"Geleneksel fast food yiyeceklerimiz ekmek arası köfte-balık, nohutlu pilav, simit, ve sabah sıcak sıcak poğaça var. Yıllar önce canımız pide ya da börek yemek istedi mi büyükler önce hamuru mayalar, açar sonra da tepsisini fırına sürerdi.

Kentsel hayat, kadının aktif iş hayatı içinde yer almasıyla değişti. Daha kolay hazırlanabilir yiyecekler hayatımıza girdi. Şimdi telefonla verdiğimiz yemek siparişi en kısa sürede kapımıza getiriliyor. Dışarıdan sipariş vermek bazen daha ucuza geliyor. Küreselleşme, kentsel yaşam ve kadının toplumda değişen rolü derken alafranga âdetlerle, alafranga yemekler günlük soframıza girdi. Bu alafranga yemeklerin kültürümüze ve yeme biçimimize en uygun olanı ise pizza. Bu nedenledir ki; tüm küresel pizza markaları ülkemizde çoktan konuşlandılar."
Yeni alışkanlıklar yeni iş alanlarını, onlar da yeni kariyer yolları açıyor. Domino's Pizza Türkiye Genel Müdürü Aslan Saranga ile konuşurken değişen yeme-içme alışkanlıklarından, bunun girişimcilere sağladığı fırsatlardan ve gençler için oluşturduğu kariyer fırsatlarından söz ettik. 1996 yılında Domino's Pizza'nın ülkemize gelişine aracılık eden Aslan Saranga, İstanbul Üniversitesi İngilizce İş İdaresi Bölümü'nü tamamladıktan sonra yine aynı üniversitede finans üzerine mastır yapmış. 1993 yılında Ovalar AŞ'ye katılan Saranga, şirket bünyesinde üç yıl boyunca uluslararası ticarete yönelik çalışmaları yürütmüş. İşte bu çalışmaların bir sonucu da Domino's Pizza'nın Türkiye'ye gelişi. Finans eğitimi alan ve bankacı olması beklenen Aslan Saranga, pizzacı olmaya karar verince etrafında epeyce şaşkınlık meydana getirmiş. O yıllarda evdeki büyükler, özellikle de annesi bu hayretini, "Tostçu mu olacaksın?" diyerek dile getirmiş. Genel Müdür Saranga, Domino's Pizza'nın hem küresel hem de Türkiye operasyonunu şöyle anlatıyor: "Domino's Pizza'nın dünyada 60 ülkede 8 bini aşkın restoranı ve yaklaşık 5 milyar dolarlık cirosu var. Türkiye'de ise 80 restoran sayısına ulaştık. Şu anda 13 şehirde varız. Özellikle batıda büyüyoruz. Diğer pizza markalarından farklı olarak iki merkez mutfağımız var. Biri Gebze'de, diğeri İzmir'de. Yakında Ankara'da da bir merkez mutfak açacağız. Ürünler, merkez mutfakta imal ediliyor. Bu bize daha standart ve kaliteli ürün ile ciddi bir alım gücü sağlıyor. 2007 itibarıyla 50 milyon YTL'lik bir ciromuz olacak. Hedefimiz 200 restoran. Son iki senede 50 restoran açtık ve çok hızlı büyüdük. Önümüzdeki sene 33 restoran daha açacağız. Antalya, Ankara, Adana, İzmir, İstanbul ve çevresinde yoğunluğumuzu artıracağız. 2008'deki ciro hedefimiz 75 milyon YTL."
Evlere servis, Domino's Pizza restoranları ve Kanyon'da açılan Wagamama var. Wagamama epey ilgi çekti. Bunun nedeni nedir?
"Restoran sektöründe bir yeniliği hayata geçirdik. Asya mutfağını minimalist ortamda sergiliyoruz. Kaliteyi hızlı servis ediyoruz. 11 sene önceki 'evlere pizza' fikri de bizim fikrimiz. Peki bu işler neden hep size denk geliyor, diye sorarsanız, bunu 'farklıyı bulma gayreti' olarak açıklayabilirim. Aynı gibi gözüken; ama herkesin bu farkı görebileceği yeni bir şeyi ortaya koyuyoruz. Örneğin pizzayı sıcak tutan çantaları da biz ürettirdik. Yeni bir endüstri doğdu."
Aslan Saranga, oldukça genç bir yaşta genel müdür makamına oturanlardan. İçindeki yenilik yapma heyecanı da sürüyor. Peki çocukken nasıl bir karaktere sahipti?
"Yarışmacı ruhluyumdur. Aslında heyecanlı biri gibi görünsem de küçükken çok sakindim. Sevdiğim iş olunca hayallerimi sonuna kadar devam ettiririm. İşimden keyif alırım ve sıkılmam. Meselâ çocukken sabahtan akşama kadar futbol oynardım. İlgilendiğim konuyla aşırı derecede ilgilenirim. Hangi proje beni heyecanlandırıyorsa o işi yaptım. Domino's Pizza da bu işlerden biriydi." şeklinde cevap veriyor. Her gün insanları doyurmak için sabahtan akşama aynı işi yapmak zor olsa gerek, diyorum içimden. Bir de yemek gibi riskli ve beğeniye dayalı bir iş olunca herhalde stres diz boyudur, diye geçiriyorum aklımdan. Kendisine soruyorum... "Aynı işteyim; ama birden fazla ve farklı işi yönetiyorum. Dolayısıyla son beş senedir beş ayrı yerde çalışmışım gibi geliyor bana. Firma ilk kurulduğunda pizzacıydım, genel müdür oldum; ama yine pizza yapıyordum. Son iki senedir 1.500 kişinin çalıştığı bir kurumsal firmayı yönetiyorum. Ciddi bir pazarlama yönetimi takımım var. Ve kendimi daha fazla yenilik yapmamak, yeni alanlara girmemek için zor tutuyorum." diyor. Bugün ülkemizde en büyük pizza zincirine sahip markanın Saranga ile buluşması da epey ilginç. Domino's Pizza'nın kuruluşu için Türkiye'ye gelen Amerikalıları bilgilendirip gezdirirken iş teklifi almış. "Beraber dolaşırken, bir ara konuşmalarına kulak misafiri oldum, 'Bir Türk girişimci ortak bulsak da bu işe girsek' dediler. Ben ortakları bir araya getirdim. Onlara rehberlik yaptım. Bir de baktım ki işin finans kısmını takip ediyorum. O gün bugündür ben de firmanın hem ortağı hem de genel müdürüyüm. Firma ilk kurulduğunda şu an çalıştığımız binada mobilya dahi yoktu. Un çuvallarının üzerinde işe başladık." diyen Aslan Saranga, mesleki kariyerinde cesurca bir değişiklik yaptığı süreci böyle anlatıyor.
Acaba hangi işe yatırım yapsak? Hep inanmışımdır, ya mideye, ya kadınları ilgilendiren bir alana ya da çocukların ihtiyacı olan sektöre yatırım yapacaksınız. Çünkü bu üç alanın da fırsatlar açısından dibi gözükmüyor. Gençler için pizzacı olmak da ilginç olabilir. Ülkemiz insanının pizzacılığa ilgisi nedir?
"Bütün franchise'larımız çok mutlu ve para kazanıyorlar. 80 restoranımızın 54'ü franchise. Büyüme planlarımın yüzde 70'ini kendi franchise'larımız üzerinden yapıyoruz. Domino's Pizza'da başarılı olmanın birkaç temel noktası var. Öncelikle girişimci, işinin başında duracak. İşini asli işi olarak görecek. Şimdilerde franchise'larımız daha fazla Domino's Pizza şubesi açmak istiyor. Şube sayısı 6 restorana ulaşan ve kendi zincirlerini oluşturan franchise'lar var. Onlarla büyümek benim için çok önemli."
Pizza her yerde aynı lezzette dersek, ben niçin pek çok alternatifim varken Domino's Pizza almalıyım? Rakiplerinizden farklılaşmak ve öne çıkmak için neler yapıyorsunuz?
"Bazen kızıma doğum günü partisi yaptığımda hesap yapıyorum. Kurabiye, pasta, cola derken iyi bir rakam çıkıyor. Oysa Domino's Pizza daha ucuza geliyor. Önümüzdeki dönemde C ve D segmentinin de tüketebileceği bir yiyecek olacak. Hem alım gücüne uygun hem de lezzetli bir yiyecek pizza. Geçen sene yaptığımız kampanyada fiyat elastikiyeti uyguladık. Bugün pizza fiyatı 10-20 YTL arasında. Geçen sene 4,9 yeni liraya 'Simit fiyatına pizza kampanyası' yaptık. Satışlarımız bir restoranda günlük ortalama 100 adet iken, kampanya sonucunda sipariş adedi 800'e çıktı. Bu, şunu gösterdi: İnsanlarda pizza yeme isteği var. İyi servis, doğru fiyata almak ve doğru fiyata satmak işin püf noktası." diyen Genel Müdür Saranga, toplumsal değişimin izlenmesi gerektiğini söylüyor. Domino's Pizza olarak farklarını da şöyle açıklıyor: "İlk farkımız Domino's Pizza'nın restoran sayısı ve ulaşılmak istenen her noktada var oluşumuz. Ayrıca müşterisine 'Lezzetli pizzanızı size 30 dakikada getiriyoruz' sözünü veriyor ve kalite ile hijyeni birlikte vaat ediyor."
Pizza fast food; ama tüketici algısında sağlıklı kapsamına giriyor. Acaba bunun nedeni peynir, sucuk, sebze gibi her birini tek başına da yediğimiz besin maddelerinin o çok sevdiğimiz milli yiyeceğimiz hamurun üzerine serilmesi mi?
"İnsanların tüketim alışkanlıkları değişti. Kimse artık eskisi gibi evde yemek yapmıyor. Hazır yemek alınıyor. Çalışan kadının zamanı kısıtlı. Artık en büyük izdihamları Anadolu'da yaşıyoruz. Meselâ, Denizli, Eskişehir'de satışlar patladı. Bu da gençliğin ve halkın bu tür yeniliklere açık olduğunu gösteriyor."
Dünyada 24 milyar dolarlık bir pizza sektöründen söz ediliyor. Dünyadaki yaşam biçimi sizin istediğiniz yöne doğru ilerliyor mu?
"Dünyada tüketim olayını kadınlar belirliyor. Çocuk anneden talep ediyor. Anne, onun isteğini yerine getiriyor. Kadınlar erkek adına da karar veriyorlar. Eskiden üç öğün yemek yerdik. Şimdi 24 saat yemek yiyoruz. İşin iletişim ayağı da değişti. Amerika'da katıldığım bir toplantıda, reklam bütçelerinin internete kayacağı konuşuldu. Çünkü internette müşterinizle özel bir ilişki kuruyorsunuz."
Domino's Pizza'nın karışımında bulunan yarı ve ham mamullerin tamamı Türkiye'de üretiliyor. Markanın Türk üreticisine kendi özel lezzetinde hazırlattığı peynirden sosa hatta ete kadar bir üretim zinciri var. Tedarikçileri için 25 milyon yeni lira bir pazar oluşturan Domino's Pizza, yeni lezzetleri yurtdışına da ihraç ediyor. Arap ülkelerine Helal Et markasıyla et, Hollanda, İsrail ve Fransa'ya Türkiye'de üretilen kutulardan satmışlar. Ayrıca kendi formülleri olan sufle de yurtdışına ciddi miktarlarda satılıyor. Saranga, karşımda dal gibi ince oturuyor. Ancak iştah açan yeni tatlar üretiyor. Bize bunlardan en çok tutanın 'dubleks' adını verdikleri iki katlı hamurdan oluşan bir pizza çeşidi olduğunu söylüyor. "Bir kat hamur, bir kat peynir, bir kat daha hamur ve bir kat daha peynirden oluşuyor ve çok tuttu." diyor. Peki biz Türkler en çok hangi pizzayı yiyoruz? "Xekstrawaganza çok tutuldu. Karışık pizza çok seviliyor. Satışlarımızın yüzde 37'si Xekstrawaganza'dan." bilgisini veriyor.
Aslan Saranga, konuşmasında sıklıkla kalite standardından ve marka vaadinden bahsediyor. Peki bu çok önemli konu küresel bir şirkette daha farklı mı denetleniyor?
"Öncelikle bir operasyonel değerlendirme takımımız var. Bu kişiler bağımsız çalışır ve restoranlara giderler. Her yeri kontrol ederler. Rapor hazırlar ve sunarlar. İkincisi ise Domino's Pizza International, bizi belli aralıklarla kontrol eder. Bağımsız denetimler de yaptırırız. Gizli müşteri uygulamamız da var. Ayrıca sadece hijyen kontrolü yapan şirketlerle de çalışıyoruz." diyerek işi ne kadar ciddiye aldıklarını ifade ediyor.
Genel Müdür Saranga'nın anlatımlarınızdan ciddi bir işi eğlenerek yapıldığı varsayımına kapılıyorum. Peki Aslan Saranga, bir genel müdür olarak nasıl bir yöneticidir?
"Ego problemim yok." diyor, "İşe yeni başlayan arkadaşlar bana, 'Siz nasıl bir genel müdürsünüz?' diyorlar. Çalışma arkadaşlarıma çok yakınımdır. Sonuç odaklıyımdır. İnsanlara mentorluk yapmayı severim. En çok yalan söyleyenlere ve ilişkilerinde politik davrananlara kızarım. Bu tarz kişilerle de çalışmam." diyen Saranga'ya, "Gelecekte nasıl anılmak istersiniz?" diye soruyorum. "Birkaç örnek vermek isterim: Daha önce merkez mutfakta hamur kesmiş arkadaş ya da şoför olarak çalışan arkadaş, satın alma müdürü olma yolunda ilerliyor. Bir diğeri lojistik müdürü olma yolunda. Motorcu olarak işe başlayan altı çalışanımızın, franchiseları oldu. Bugünkü mal varlıkları 500 bin ila 1 milyon dolarlar civarında. İnsanlara bir şeyler kattığımı hissetmem ve onların da 'Aslan Saranga bu noktaya gelmemizde çok etkili oldu' demeleri benim için çok önemli." diye cevap veriyor.
Dünya merkezi, Türkiye'ye nasıl bakıyor?
"2006'da yılında 'En iyi franchise' ödülünü aldık. Biz de franchise olarak işe başlamıştık. Bu ödül, birkaç satış başarısı yüzünden değil elbette. Dünyada en fazla ve hızla büyüyen ülkelerin başındayız. Bu iş sadece insana bağlı olarak büyüyen bir iş. Çalışanlarımızın geldiği seviye, bizim en büyük sermayemiz. Eskiden yurtdışına gidip, ülke ülke dolaşıp, insanlar ne yapıyor diye bakardım. Şimdi onlar bizden bilgi ihraç ediyorlar. Çok kriz yaşamış bir ülke olarak şunu söyleyebilirim ki; bugünkü satışlara gelmek epey zamanımızı aldı. Şu anda krizler sebebiyle yüzde 300 daha düşük bir satışımız var."
Ülkemiz ekonomik yapısındaki istikrar hakkında neler düşünüyorsunuz?
"Ben pozitif bir insanım. Ülkenin durumunu da iyi görüyorum. Bizim jenerasyonun şanssızlığı mıdır nedir, her üç senede bir kriz yaşadık. Ama şunu gördük ki; ne iş yaparsan yap, Türkiye'de kriz olabilir. Bu, bizde bir duruş ve refleks meydana getirdi. Türkiye'nin belli bir vizyondan olaylara bakmasını istiyoruz ve diliyoruz."


13 Aralık 2007, Perşembe

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=624447