• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ancillae adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-12-2007
    Mesajlar
    541
    Karizma Gücü
    0

    Beni rüzgara verme..

    Beni rüzgâra verme
    Öfkeli bir deniz gibi
    Üstünden atma beni
    Yazdığın gibi silme

    Yumlama parçalama
    Ne yapsam kırılmaz diye
    İtme koca dağlardan
    Gidip gelip ağlatma

    Bu bensiz yapamaz de
    İçimin derinlerine sakla
    Gösterme kimseye beni
    Gönlünde tut bırakma

    Kuşlara parçalatma
    Çöllere koyup dönme
    Gözden çıkarma beni
    Tam her şeyimi aydınlatırken
    Yeter bu kadar deyip sönme

    Bir gidip bir gelip
    Çocuk gibi oyalama
    Korkutma yıldırma beni
    Beni sakın bırakma
    ...........................
    Rüzgarın sesını dinle ... Ben den sana haber getirecek sen siz uzaklarda kolumun kanatıdımın kırık oldugunu acılar la iç içe yaşadığımı söyleyecek..
    Rüzgarın sesini dinle ... Benim sen siz yüreğimin sesinin kısıldığını söyleyecek onun senle var oldugunu anlatacak ...
    Rüzgarın sesini dinle ... Seni ne kadar çok Sevdiğimi söyleyecek

    ...........................
    Geleceğim Ol

    Denize dökülen bir ırmak gibi
    Öyle ak içime öylesine dol
    Yarına açılan bir yaprak gibi
    Unuttur mazimi geleceğim ol

    Hasretin yerini müjdeler alsın
    Bırak da mutluluk kapımı çalsın
    Bütün acılarım dünlerde kalsın
    Unuttur mazimi geleceğim ol

    Yorgunum yıllardır hep beklemekten
    Yorgunum gönlüme sabır ekmekten
    Kurtar artık beni hasret çekmekten
    Unuttur mazimi geleceğim ol
    Bir ömür boyunca seveceğim ol.
    ..................................
    Deniz ve Rüzgar


    Mehtabın sulardaki aksi yüzerken toyda,
    Şarkılar söylüyordu; dinledim, akşam koyda.
    Her gönül sevdasını kendince meşk ederken,
    Birkaç martı uçuştu, her biri başka boyda.
    Önce hafiften esen meltemle saz sesleri,
    Sahil boyunu sardı, keserek nefesleri,
    Gecenin ıslığını sürükleyen rüzgârın,
    Kollarında kabardı, denizin hevesleri.

    Rüzgârın temasını hissederek derinden,
    Dev dalgalar savurdu, kükreyerek yerinden.
    Kar beyaz köpükleri saçılırken kıyıya,
    İşaretler yayıldı, bir deniz fenerinden.

    Bir vaveyla koptu ki gecenin ortasında,
    Sandallar sürüklendi, anafor kumpasında.
    Açıkta demir atmış gemiler, sarsılarak,
    Çekildi limanlara, fırtına sırasında...

    Gökyüzünü kapladı, kurşundan bir tabaka,
    Alevden oklarını savurdu, yaka yaka.
    Boşaldı birden bire her yana sağnak yağmur,
    Sahil mahşer yerine döndü, beş on dakika.

    Simsiyah perdeleri çekilirken aradan,
    Suya düştü gölgeler o loşlukta sonradan,
    Uzaklaştı fırtına, sükûta erdi gece,
    Toprak kokusu esti, buhur buhur karadan.

    Gökte gülümseyen ay, karşılarken şafağı,
    Rüzgâr çoktan aşmıştı, yükselip karşı dağı.
    Yıldızlar selamladı, bir bir yakamozları,
    Buseler kondururken, aşkı tattı dudağı.

    Bu rüzgârla denizin, ezeli bestesidir.
    Derunî muhabbetin aşka güldestesidir.
    Bu hayat iksirinin bir ilâhi terkibi,
    Velhasıl fırtınanın belki bir zerresidir.

  2. #2
    Ancillae adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-12-2007
    Mesajlar
    541
    Karizma Gücü
    0
    Rüzgar Gülü

    önümden çekilirsen İstanbul görünecek
    nerede olduğumu bileceğim
    sisler utanacak,

    eğilecek
    ağzının ucundan öpeceğim
    saçına kalbimi takacağım
    avcunda bir şiir büyüyecek
    nerede olduğumu bileceğim

    bu çıplak geceler yok mu
    bu plak böyle ağlamıyor mu
    camları kırmak

    işten değil
    delirecek miyim neyim
    kirpiklerimden mısra dökülüyor
    kenya'da simsiyah yalnızım
    yoksul bir şilepte gemiciyim
    malezya'da yük bekliyorum
    önümden çekilirsen ,

    İstanbul görünecek
    nerede olduğumu bileceğim

    gözlerini söndürme

    muhtacım
    ben senin aydınlığına muhtacım
    yepyeni bir ilkbahar harcayıp
    bir yaz boğup,

    bir sonbahar harcayıp
    rüzgar gülünü arayacağım
    oran'da pernanbouc'ta timbuktu'da
    vinçler yine akşamları indirecekler
    yine karanlığa bulaşacağım
    gözlerin rüzgarda savrulacak

    ikimiz iki sap buğday olsak
    sen benim olsan,

    ben senin olsam
    bir gece vakti aklına gelsem
    uykunu tutsam

    bırakmasam
    seni kucaklasam,

    kucaklasam
    birbirimizin kalbini dinlesek
    dünyanın kalbini dinlesek
    büyük ateşler yaksalar
    iki güvercin uçursalar
    nerede olduğumuzu bilsek...

    Atilla İlhan

  3. #3
    Ancillae adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-12-2007
    Mesajlar
    541
    Karizma Gücü
    0
    Deniz Feneri



    Sen, Deniz Feneri
    Hüzünlü bir kış günü başladı yolculuğun
    Çocukluğun yıkık kentlerde
    Ve kesme kaya caddeli ahşap evlerde geçti.
    Okuma yazmayı öğrendiğin
    Gazetelerdeki terör sayfaları
    Ve Haliç tersanelerinde korsanlar
    Evden çıkarken vedalaşırdı babalarla evlatlar...

    Her sokağın başında anaların isyanı dururdu
    Ve günler kısa ama geceler uzun olurdu.
    Bir kurşun bir liraya
    Ve bir hayat bir kurşuna mal olur,
    Senin doğduğun yerlerde
    İnsanlar can evinden vurulurdu.
    Sen Deniz Feneri
    Sarayburnu'nun dimdik delikanlısı
    Yavuz zırhlısında deniz piyade eri
    Yetmişikiye dört çakı gibi asker
    Arkadaşının kaza kurşunu izini sırtında taşıyan
    Ve giderken bıraktığı sevdiğini döndüğünde bulamayan...

    Yıkar mı bizi bu sevda!
    Bir aşk delikanlıyı bozar mı be adam?

    Hadi kalk!
    Eski günlerde olduğu gibi
    Karanlığa yine ışık yak!

    Arka bahçedeki mahalle kavgalarında
    Kaşına sapan taşı geldiği günden beri
    Hani kanına kanımı sürdüğüm o günden beri
    Can dostum ve kan dostum
    İster kalbine gömdüğün sevdamın aşkına
    İster Allah'ın aşkına

    Kalk bir ışık yak ve bir kor düşür yüreğimize
    Savaşmak ne güzel bir şey uğruna
    Ve yeniden âşık olmak...

    Ve Sen Deniz Feneri
    Sarayburnu'nun dürüst delikanlısı
    Kalbine gömdüğün aşkın
    Gönlündeki sevdan ve aydınlık gözlerinle
    Senin işin karanlığa korkuturcasına bakmaktı
    Ve sana en yakışmayan şey ağlamaktı.

    Deniz Feneri
    Unutmadık o günleri
    Sevdamız yüreğimizde gizli kalır
    Ve mahallenin kızına âşık olmak
    Ayıp sayılırdı
    Bir kıza âşık olmak bir de parkayı çıkarmak haramdı
    Ve dünya dedikleri şey yalandı...

    Paranın geçmediği günler vardı gençliğimizde
    Ve namerdin yıkamadığı mertliğimiz
    Silah çekmek ve tesbih sallamak değildi delikanlılık

    Tesbihi çekmek, silahı saklamaktı
    Yazık...
    Gün geldi delikanlılık kabadayılığa yenildi
    Sonra üç kuruşa satılan sevdalar ve ucuz aşklar
    Artık senin işin değildi...
    Sen Deniz Feneri
    Sarayburnu'nun dik ve yitik delikanlısı
    Ne geçmişten yükselen ağıtlar anlıyor seni
    Ne de geleceğe satılan aşklar

    Sen doğarken bir ölüm şaşkınlığıyla
    Gökyüzüne uzanmış düşmanlık türküleri
    Suçüstü yakalanırken en güzel umutların
    Gözlerini bir ihanet anında açmışlığın
    Ve yakmışlığın gecenin karanlığına en derin aydınlığını

    Hey Deniz Feneri!
    Parayla satın alınamayacak aşkların sevdalısı
    Çektiğin çileleri özenle saklıyorsun seyir defterinde
    Sarayburnu'nun dimdik ve yakışıklı delikanlısı...

    Gidiyorsun belki Deniz Feneri
    Sana "kal" diyemem giderken
    Sevmek kadar ölmek de kader
    Ama giderken bile ışığın yol göstersin kayıp gemilere
    Gözlerin gökyüzünü aydınlığa bürüsün
    Ve sen ölsen bile bir gün
    Nâmın yürüsün
    Ve sen ölsen bile bir gün
    Nâmın yürüsün...

  4. #4
    Ancillae adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-12-2007
    Mesajlar
    541
    Karizma Gücü
    0
    Gozlerinde Sevismek

    Seninle yasanacak bir askin öyküsünü
    Bir giz gibi derinden dün yasatti gözlerin
    Sundugu sevinçlerle o essiz bahar günü
    Yemyesil bir adakti, bir muratti gözlerin.
    Acilar uzaklarda, mutluluklarsa yakin
    Bir kaç saat içinde kaç yildi yasattigin
    Gözlerime sevgiyle bakarken, bana askin
    Ölümsüz oldugunu hatirlatti gözlerin.
    Içimde tek sen vardin, düsüncemde yalniz sen
    Birbirimizden uzak yasadigimiz

    O en güzel yillarimizi elemle düsünürken
    Hem agladi sessizce, hem aglatti gözlerin.
    ....................................
    Her yeni gün bir öncekinin tekrari,
    Tarih tekerrüre açik müstehzi bir hal aliyor
    Derin yariklarla, çatlaklarla süslenmis
    Somurtkan, çigirtkan dudaklarinla...

    Hayatlar -ki özellikle benimki
    Sekillenmeye müsait bir yalnizlik içeriyor
    Seninle geçirilen sensiz gecelerimde,
    Ben gecelerimle varim,
    Gecelerimle

    Bir oyun hamuru yasantim
    Sonbahar geldi, kurumus yapragim
    Karli bir günde, kazanci yokusunda firene bastim.
    Dümenim sende,
    Yandim...

    Günlerimim toplami yasadigim sürece
    Bogaz kadar kisa
    Bogaz kadar uzun
    Bogazin akintilari, dip akintilari
    bulaniklastiriyor dingin sulari
    Artik yikmali tarihi surlari
    Bunaldim.
    ...............................
    Ellerin kalem kagit tutmasa bile
    Bir resmini gonder bombos haliyle
    Usulca koy resmi zarfin icine
    Senin kokunu bana getirsin
    Icine resmini koymasan bile
    Ustune adini yazmasan bile
    Senin kokunu getirsin yeter
    ................................
    Sen hiç düşünme canım, üzülme!
    Öyle usulca değil, aniden gideceğim hayatından.
    Yaralansamda, acısamda, kanasamda,
    Dönüp arkana baktığında, yokum!
    Gitmişim çok uzaklara...

    Güneş yine senin kalbinde doğacak,
    Kararmayacak hiç umutların.
    Bulanmayacak ırmakların,
    Buz gibi içine akacak,
    Öyle serin, öyle ferah,
    Yanmayacak hiç yüreğin...


    Sen hiç düşünme canım, üzülme!
    Öyle usulca değil,
    Aniden çekip gideceğim hayatından.
    Nasıl var olduysam yanında,
    Öyle yok olacağım yokluğunda!
    Bir tek şiirlerim,
    Bir de, adım kalacak dudaklarında...

    ..................................

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •