• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    alinay adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-08-2005
    Mesajlar
    1,860
    Karizma Gücü
    7

    YAŞAM ya da YAŞAMA KAVUŞMAK!..

    Yaşam sessizce yürümektir. Görerek, duyarak, tadarak, koklayarak, dokunarak ve sessizce yürümek. Değişerek değiştirmek, eylemek için yürümek. Yürürken önümüze bir çukur geliyor da düşmüyorsak, yaşıyoruz. Düşüyorsak yaşayan çukurdur. Günümüzde yaşayan çukurdur, bizler çukurlar ortasında yaşıyor olduğunu sanan insanlar...

    Oturmak da değiştirir. Sürekli hareketliliğin getirdiği 'doğal' bir değişimdir bu, ölüme götürür. Oturan, beslenme kaynaklarına uzanamaz. Birilerini bekler. Gelen olursa sever onu, sevgisi öldüresiyedir. Çünkü oturan, salt tanım üretir. Konuşur. Herşeyi, varı yoğu sözdür oturanın. Okuması da sözdür. Okur okur ve kendine geleni sever. Kendine getirmek için okur. Kendine gelmek de bir tanımdır oturanın dünyasında ve hep karşısındakine yöneliktir. Kendisi kendisindedir her daim...

    Oturmak ve okumak arasında tur eşittir ku'ya. Ku'yu ku'luğundan kurtarabilmek gerek. Biraz uzatarak okuyalım: Kuğu!..

    Kuğu yaşar. O güzelim beyazlığı ile suları hafif, neredeyse şiddetsiz dalgalandırması, dalgaların nilüferleri okşaması ve nilüferlerin de beyaz oluşu rastlantı değildir. (Sarı nilüferler söz içre insana evrimleşmiş olanlardır). Kuğu kendi boyutlarındaki bir başka hayvanla, örneğin, bir buldog köpeği ile kıyaslandığında dört kat daha hafifmiş. Hafif olmasının çeşitli nedenleri varmış. İçi boş kemikleri iç kirişlerle desteklenmiş. Kuyruk yerine kabarık tüyleri ve dişlerle kaplı çene yerine gagaları varmış. Vücutlarının çok önemli bir kısmı havayla doluymuş. Bu hava birçok kuşta bulunan 9 hava kesesinde saklanırmış. Bunlar sadece ağırlık azaltma niteliği taşımazlarmış, uçuş sırasında çok fazla enerji harcarlarmış ve bu nedenle çok yoğun oksijen kaynağına ihtiyaçları varmış. İşte bu hava keseleri solunum sistemlerinde önemli rol oynarmış. Bu sayede kuğu, aynı büyüklükteki bir memelinin nefes alışı sırasında aldığı oksijenden çok daha fazla oksijen alırmış...*

    Kuğu yaşar, ya da yaşam kuğu olmaktır. (Nermi Uygur'ca ''Bunalımın Dili''nde olduğumu biliyorum şu anda. Oturarak yazarken oturmaya karşı, tanımlarken tanıma karşıyım. Ancak 'Yaşam nedir?' sorusunun yanıtları için zorunlu bir süreç bu)...

    Çukurda kuğu olunmaz. Çünkü çukurda su varsa, boğulmak da vardır. Kuğu boğulmaz! Su yoksa yaşam zaten yoktur. Öyleyse yaşamı önce çukurundan kurtarabilmek gerek: İnsanın beyninde yarattığı yaşam değildir, o sadece beyninde yarattığıdır! Yaratılan çok kısa sürede bir başka yaratılana bırakır yerini. Yaşam dışı süreç de böyle işliyor. Yarattıklarımızla kıpırdıyoruz. Ancak bu yeterli olmuyor hiçbir zaman yürümemize, bir Kuğu gibi rengimizi vermemize yani nilüferlere. Yürümek, sanılarımızdan kurtulabilmektir. Tekrarlamalıyım; benzetmelere ağıt düzmelerindeki timsah gözyaşlarına sığınanların sanmaklarına çıldırıyorum tarihimde. Çıldırmaya hakkım olmadığını bile bile. Üstelik her geçen gün biraz daha benzetiliyorken hepimiz birilerince. Ve üstelik kol kanat kırılmalarını bir yerli film alışkanlığında çekirdek çitleyerek izleyenlerin ve kol kanat kırılmalarını aynı filmlerdeki meyhane kavgası sananların beyin merkezlerine yerleştirdikleri göbeklerinin tam da orta yerinde...

    Yaşamak yazı dilinde bir tek kelime. Hadi şimdi hep birlikte söyleyelim; neden artık serçeler konmak istemez pencerelerimize? Onlar da farklı farklı tanım mı arıyorlar yaşamak kavramında? Dbk xyzc matematikselliğinin istatistiki tecritlerine mi kanat çırpıyorlar? Serçenin bir başka serçenin tavuğuna kışt dediği görülmüş müdür? Tavuk tavukluğundadır o dünyada, eşek de eşek. Serçeye sapan taşı atıp eşeğe semer vuran ise insan! Hey beynimin dört duvarı, hangi bilmeklerde konaklarsın? Ayağını yere bastıran güç, neden aklını boşluklarda dolaştırır? Beyin arşivini bilgi, söz kalabalığını muhabbet sanmaklar hangi dünyanın ürünüdür?..

    Ayrılık günleridir bugünler. İnsanın kendisinden ayrılığının günleri. İnsanın insana kavuşabilmesi tamamen yaşamın felsefesinde. Söz olanları ezberleyip, ezberlerimizi çarpıştırmanın felsefe olmadığını yaşadığımız günün, anladığımız günün adı kurtuluştur...

    Hergün bir serçeye bir parça ekmek vermediğimiz/veremediğimiz sürece gelmezler/gelemezler penceremize. Hele bu kış günlerinde...

    Serçeler, yüreklerimizdir. İnsan yüreklerimizin insan pencerelerimize konmak istemeyişlerinin önüne geçebilmemiz gerek artık...




    * David Attenborough, The Life of Birds, s.41
    "senin kadar görgülü, bilgili, kültürlü, ahlâklı, zeki, akıllı, entelektüel, doğru, düzgün biri değilim...
    sen çok farklısın, kıskanıyorum seni..."

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    17-11-2007
    Mesajlar
    9,372
    Karizma Gücü
    6
    Çukurda kuğu olunmaz. Çünkü çukurda su varsa, boğulmak da vardır. Kuğu boğulmaz! Su yoksa yaşam zaten yoktur. Öyleyse yaşamı önce çukurundan kurtarabilmek gerek: İnsanın beyninde yarattığı yaşam değildir, o sadece beyninde yarattığıdır! Yaratılan çok kısa sürede bir başka yaratılana bırakır yerini....

    kısaca yaşam budur...tek kelime ile harika bir paylaşım olmuş teşekkürler....
    ÖzgüRuH (M.M.K)

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    16-01-2008
    Mesajlar
    12
    Karizma Gücü
    0
    merhaba...

    KELEBEK &#199CUK Çİ&#199KLERİM DİPLOMASI

    YAŞAM KADIN -
    (Saliha Gülenler)

    Dünyada bütün yaşanılanlar insanlık içindir. Bu yaşamın içerisinde, korkular, endişeler vardır. Özellikle de gelecek korkusu. Sen, Yaşam Kadın Olarak Hayatındaki Tüm Engelleri Kaldırmış Bir İnsansın. Aileni Bağışla. Babanı, Anneni, Eşini, Çocuklarını, Tüm İnsanları Bağışla, En Önemlisi de Kendini Bağışla. Lale Bahçesi Seni Bekliyor. Etrafına Işık Saç. Bırak Tutarsız İnsanlar Şeytani Düşünceleri ile Kışın Karda Üşüsünler. Kesinlikle Çocuk Ruhunu Öldürme. Yüzündeki Masumiyet, Saf Ve Temizliği İçinde Beslediğin Öfke İle Değiştirme. Yeni Başlangıçlar İçin Bir Sonraki Adıma Hazır Ol. Mevkii Sahibi Bir Gelecek Seni Bekliyor Olabilir. Farkında lığını Elinden Uzağa Bırakma. Temelsiz Bir Yaşam İçerisinde Her An Duygusal Beslenme Eksikliği Olacaktır. Suçluluk Duygusunun Hangi Yıllardan Geldiğine Bir Göz At İstersen. Özlediğin İnsanlara Koş. İnancını Ve Sağlığını Para İle Değiştirme. Sen Yaşam Kadın Bundan Önceki Hayatına Bir Çizgi Çek Ve Arkasından Bugünden Sonraki Hayatın İçin Mutluluğu Öğret. Gülmeyi Öğret. Kırlarda Çiçekler Rengârenk Açsın. Pembe Ve Menekşe Rengi Laleler Ek Etrafına ...


    Kelebek Çocuğun sesine kulak verin. “ Özgürleşin! Gülümseyin! Fark Yaratın! Bütünleşin! Ne Kadar Güven İçerisinde Görünürse Görünsün, Çocuk, Genç, Yaşlı; Zengin Ve ya Yoksul Tüm Canlı Varlıkların Sana Gereksinimi Vardır. Kendinizin Armağan Olduğunu Unutmayın. Gezebiliyor, Duyabiliyor, Görebiliyorsunuz. Farkında lığa varın”

  4. #4
    kingnothing82 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-01-2008
    Mesajlar
    52
    Karizma Gücü
    0
    cidden doğru insan beyninde yarattıkları ile yaşıyor.o yüzden at gözlüklerini çıkarıp neyin reel olduğunun farkına varmalıyız.

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    16-01-2008
    Mesajlar
    12
    Karizma Gücü
    0
    Yaşam Dediğin Nedir ki
    Bir Külçe Altın, Azıcık Pırlanta
    Nerede Yanlış Yaptım Der
    Sorar Sorgularsın Kendini

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •