2009'da IMF ve Dünya Bankası toplantılarına ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye, İstanbul'u Londra, Tokyo ve New York gibi finans merkezlerinden biri haline getirmek için kolları sıvadı.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talimatı üzerine, bir proje hazırlayan Bankalar Birliği (TBB), 2 milyar Euro'luk yatırımla yılda 20 milyar Euro'luk gelir elde edilebileceğini hesapladı. Birliğin başkanı Ersin Özince, Kapalıçarşı'nın çok iyi bir örnek olduğunu belirterek, "Ekonomi büyüyecek diyoruz, diğer yandan İstanbul finans merkezi olamaz diyenler çıkıyor. İstanbul, pekala finans merkezi olur. Sayın Başbakan'ı ziyaretimizde bu yönde proje hazırlamamızı istemişti. Önümüzdeki günlerde önemli adımlar atılacak." değerlendirmesinde bulundu. Özince'ye göre finans merkezi hedefine ulaşılamazsa, yabancı sermaye çekmek bir yana bankalar bono, tahvil ve mortgage kağıtları ihracı gibi büyük işlemleri yurtdışında yapmaya devam edecek. Bu da mali sektörün derinleşmesini engelleyecek. Bankalar Birliği, yatırım için bütçeden kaynak aktarılması yerine Hazine'ye verilen payların bu iş için harcanmasını teklif ediyor.
TBB, İstanbul'un finans merkezi olmasıyla ilgili bir çalışma yaptırdı. Rapor, TBB Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince ve üye bankaların genel müdürlerinden oluşan yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla düzenlenen toplantında açıklandı. Konuşmasında, yerel yönetimlerin önemine işaret eden Özince, dünyanın en büyük finans merkezlerinden Londra'da belediyeye bu işin bütünüyle sahibi denilebileceğini söyledi.
Meslek yaşamının 25 yılını, 'gelişen piyasalar oyuncusuyuz' söylemleriyle geçtiğini ifade ederken, "Hâlâ gelişen piyasa sınıfından mezun olamadık. Sığ olan finansal piyasalarımızın gelişmesine imkan tanımak için çalışmıyoruz. Limanımızda dalgakıran olmadığı için en ufak çalkantılarla gidip gelen spekülatif piyasa yapısına sahibiz. Ya biz gücümüzle, birikimimizle uyumlu kimlik biçelim kendimize, ya da bunu yapamayacaksak bu kadar sığ piyasaya bu kadar serbestiyelik gitmez. Tabii ben ikincisini düşünmüyorum. Göreceli olarak yörede bizden daha iyisi yok." siteminde bulundu. 11 Eylül sonrasında dünyanın çok değiştiğini söyleyen Özince, İstanbul'un finans merkezi olması halinde Türkiye'ye gayrimenkul yatırımları için gelen yabancıların menkul kıymet piyasası için de geleceğini, Türkiye için çekici unsurun sadece faiz olmadığını, finansal anlamda başka potansiyellerin de olabileceğini söyledi.
Halka açık bankaların şu andaki toplam piyasa değerinin altını çizdi. Sigorta şirketleriyle bu miktarın 150 milyar doları bulacağını belirtirken, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bugün devlet bıraksın 100 milyar dolarlık kağıt çıkarırız. 2-3 yılda sadece 200 milyar dolarlık mortgage kağıdı satarız. Varşova, Milano, Dubai'yi de katın bu kadar büyük hacmi olan piyasa çıkacak mı? Eğer ki burada bizim gelecekte yanaşacağımız kadar liman yapılmazsa, hissedarlarımız bizi götürüp başka limanlara yanaştırır. Biz bugün sabit getirili menkul kıymeti başka limandan ihraç ediyoruz. Yarın hisse senedimizi de götürüp ortaklarımız başka limana kaydettirir. Bugün, İstanbul finans merkezi olmaz diyen, bize uygun finans merkezi göstersin. Dubai'yi mi, Moskova'yı mı, Londra'yı mı seçelim bu tercih bize ait."
Finans sektörünün eğitimli ve nitelikli insan gücü açısından çok iyi durumda olduğunu ifade eden Özince, yabancı bankalar geldikten sonra bir tek bankanın bile yöneticisinin değişmediğine dikkat çekti. Bankaların sermaye yapısıyla ilgili olarak, "Basel II dedik, sermaye koyduk. Bu kadar ciddi sermaye birikimi civarda yok." vurgusu yaptı. TBB Başkanı, finans merkezi ile sektörün sorunlarına çare aramaya çalışmadıklarını belirterek, "Türkiye ekonomisini taşıyabilecek güçte motora, kalbe, kaynak aktarmayı yapacak bir mali sektöre ihtiyaç var. Varsa yoksa bankacılık sektörünün rolüyle yürüsün gibi çabamız yok. Dünyanın en gelişmiş finans oyuncuları ülkeye davet edilmesine rağmen, Türkiye'deki bankacılık kredilerinde potansiyelin büyük bölümü yurtdışına aktarılıyor. Faaliyetlerimizi yurt ışındaki off- Shore'lara kote ediyoruz. Dünyanın en büyük 16. büyük ekonomisi. Düşünün ki bir finans sektörü derinleşmeyecek, gelişmeyecek. Bunun için milli gurur olması lazım." diye konuştu.
Bankalar Birliği'ne Anadolu motifli yeni logo
2008'de 50. yılını kutlamaya hazırlanan Türkiye Bankalar Birliği, logosunu yeniledi. Birliğin yeni logosu, Anadolu motiflerini çağrıştırıyor ve birliğin birleştirici ruhunu ile dinamik yapısını yansıtıyor. İstanbul'un finans merkezi olması için üç anahtar unsurun bulunduğunu söyleyen Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul da bunları, hukuk sistemi, vergi ve aracılık hizmetleri ile Türkiye'nin kredi derecesi şeklinde sıraladı. Türkiye'nin uluslararası piyasalardan ne kadar pay alacağı ve ne kadarlık fon akışını sağlayacağının da önemli olduğuna işaret eden Kurtul, güvenin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen ise İstanbul'un finans merkezi olması çalışmasının AB projesiyle örtüştüğünü vurguladı ve "Bu, bizi aynı zamanda AB'ye yaklaştıracak bir proje." dedi. Deloitte İngiltere'de finansal hizmetler sektöründe strateji konusunda uzman Sorumlu Ortak Vince Calvin de finansal merkez projeleri için çoğu zaman merkezin yeri ve konumunun tartışıldığını, ancak asıl fark meydana getiren unsurun yasal ve mali mevzuat ile düzenleyici çerçevedeki değişiklikler olduğunu ifade etti.
Ekonomi Servisi
12 Aralık 2007, Çarşamba
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=623985


LinkBack URL
About LinkBacks

2008'de 50. yılını kutlamaya hazırlanan Türkiye Bankalar Birliği, logosunu yeniledi. Birliğin yeni logosu, Anadolu motiflerini çağrıştırıyor ve birliğin birleştirici ruhunu ile dinamik yapısını yansıtıyor. İstanbul'un finans merkezi olması için üç anahtar unsurun bulunduğunu söyleyen Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul da bunları, hukuk sistemi, vergi ve aracılık hizmetleri ile Türkiye'nin kredi derecesi şeklinde sıraladı. Türkiye'nin uluslararası piyasalardan ne kadar pay alacağı ve ne kadarlık fon akışını sağlayacağının da önemli olduğuna işaret eden Kurtul, güvenin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen ise İstanbul'un finans merkezi olması çalışmasının AB projesiyle örtüştüğünü vurguladı ve "Bu, bizi aynı zamanda AB'ye yaklaştıracak bir proje." dedi. Deloitte İngiltere'de finansal hizmetler sektöründe strateji konusunda uzman Sorumlu Ortak Vince Calvin de finansal merkez projeleri için çoğu zaman merkezin yeri ve konumunun tartışıldığını, ancak asıl fark meydana getiren unsurun yasal ve mali mevzuat ile düzenleyici çerçevedeki değişiklikler olduğunu ifade etti. 

Alıntı Yaparak Cevapla