran kardaslar
    Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

    Hukumeti biz yurekten severiz
    Hangi dusman karsi dursa doveriz
    Turk milleti kahramandir overiz
    Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

    Millet, Meclisiyle verip basbasa
    Yasa Cumhuriyet Reisim yasa
    Yapalim bayrami biz kosa kosa
    Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

    Budur onuncu yil donum devrani
    Gezip Ankara'yi etsem seyrani
    Asik Mehmet yazar bayram destani
    Kutlu olsun Cumhuriyet bayrami

    ONUNCU YIL MARSI (Behcet Kemal Caglar,
    Faruk Nafiz Camlibel)

    Ciktik acik alinla on yilda her savastan
    On yilda onbes milyon genc yarattik her yastan.
    Basta butun dunyanin saydigi Baskumandan
    Demir aglarla orduk Anayurdu dort bastan.

    Turk'uz Cumhuriyet'in gogsumuz tunc siperi
    Turk'e durmak yarasmaz, Turk onde Turk ileri

    Bir hizla kotulugu geriligi bogariz
    Karanligin ustune gunes gibi dogariz
    Turk'uz butun baslardan ustun olan baslariz
    Tarihten once vardik, tarihten sonra variz

    Turk'uz Cumhuriyet'in gogsumuz tunc siperi
    Turk'e durmak yarasmaz, Turk onde, Turk ileri

    Cizerek kanimizla oz yurdun haritasini
    Dindirdik memleketin yillar suren yasini
    Butunledik her yonden istiklal kavgasini
    Butun dunya ogrendi Turklugu saymasini

    Turk'uz Cumhuriyet'in gogsumuz tunc siperi
    Turk'e durmak yarasmaz, Turk onde Turk ileri

    Ornektir milletlere actigimiz yeni iz
    Imtiyazsiz, sinifsiz kaynasmis bir kutleyiz
    Uyduk goruste bilgiye, gidiste ulkuye biz
    Tersine donse dunya yolumuzdan donmeyiz

    Turk'uz Cumhuriyet'in gogsumuz tunc siperi
    Turk'e durmak yarasmaz, Turk onde, Turk ileri.

    CUMHURIYETIMIZIN 50. YIL MARSI (Bekir Sitki Erdogan)

    Mujdeler var yurdumun topragina tasina
    Erdi Cumhuriyetim elli seref yasina
    Bu ruzgarla sahlanmis dalga dalga bayragim
    Baska bir tug yarasmaz Turk'un ozgur basina.

    Cumhuriyet, ozgurluk, insanca varlik yolu
    Ataturk'un cizdigi cagdas uygarlik yolu

    Yillari bir cig gibi asarak hafta hafta
    Kosuyoruz durmadan kadin-erkek bir safta
    Elimizde mesale, ilke ilke Ataturk
    Isiklara donattik ulkeyi her tarafta

    Cumhuriyet ozgurluk, insanca varlik yolu
    Ataturk'un cizdigi cagdas uygarlik yolu

    Ayni kandan feyz alir bunca toprak, bunca tas
    Kilic tutan bilekler, verdi sabanla savas
    Teknigin dev nabzinda her adim, her dakika
    Carklarda ayni tempo, yureklerde ayni mars

    Cumhuriyet ozgurluk, insanca varlik yolu
    Ataturk'un cizdigi cagdas uygarlik yolu

    Biz yurekten bagliyiz elli yildir bu yolda
    "Yurtta baris" ilk hedef, "Cihanda sulh" parola
    Koparamaz hicbir guc bizi milli birlikten
    Ata'mizin izinde kosuyoruz kol kola

    Cumhuriyet ozgurluk, insanca varlik yolu
    Ataturk'un cizdigi cagdas uygarlik yolu

    Yasasin hur ulusum, soylu gencim, benligim
    Yasasin sanli ordum, sarsilmaz guvenligim
    Ersin elli yillarim nice mutlu caglara
    Ornek olsun cihana devletim, duzenligim

    Cumhuriyet ozgurluk, insanca varlik yolu
    Ataturk'un cizdigi cagdas uygarlik yolu.


    Kor cehalet cirkeflestirir insanlari !
    Suskunlugum asaletimdendir...
    Her lafa verecek bir cevabim var...
    Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
    Bir de soyleyene bakarim adam mi diye...
    Mevlana Celaleddin-i Rumii

  5. #5
    <span style='color: #8B0000'>Tek Adam</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2007
    Mesajlar
    8,692
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    KUVÂYI MILLIYE - ALTINCI BAP


    MUHAREBELER
    ve
    DÜSMAN ELINDE KALANLAR
    ve
    KARTALLI KÂZIM'IN HIKÂYESI




    Inönü meydani, yavrum,
    rüzgâr,
    soguklar insani ari gibi hasliyor.
    Zemheriler bitti diyelim,
    hamsin ya basladi, ya basliyor.
    Muharebe bes gün bes gece sürdü.
    Kan gövdeyi götürdü.
    Ve nihayetinde
    düsmanlar karin üstünde
    top arabalari, sandiklar dolusu konyak,
    alti kamyon biraktilar.
    Sonra, kaçarlarken, yavrum,
    köyleri, köprüleri yaktilar...

    Bu, Birinci Inönü,
    sonra ikincisi :
    23 Mart 1921 günü
    düsmanin Bursa ve Usak gruplari üstümüze yürüyor.
    Onlarda, topçu ve piyade
    bizden üç kere fazla,
    bizim atlimiz çok.
    Atlarin makanizmasi,
    hartucu,
    namlusu yoktur
    ve kiliç
    çiplak, ucuz bir demirdir.
    26 Mart :
    Aksam.
    Sag cenah ilerimize yanastilar.
    27 Mart :
    Bütün cephelerde temas.
    28, 29, 30 :
    Kavgaya devam.
    Ve Martin 31'inci gecesinde,
    (ayisigi var miydi bilmiyorum)
    Inönü karanligi sesler ve kivilcimlarla doluydu.
    Ve ertesi gün
    1 Nisan :
    Metristepe aydinlaniyor.
    Saat alti otuz.
    Bozöyük yaniyor.
    Düsman muharebe meydanini silâhlarimiza terketmistir.

    Sonra, 8 Nisandan 11 Nisana kadar :
    Dumlupinar.

    Sonra, Haziran.
    Bir yaz gecesi.
    Dünyada yalniz piriltilar
    ve böceklerin sesi.
    Sakarya'yi üç yerinden sallarla geçiyoruz.
    Basarak aldik
    Adapazari'ni.
    Ve dolasip Sapanca Gölü'nün sazliklarini
    yanastik Izmit'in dogusunda çuha fabrikasina.
    Düsman,
    kismen gemilere binerek
    denizden
    ve kismen
    Karamürsel üzerinden
    Bursa'ya çekilip
    bosaltti Izmit sehrini gece yarisi.

    Sonra 23 Agustos :
    Sakarya melhamei kübrâsi ki
    devami 13 Eylül gününe kadardir.
    Bizim kirk bin piyademiz,
    dört bin bes yüz atlimiz,
    düsmanin seksen sekiz bin piyadesi,
    üç yüz topu vardir.
    Harp meydaninin kuzey yani
    Sakarya
    ve daglardir :
    keskin
    ve dik yamaçlariyla
    ve kireçli topraklari
    ve kayalarinda tek baslarina birbirinden uzak
    hasin
    ve münzevi çam agaçlariyla
    Abdülselâm-dagi,
    Gökler-dagi,
    daglar.

    Ve Sakarya'dan bu havalide
    yalniz, çatal tirnakli karacalar su içmektedir.
    Ankara suyunun döküldügü yerden
    Eskisehir kuzeybatisina kadar
    Sakarya mecrasi uçurumlar içinden geçmektedir.
    Güneyde
    ve güneydoguda
    yapraksiz ve hazin
    genis ve uzun
    ve insana biraktigi hiçbir seye acimadan
    ölmek arzusu veren
    Cihanbeyli ovasi :
    çöl...
    Bu çölün,
    bu daglarin,
    bu nehrin ve bizim önümüzde
    yirmi iki gün ve gece fasilasiz dövüsüp
    düsman ordusu ric'ata mecbur kaldi.

    Buna ragmen :
    Sene 1922
    ve 15 vilâyet ve sancak
    ve 9 büyük sehir
    düsman elindedir.
    Inanilmaz seyler düsmandadir ki
    bunlarin arasinda :
    7 göl, 11 nehir
    ve köklerinde baltamizin yarasi
    ve yanginlariyla bizim olan
    yüz kere yüz bin dönüm orman,
    bir tersane, iki silâh fabrikasi,
    ve 19 körfez ve liman ki
    belki birçogunun
    rihtimi,
    mendiregi,
    kirmizi, yesil fenerleri yoktur
    ve belki sularinda
    ates kayiklarinin isiltisindan baska isik yanmadi,
    fakat onlar
    tahta iskeleleri ve kederli balikçilariyla bizimdiler.
    Sonra, 3 deniz,
    6 kol tren hatti,
    sonra, göz alabildigine yol :
    silaya gittigimiz,
    gurbette göründügümüz
    ve neden
    ve niçin oldugunu sormadan
    çöle, Çanakkale'ye,
    ölüme gittigimiz yol
    ve sonra toprak
    ve o topragin insanlari :
    Usak tezgâhlarinin hali dokuyanlari,
    klaptan islemeli egerleriyle meshur
    Manisa'li saraçlar,
    yol kiyilarinda ve istasyonlarda açlar
    ve kurnaz
    ve cesur
    ve agirbasli ve çapkin
    ve kütleleriyle delikanli
    Istanbul ve Izmir isçileri
    ve zahire ve kantariye tâcirleriyle esraf ve âyân,
    kil çadirli yürükleri Aydin'in,
    ve sonra, irgat,
    ortakçi,
    maraba,
    davarli ve davarsiz,
    yarim mesin çizmeli
    ve ham çarikli köylüler.
    15 vilâyet ve sancak
    ve 9 büyük sehir
    düsman elindedir.

    Mehtapli bir gece,
    gümüs bir kutunun içindesin :
    ortalik öyle bir tuhaf aydinlik, öyle issiz.
    Ya çok seslidir
    ya hiç ses vermez mehtapli gece zaten.

    Yatiyor filintasinin arkasinda Kartalli Kâzim.
    Kiz gibi Osmanli filintasi.
    Parliyor arpacik
    namlinin ucunda :
    yüz yillik yoldaymis gibi uzak
    ve bir damlacik.

    Kâzim emir aldi merkezden :
    Gebze'deki Ingiliz'in tercümani vurulacak.
    Köylerde teskilât kurmus tercüman Mansur :
    satiyor bizimkileri.

    Kâzim iyi hesaplamis herifin geçecegi yeri.
    Iste sökün etti Mansur karsidan :
    beygirin üzerinde.
    Beygir yüksek,
    Ingiliz kadanasi.
    Kendi halinde yürüyor hayvan
    ortasinda demiryolunun
    sallana sallana,
    agir agir.
    Tercüman herhalde birakmis dizginleri,
    basi sallaniyor,
    belki de uyuyor üzerinde beygirin.

    Yaklastikça büyüyor herif.
    Zaten mehtapta heybetli görünür insan.

    Arada kaldi kalmadi dört yüz adim,
    namliyi kaldirdi birazcik Kâzim,
    nisan aldi sallanan basina Mansur'un.
    Soldaki yamaçtan bir tas parçasi düstü.
    Bir kus uçtu sagdaki agaçtan,
    -agaç çinar-.
    Kus ürkmüs olacak.
    Çevrildi Kâzim'in basi kusun uçtugu yana,
    mehtapla yüz yüze geldiler.
    Mehtap koskocaman,
    desdegirmi,
    bembeyaz.
    Ve Kâzim'in gözünü aldi âdeta.
    Zaten bu yüzden,
    tekrar göz, gez, arpacik
    ve filintayi atesledigi zaman
    ilk kursun Mansur'un basini delecek yerde
    galiba omuzuna girdi.
    Herif «Hink» dedi bir,
    beygirin basini çevirdi
    dörtnal kaçiyor.
    Yetistirdi ikinci kursunu Kâzim.
    Beygirin üstünde sola yikildi Mansur.
    Üçüncü kursun.
    Tercüman düstü beygirden.
    Fakat bir ayagi üzengiye takili kalmis,
    sürüklendi kaçan hayvanin pesinde biraz,
    sonra kurtuldu ki ayagi
    yikilip kaldi oldugu yerde.
    Yamaca sardi beygir.
    Kalkti Kâzim,
    yürüdü Mansur'a dogru,
    üzerinden kâatlari alacak.
    Arada dört telgraf diregi yalniz,
    elliserden iki yüz metre eder.
    Mansur dogruldu ansizin,
    kaçiyor bayir asagi.
    Filintayi omuzladi Kâzim.
    Dördüncü kursun.
    Yikildi herif.
    Kostu Kâzim.
    Dogruldu yine Mansur.
    Yürüyor sarhos gibi sallanarak,
    kaçmiyor artik,
    yürüyor.
    Kâzim da birakti kosmayi.
    Deniz kiyisina indiler.
    Orda bos bir fabrika var,
    bir de beyaz bir ev,
    tahta iskelesi iner denizin içine kadar.
    Mansur suya giriyor,
    kâatlar islanacak.
    Besinci kursunu yakti Kâzim.
    Suya düsüp kaldi önde giden
    ve Kâzim tazelerken sarjörü
    bir isik yandi beyaz evde,
    bir pencere açildi.
    Galiba bir kadin bakti disariya..
    Bogazlaniyormus gibi bagirdi Mansur.
    Pencere kapandi,
    isik söndü.
    Tercüman atti kendini tahta iskeleye.
    Art ayaklari kirilmis bir hayvan gibi sürünüp tirmaniyor.
    Hay anasini,
    ay da denize düsmüs
    toplanip dagiliyor,
    dagilip toplaniyor.
    Velhasil,
    lâfi uzatmiyalim,
    Mansur'un isini biçakla bitirdi Kâzim.
    Kâatlar kan içindeydi.
    Fakat kan kapatmiyor yaziyi...

    Namussuzun biriydi Mansur,
    muhakkak.
    Düsmana satilmisti,
    orasi öyle.
    Kaç kisinin basini yedi,
    malûm.
    Ama ne de olsa
    mehtapta herif beygirin üzerinde uyumus geliyordu.
    Demek istedigim,
    böyle günlerde bile, böyle bir adami bile bu çesit öldürüp
    ortalik duruldukta, yillarca sonra mehtaba baktigin vakit
    üzüntü çekmemek için,
    ya insanlarda yürek dedigin tastan olacak,
    yahut da dehsetli namuslu olacak yüregin,
    Kâzim'inki tastan degildi çok sükür,
    fakat namuslu.
    Ne malûm? dersen :
    Dövüstü pir askina,
    yaralandi birkaç kere
    ve saire.
    Ve kavga bittigi zaman
    ne çiftlik sahibi oldu, ne apartiman.
    Kavgadan önce Kartal'da bahçivandi,
    kavgadan sonra Kartal'da bahçivan...




    Nazım Hikmet Ran
    Bu mesaj en son " 26.10.08 " tarihinde saat 12:45 itibariyle Tek Adam tarafından düzenlenmiştir...
    “Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.”

    Ülke ne zaman darda kalsa bir KEMAL çıkıyor!

  6. #6
    misafir <s><span style='color: #FF0000'>alpi1907</span></s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    27,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    Çanakkale zaferi



    Her şeyi hesaplayıp yurdumuzu böldüler
    Bizi yok etmek için sürülerle geldiler
    Türk’ü tanımadılar gafletlere daldılar
    Mehmetçiği görünce kanı dondu kurudu
    Mehmetçik şehit oldu vatanını korudu

    Düşmanlar tekniğiyle işini kolay sandı
    Her taraf cehennemdi ateş barut ve kandı
    “Çanakkale geçilmez” o ne müthiş destandı
    Can verdi Mehmetçikler vatanını korudu
    “Ya ölüm Ya istiklâl” buydu şartı şurutu

    Cephede her yer müthiş, kan barut kokuyordu
    Mehmetçik mermisizdi süngüyü takıyordu
    Ölüme emir almış dualar okuyordu
    Taarruz için değil ölmek için yürüdü
    Düşmana dehşet saldı vatanını korudu

    İşte böyle ölümü ölümsüzlük bilmişler
    Ne engin iman gücü, ölürkende gülmüşler
    Anladı ki düşmanlar yanlış yere gelmişler
    Onları aynı anda büyük korku bürüdü
    Bizim şehitler ölmez onlar öldü çürüdü

    Der Mikdatî askerin her biri bil ki zahit
    Cengaverce savaştı vatan uğrunda şehit
    Kazanmayı bildiler imanlarıydı ahit
    Şadolsun ecdadımız vatanını korudu
    Ölen düşmanları da Mehmetçikler kürüdü

    Mikdat Bal
    ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE



    Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?

    En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,



    - Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya -

    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,



    Ne hayâsızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!

    Nerde - gösterdiği vahşetle "Bu: bir Avrupalı"



    Dedirir - yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,

    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!



    Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,

    Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.



    Yedi iklîmi cihânın duruyor karşında;

    Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!



    Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengârenk.

    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.



    Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ...

    Hani tâûna da züldür bu rezil istîlâ!



    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-u asil,

    Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyla sefil,



    Kustu Mehmed'ciğin aylarca durup karşısına;

    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.



    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...

    Medeniyet denilen kahpe, hakîkat, yüzsüz.



    Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,

    Öyle müthiş ki: eder her bir mülkü harâb.





    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;

    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı:



    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.



    Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam;

    Atılan her lâğımın yaktığı: yüzlerce adam.



    Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer;

    O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...



    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

    Boşanır sırtlara, vâdîlere sağnak sağnak.



    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,

    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.



    Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,

    Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.



    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!..



    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

    Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat imân?



    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrından râm?

    Çünkü te'sis-i ilâhî o metîn istihkâm.





    Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,

    Beşerir azmini tevkîf edemez sun'-ı beşer;



    Bu göğüslerse Hüdâ'nın ebedî serhaddi;

    "O benim sun'-ı bedîim, onu çiğnetme!" dedi.



    Âsım'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek:

    İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.





    Şühedâ gövdesi, baksana, dağlar, taşlar...

    O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar,



    Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;

    Bir hilal uğruna, yâ Rab, ne Güneşler batıyor!



    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!..

    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.



    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...

    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...



    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

    "Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın.



    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb.

    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.



    "Bu, taşındır" diyerek Kâbe'yi diksem başına;

    Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;



    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle,

    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle,



    Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,

    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;



    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,

    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,



    Türbedârın gibi tâ haşre kadar bekletsem;

    Gündüzün fecr ile âvizeni lebrîz etsem;



    Tüllenen mağribi, akşamları, sarsam yarana...

    Yine birşey yapabildim diyemem hâtırana.





    Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini;

    Şarkın en sevgili sultânı Selâhâddîn'i,



    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayrân...

    Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken husran;



    O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;

    Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;



    Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!

    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...



    Ey şehîd oğlu, şehîd isteme benden makber,

    Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.


    Kor cehalet cirkeflestirir insanlari !
    Suskunlugum asaletimdendir...
    Her lafa verecek bir cevabim var...
    Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
    Bir de soyleyene bakarim adam mi diye...
    Mevlana Celaleddin-i Rumii

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    26-10-2008
    Mesajlar
    92
    Karizma Gücü
    0
    SÜTÇÜ İMAM



    Yıl dokuz yüz on dokuz Maraş’ın dar sokaklarında
    Hava kurak, yağmur yalnız Zeynep’in yanaklarında
    Üç beş fıransız askeri Zeynep’e musallat oldu
    Uyan artık Maraş uyan, erkeklerine ne oldu

    Zeynep’in yanaklarından yaşlar yerlere süzüldü
    Uzaktan süt bakraçlarıyla sütçü imam göründü
    Fıransız dedi aç başını, yüzünü bir görelim
    Size medeniyet getirdik, sana da öğretelim

    Zeynep dedi el sürerseniz Maraş size dar gelir
    Memleketimin yiğitleri size hesap ödetir
    Güldü fıransız askeri, uzattı elini örtüyü tuttu
    Sütçü imamın haykırışı melekleri korkuttu

    Sütçü imam dedi o örtü, ay yıldızlı bayraktır
    Onu da indirtirsem gayrı benim adım alçaktır
    Fıransız askerleri feleklerini şaşırdılar
    Maraş yiğitlerinin sabırlarını taşırdılar

    Rahat uyu Sütçü imam, seni yad ediyoruz
    Emanetin Zeynep’leri layikiyle koruyoruz
    Zeynep giremese de adına üniverste açtık
    Fıransız medeniyetine biz kendimiz ulaştık

    Maraş’ın inekleri sütten mi kesildiler
    Yoksa bütün sütçüler rektör mü seçildiler
    Seyrede durun dizileri, Maçkalı konakları
    Hala ıslak dura görsün Zeynep’in yanakları

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •