Gidilmezliğinden bahsedilen ülkeler gibi çıktı karşına; bir hayalle süslenen maceralarına benzeyen. Manzaralarından bahsetmeye gerek yok, sorun bir türlü ayak basamadığın aşklarda… İçinin titremesi, dizlerine hakim olamama, aynanın karşısında geçirilmiş onca zamana inat hala bir gülümseyişin herhangi bir kavanozda saklanıyor olması belki de küçük çaresizliklerinin anahtarı. O kapıdan her girdiğinde onunla uyanacağını biliyorsun, tediginlikler yatırılmış masanın üstüne ve sabaha kadar durmayacak sevişmelerinden bahsediyor duvara sinmiş dedikodular…
Belirsiz bir iç savaş, bazen yıkıntılar arasında rastladığın herhangi bir an, bıkmadığın melodilerden arınıp gelen bir gece ve hiç bir ilacın silemediği bulanık hayallerinle ordasın… Şimdi, tanıdığını düşündüğün bu kentin yumuşak kaldırımlarını adımla, çırpın içindeki fısıltılarla, karaya vur, tökezle biraz ve anlamaya çalış zamanın yıpranmışlığı arasında kalan anlık heyecanlarını… Kırık dökük bir cümlesin parmaklarının ucunda gezinen her boşlukta; bir kaç paragraf arasına gizlenip yağmurun dinmesini bekleyenlerden biri; durağın ortasında rüzgarın içine işlemesine aldırmadan beklentilerini karşılamayı hayal eden herhangi bir özlem gibi. Otobüs gelmeyecek; telefonun inatla çalmayacak ve hiç bir güvercin ayak bileğine bağlanmış bir gelecekle konmayacak pencerenin önüne… Düşlerinin ruhsuz oyunları arasında gecenin ilmeği atılacak gündüzün dudaklarına ve uykuna yandaşlık eden kabusları alıp, koşar adım uzaklaşacaksın yine kendinden, bir önceki karşılaşmada olduğu gibi…
Birazdan çıkıp git istersen;
Korkuların bende kalsın…


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla