Turkforum Ekonomi Bölümü, yeni bir yapılanmanın içine girmiş bulunmakta.Artık, bilgisi olan ya da olmayan herkesin anlayabileceği seviyede olmaya çalışacağız.Bu doğrultuda, ünlü İktisatçıların kısa hayat hikayeleri ve savundukları görüşleri size sunmaya başlıyoruz.Tekrar belirtmek gerekir; burada okuyacaklarınız size sadece genel bir bilgi sağlayacaktır.Bölümümüzü ziyaret eden herkese teşekkürlerimizi sunarız.İyi okumalar
Hayatı...
Adam Smith, 1723 yılında İskoçya’da doğdu..Daha 14 yaşında Glasgow Üniversitesi’inde eğitim görmeye başladı.Sonraları Oxford’ta bulunan Balliol Koleji’inde okumuş ama okulu bitirmeden terketmiştir.Özgürlük, hukuk gibi konularda araştırmalar yaptı. Edinburgh ve daha sonra Glasgow Üniversite’lerinde mantık ve ahlak profesörlüğü görevlerinde bulunmuştur. Bu görevi sırasında 1759’da Ahlâki Duygular Teorisi (Theory of Moral Sentiments) adlı ilk eserini yayınladı.Daha sonra Buceleuch Dükü’nün özel hocalığını yapmıştır.İngiltere’ye dönüşünde iktisat ilminin temel eserleri arasında yer alan Milletlerin Zenginliğinin Mâhiyeti ve Sebepleri Hakkındaki Araştırma (An Inquiry into the Nature and Causes of Wealth of Nations) eserini yayınladı. 1778’de İskoçya’da (Edinburgh) gümrük komiserliğine tâyin oldu. 1790’da ölümüne kadar bu görevde kaldı.
İskoç Aydınlanması ve iktisadi liberalizmin en önde gelen isimlerinden biri olan Smith, modern İktisat Bilimi’nin babası olarak kabul edilir.”Görünmez El” kavramını ortaya atmış ve dünya tarihinde uygulanmış önemli bir iktisat politikasının yaratıcısı olmuştur.
Görüşleri ve bazı teorileri…
Smith’in piyasa anlayışı, tam rekabet ortamında gerçekleşir.Ona göre arz ve talep, fiyat mekanizması aracılığıyla kendiliğinden eşitlenir.Bu durumu küçük bir örnekle gösterebiliriz.Örneğin buğday üretiminde bir düşme olsun.Fakat buğdaya olan talep düşmemiştir.Bu durumda üretim yapan kimseler, fiyatı yükseltmek zorunda kalırlar.Fiyatların yükselmesi daha fazla üretim için insanları teşvik edecektir.Çünkü üretimi artırırlarsa daha çok kar elde edeceklerini düşünürler.İşte bu üretim artışı, insanların talebini aştığı anda arz fazlası oluşacaktır.Bu da fiyatların düşmesi ile sonuçlanır.Artık, arz ve talep yeniden dengeye gelmiştir.Smith’e göre dengenin sağlanması için dışarıdan hiçbir müdahale yapılmasına gerek yoktur.
Bu denge görünmez bir el sayesinde oluşmuştur.Ulusların Zenginliği kitabında Smith, her birey kendi çıkarını sağlarken, bir bütün olarak toplumun da çıkarını sağlamış olur fikrini savunur.Bilinçli bir müdahale olmasa bile bu durum kendiliğinden oluşacaktır.Örneğin bir devlet müdahaleciliği bu dengenin sağlanmasını engelleyebilir.A.Smith, laissez-faire, laissez-passer (bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) ilkesini benimsemiştir. Üretim faktörlerinin bir kesimden diğerine serbestçe geçebilmesi gerekmektedir, bu geçişi sağlayan en önemli etken de fiyattır.
İş Bölümü (Division Of Labor) hakkındaki görüşleri de irdelemeye değer niteliktedir.Smith, iş bölümünün üretimi nasıl arttırdığı üzerinde durmuştur.Bunu da ünlü toplu iğne fabrikası örneğiyle açıklar.Tek bir kişi, yapılması için on aşaması olan bir iğneden günde sadece on tane yapar, fakat her aşamayı yalnızca bir kişi yaparsa yani on kişi çalıştırırsak bir günde üretilen iğne sayısı 4800'e çıkacaktır.Her bir kişi tüm aşamaları kendi başına yapsaydı sadece 100 iğne üretilecekti. Bu demek oluyor ki, iş bölümü iğne üretimini 48 kat arttırmıştır.
İngilizce bilen kullanıcılarımız için bu örneğin orjinali :
Smith, iş bölümünü kullanarak Mutlak Üstünlük Teorisi'ni geliştirmiştir.Teoriye göre , bir ülke karşı ülkeye göre hangi malları daha düşük maliyetle üretiyorsa o malların üretiminde uzmanlaşmalı ve bunları ihraç ederek pahalıya ürettiklerini dış ülkeden ithal etmelidir.Daha sonra David Ricardo, Karşılaştırmalı Üstünlük modelini ortaya atarak uluslarası ticaretin temelini açıklama onura sahip olmuşturTo take an example, therefore, from a very trifling manufacture; but one in which the division of labour has been very often taken notice of, the trade of the pin-maker; a workman not educated to this business (which the division of labour has rendered a distinct trade), nor acquainted with the use of the machinery employed in it (to the invention of which the same division of labour has probably given occasion), could scarce, perhaps, with his utmost industry, make one pin in a day, and certainly could not make twenty. But in the way in which this business is now carried on, not only the whole work is a peculiar trade, but it is divided into a number of branches, of which the greater part are likewise peculiar trades. One man draws out the wire, another straights it, a third cuts it, a fourth points it, a fifth grinds it at the top for receiving, the head; to make the head requires two or three distinct operations; to put it on is a peculiar business, to whiten the pins is another; it is even a trade by itself to put them into the paper; and the important business of making a pin is, in this manner, divided into about eighteen distinct operations, which, in some manufactories, are all performed by distinct hands, though in others the same man will sometimes perform two or three of them. I have seen a small manufactory of this kind where ten men only were employed, and where some of them consequently performed two or three distinct operations. But though they were very poor, and therefore but indifferently accommodated with the necessary machinery, they could, when they exerted themselves, make among them about twelve pounds of pins in a day. There are in a pound upwards of four thousand pins of a middling size. Those ten persons, therefore, could make among them upwards of forty-eight thousand pins in a day. Each person, therefore, making a tenth part of forty-eight thousand pins, might be considered as making four thousand eight hundred pins in a day. But if they had all wrought separately and independently, and without any of them having been educated to this peculiar business, they certainly could not each of them have made twenty, perhaps not one pin in a day; that is, certainly, not the two hundred and fortieth, perhaps not the four thousand eight hundredth part of what they are at present capable of performing, in consequence of a proper division and combination of their different operations.


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla


favorı lafımdır ayrıca ceteris parıbusuda unutmamak gerekır 









