Ayriliklar küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir.Tipki rüzgarin mumu söndürüp yangini güçlendirdigi gibi...
Ayriliklar küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir.Tipki rüzgarin mumu söndürüp yangini güçlendirdigi gibi...
http://www.youtube.com/watch?v=LR2z9kiNiJY
MOİ AUSSİE
Ayrilik öyle bi seydir ki; elin ayrilinca sevgilinin teninden, gözlerinden akanlar doldurur artik aradaki mesafeleri , sonsuza giderken askinin limiti.. Yillar alir götürür, yüzdürür seni kendi sularinda, senden cikan seye hakim degilsindir artik, kontrol edemezsin, sürükler seni gitmekten korkutugun düsüncelere, hislere,yalnizliklara.. zaman kavraminin etkisini göstermesini beklersin ellerin havada teslim olmusken yalnizliga, ama o bile yan cizmistir; atasözlerine, teselli tümcelerine inat.. zamanin verdigi tek olanak, artik kendini aldatmanin yollarini ögrenmek ve yaran her azdiginda bir doz cekmektir icine o kandirilislardan; bir süre seni idare eder ama hic ummadigin bir anda öyle acimasizdir ki sarkilar iki notasini kulaginda algilamaya kalmadan, önceden emanet biraktigin duygularini hiyanet etmeden teslim eder o an...
Artik kendini de kandiramazsin.. baskasina da bakamazsin.. kaldigi yerden devam eder gözlerinden akanlarin seni sürükleyisi.....
Romanın bir yerinde Erkek:
"Hayatta bir takım hedeflere saplanmak, kendine zincire vurmaktır.
Mutluluğun var olmadığını, cennetin var olmadığını, kazanılacak ya da kaybedilecek hiçbir şey olmadığını ve hiçbir şeyin özünün değiştirilemeyeceğini anlamak gerekir.
Ve bundan sonra insana sadece ümitsizliğin kaldığına inanmak, bir kere daha yanılmaktır.
Çünkü ümitsizlik de bir yanılsamadır." der.
Ayrılıklar hiçbir zaman büyük sevgileri güçlendirmez.
Adı üzerinde ayrılık, vuslat girer araya hasret biner yüreğe.
Sonuç çoğu zaman aynıdır, istenmeden söylenen bir elveda belki.
Sevginin küçüğü olmaz zaten, ya seversin ya da sevmezsin.
Son dönemlerde sıkça duyduğum ve bir mantığı olmayan sokak edebiyatının bir parçası gibi geldi bana bu cümle.