• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 9 123456789 SonSon
83 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0

    İpucu _Hadis Deryası_

    v Büyüklere saygı duymayan küçüklere şefkat göstermeyen iyiliği emir ve kötülükten nehyetmeyen kimse bizden değildir.

    v Günün birinde her sınıf insanları imnları ile çağıracağız o gün her kime kitabı sağ eline verilirse onlar kitaplarını okuyacaklar ve kıl kadar zulmedilmeyecekler.

    v Muhakkak Cenab-ı hak insanlara kolaylık gösterenleri ve güler yüzlüleri sever.

    v Muhakkak ki Allahü Teala işlerin yüce ve şerefli olanını sever ; seviyesiz ve bayağı olanlarından hoşlanmaz.

    v Allahü Tealanın (c.c) insanların ihtiyaçlarını karşılamak için yarattığı nice kuralları vardır.



    vO Allah resulunu dinini her dinin üstüne çıkarmak için hidayet rehberi ve hak dini ile gönderdi. Şahid olarak Allah yeter: Muhammed (s.a.v) Allah^ın peygamberidir.

    vMuhakkak ki bu ümmetin azabı dünyasında kılındı.

    vAmeller ancak niyetlere göredir.

    vMuhakkak hikmet şereflinin şerefini ziyadeleştirir,artırır.

    vGüzel ahid imandandır.

    vKapını Allah’ı zikrederek kilitle muhakkak şeytan kilitli kapıyı açmaz.

    vYerdekilere merhamet et ki gök ehli de sana merhamet etsin.

    vVe her kim İslamdan başka bir din anarsa elbette ondan kabuledilmez ve ahirette hüsrana uğramışlardan olur.



    Ebu hureyre (r.a) anlatıyor. “Resulullah A.S buyurdular ki:



    Allah Teâla haretleri diyor ki: “Bnim kulumun hakkındaki zannı gibiyim. O beni andıkça ben onunla beraberim. O beni içinden anarsa ben de onu içimden anarım. O beni bir cemaat içinde anarsa ben de onu daha hayırlı bir cemaat içinde anarım. O şayet bana bir karış yaklaşacak olursa ben ona bir zira yaklaşırım. Eğer o bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana şirk koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım.”



    (Buhari)




    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Gecenin son üçte birinde , Allah Teala her gece en alt semaa iner ve şöyle buyur: Dua eden var mı , duasını kabul edeyim ! Benden hacet isteyen var mı , isteğini yerine getireyim ! Benden mağrifet dileyen var mı , duasını kabul edeyim!”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu:”Ümmetimin bozulması zamanında kim sünnetime sımsıkı sarılırsa, şehit sevabı alır.”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Kim sabahleyin Haşr süresinin son üç ayetini okursa, Allah onun için yetmiş bin melek görevlendirir,akşama kadar onun içinde Allah’tan af dilerler. O gün ölürse, şehit olarak ölür.Akşamleyin okursa yine aynı sevabı alır.”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Ümmetime zahmet verecek olsaydım, onlara her namaz için abdesti emrederdim.Her abdestte de diş temizleyici misvak kullanmalarını emrederdim.”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Kim bana salatüselam getirmeyi unutup ihmal ederse , cennet yolunu şaşırır.”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Kim müslüman kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah’ta onun yetmiş ihtiyacını giderir.



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Duasının kabul edilmesini ve sıkıntısının giderilmesini isteyen , sıkıntıda olan borçluya yardım etsin.”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Sahabilerim yıldızlar gibidir.Hangisine uysanız doğru yolu bulursunuz.”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Kişi müslüman kardeşinin arkasından dua ederse, melekler: Amin !Aynısıda sana olsun der!”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Kulun rabbine en yakın olduğu hal, secde halidir.Onun için secdedeyi duayı çoğaltın.”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Kıyamet günü bana en yakın olacak kişi bana en çok salavat getirendir.”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Her kul öldüğü üzere dirilecektir.”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde tanıdık olmayan bir adam, kulun yakasına yapışacak,Kul, “benden ne istiyorsun “diyecek.O şöyle diyecek: “Dünyada beni hatalı ve çirkin işler yaparken gördün neden alıkoymadın”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Sadaka Rabbin öfkesini söndürür ve kötü ölüme engel olur”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Kişi arkadaşının dini üzeredir.O halde sizden birisi kimle arkadaşlık yaptığına dikkat etsin.Kişi sevdiği ile beraber haşrolacaktır.”



    Allah Resülü (a.s) şöyle buyurdu: “Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir.Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı vermez.”
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  2. #2
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    Ebu Musa el-Eş´arî´den:

    "Kıyamet günü bir kısım müslümanlar, dağlar gibi günahlarla gelirler de Allah onların günahlarını affeder." (Müslim - 2767)



    Bu hadis-i şerifte, günahkar kulların Allah´ın rahmetinden ümit kesmemeleri konusunda büyük bir müjde vardır.

    Mü´min insanın işlediği pek çok hataları olabilir, alışıp ta terkedemediği nice günahları bulunabilir.

    Kul, bunca günah ve hatalarına bakıp ta, Allahtan başka sığınacak bir yapı, kaçacak bir kapı aramamalı; şeytana uyup Allah´ı ve âhireti inkara, Allah´ın rahmetinden ümit kesmeye kalkışmamalıdır.
    İnsan, dağlar gibi günahı olsa da, yine Allah´a yönelmeli, onun affına dayanmalı, mağfiretine yapışmalıdır. Her şeye rağmen asla ve asla Rabbinin engin rahmetinden ümitsiz olmamalıdır.
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  3. #3
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    İbn Abbas şu hadisi rivayet ediyor:



    Rasulullah (SAV) efendimiz şöyle buyurdular:



    - Bir kimse, bir bidatın kalkması veya bir sünnetimin yerine getirilmesi için;

    hadislerimden birini ümmetime ulaştırırsa..

    cennet onun hakkı olur..



    Rüfai , Hakikati Maallah , Sayfa: 352
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  4. #4
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    Bir Hadis
    Hazirlayan: Ömer Faruk
    Suheyb'den (r.a) Rasulullah'in (s.a) söyle buyurdugu rivayet edilmistir: Sizden önceki milletlerden birinde bir hükümdar ve onun bir sihirbazi vardi. Sihirbaz ihtiyarlayinca hükümdara: "Ben yaslandim, bana bir genç gönder de ona sihir ögreteyim" dedi. Hükümdar ona sihir ögretecegi delikanliyi gönderdi. Gencin yolu üzerinde bir rahib vardi. Yola çiktiginda onun yaninda oturup sözlerini dinlerdi. Rahibin sözleri hosuna giderdi.

    Sihirbaza giderken rahibe ugrar, onunla bir süre otururdu. Sonra sihirbaza varinca da, adam delikanliyi döverdi. Bu durumdan rahibe sikayet edince rahip "Sihirbazdan korktugunda, beni ailem alikoydu; ailenden korktugun zaman da beni sihirbaz birakmadi dersin" dedi. O hal üzere gidip gelirken bir gün geçenlerin yolunu kesen büyük bir vahsi hayvanla karsilasti. Kendi kendine "Büyücü mü yoksa rahib mi daha faziletli bugün ögrenecegim " dedi. Bir tas aldi ve "Allahim! Eger rahibin isi sana sihirbazin isinden daha sevimli ise su hayvani öldürüver ki halk yoluna devam etsin" diyerek elindeki kaya parçasini atti ve canavari öldürdü. Halk da geçip gitti.

    Bunun üzerine delikanli rahibe gelerek olup bitenleri haber verdi. Rahib de ona, "Oglum bugün sen benden daha üstünsün. Senin durumun kemale ulasti. Fakat yakinda imtihandan geçeceksin. Bir belaya ugrarsan benim adimi verme" dedi.

    Bu çocuk anadan dogma körleri, Alaca (Bars) denilen cilt hastaliklarini iyilestiriyor ve daha birçok hastaliklara yakalananlari tedavi ediyordu. Bu durumu kralin yakin dostlarindan olan kör biri duydu. Çesitli hediyelerle delikanlinin yanina gelerek, "Eger beni iyilestirirsen bunlarin hepsi senin" dedi. Delikanli adama; "Ben hiçbir kimseyi iyilestiremem. Sifayi ancak Allah verir. Eger sen Allah'a iman edersen O'na dua ederim. O da sana sifa verir" dedi. Adam hemen Allah'a iman etti. Allah da ona sifa verdi.

    Sonra bu adam hükümdarin yanina gitti. Önceden oldugu gibi onun yanibasina oturdu. Hükümdar ona, "Sana gözlerini kim iade etti?" dedi. Adam "Rabbim" dedi. Kral "Senin benden baska bir rabbin mi var?" dedi. Adam "Benim Rabbim de, senin Rabbin de Allah'dir" dedi. Bunun üzerine hükümdar o adami tutuklatti. Çocugun yerini söyleyinceye kadar kendisine iskence yaptirdi. Bunun üzerine delikanli hükümdarin huzuruna getirildi. Kral delikanliya, "Oglum! Senin sihrin, anadan dogma körleri, abraslari (bars hastaligina tutulanlari) iyi edecek dereceye ulasmis, söyle söyle yapiyormussun öyle mi?" dedi. Delikanli: "Ben hiçbir kimseye sifa vermiyorum. Sifayi ancak Allah veriyor" dedi. Bunun üzerine kral onu da tutuklatti ve devamli iskence ettirdi. Sonunda rahibin adini söyledi. Hemen rahib getirildi. Kendisine "Dininden dön" denildi. O reddetti. Bunun üzerine hükümdar testere istedi. Testereyi basinin ortasina gelecek sekilde rahibin tepesine koydular. Testere basini ikiye ayirdi. Arkasindan hükümdarin yakin dostunu getirdiler. Ona da "Dininden dön" dediler. Reddedince onun da tepesine testereyi yerlestirip, basini ortasindan ikiye ayirdilar. Sonra da delikanliyi getirdiler. Kendisine "Dininden dön" dediler. Reddedince, kral onu adamlarindan bir gruba teslim etti. Onlara "Bunu falan dagin tepesine çikarin, dagin tepesine varinca dininden dönmezse onu assagiya atin" diye emir verdi. Onlar da onu götürdüler,daga çikardilar. Çocuk, "Allah'im, diledigin sekilde beni onlara karsi koru" dedi. Bunun üzerine dag sarsildi. Onlar da dagdan assagi yuvarlandilar. Çocuk yürüyerek hükümdara geldi. Hükümdar ona "Yanindakilere ne oldu?" diye sordu. Delikanli hükümdara "Allah beni onlara karsi korudu" diye cevap verdi.

    Hükümdar yine onu kendi adamlarindan bir gruba teslim etti. "Bunu büyük bir gemiye bindirin, denizin ortasina götürün. Dininden dönmezse onu denize atin" dedi. Onu götürdüler. Delikanli dua ederek "Allah'im nasil dilersen beni onlara karsi koru" dedi. Bunun üzerine gemi onlarla beraber alabora oldu, hepsi boguldular. O yürüyerek hükümdara geldi. Hükümdar "Yanindakilere ne oldu" diye sordu. Delikanli hükümdara "Allah onlara karsi beni korudu" dedi ve krala, "Sana emredecegimi yerine getirmedikçe beni öldüremeyeceksin" dedi. Kral, "Nedir o?" dedi. Delikanli su cevabi verdi, "Halki bir alana topla, beni de bir hurma dalina as, sonra ok torbamdan bir ok alarak, yayin tam ortasina yerlestir. Daha sonra, 'Delikanli'nin Rabbi olan Allah'in adiyla' de. Sonra da at. Böyle yaparsan beni öldürürsün."

    Bunun üzerine hükümdar halki bir meydanda topladi. Onu hurma dalindan asti. Sonra ok torbasindan bir ok aldi. Oku yayin ortasina koydu. Sonra "çocugun Rabbi olan Allah'in adiyla" diyerek oku üzerine atti. Ok delikanlinin sakagina saplandi. Çocuk elini sakagina koyup öldü. (Bu durumu gören) halk "Delikanlinin Rabbi'ne iman ettik" dedi.

    Kralin adamlari yanina vararak ona, "Gördün mü korktugun seyi? Vallahi korktugun sey basina geldi, halk iman etti" dediler. Bunun üzerine kral derhal sokak baslarinda hendekler kazilmasini emretti. Hendekler açildi. Içlerinde atesler yakildi. Hükümdar, "Her kim dininden dönmezse onu zorla hendege atin. Ya da kendilerine haydi hendeklere atlayin denilsin" diye emir verdi. Adamlari da dedigi gibi yaptilar. Nihayet kucaginda bebegi ile bir kadin atesin önüne geldi. Kadin duraklayip atese düsmekten çekindi. Kucagindaki "Ey annecigim sabret. Çünkü hak din üzeresin" dedi. [(30) Müslim; Kitab'uz-Zühd ve'r-Rekaik, 3005, Tirmizi.]

    Açiklama
    Imam Nevevi bu hadisin açiklama kisminda bir çok noktalara deginiyor ve hadisten önemli hükümler çikariyor. Biz bunlardan önemli gördügümüz birinin üzerinde duracagiz: Hak yolda yürürken bütün zorluklara sebat göstermek ve hakki ortaya koymaktan bir an bile geri durmamak. Gerçi mümin ölümle karsi karsiya geldigi anda kalbindeki imani muhafaza etmek sartiyla iki siktan birini seçmekte serbest birakilmistir. Ammar b. Yasir küfrü söylerken Bilal-i Habesi "Ahad, Ahad" diyerek hakki ilan etmeyi tercih etmistir. Allahu Teala onlarin her ikisinden de razi olsun. Fakat daha serefli olani, mübarek olani hak yolda yürürken zorluklara, acilara sabir göstermek ve hakki ortaya koymaktan bir an bile tereddüt etmemektir. Hadistekine benzer bir olay Kur'an-i Kerim'in Buruc suresinde anlatilmakta. Tek suçlari, bir olan Allah (c.c)'a kulluk etmek olan müminler topluca içinde alevli atesler bulunan hendeklere atiliyorlar. Onlar da kundaktaki çocugun gösterdigi sabri gösterip ölümü tercih ediyorlar. Allahu Teala gösterdikleri bu üstün teslimiyetten dolayi onlari yüce kitabinin temiz sayfalarinda aniyor. Bundan daha büyük seref olabilir mi acaba? Biz müslümanlar, bir kismimiz, bolluk ve rahatlikla imtihan ediliyoruz. Gerçi müslümanlari bir vücudun azalari gibi düsünürseniz, acilar içinde kivranmamiz gerekli ama maalesef daha bir vücudun azalari gibi degiliz. Allah (c.c) bizleri de yeryüzündeki diger müslümanlari imtihan ettigi gibi zorluklarla imtihan ederse, eger sabrimizin (imanimizin) derecesini ölçmek isterse ne yapariz? "Böyle bir sinava hazir miyim?" sorusunu her müslüman kendine sormali. Allah (c.c) hakimdir ve en dogrusunu bilendir.


    anadolu dergisi, 1992 yaz sayisi
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  5. #5
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    Abdullah İbn-i Ömer anlatıyor:

    "Peygamberimiz utangaçlığından dolayı (yakınlarından) birisini azarlayan bir adama rastladı.

    Adam, şöyle diyordu:
    - Sen (ne kadar çok) utanıyorsun.

    Sanki "bu utangaçlık sana çok zarar verir" der gibi konuşuyordu.

    Resûlüllah, o adama dedi ki:
    - Onu bırak. Zira haya (utanmak) imandandır."

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud,
    Tirmizi)



    Utanma duygusu, insanı pek çok kötülüklerden ve günahlardan firenliyen, Allah´ın hoşlandığı bir haslettir. Bu haslete sahip olmak, kişi için bir noksanlık değil, aslında kötülüklerden bir savunma ve korunma mekanizmasıdır.

    Ancak utanma duygusu ile içine kapanıklılığı ve çekingen mizaçlılığı birbirine karıştırmamalıdır. İnsanı toplumda aciz ve beciriksiz duruma düşüren hal, utanma duygusu değil, içine kapanık olma psikolojisidir.
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  6. #6
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    "Allah Teala bir topluluğa umumi bir azap indirdiği zaman, o topluluğun içinde bulunan iyi-kötü herkese bu azaptan pay düşer.
    Sonra herkes amellerine (niyetlerine) göre diriltilirler."
    (Buhari, Müslim)



    Hadiste, umumi gelen musibetlerde, günahlı ve günahsız ayrımı yapılmadan herkesin gelen musibetten etkileneceğine işaret vardır. Herkes gelen beladan bir pay alır. Can veya mal kaybına uğrayabilir.

    Ancak âhirette herkes niyetlerine ve amellerine göre diriltilecektir. Musibet anındaki eşitlik bozulacak; azaba layık olanla olmayan, masum ile zalim birbirinden ayrılacaktır. Zalimler, hakettikleri cezaya çarptırılırken, masumlar da yaşadığı musibetin mükafatını kat kat alacak; zararları fazlasıyla telafi edilecektir.
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  7. #7
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    "Yemek hazırken veya büyük ya da küçük abdest sıkıştırır vaziyetteyken namaz olmaz."
    (Müslim)



    Namaz, kalbi ve zihni meşgul eden bütün dünyevi konulardan kendini uzaklaştırarak huzur ve huşu içinde yerine getirilmesi gereken bir ibadettir.

    Namazın insanın Rabbinin huzuruna kabul edilme olayı olduğu düşünülürse, böyle bir konsantrasyonun gerekliliği kendiliğinden anlaşılır.

    Namazda huzur, huşu, Allah´a içten yönelme ve teveccühü bozacak şeylerden kaçınmak şarttır. Namazda huzuru kaçıracak şartlar içinde ibadet etmek, mekruh sayılmıştır.

    Nitekim yemek hazırken, büyük veya küçük abdest sıkıştırması mevcutken namaza durmak bütün fıkıh kitaplarında namazdaki huşuu zedeleyeceği için mekruh sayılmıştır.
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  8. #8
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    "Bereket yemeğin ortasına iner. O halde yemeğin kenarından yeyin, ortasından değil."

    (Ebu Davud, Tirmizi)




    Hadislerde bilhassa toplu yemek adabıyla ilgili çok sık vurgulanan bir kural vardır:

    Yemeği kişinin önünden yemesi, önüne denk geleni yemesi, başkasının önüne kaşık sallamaması, tabak içinde kaşığıyla dolaşıp durmaması...

    Aynı tabaktan yemelerde bu görgü kuralı geçerli olduğu gibi, özel tabaklarda tek kişilik yemelerde de önünden yeme kuralı geçerlidir.
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  9. #9
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    Ebu Umame´den:

    "Kur´an´ı okuyun. Çünkü o, kıyamet günü, okuyanlarına şefaatçı olarak gelir."
    (Müslim/Müsafirîn, 252)
    ---
    "En hayırlınız, Kur´an´ı öğrenen ve başkalarına da öğretendir."
    (Buhari)



    Hadiste ifade edildiği gibi, en hayırlı mü´min, Kur´an´ı öğrenmek ve başkalarına da öğretmekle meşgul olan insandır.

    Kur´an kıyamet gününde okuyucularına şefaatçılık yapacağı da ifade edilmiştir.

    Kur´an öğrenmek, Allah´a kulluk görevimizi yapabilmek ve namazda okuyabilmek için de bir vecibedir.
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  10. #10
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    "Sizden biriniz kardeşine elinde silahla işaret etmesin. Çünkü o bilmez ki, belki şeytan elindeki silahı (n tetiğini) çeker de kendisi (katil olarak) cehennem çukuruna düşüverir."
    (Buhari, Müslim)



    İnsanın elinde ve belinde silahla dolaşması ve silahı bir yiğitlik sayıp olur olmaz yer ve zamanda eline alması son derece sakıncalı bir alışkanlıktır.

    Halk arasında, insanı silahla oynamaktan sakındırmak için, "şeytan doldurur" diye bir tabir vardır. Bu tabir, silahla oynamanın beklenmedik kazalara yol açabileceğine; ani bir stres ve panikleme, bir anlık bir yanlış refleks halinde telafisi imkansız durumlara sebebiyet vereceğine işaret etmektedir. Hadiste de aynı kaygı ve endişeye yer verildiği görülmektedir.
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •