• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    BM Soykırım Sözleşmesi Açısından Durum Nasıldır?

    Soykırım kavramı, 1948 tarihli BM Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme ile tanımlanmıştır. Sözleşmenin 2. maddesine göre soykırım; ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubu toptan ya da onun bir bölümünü yok etmek niyetiyle; Grup üyelerinin öldürülmesi, Grup üyelerinin fizik ya da akıl bütünlüğünün ağır biçimde zedelenmesi, grubun fiziksel varlığının tümü ya da bir bölümü ile yok edilmesi sonucunu verecek yaşam koşulları içinde tutulması, grup içinde doğumları engelleyecek önlemler alınması, bir grup çocukların başka bir gruba zorla geçirilmesi eylemlerinden herhangi birine başvurulmasını kapsamı içine alır. Soykırımda planlı, devlet politikası haline gelmiş eylemler söz konusudur.
    Konuyu soykırım sözleşmesi açısından yorumladığımızda, tarihteki bazı olaylara değinmeden geçilemeyecektir. Soykırım gibi vahim bir insanlık suçunun işlenebilmesi için o milletin tarihinde bu suça yatkınlık gerekir. Bir fert için suça eğilimlilik nasıl bir özellik ise, toplumlar için de öyledir. Türk tarihi incelendiğinde soykırıma ve asimilasyona rastlanamaz.
    Osmanlının yayıldığı coğrafyayı hatırladığınızda Osmanlının; Avrupâ da Viyana önlerine kadar; Afrikâ da, Akdeniz'e sahil tüm Kuzey Afrika’yı; Ortadoğu'nun tamamını ve Arap yarımadasını uzun yıllar yönetimi altında tuttuğu görünür. Bu süre asgari 200-400 yıl arasıdır. Bu coğrafyadaki, hangi halkın yok edildiği söylenebilir?
    Anadolu'da şer’i hükümlerin hakim olduğu dönemde, en eski Hıristiyanlık mezhebi Süryanilik, tavus kuşuna ateşe tapan Yezidilik gibi inançlar yaşatılırken, 1800'lü yıllarda şer hükümlere aykırı olmasına rağmen Anadolu'da kiliseler açılmıştır. Hatta kardeşlerden biri Osmanlı Sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa iken, diğer kardeş Makarije Sırp Kilisesine Patrik tayini edilmiş ve Sırp halkını diriltmiştir. Avrupa'daki mezhepler mücadelesi döneminin soykırımlarını, uzak doğuda dili değişen halkları (Hindular-Peştun), komple dili ve dini değişen Afrikayı, Güney Amerika'yı görürüz.
    Türk yönetimi hakim olduğu yörelerde diğer kültür ve soylara sahip halklarla yaşamaya alışıktır. Belki de bu tarihinde uzun süre farklı kültürlerle bir arada yaşamanın kazandırdığı bir özelliktir.
    Türk devlet geleneğinde adalet vardır, kültürlerin yaşatılması vardır ancak, katliam ya da soykırım yoktur. Bu konuyu. Justin McCarthy'nin "Ölüm ve Sürgün" isimli kitabı açıkça ortaya koyulmaktadır. Bu kitapta, Balkan ve Kafkas halklarının ölümden kurtulmak için Osmanlı yönetimine nasıl sığındıklarını görürüz.
    Yine Osmanlı yönetimini soykırımla suçlayanlara sormak gerekir: 1469 yılında İspanya ve Portekiz'den Musevi ve Müslümanlar, 1680 yılında Tökeli İmre ve adamları Macaristan'dan, 1711 yılında Rakoczi Ferençh ve adamları, 1849 yılında Layoş Kosuth ve 2000 kişilik Macar grubu, İsveç Kralı Şarl ve 1500-2000 kişilik adamları, 1841 ve 1856 yıllarında Polonya'lı Prens Chartorski, 135 bin kişilik ordusuyla Ekim 1917'de Rus komutan Vrangel, hatta Troçki ölümden soykırımından kurtulmak için nereye sığındılar? Tabii ki Osmanlı ülkesine.
    1915 yılında "Sözde Ermeni Soykırımı"nın yapıldığını iddia edenler, 1930'lu yıllardan itibaren Polonya ve Almanya kökenli Musevilerin Türkiye'ye sığındıklarını bilmiyorlar mı? Sözde Ermeni soykırımından 20-25 yıl gibi kısa bir süre geçmiş iken, soykırım yaptığı iddia edilen bir milleti kurtarıcı olarak görenler, neden Türkiye'yi tercih etmişlerdir acaba?
    Bugünkü insan hakları normlarını ihtiva eden 1478 tarihli Fermanı ile ülkesi insana sahip oldukları tüm değerleri yaşama, yaşatma ve yeni nesillere nakletme imkanı veren Osmanlı Padişahı Fatih'ten yaklaşık 550 yıl sonra Balkanlardaki soykırım ve asimilasyonları hatırlayalım. Bu ferman ile dili, dini, kilisesi, okulu vs. güvence altına alınan Balkan milletleri; homojen toplumlar oluşturma adına 21. Yüzyıla girildiği bir dönemde Boşnakları, Arnavut asıllı Müslümanları, Makedonları ve Bulgaristan Türklerini yurtlarından söküp atmışlardır. Bugün Türkiye’yi soykırım ile suçlayanlar, aylarca süren katliamları görmezlikten gelmiş, ırzına geçilen her yaştaki kadının feryadına kulaklarını tıkamıştır.
    Balkan halkları ile, Batılı kimyasal silah üreticilerinden temin ettiği hardal gazı ile soykırıma kalkışan Saddam'ın elinden kaçan Irak halkı, yine Türkiye'ye sığınmıştır. Türk insanı sınırlı imkanlarına rağmen, ekmeğini paylaşmış, mazlum halklara tarihin her döneminde kucak açmıştır. Türk insanının, Osmanlının ve Türkiye Cumhuriyeti'nin diğer milletlere ve devletlere örnek olacak temiz sicili budur.
    Prof. Justin McCarthy de ABD Temsilciler Meclisinde yaptığı Savunma Bilgilendirme konuşmasında, I. Dünya Savaşı'nda Türklerin de büyük acılar yaşadığını ancak bu acıları yüreğinde saklamayı tercih ettiğini şu sözlerle ifade etmiştir:
    "... Savaşlarda her şeylerini kaybedenlerin akıllarında intikam duygusu yer etmiştir. Yeni Türkiye Cumhuriyetini bu duyguların yönetmesi halinde daha çok fazla ölüm olayı yaşanacaktı. Mustafa Kemal Atatürk hükümeti bu nedenle geçmişteki kayıpları görmezden gelen ve eski düşmanlarla barış imzalayan bir politika ortaya koymuştur. Türk hükümeti, Ermenilere ve diğerlerine karşı Türk davasında baskı yapılmasının eski nefretleri canlandıracağını ve savaşa davetiye çıkaracağını hissetmiştir.
    Bu yüzden Türkler dertleri ile ilgili hiçbir şey söylememişlerdir. Bu, o dönem için alınabilecek en doğru karardı. Hiç kimsenin Türkler adına konuşmaması ise bu noktadaki olumsuz sonucu oluşturmuştur... Yapmadıklarına inandıkları bir şeyden dolayı haksız yere eleştirilen Türklerin ne düşünmesi gerekiyor..."
    En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım; inandığımı Sandılar...Bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım...

    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    11-09-2007
    Mesajlar
    285
    Karizma Gücü
    0
    Genocide kavramını BM'ne "soykırım sözleşmesi" olarak sunmuş Raphael Lemkin bu konu üzerine 1915 Ermeni Soykırımından sonra düşünmeye başladığını belirtmiştir.

    Yani Genocide kavramının yaratıcısı 1915 olaylarına genocide olarak adlandırırken burda girişilen Türk'ün Türk'e propagandası boşa kürek çekmek gibidir. Size kolay gelsin.

    Hoşunuza giden makaleleri koyarsınız, gitmeyenleri elinizdeki kaba kuvvetle silersiniz.

  3. #3
    Gri1453 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-02-2008
    Mesajlar
    1,537
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı AntiNationalist tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Genocide kavramını BM'ne "soykırım sözleşmesi" olarak sunmuş Raphael Lemkin bu konu üzerine 1915 Ermeni Soykırımından sonra düşünmeye başladığını belirtmiştir.

    Yani Genocide kavramının yaratıcısı 1915 olaylarına genocide olarak adlandırırken burda girişilen Türk'ün Türk'e propagandası boşa kürek çekmek gibidir. Size kolay gelsin.

    Hoşunuza giden makaleleri koyarsınız, gitmeyenleri elinizdeki kaba kuvvetle silersiniz.
    senin amacın ne? neyi kovalıyorsun?
    Kafamın içine beni çok yorgun düşüren sesler üşüşüyor. Bu, günden güne artıyor...


  4. #4
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı AntiNationalist tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Genocide kavramını BM'ne "soykırım sözleşmesi" olarak sunmuş Raphael Lemkin bu konu üzerine 1915 Ermeni Soykırımından sonra düşünmeye başladığını belirtmiştir.

    Yani Genocide kavramının yaratıcısı 1915 olaylarına genocide olarak adlandırırken burda girişilen Türk'ün Türk'e propagandası boşa kürek çekmek gibidir. Size kolay gelsin.

    Hoşunuza giden makaleleri koyarsınız, gitmeyenleri elinizdeki kaba kuvvetle silersiniz.
    Sana da zor gelsin Türk ve Türkiye düşmanı..
    Bütün dünya bir olsanız ne yazar?
    Yalan yalandır...

  5. #5
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı AntiNationalist tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Genocide kavramını BM'ne "soykırım sözleşmesi" olarak sunmuş Raphael Lemkin bu konu üzerine 1915 Ermeni Soykırımından sonra düşünmeye başladığını belirtmiştir.

    Yani Genocide kavramının yaratıcısı 1915 olaylarına genocide olarak adlandırırken burda girişilen Türk'ün Türk'e propagandası boşa kürek çekmek gibidir. Size kolay gelsin.

    Hoşunuza giden makaleleri koyarsınız, gitmeyenleri elinizdeki kaba kuvvetle silersiniz.

    bu bölümün kurallarını çiğnediğiniz sürece yazılarınız silinecektir.
    ister kaba kuvvet deyin,ister müdafaa deyin
    hiç biri umrumda değil. ben olduğum sürece buna izin vermeyeceğim !

    kolay geliyorsa bütün ermenileri doldurun buraya her biri için ayrı ayrı cevabımız olacaktır.
    En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım; inandığımı Sandılar...Bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım...

    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


  6. #6
    TruckTurkey adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-12-2007
    Mesajlar
    2,102
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı AntiNationalist tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Genocide kavramını BM'ne "soykırım sözleşmesi" olarak sunmuş Raphael Lemkin bu konu üzerine 1915 Ermeni Soykırımından sonra düşünmeye başladığını belirtmiştir.

    Yani Genocide kavramının yaratıcısı 1915 olaylarına genocide olarak adlandırırken burda girişilen Türk'ün Türk'e propagandası boşa kürek çekmek gibidir. Size kolay gelsin.

    Hoşunuza giden makaleleri koyarsınız, gitmeyenleri elinizdeki kaba kuvvetle silersiniz.
    Lemkin'in 1915 olgusunu nasıl kavradığı bizi hiç ilgilendirmez.
    Eğer Lemkin'im kavramasıyla sorun çözülseydi ne BM Milletlerin yetkili kıldığı uluslarası mahkemelere ne de hukuka gerek kalırdı.

    Yasalaştırılan bir suç kavramı artık ispata dayanır.Kavramaya değil.

    Bunun adı Hukuktur,Medeniyettir,İnsanlıktır.Niye Nurnberg Mahkemelerinde Almanlar; ''Yahudiler savaş esnasında silahlı organizasyonlar kurarak Almanlara etnik temizliğe tabi tutmuşlardır'' iddiasında bulunmuyorsa , aynı nedenle de Ermeni soykırımını savunanlar her türlü yetkili hukuksal ve tarihsel süreçlerden kaçmaktadırlar.

    1915 ve sonrasında ise 1 ya da 1.5 milyon Ermeni'nin hayatını kaybettiği iddiası ise tamamen palavradır.
    Bugün soykırım yanlısı tarihçiler bile bu konudan ısrarla kaçmaktadır.

    Ben sana her zaman söylüyorum antinationalist, her kim kendine güveniyorsa buyursun gelsin belgeleriyle. Ama laf salatasıyla gelmesin.

    Neymiş Lemkin 1915 olgusunu soykırım olarak yorumlamışşşş.
    Bananeeeee. Bu ne tarihsel açıdan ne de hukuksal açıdan bir ispattır.
    Bu mesaj en son " 04.11.08 " tarihinde saat 21:10 itibariyle TruckTurkey tarafından düzenlenmiştir...


    Soykırım Propagandacılarına Kriz Geçirten Site
    Linke Tıklayın
    Armenian Genocide Photos

  7. #7
    GÜNIŞIĞI adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2008
    Mesajlar
    182
    Karizma Gücü
    4




    İyi günler,

    Yukarıdaki resimde öldürülen Osmanlı vatandaşları..,Öldürenler, Ermeniler...!
    634.000 Osmanlı vatandaşından bir kaçı... Bu resimde görüldüğü gibi,Bir şekilde ölen ve öldürülen Ermeni'lerde tabiki var...... TOPLUMSAL BİR CİNNET...!


    Şimdi siz, Türkler ,ermenileri ..Soykırıma uğrattı ,diyorsanız,Öldürülen,
    yüzbinlerce Osmanlı vatandaşını görmüyorsanız,onları insan yerine koymuyorsanız,bu davranışınızı ,Demokratlık'la da kamufle ediyorsanız,
    gerçek demokratlara saygısızlık ,edersiniz...Demokratlık adına,siyasi bir duruş sergiliyorsanız ,bunu bir fikir ve görüş olarak sunma, dayatma haline getirmek ,akıllıca bir taktik olabilir,ama .. insanlıkla bağdaşmaz..



    BU BİR SOYKIRIMSA.., NEDEN ERMENİLER,YAHUDİLERİN YAPTIĞI GİBİ,BM'LERE BAŞVURUP,DAVA ,AÇMIYORLAR..?


    Evet beyler,bayanlar.

    Soykırımın tanımı açık,Okuyun. 1948 den beri yürürlükte..

    Ermeniler Arşivlerini açımıyorlar…..Tarihçilerini toplantıya gönderilmiyor.

    BM 'lerde dava açılmıyor..!!


    Birileri tarafından bir zarara uğratılıyorsanız,canınıza malınıza kast ediliyorsa ,gideceğiniz ilk yer hukuk değilmidir...Türkiye Cumhuriyeti Devleti, , tüm uluslar arası antlaşmaların altına imza atmıştır.. Bir Kıbrıslı Rum Evi için dava açıp, T.C den tazminat alabiliyor...!

    Ama Ermeniler,Biz bu davayı hukuk'a gitmeden siyasi bir yolla halledeceğiz diyorsa ve sizde hukukun değilde bu hareketin arkasındaysanız,Aklın değilde çirkin bir siyasetin yandaşı olursunuz..

    Tarihin sayfalarındaki bazı gerçekler Ermenileri neden korkutuyor..? Acaba kendi yaptıkları katliamlar ve ihanet ''Mahkeme safhasında'' ortaya çıkabileceğinden mi korkuyorlar....? Propağanda ve siyasetle sadece cahil ve bilgisiz insanları kandırabilirsiniz..


    Saygılarımla.
    Bu mesaj en son " 12.11.08 " tarihinde saat 22:23 itibariyle GÜNIŞIĞI tarafından düzenlenmiştir...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Evlilik sözleşmesi!
    2005 Konuları bölümünde SaLLinaS tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 11.12.05, 00:47

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •