• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
15 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Karapapag adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-08-2007
    Mesajlar
    792
    Karizma Gücü
    5

    İslam bilime Tersmidir? Yada O büyük alimleri bilime tersmidir.

    Genel İtibariyle bu konuyu kimse sorsan hayır değildir derler, Lakin bilimin neresinde olmaları acaba zekaca geride olmalarındamı ötürüdür yoksa başkaca bir sebebi varmıdır tartışalım.

    İslam lafda bilime ters olmadığını söylemelerine rağmen biraz inceleyince, İslam olmasada o çok değer verdikleri şıhları yahut şeyhleri bunun aksini söylemekteler, Hatta bırak söylemeyi bu konuda bilme ters fetvalar vermekteler fetvalarındaki müeyyide ne peki herzamanki gibi kanı, canı ve malına el konulur.

    Tabi bu anlattıklarımız farazi kalmasın örneklerini de vericeğim,

    Mesela sorsanızki size anlatsalar o çok değerli şeylerinden ileri gelen ilim irfan sahibi Üniversitelerinde rektörlükler öğretim görevlilikleri yapdırdıkları, İlim adamı dedikleri, yıllarca kadılık yapdırdıkları, Türkiyeden bile binlerce tanıyan, itibar edeni olan zatı şahanenin bir bilim konusundaki fetvasını görseniz aklınızı şaşırırsınız! Hemide bu zatı şahane öyle 1400 lü yıllardanda değil daha 1999 da mefta.

    Zatı Muhteremin Önce zikrini takdim edeyim,


    meşhur Şeyh Abdul Aziz Bin Baz, “Dünya’nın Sakin Güneş’in Hareketli Olduğuna ve Gezegenlere Çıkmanın İmkansızlığına Dair Akli ve Hissi Deliller” isimli resmi makamlarca basılan risalesinde şunları söylemektedir: “Kim bunu iddia ederse küfür ve delalete düşmüş olur. Çünkü bu iddia hem Allah’ın, hem Kuran’ın, hem Peygamber’in reddidir. Bunu iddia eden kişi tövbeye davet edilir. Ederse ne ala! Aksi takdirde kafir ve dinden dönmüş bir kişi olarak öldürülür ve malı da Müslümanlar’ın hazinesine katılır... Eğer ileri sürdükleri gibi Dünya dönüyor olsaydı ülkeler, dağlar, ağaçlar, nehirler, denizler bir kararda kalmazdı. İnsanlar batıdaki ülkelerin doğuya, doğudaki ülkelerin batya kaydığını görürlerdi. Kıble’nin yeri değişir, insanlar kıbleyi tayin edemezlerdi. Velhasıl (bunların hiçbiri görülmediğine göre) bu iddia (dünyanın hareketli olduğu iddiası) sayması uzun sürecek birçok nedenden dolayı batıldır.”

    Peki Kimdir bu zatı muhterem eğitimi nedir ne görevler yapdırılmışdır diye merak edenler içinde aşağıda biyografisini veriyorum.

    Abdulaziz bin Abdillah bin Baz: (rahmetli suudi arabistan kadısı)
    -----------------------------------------------------------------------------------------------

    Abdulaziz bin abdillah bin abdirrahman bin muhammed bin abdillah Al Baz 1912 yılı kasım ayında Necd'in
    başkenti Riyad'da doğdu. ilim sevdalısı bir aile içinde yetişti. küçük yaşta Kur'an'ı hıfzetti. Ardından
    Riyad'da ki alimlerden din ve dil ilimlerini tahsil etmeye koyuldu. çoğu muhammed bin abdulvahhab'ın torunu
    olmak üzere pekçok hocadan istifade etti.

    hocalarından bazıları şunlardır: Riyad kadılarından muhammed bin abdillatif bin abdirrahman, salih bin
    abdilaziz bin abdirrahman. yine riyad kadılarından Sa'd bin hamd bin atik, maliye bakanlarından hamd bin faris,
    özel tecvid dersleri aldığı sa'd bin vakkas el-buhari, müfti muhammed bin ibrahim. bu sayılanların sonuncusu
    muhammed bin abdulvahhab'ın torunlarından olup, son derece birikimli bir insan olduğu zikredilmektedir.

    Bin Baz 1928'den itibaren 10 yıl süreyle bu hocasından dersler aldı. muhammed bin ibrahim'le yaptığı derslerin
    de son derece verimli geçtiği bilinmektedir. sabah namazından sonra güneş doğana kadar camide, kuşluk vakti
    hocanın evinde, öğle, ikindi ve akşam namazlarının ardından da mescidde bu hocasıyla dersler yapmıştır.

    Bin Baz bu yetişme süreci sonunda başta Hanbeli fıkhı olmak üzere hukukta, sened ve metin açısından Hadiste,
    Kur'an ilimlerinde ve kelamda kendisini iyi derecede yetiştirmiştir.

    üstlendiği görevlere gelince: harac bölgesinde 1938'den 1952'ye kadar 14 küsür yıl kadılık yaptı. bu süre
    zarfında sadece kadılıkla yetinmemiş bölgenin eğitim, tarım ve sağlık sorunlarıyla da yakından ilgilenmiştir.
    ardından ilk açıldıkları yıl olan 1952'den 1960'a kadar fakülte ve enstitülerde dersler verdi.

    şeriat fakültesi'nde fıkıh, tevhid ve hadis derslerini üstlendi. bu derslerin ardından 1961 yılında
    el-camiatu'l-islamiyye rektör vekilliğine atandı. uzun yıllardır er-reisu'l-Âm li idarati'l-buhusi'l-ilmiyye ve'l-ıfta ve'd-da've ve'l-irşad
    sıfatıyla görev yapmaktadır.


    eserlerine gelince, bir kısmı şunlardır: nakdu'l-kavmiyyeti'l-arabiyye, tevdihu'l-menasik, risale fi nikahi'ş-şağir, el-cevabu'l-mufid fi hukmi't-tavsir, Risale fi't-teberruc ve'l hicab.

    şeyh abdulaziz bin baz 1999 yılında vefat etmiştir..Allah şeyh bin baz'a rahmet etsin amin..
    Kaynak
    Bu mesaj en son " 18.12.07 " tarihinde saat 21:42 itibariyle Karapapag tarafından düzenlenmiştir...
    Savaşlara sebep olan tüm farklılıkların yokolması dileğiyle, En baştata dinlerin...

    İzinden ayrılmayacağız m.

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-12-2007
    Mesajlar
    415
    Karizma Gücü
    0
    İslamiyette nedense bu tip "abdülcambaz"lardan bol miktarda var.Ülkemizin önemli sorunlarından biri olan Said-i Nursi'nin de, radyonun içinde cinlerin konuştuğu gibi bilimsel(!) tespiti tarihe geçmiş bir zavallılık örneğidir.

  3. #3
    Portillo_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2007
    Mesajlar
    2,022
    Karizma Gücü
    0
    Hücreyi su dolu baloncuk sanan...

    Birisinin kolunu kesersen,çoğcuğununda kolunu kesersen sonraki nesillerinin kolu çıkmaz sanan CAHİL Görüş kime aitti ?

    Dinsizlere

    Karapapag Sen türkçe Kursuna git sonra foruma gel rezil oluyon o nasıl başlık
    .

    *******************************************************



    *ilk kağıt fabrikasını kuran alim İbni Fazıl
    *kızamık ve çiçek hastalığını keşfeden alim Razi
    *mikrobu ilk tanımlayan alim Akşamseddin
    *cüzzamı ilk bulan ibni cessar
    *vebanın bulaşıcı olduğunu bulan ibni Hatip
    *verem mikrobunu ilk bulan Kambur Vesim
    *retina tabakasını bulan İbni Rüşt
    *ilk göz ameliyatını yapan Ammar
    *ilk kanser ameliyatını yapan Ali bin Abbas
    *küçük kan dolaşımını bulan İbnünnefis
    *ilk tabipler odası baskanı Ali bin Rıdvan
    *sıfırı ilk kullanan Harizmi
    *trigonometriyi bulan Battani
    *tanjant,kotanjant ve kosekantı bulan Ebul vefa

    *ilk difransiyel kitabını yazan Sabit bin Kurra
    *ondalık kesri bulan Gıyaseddin Cemşid
    *dünyanın döndüğünü ilk keşfeden Biruni
    *dünyanın çevresini ölçen Musa kardeşler
    *güneşin yüzündeki lekeleri ilk bulan Fergani
    *ilk otomatik kontrol sistemini tasarlayan Ahmet bin Musa
    *sesin ilk fiziki açıklamasını yapan Farabi
    *ilk uçağı yapan alim Ebu Firnas

    *maddelerin özgül ağırlığını hesaplayan Hzini
    *gökküşağını ilk açıklayan Kutbettin Şİrazi
    *ilk dünya haritasını çizen Mürsiyeli İbrahim
    *ilk ecza kitabını yazan İbni Baytar
    *fosforu ilk bulan alim Beşir
    *ilk kimya laboratuvarını kuran alim Cabir




    *********************************************
    Bu mesaj en son " 18.12.07 " tarihinde saat 22:47 itibariyle Portillo_ tarafından düzenlenmiştir...
    Hacı Bayram-ı Veli Medrese Hocalığı görevinden neden istifa etti ?

    - Fen İlimleri öğretmesi engellendiği için.


    (Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) HADİS [Beyhekî]


    BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI APTALLIK - AZİZ NESİN


    Bütün fikir cereyanlarını ve düşüncelerini inceledim,bu yoldaki eserlerin tamamını okudum,hepsi hergeçen gün değerini kaybetmeye mahkum fani düşüncelerdir.Bunun TEK istisnası KUR'AN'dır.O eskimiyor aksine TAZELENİYOR

    Fransız Düşünür ROGER GARAUDY



    "Beni övmeyi bırakın; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin." (M.Kemal ATATÜRK)

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-12-2007
    Mesajlar
    415
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Portillo_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hücreyi su dolu baloncuk sanan...

    Birisinin kolunu kesersen,çoğcuğununda kolunu kesersen sonraki nesillerinin kolu çıkmaz sanan CAHİL Görüş kime aitti ?

    Dinsizlere


    .
    Şunu bi anlatırmısınız?Şimdiye dek hiç duymamıştım.Bir "Ateist" olarak eksik kalmak istemem.

  5. #5
    Karapapag adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-08-2007
    Mesajlar
    792
    Karizma Gücü
    5
    Bende merak ettim Portillo kim söyledi sana küçükken dedenmi masallarında anlatmıştı.
    Savaşlara sebep olan tüm farklılıkların yokolması dileğiyle, En baştata dinlerin...

    İzinden ayrılmayacağız m.

  6. #6
    Portillo_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2007
    Mesajlar
    2,022
    Karizma Gücü
    0
    İslam Bilim ve Teknolojiye Nasıl Yön Verdi?
    Dünyanın bugünkü medeniyet seviyesinde büyük payı olan bilim ve teknolojinin tarihi gelişimi de son derece hızlı oldu. Peki, bilim ve teknolojinin önderliğini üstlendiği uygarlık ve kültür alanındaki bu değişimin tarihsel başlangıcı hangi dönemlerde başlamıştır?
    Yukarıda saydığımız keşiflerin tamamı, dokuzuncu yüzyıldan on dördüncü yüzyıla kadar uzanan dünya tarihinde, dönemin en ileri uygarlığı olan "İslam Uygarlığı"nın ürünüdür. Tüm yaşamlarını, dolayısı ile bilime dair tüm çalışmalarının temelini Kuran ayetlerine dayandıran Müslümanlar o dönemde bile bilime sahip çıkmışlardır. Akıla ve bilgiye dayanan uygarlıkları, dünyanın bugün sahip olduğu pek çok değere de kaynaklık etmiştir.
    Kuran'da, evrenin yaratılışı ve kainatın düzeni ile ilgili ayetlerin bildirilmesi, bilgi sahibi olmaya büyük önem verilmesi, doğada Allah'ın varlığının delillerinin görülmesi, evrendeki her nesne ve varlığın birbirine olan uyum ve bağlılığı; söz konusu dönemde bilimin ilerlemesine yol göstermiştir.
    Teknik ilimler, tıp, astronomi, cebir ve kimya gibi birçok alanda önemli neticeler elde eden Müslüman bilim adamları, medeniyet ve kültür sahasında kısa zamanda kendilerini tüm dünyaya kanıtlamışlardır. Buluşlarıyla uygarlığın ilk adımlarının atılmasına vesile olan Müslümanlar, ilerlemenin yolunu açmışlardır. İslam tarihinde, bilim dallarını tek tek incelediğimizde, hepsinin kaynağının Kuran-ı Kerim olduğunu, bilimin maddi-manevi herşeyin Allah'ın yarattığı sistemin bir parçası olduğunu defalarca ispat ettiğini görmekteyiz.
    Müslüman bilim adamları öncelikle, Batı'da Roma ve Doğu'da başta Çin olmak üzere, diğer devletlerde geliştirilen bilim ve teknolojiyi rehber almışlar ve önemli kaynakları tercüme etmişlerdir. Bu bilgi birikiminin içinden imanî ve teknik anlamda yanlış ve tutarsız olan noktaları çıkartarak, kendilerine fayda sağlayacak duruma getirmişlerdir. İlk adım niteliğindeki çalışmalarının ardından, elde ettikleri bilgileri değerlendirip yorumlayarak bilim ve teknolojiye katkıda bulunmaya başlamışlardır.
    Beşinci yüzyılın ikinci yarısında doğup gelişen İslamiyet, deneye ve gözleme dayalı bilimin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır.
    İslam dünyasında yetişen bilim adamlarından Cabir Bin Hayyan, 'Kimyasal maddeleri, uçucu maddeler, uçucu olmayan maddeler, yanmayan maddeler ve madenler' olarak dört grupta toplar. Cabir Bin Hayyan'ın bu çalışması, modern kimyanın kurucusu olarak bilinen Lavoisier'e öncülük eder.
    El-Kindi, Einstein'dan 1100 yıl önce 800 yılında, izafiyet teorisi ile uğraşır. El-Kindi, 'Zaman cismin var olma süresidir, zamanla bilinebilen ve ölçülebilen hız ve yavaşlık da hareketin sonucudur. Zaman, mekan ve hareket birbirinden bağımsız değildir, göğe doğru çıkan bir insan ağacı küçük görür, inen insan ise büyük görür' der.
    Tıp ve eczacılıkta İbn-i Sina ve Razi gibi alimler, anatomi ve tedavi alanına pek çok yeni bilgi eklerken; tarih ve coğrafya bilimlerinde Idrisi, Hamevi ve Taberi ve adını bu satırlara sığdıramayacağımız pek çok İslam âlimi, bilimsel teorilerde önemli ilerlemeler kaydetmişlerdir. Özellikle optik alanında, on birinci yüzyılda İbn-i Heysem, bu bilim dalını tek başına yeniden inşa etmiştir. Dokuzuncu yüzyılda yaşamış olan Sabit bin Kurra, astronomi alanındaki ilk büyük yeniliği gerçekleştirmiş, Batlamyusçu sisteme dokuzuncu yıldızsız küreyi eklemiştir. Onüçüncü yüzyılda, bu sistemin karşılaştığı güçlükleri fark eden yine Müslüman astronomlar olmuş ve Batlamyusçu olmayan gezegen modellerini geliştirmişlerdir. Bunlar, gerçekten zamanlarının çok ilerisinde çalışmalardır. Söz konusu çalışmaları ile bilim tarihine adlarını yazdıran Müslüman bilim adamları, devlet tarafından maddi-manevi destek görmüş, teşvik edilmiş, halk arasında itibar kazanmışlardır. Aynı dönemin Avrupa'sında ise durum tamamen farklıdır. Bilime hizmet eden Avrupalı bilim adamları, pek çok engelleme ile karşılaşıp kısıtlanmakta, hatta çalışmaları tamamen durdurulmak istenmekteydi.
    Dünyanın Eğimini Hesaplayan Fergani
    Harezmi, Hint rakamlarına sıfır rakamını ekleyerek bugün kullandığımız rakamları oluşturuyor; fen bilimlerinde, deneyle sabit olmayan bilgilere itibar edilmemesi gerektiğini söyleyen Ahmet Fergani, enlemler arasındaki mesafeyi hesapladığı gibi, Dünya'nın eksenindeki eğimi en doğru şekilde hesaplıyordu.
    Trigonometrik bağlantıları bugünkü kullanılan şekliyle formülleştiren El-Battani, 877 yılından 929 yılına kadar sürekli astronomik gözlemler yapar; Tanjant ve Kotanjant'ın tanımını yaparak Sinüs, Tanjant ve Kotanjant'ın sıfırdan doksan dereceye kadar tablosunu hazırlar.
    Ebubekir er-Razi, cerrahide dikiş malzemesi olarak ilk kez hayvan bağırsağını kullanır; tıp biliminde deney ve gözlemin çok önemli olduğundan bahseder ve başhekimi olduğu hastanede görev alacak olan doktorların uzmanlaşmaları gerektiğini söyler.
    Ebü'l-Vefa trigonometriye Sekant ve Kosekant kavramlarını kazandırır. Gözün görülebilir cisimler doğrultusunda ışınlar yaydığını söyleyen Öklid ve Batlamyus'a karşı; 'Görülecek cismin şekli, ışık vasıtasıyla gözden girer ve orada mercekler vasıtası ile nakledilir' diyerek, yaptığı sayısız denemelerle 'göze gelen uyarıların görme sinirleri ile beyne iletildiğini' söyleyen İbnü-l-Heysem ise optik biliminin öncüsüdür.
    Çeşitli maddelerin birbirinden ayırt edilme yollarından birinin, maddelerin özgül ağırlıkları olduğunu söyleyerek, sıcak su ile soğuk su arasındaki özgül ağırlık farkını tespit eden el-Beyruni; 973 yılında 'Bilimsel çalışmaların, deneylerle ispat edilmesi gerektiğini ve belgelere dayanmasının zorunlu olduğunu' söyler. İbnu'n-Nefis, 1200'lü yıllarda, küçük kan dolaşımını keşfeder.
    Bütün İslam ülkelerinde matematik, tıp, uzay bilimleri ve daha birçok ilimin okutulduğu eğitim kurumları, rasathaneler; dönemin en gelişmiş teçhizatları ile donatılmış hastaneler, herkese açık kütüphaneler bulunmaktaydı. Bağdat, Harran ve Endülüs başta olmak üzere Mısır, Kuzey Afrika ve Doğu Fırat çevresindeki birçok İslam şehrinde, eğitim sistemi ve ilim, söz konusu döneme örnek teşkil edecek düzeyde geliştirilmişti. Müslümanlar, yaşadıkları şehirleri uygarlık merkezleri haline getirmişlerdi. Bunlardan biri olan Kurtuba, hastaneleri, kütüphaneleri ve Orta Avrupa'dan öğrencilerin eğitim görmek üzere geldiği okulları ile Avrupa'nın en modern şehri olarak bilinmekteydi.

    Bilimin Müslüman Öncüleri Ebul İz El Cezeri
    XIII. yüzyılın başında, Diyarbakır Artuklu Sarayı'nda 32 yıl başmühendislik görevi yaptı. El Cezeri, su saatleri, otomatik kontrol düzenleri, fıskiyeler, kan toplama kapları, şifreli anahtarlar ve robotlar gibi, pratik ve estetik birçok düzeni tasarlayan ve bunların nasıl gerçekleştirileceğini anlatan "Kitab-el Hiyal" adlı kitabın yazarıdır.
    Cezeri, tarihte sibernetiğin kurucusudur. Sibernetik; haberleşme, denge kurma ve ayarlama bilimidir. İnsanlarda ve makinelerde bilgi alışverişi, kontrolü ve denge durumunu inceler. Bu bilim, zamanla gelişerek bilgisayarların ortaya çıkmasına imkan tanımıştır.
    Sibernetik ve otomatik sistemlerin başlangıcı konusunda; Fransızlar Descartes ve Pascal'ı; Almanlar Leibniz'i, İngilizler de R. Bacon'ı öne sürseler de, aslında Cezerî bunu ortaya koyan ve i-lim dünyasına sunan ilk bilgindir.

    Hazini
    Hazinî, ölçü ve tartı teorilerine yaptığı katkı ile tanınır. Bilime yaptığı diğer bir önemli katkı da yerçekimi hakkındaki görüşleridir. Hazinî, Newton'dan 500 yıl önce, "her cismi yer kürenin merkezine doğru çeken bir güç" olduğunu söylemiştir. Roger Bacon'dan yüzyıl önce de, dünyanın merkezine doğru yaklaştıkça, suyun yoğunlaştığı fikrini ortaya atmıştır.
    Hazinî, kimyasal maddelerin yoğunluk ve özgül ağırlıklarını ölçmek amacıyla icat ettiği hassas terazilerle, kimya bilimine de önemli katkılarda bulundu. Öyle ki, icat ettiği ve "Mizanü'l-Hikme" (Hikmet Terazisi) adını verdiği bu hassas terazi ile yaptığı yoğunluk ve ağırlık ölçümleri, günümüz teknolojisi kullanılarak yapılan ölçümlerden pek farklı değildir.
    Elementler ** ****
    Altın 19.05 19.26
    Civa 13.56 13.59
    Bakır 8.66 8.85
    Pirinç 8.57 8.40
    Demir 7.74 7.79
    Kalay 7.32 7.29
    Kurşun 11.32 11.35

    ** Hazini'ye göre ** Modern kimyaya göre
    Hazinî, Zîc-i Sanacarî (Yıldız Kataloğu) adlı eserinde, yıldızlar ve gezegenlerle ilgili bilgilere ve Selçuklu Devleti'nin enlem ve boylamlarına da yer vermiştir. ‘Risale fi'l-Âlât' (Aletler Bilgisi) adlı kitapçığında ise gözlem aletlerini konu almıştır.

    Musaoğulları
    Benu Musa kardeşler, Abbasi Halifesi Memun (M.S. 813-833) ve onu izleyen halifeler zamanında, matematiksel bilimlerin gelişmesi yönünde etkin rol oynamış kişilerdi.
    Topkapı Sarayı III. Ahmed Kütüphanesi'nde bulunan eserlerinde (A3474), sihirli kaplar, fıskiyeler, kandiller, bir dansimetre, bir körük ve bir kaldırma düzeninden bahsedilmektedir.

    Hârizmi
    9. Yüzyıl'da Hârizm'de dünyaya geldiği için Hârizmî adıyla tanınan ve büyük bir olasılıkla Türk olan Muhammed ibn Musa, Memun'un Bağdat'ta kurduğu Bilgelik Evi'nde bulunmuş ve bu kurumun kütüphanesinde matematik ve astronomi alanlarında araştırmalar yapmıştır. Aritmetik ve cebirle ilgili iki yapıtı, matematik tarihinin gelişimini büyük ölçüde etkilemiştir.
    Hârizmî'nin cebirle ilgili bu yapıtı, 12. Yüzyıl'da Chesterlı Robert ve Cremonalı Gerard tarafından Latinceye tercüme edilmiştir. Yapıtların en ilginç yönlerinden biri, açıların, trigonometrik fonksiyonlarla ifade edildiğini gösteren bir takım tablolar ihtiva etmesidir. Bunların dışında, Hârizmî'nin yön bulmada kullanılan usturlabın biri yapımını ve diğeri de kullanımını anlatan iki eseri daha mevcuttur. Hârizmî, Batlamyus'un Coğrafya adlı yapıtını, ‘Kitâbu Sureti'l-Ard' (Yer'in Biçimi Hakkında) adıyla Arapça'ya tercüme etmiş ve böylece, Yunanlıların matematiksel coğrafyaya ilişkin bilgilerinin İslâm dünyasına girişinde önemli bir rol oynamıştır..

    Ali Kuşçu
    Semerkant Rasathanesi'nin Müdürlüğü'nü yaptığı sırada, Akkoyunlular adına Osmanlılarla barış görüşmelerinde bulunmak için İstanbul'a geldi. Fatih Sultan Mehmet'in büyük desteğini gördü ve Ayasofya Medresesi'nde görevlendirildi. Burada, Mirim Çelebi, Sarı Lütfü, Sinan Paşa gibi değerli bilim adamlarını yetiştirdi.
    Bilhassa, astronomi ve matematik konularında çağının sınırlarını aşacak kadar önemli eğitim ve öğretim çalışmalarında bulunan Ali Kuşçu; Ayasofya Medresesi'nin çalışma programlarını da yeniden düzenlemiştir.
    Semerkant Rasathanesi'nde iken ‘Zic-i Uluğ Bey' (Uluğ Bey'in Yıldız Kataloğu) adlı eserin hazırlanması için gerekli gözlem ve hesaplamaları yaptı. Söz konusu eser, çağının en ileri kurumsal matematik bilgilerini içerir.
    ‘Risaletü'l-Fethiye' adlı eseri ise 19. yüzyılda, İstanbul Mühendishanesi'nde (İstanbul Teknik Üniversitesi) ders kitabı olarak okutulmuştur. Bu eserde, gök cisimlerinin yere olan uzaklığına yer vermiş; ayrıca dünya haritasını da kitabının sonuna eklemiştir. Burada yer kürenin eksenindeki eğikliği 23o30'17" olarak tespit etmiştir. Bu, günümüz modern astronomi verilerine oldukça yakın bir tespittir.
    Şerafeddin Sabuncuoğlu

    Fatih Sultan Mehmet döneminin ünlü doktoru ve tıp bilginidir. ‘Mücerrebname' adlı eserinde, kendi deney ve gözlemlerine yer vermiştir. Asıl çalışma alanı cerrahlık ve deneysel fizyolojidir. ‘Cerrahiyatü'l-Haniye' isimli eserinde, cerrahlıkla ilgili çalışmalarına yer vermiş ve yaptığı cerrahi müdahaleleri resimlerle tasvir etmiştir.



    Bursalı Ali Münşi
    Tıp bilimine yaptığı en önemli katkılardan biri ‘Kınakına' hakkındaki çalışmasıdır. Burada bu ağacın kabuklarının humma, sıtma gibi hastalıklara iyi gelmesi ile ilgili gözlemlerine yer vermiştir.






    İslam Medeniyeti geri dönüyor


    Dünya Bülteni / Haber Merkezi
    The Financial Times Gazetesi'ndeki makalesinde İslam Medeniyetinin bilimsel yönünü irdeleyen James Wilsdon, "İslam Medeniyeti geri dönüyor" diye yazdı.

    Wilsdon, Nasiruddin et-Tusi ve Ibni Nafis isimleri birçok insan tarafından, Isaac Newton veya Albert Einstein'dan daha da az bilindiğini dile getirdi.

    "Ama bu ve diğer İslam alimleri 12 ve 13. yüzyıldan, günümüzün modern bilimini şekillendirip, yön veren düşünürlerin başında gelir"



    diye yazan yazar, yazısında şu ifadeleri kullandı:
    "Çin örneğinde olduğu gibi, İslami bilimlerin ve yeniliklerin, büyük gelişmelere vesile olduğu bir dönemden sonra çok uzun süren bir düşüş yaşanmıştır. Bugün, 57 üyesi bulunan İslam Konferans Örgütü ülkelerde gayri safi yurtiçi hasıla oranı %0.38 iken, dünyada bu ortalama %2.36.
    Bu, nispi yoksulluğun basit bir göstergesi değil: petrol üreten Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi ülkeler de gayri safi yurtiçi hasıla yüzdesinde en düşük seviyeli yatırımcılar arasında bulunuyor. 2005 yılında Arap dünyasında yer alan 17 ülkenin toplam yayımladığı bilimsel yayın sayısı 13,444, ki bu rakam Harvard Üniversitesinin tek başına yayımladığı 15,455 bilimsel yayından daha da az. Bölgede 2002 yılında yapılan bilimsel bir ankette, üç alanda teknolojik üstünlük sağlandığı belirtiliyor: tuz arıtma (desalinization) teknolojileri, deve üretimi ve şahin avcılığı araştırmaları."
    Tüm bunlar, bazı yorumcuların İslam'ın yeniliklere düşman oluşuyla alakalı önyargıda bulunmalarına sebep olduğunun altını çizen James Wilsdon, ama artık bu portrenin değişmeye başladığını kaydetti.
    Yazısında "İslam dünyasında, son 12 ayda çok dikkat çekici gelişmeler yer aldı. 2007 Mayısında Birleşik Arap Emirlikleri, Arap Üniversitelerinde araştırma merkezleri kurulması için 10 milyar dolarlık bir yatırım yaptı. Nijerya'da hükümet, eğitim ve araştırmaları desteklemek için petrol teknolojileri geliştirme fonuna 5 milyar dolar aktardı. Katar'da 2500 dönümlük bir eğitim şehri Doha'nın dış kısmında inşa edildi ve burası dünyanın en büyük beş üniversitesinin kampüslerini içinde barındırıyor" ifadelerine yer veren yazar, şu tespitlerde bulundu:

    BİLİM VE TEKNOLOJİ YATIRIMLARI
    "2006 Ağustosunun başlarında Suudi Arabistan Kralı Abdullah, Taif'te bilim ve teknoloji alanında üniversite çalışmaları için 2.6 milyar dolarlık yatırım yaptı.
    Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek,"teknoloji bilimlerinin on yılı" programını başlattı.Çok yönlü olarak bilim ve yenilik alanında yoğunlaşma yaşanıyor. 2005 yılında İslam Konferans Örgütü 10 yıllık eylem programını duyurdu. Bu programda 2015 yılına kadar eğitimde gerçekleştirilecek reformlar hedefleniyor ve üye ülkelerin 2015 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılanın %1.2'sini araştırma ve geliştirme projelerine harcanmaları öngörülüyor.
    Yenilikleri uzun süreli refah unsuru olarak gören petrol zengini ülkelerden, bununla alakalı büyük destekler geliyor.
    Ülkelerin tek tek bu yenilikler tablosundaki gayretleri görülmeye değer. Çok azı Avrupa, Japonya, Amerika ile ya da Çin ve Hindistan'ın ortaya çıkan bilim gücüyle rekabet ediyor.
    Ama Finlandiya, İrlanda ve Singapur gibi küçük uluslar son10 yıl içinde, küresel yeniliklerle alakalı başarı öykülerine imza attıklarına göre, İslam dünyası da bizi şaşırtabilir."
    İRAN İNSAN İNSAN HÜCRE KÖKÜNÜ İNCELEYEN İLK ORTADOĞU &#220KESİBatıda, Richard Dawkins, Christopher Hitchens ve diğerlerine çabalarından dolayı çok teşekkür ediyoruz. Dini ve bilimi artı ve eksi kutuplar gibi gören bir eğilim var. Başka yerlerde, inancın delil ve akılla alakalı büyük bir kabul gördüğü düşünülür. Daha dindar bazı hükümetler, bilime en çok destek verdiklerini ispat ediyor. Örnek vermek gerekirse, İran insan embiryo hücre kökünü inceleyen ilk Orta Doğu ülkesidir.
    Tabii ki daha yenilikçi İslami bir dünya engellerle dolu... Gözüpek olanlar meydan okuyor. Anlaşılmadık derecede arttırılmış araştırma fonları, askeri teknolojiler için ayrılmış bulunuyor- bu bilginin peşinden koşmaktan dolayı değil, jeopolitik sebeplerden olan bir durum. Malezya'daki yazılım teknolojilerini ve İran'daki nükleer teknolojisini görmemek mümkün değil.
    Hala ciddi oranda bir beyin gücü İslam dünyasının dışında bulunuyor, oldukça yetenekli bilim adamları ve mühendisler kariyerlerine Amerika ve Avrupa'da devam etmek istiyor .Geri dönenlerin Çin ve Hindistan üzerinde olumlu sonuçlar doğurduğu görünüyor.
    Son ve önemli bir soru da; demokrasiye direnen toplumların akılcı tartışmalarla, icat ve gelişmelerin beşiği olup olamayacağıdır. Pakistan'ın önde gelen bilimadamlarından Pervez Hoodbhoy'un "Fizik Bugün" de yayınlanan son makalesinde dediği gibi: " Bilim içinde daha çok yer alabilme mücadelesi, katı ortodoks çizgisini bir tarafa atıp, daha geniş katılımlı bir kampanya ve modern düşüncelerin, sanatın, felsefenin, demokrasi ve çoğulculuğun yer almasıyla olacaktır."
    Hacı Bayram-ı Veli Medrese Hocalığı görevinden neden istifa etti ?

    - Fen İlimleri öğretmesi engellendiği için.


    (Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) HADİS [Beyhekî]


    BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI APTALLIK - AZİZ NESİN


    Bütün fikir cereyanlarını ve düşüncelerini inceledim,bu yoldaki eserlerin tamamını okudum,hepsi hergeçen gün değerini kaybetmeye mahkum fani düşüncelerdir.Bunun TEK istisnası KUR'AN'dır.O eskimiyor aksine TAZELENİYOR

    Fransız Düşünür ROGER GARAUDY



    "Beni övmeyi bırakın; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin." (M.Kemal ATATÜRK)

  7. #7
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Karapag sana birsey söyliyimmmmi

    Abdulaziz bin Abdillah bin Baz islamdan Ilgisi yokki Sapigin tekidir ))

    Aklini calisitir aklini bilmedigin konularada hic girme

    sadece bir info

    Bukadar yeter ve fazla bile .

  8. #8
    Karapapag adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-08-2007
    Mesajlar
    792
    Karizma Gücü
    5
    İşte o tür sapıklara ne türlü görevler yapdırdıklarını sen gör diye yazdım. Onun gibi nice sapıklar var Seyhim ulemayım diye makamlar işgal eden.
    Savaşlara sebep olan tüm farklılıkların yokolması dileğiyle, En baştata dinlerin...

    İzinden ayrılmayacağız m.

  9. #9
    SeRSeRiYiM adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-12-2007
    Mesajlar
    319
    Karizma Gücü
    0
    Saçma Sapan Konular Portillo_ 'nun Verdiği ;

    *ilk kağıt fabrikasını kuran alim İbni Fazıl
    *kızamık ve çiçek hastalığını keşfeden alim Razi
    *mikrobu ilk tanımlayan alim Akşamseddin
    *cüzzamı ilk bulan ibni cessar
    *vebanın bulaşıcı olduğunu bulan ibni Hatip
    *verem mikrobunu ilk bulan Kambur Vesim
    *retina tabakasını bulan İbni Rüşt
    *ilk göz ameliyatını yapan Ammar
    *ilk kanser ameliyatını yapan Ali bin Abbas
    *küçük kan dolaşımını bulan İbnünnefis
    *ilk tabipler odası baskanı Ali bin Rıdvan
    *sıfırı ilk kullanan Harizmi
    *trigonometriyi bulan Battani
    *tanjant,kotanjant ve kosekantı bulan Ebul vefa

    *ilk difransiyel kitabını yazan Sabit bin Kurra
    *ondalık kesri bulan Gıyaseddin Cemşid
    *dünyanın döndüğünü ilk keşfeden Biruni
    *dünyanın çevresini ölçen Musa kardeşler
    *güneşin yüzündeki lekeleri ilk bulan Fergani
    *ilk otomatik kontrol sistemini tasarlayan Ahmet bin Musa
    *sesin ilk fiziki açıklamasını yapan Farabi
    *ilk uçağı yapan alim Ebu Firnas

    *maddelerin özgül ağırlığını hesaplayan Hzini
    *gökküşağını ilk açıklayan Kutbettin Şİrazi
    *ilk dünya haritasını çizen Mürsiyeli İbrahim
    *ilk ecza kitabını yazan İbni Baytar
    *fosforu ilk bulan alim Beşir
    *ilk kimya laboratuvarını kuran alim Cabir


    Gibi Örnekleri Görmezden Gelen Siz Müslümanlara Bilimle Akadar Olmadıklarını İdda Ediyorsunuz.İşinize Geleni Alıyorsunuz Gelmeyeni Bırakıyorsunuz

    Teşekkürler Portillo_



    •Kendime güvenirim bunu sorgulayanı sorgularım... •Küçük şeylere takarım olaycıyım... •Benle oyun oynanmaz mızıkçıyım... • Geçmişe takılmam mazi der geçerim... • Herzaman ilk ve son sözü ben sölerim... • Hayat zordur bilirim ama bende kolay biri değilim... • Benim için mantık herşeyden önemlidir gerisi hoştur ama boştur... • Ben istemedikten sonra kim olursa olsun hiçtir... • Adımlarımda 'kim ne der' diye düşünmem... • Basit kişilerle polemiğe girmem... • Tutkularım vardır vazgeçmem... • Bazen çok severim ama söylemem... • Haddinizi bilin dostlarıma laf ettirmem... • Gidiyorsan eğer, çok özlesem bile dön demem... • Artık kimseye kolay kolay güvenmem bir daha güvenmedikçe sevmem...
    AĞIR GELİYOSA BUNLAR, FİRAR SERBEST, ÜSTELEMEM...

  10. #10
    Karapapag adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-08-2007
    Mesajlar
    792
    Karizma Gücü
    5
    Ben örnek veriyorum sadece, daha birsürü örnekler vericem, sizde yazın tabi ama bütün bilim alemine katkınızın hepsi bumu bunları dünya nüfusunuz 1/5 ine sahip olduğunuzu da hesaba katarsak istisna demek mümkünmüdür sizce.

    Yani bir çırpıda yazabiliyosunuz ki ne kadar doğruluk payı var araştırmak lazım ama ben bu zahmete bile girmeyeceğim varsın hepsi doğru olsun lakin bilmenizi isterimki herhalde bilim dünyasında bir zerre kadardır desek abartmış olmam ama dimi.

    Sevgilerimle,
    Savaşlara sebep olan tüm farklılıkların yokolması dileğiyle, En baştata dinlerin...

    İzinden ayrılmayacağız m.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. CHP: Ilımlı İslam’ın önündeki en büyük engel
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde 27 mayıs devrimdir tarafından açılmış
    Yanıt: 5
    Son Mesaj: 29.08.11, 23:29
  2. Diyalogda:"İslam alimleri hristiyanlığı bilmiyor" muş
    2005 Konuları bölümünde marser tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 26.11.05, 03:17

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •