Olaylar: Dün Gece
Uykusuzluk, en sert içkiden daha sarhoş yapmıştı beni o gün. Evde tek başına düşüncelere dalmakla meşgulken kapı çaldı.Gelen Cenk'ti.
Daha önce yaptığı gibi, birkaç şişe birayla gelip, efkar dağıtma hayallerini düşündüm, ama içmeye hiç niyetim yoktu.Bunu ona söylecektim ki, kolumu çekerek "Hadi gidiyoruz! Hazırlan" dedi.
"Kaçmakla saklanamazsın gerçekten, hiçbir engel rezilliğini saklayamaz" gibi saçma bir espri yapmadım tabiki de.
"Ben hazırım, ben her zaman hazırım, bunu öğrenemedin gitti.Hadi gidelim" dedim.
Uykusuz olmasam belki "evet" demezdim. O kadar uykusuzdum ki, her şeyi yapabilirdim.
Cenk, daha arabaya biner binmez konuşmaya başladı. Bir saat boyunca da hiç susmadı. Ben camdan sokakları izledim.
"Bu İstanbul'un trafik sorunu ne zaman çözülecek" sorusu, "Türkiye ne zaman adam olur" sorusu kadar basit göründü.
Birkaç adım attıktan sonra Sibel ve Aylin'le karşılaştık. Daha doğrusu karşılaşmadık, üçü anlaşmışlar.
Aylin'in saçı kızıldı, yeni mi boyatmıştı, yoksa hep öyle miydi,hatırlayamadım."Saçın neden kızıl" diye sordum.
"Bir aydır kızıl"
Doğru ya, unutmuşum; hatırladım, ben sarhoş bir adamdım saatlerdir ve en sert içkiyi içmiştim, uykusuzluğu.
Cenk'in "Hadi içmeye gidelim" dediğini duydum.
Eğer itiraz edersem, içki içmek istemeyen tek kişi ben olacağım için, önerim kabul görmeyecekti.
"Götürün beni, yüreğinin götürdüğü yere gidelim Aylin.Öyle bir yer var mı, yoksa evde fantaziler kuran bir yazar mı uydurdu?"
-Bugün çok saçmalıyorsun Proudhon
-Öyle mi, peki saçını kızıla boyamana ne demeli? Bu etek boyu da hiç olmamış.
-Sadece dizime geliyor.
Gözlerimi üzerine yönelttiğinde doğru söylediğini gördüm:
-Saçlar... Saçların çok ilgi çekiyor
-Kızıl rengi sevdiğini sanmıştım!
-Eğer Aylin Aslım'a öykünerek yaptıysan, onun saçını değil, şarkılarını seviyorum. Gerçi kızıl çok yakışıyor ona...
-Bana yakışmamış mı?
Konuşmayı uzatmak gereksizdi.
-İçelim Aylin, fazla ayığım bugün.
Bardan içeri girdik. İğrendiğim disko müziği feci derecede alerji yapmıştı. Cenk, Aylin ve Sibel viski istediler. Ben vodka istedim. Diğerlerini içemiyordum.
Cenk ve Sibel bir süre sonra kalkıp Kızılderililer gibi sallanmaya başladılar.
-Bunların ateşi viski, dedim Aylin'e. Kızılderililerden daha vahşiler aslında. Sadece eti fazla sevmiyorlar...
Ben konuşadurayım, Aylin çoktan kafayı bulmuştu. Beni dinlemiyordu, dinlese bile anlaması mümkün değildi. Çünkü o da bir Kızılderiliydi ve şimdi zıplamak istiyordu.
-Git biraz sallan, dedim. Ben sallanmam biliyorsun.
Aylin'i gönderdikten sonra, içkiyle sarhoş olma hayalleri kurmaya başladım.
Barmenden kısa sürede 4 duble vodka istedim. Altıncı dubleyi devirdiğimde 4 saat öncesinden daha sarhoş değildim. Gözlerim 48 saatten fazla açık durmuştu.
Benim ilacım sokaklardı, bunu biliyordum.
Cenk'i, Sibel'i ve Aylin'i apar topar bardan çıkarttım.
"Bir oyun oynayacağız " dedim. Oyun oynamak istiyorum
Cenk, hafif yalpalayarak, "Çok mu içtin Proudhon" dedi.
-Ben içmedim, şu anda en ayık benim içinizde.Şimdi oyunun kurallarını anlatayım. Birbirimizi 100 metrelik alanda kaybedeceğiz, sonra bulacağız.
İki hareket noktasını gösterdim, Aylin'le Sibel 100 metre uzaklaşacaklardı, sonra birbirimize yaklaşarak, karanlıkta buluşacaktık.
Kafaları fena halde bulanıktı. Bu saçma teklifimi sevinçle kabul ettiler. Onlar uzaklaşırken, ben de bir duvara yaslandım.
-Sen delisin
-En büyük deliliğim seninle kankardeşi olmak Cenk. Bundan ötesi yok!
Birkaç dakika sonra karanlığın içine daldık. 100 metrelik bir alanda gidip gelecek, alanın dışına çıkmadan birbirimizi bulacaktık, Aylin'i bulacaktım.
Neden bu oyunu oynamak istediğimi bilmesem de, o an tek yapmak istediğim şey buydu.
10 dakika boyunca gidip geldim. Aylin yoktu. Buralarda bir yerde olmalıydı, çok büyük bir alan değildi. Yoktu. Kızıl saçlarıyla dikkat çekmesi gerekti. Yoktu.
Önümde kızıl saçlı birisini gördüm. Bulmuştum işte!
Koşarak omzuna dokundum.
"Seni buldum Aylin!"
Hayır, bir başkasıydı, Aylin değildi bu kız. Bir deliye bakar gibi baktı bana. Özür dilemek için cümlelerimi toparlamadan uzaklaştı.
30 saniye sonra Aylin tam karşımdaydı. Yavaşça bana doğru yürüdü.
-Gelmedin Proudhon. Seni bekledim ama gelmedin sen. Neden?
-Aradım, yoktun; deliler gibi aradım!
"Sus" işareti yaptı parmağıyla; bir şarkı söyleceğini anladım.En güzel Aylin Aslım'ın şarkılarını söylerdi. Belki de ondan daha çok ona benziyordu:
-Senin gibi beni kimse sevmedi.Dönmedin.Gittiğin yerden geri.Senin gibi beni kimse sevmedi.Bekledim.Gittiğin günden beri...
-Gitmedim Aylin!
-Sevdiğin bir şarkıyı coverlamayı...
-Bu şarkıyı sevmedim ben, seni sevdim. Bu şarkıyı sende sevdim.Küçük sevgilim, aşksız olmak, zaten ölmeye benzer!
Yazı: Bu gece


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
bölede iyi bi insanımdır)



bir daha kaybetmemek üzere hemde... 

