• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    25-10-2007
    Mesajlar
    140
    Karizma Gücü
    0

    Adsız Şiirler

    Baba! her yılbaşında sana söyleyecek bir tek sözüm var : "Seni ne kadar çok seversem o kadar çok olsun ömründen geçen yıllar..." Baba! Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım! Ne zulüm, ne ölüm, ne korku başımı eğemez! Yalnız senin elini öpmek için eğilir başım. Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım... 1 Ocak 1932 -------------------------------------------------- Hasretini, yokluğunu, sensizliği bir ateş yanığı gibi öyle acıyla duydum ki yüreğimin etinde, gitgide çoğalarak gitgide derinden işleyerek öyle dayanılmaz oldu ki bu seni boğabilirdim senden kurtulmak için çünkü seni o kadar seviyorum. 25 Şubat 1943 -------------------------------------------------- Denizin üstünde ala bulut yüzünde gümüş gemi içinde sarı balık dibinde mavi yosun kıyıda bir çıplak adam durmuş düşünür. Bulut mu olsam, gemi mi yoksa, balık mı olsam, yosun mu yoksa?.. Ne o, ne o, ne o. Deniz olunmalı, oğlum, bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla. 15 Eylül 1958 -------------------------------------------------- İşte geldik gidiyoruz hoşça kal kardeşim deniz biraz çakılından aldık biraz da masmavi tuzundan sonsuzluğundan da biraz ışığından da birazcık birazcık da kederinden bir şeyler anlattın bize denizliğin kaderinden biraz daha umutluyuz biraz daha adam olduk işte geldik gidiyoruz hoşça kal kardeşim deniz 27 Eylül 1958 -------------------------------------------------- Seni düşünürüm anamın kokusu gelir burnuma dünya güzeli anamın. Binmişin atlıkarıncasına içimdeki bayramın fır dönersin eteklerinle saçların uçuşur bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü. Sebebi ne seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın sen böyle uzakken senin sesini duyup yerimden fırlamamın sebebi ne? Diz çöküp bakarım ellerine ellerine dokunmak isterim dokunamam arkasındasın camın. Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm alacakaranlığımda oynadığım dramın. 7 Ağustos 1959 -------------------------------------------------- Gülüm, iki gözümün bebeği ölmekten korkmuyorum, ölmek arıma gidiyor, onuruma yediremiyorum ölmeği. 15 Ağustos 1959 -------------------------------------------------- Aya gidilecek daha da ötelere, teleskopların bile görmediği yere. Ama bizim dünyada ne zaman kimse aç kalmayacak, korkmayacak kimse kimseden, emretmeyecek kimse kimseye, yermeyecek kimse kimseyi, umudunu çalmayacak kimse kimsenin? İşte ben komünistim bu soruya karşılık verdiğim için. 26 Ağustos 1959 -------------------------------------------------- Merih'e giden kosmos gemisinde turistler yeryüzüyce yazılmış şiirler okuyacak. Her sözü beste beste, renk renk, kat kat açarak en sırlı çekirdeğe ulaşabilecekler. Aralık 1959 -------------------------------------------------- Ak bir karanfil gibi çatlayıp da çekirdek atom bahçelerine yürüyünce aydınlık, yalnız meraklıları değil, bütün insanlık şiirin aynasında kendini seyredecek. Aralık 1959 -------------------------------------------------- hoş geldin bebek yaşama sırası sende senin yolunu gözlüyor kuşpalazı boğmaca kara çiçek sıtma ince hastalık yürek enfarktı kanser filan işsizlik açlık filan tiren kazası otobüs kazası uçak kazası iş kazası yer depremi sel baskını kuraklık falan karasevda ayyaşlık filan polis copu hapisane kapısı falan senin yolunu gözlüyor atom bombası falan hoş geldin bebek yaşama sırası sende senin yolunu gözlüyor sosyalizm komünizm filan. 10 Eylül 1961 -------------------------------------------------- Kırdılar tazecik yeşil dallarımızı Kırdılar kitap tutan ellerimizi Kanına girdiler çocuklarımızın. Nisan 1960 -------------------------------------------------- Laypzig'de bir yağmur yağıyor incecikten, yağıyoruz vitrinler, ağaçlar, insanlar, bir de otomobillerin hızı, bir de geçmiş zamanlar, bir de saman sarısı, bir de ben yağıyoruz yağan yağmurla beraber incecikten. 18 Eylül 1960 -------------------------------------------------- İnsanların türküleri kendilerinden güzel, kendilerinden umutlu, kendilerinden kederli, daha uzun ömürlü kendilerinden. Sevdim insanlardan çok türkülerini. İnsansız yaşayabildim türküsüz hiçbir zaman. Hiçbir zaman beni aldatmadı türküler de. Türküleri anladım hangi dilde söylenirse söylensin. Bu dünyada yiyip içtiklerimin, gezip tozduklarımın, görüp işittiklerimin, dokunduklarımın, anladıklarımın hiçbiri, hiçbiri, beni bahtiyar etmedi türküler kadar... 20 Eylül 1960 -------------------------------------------------- günde kaç milyon insan ölür yeryüzünde doğar kaç milyon kaçı yaşadım diyebilirdi kaçı yaşadım diyebilecek kaçı günde üç öğün yemek yiyebilirdi kaçı yiyebilecek 13 Ağustos 1961 -------------------------------------------------- Yaşım altmış on dokuzumdan beri bir düş görürüm yağmur çamur yaz kış uykuda uyanık takılmış düşümün peşine yürürüm. Neleri alıp götürmedi benden ayrılık; kilometrelerle umut, tonlarla keder, taradığım saçlar, sıktığım eller. Bir düşümle ayrılmadık. Avrupa'yı, Asya'yı, Afrika'yı düşümle dolaştım bir Amerikanlar vize vermediler denizlerden dağlardan çöllerden çok adamları sevdim adamlara şaştım. Mapusanelerde ışığıydı hürriyetimin ekmeğimin katığıydı sürgünde her biten akşamdaydı, her başlayan günde : ulu kurtuluş düşü memleketimin. 1962
    zamansız yitirişler..beklenmedik anlarda son yolculuklara uğurlanma...

  2. #2
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    keşke alt alta yazsaydın....çok karışık olmuş bu haliyle sinan kardeşim

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •