Yüreğimde kopan fırtınayı gönderiyorum sana sevgili, çocuksu
bakışlarımın ardından,
Ellerimi kesen ayazlarımı gönderiyorum sana; aşkın akıp gidişini
seyret diye iç ülkemden iç ülkene.
Her şeyi koca bir yokluk gören gözlerimi gönderiyorum sana,
yeşile çalan yanından umut bul diye.
Koca şehri bomboş gören kalbimi gönderiyorum sana, içindeki
ateşle ısıt diye.
Bütün mektuplarım geri dönüyor sevgili şehrime, yoksun.
Bu koca yoksunluğun içinde kaybolmuşsun.
Hayat bizi terk edeli çok olmus, ben aynalarda kaybolmusum,
sen hayallerime bile uğramaz olmuşsun.
Bir masalmış her şey bir bakmışım uyumuşsun.
Ne masalın sonunu dinleyecek kadar uyanık kalmayı başarabilmişsin..
ne de bana yeni masallar anlatacak kadar aşık olmayı
Hasret yüklü gemilerim yollarını bulamadı. Ben Leyla’nın cisminde
taşıdığım mecnun kalbi ile bir başına kalıverdim aşk
diyarında.Ne gemilerimi indireceğim sahillerim oldu, ne de
karadan yüzdürebilecek cesaretim.
Aşk bitti. Toprak oldu bakışlarımda ki umut.
Kalmak, gitmekten vazgeçmektir derdi atam.Be ne gitmeyi becerebiliyorum topraklarından ne de yaşamayı senin
kurallarına göre.
isyanlarım var, eylemsiz, sessiz isyanlarım.
Bir gök düşlüyorum, mavisi adam gibi mavi , siyahi adam gibi
siyah..
Ama gündüzleri gri bulutlar kaplıyor gökyüzümü, geceleri şehrin
ışığı..
Mavisi griye çalıyor hüzünle gökyüzümün, yıldızları gam
yansıtıyor puslu bakışlarla.
Her şey bir tebessümünde gizli kalıyor bazen.
Züleyha’ nin gülümsemesi kadar sıcak, Yusuf’un duruşu kadar
soğuk.
Aşk sana da bana da ne uzak sevgili.
Şimdi sukut limanlarına demirledim gemilerimi.
Sadece bekliyorum.
Güneşin doğuşunu nasıl beklerse yüce dağlar, yağmurun
yağışını nasıl beklerse çiçekler, öylece hasret gemilerimi
aşk denizine indireceğin anı bekliyorum.
“Beklemek sabretmektir”. Dedi ustam, “kalbim üstüne ” dedim...
alıntı


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





