sil gözünün yalnızlıklarını
o an fısılda duvarlara adımı
bin bıçak var sırtımda,biniyle de adaşsın
herbiri hayran sana
Tek başına bir gemideyim,Benden baska hic kimse yok ve gemiyi yönetmeye ugrasmaktan sıkıldım,Artık bu tekne,sonsuz-sınırsız hayat denizimde kendi basina,dalgalara fırtınalara ne kadar dayanabilirse oraya kadar gitsin istiyorum,bitkin ve arayışsız..
Gözlerimden akan iki damla yaş! ...
Nefretime dair.
Onlarla tüm sevgilerimin üzerini çizdim.
Mutluluklarımı, iyiliklerimi...
Onlarla gömdüm.
Onlarla ölüm fermanımı imzaladım.
Yalnızlığım, çaresizliğim..
Ve umutsuzluğum..
Onlarla büyüdü, yeşerdi.
Gözlerimden akan iki damla yaş.! ..
Yalnızlığıma dair..
Onlarla tüm dostluklarıma karşı geldim.
Aldığım her nefesi onlarla paylaştım.
Sevinçlerimi hep onlara anlattım...
Çaresizliğin kör savaşçısıydım...
Kalkanım hep onlar oldu.
Gözlerimden akan iki damla yaş.! ..
Ölüm'e dair...
Her akşam vasiyetimi yazarım....
Gözyaşlarımla...
Yorganım kağıdım...
Gözyaşlarım kalemim olur.
Duvarlar sessizce beni dinler...
Ve her akşam...
Ölüm kokar odamın her köşesi.
Ecelin soğuk kahkahası,
Azrailin tatlı gülümsemesi,
sarar ruhumun ta derinliklerini...
Ben...Her akşam...
İçimdeki nefretle yalnızlığıma ağlarım...
Ne garip şeydir, derim kendi kendime...
Umudu ÖLÜM olup da umutsuzluğu...
Yaşamak.
Ne gariptir Allahım...
ÖLMEDEN ÖLÜM'Ü YAŞAMAK.........
öLÜM YOKLUK DEĞİLDİR EBEDİ BİR HAYATA BAŞLANGIÇTIR....
Yalnızlığı bilir misin ??
Gecenin bir yerinde
Nasıl devasa bir kaplan tırmalar yüreğini
Gecenin karanlığında durup durup ağlamaklı oluşların
Nasıl yaşandığını bilir misin??
En kalabalık caddelerde yok olmuşluğu
Konuşmaya tek bir can bulamayınca
Çareyi kadehlerde bulmanın nasıl acı verdiğini bilir misin??
Bilir misin ağlamayı kendi yüreğinin derinliklerinde??
Peki ya bilir misin yapayalnız ÖLMEYİ kendi avuçlarının içinde ??
AĞLA!! BAŞKA HİÇ BİR ŞEY YAPAMAZSIN ZATEN VELET! AĞLA!!
ÖNÜNDE UZUN BİR HAYAT VAR.. ALIŞ AĞLAMAYA
Seni sevdikLerini sanıyorsun değiL mi? Bir daha düşün.
SürekLi ağLamaktan şikayet etme. Henüz kan akmaya başLamadıysa.
Ağlamayan insan dayanıkLı ya da sert değiLdir. OLsa oLsa aptaLdır. Dünyanın gerçekLerini göremeyecek kadar *****.
Dünyaya bak. İyi giden bir şey buL. Hadi. (SERKAN)
Bir gün ölürsem hiç istemeden
Ben bir ağacın altında
Ama denizi de görsün
Bırakın..
Uçan kuşlarıma. Sahte dostlarıma serbest
Ama annem ne olur ağlamasın
Özler mi rüzgar saçlarımı okşamayı
Söyleyin geri getirsin rüzgar gözyaşlarımı
Ölürsem..
BEN,NE ZAMAN YALNIZ KALDIM,BİLMİYORUM
her zaman yalnızdım
yanardağlar kadar yalnız
ey kafiye sevenler,
şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız!
evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı
gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni
yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde
yalnızlık için çalar telefonlar kapılar
İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok
iş var
DARAĞACI
Alacakaranlıkda olsun ölümüm
Kısın lambaları kısın
Alın götürün umutlarmı
Kederim dünyada kalsın
Ölüm fermanımı okusun savcı
Toplansın iki üç dost beş on yabancı
Gün doğmadan kurulsun darağacı
Beni hayallerimin bittigi yere asın
Ümit Yaşar Oğuzcan
ÖLÜM
Ölmeyi düşündünüz mü hiç?
Ewet
Hayır
Bazen
yalnızlığım zamansızdı!....
alabildiğine sığdırdım içime o zamansız yalnızlığı
çünkü orada yıllarım gizliydi
oysa zaman dediğin neydiki
o geçmek bilmeyen gecelerin kuytuluğunu yutan zaman
seni bana getirmedi öyle çok bekledim ki seni
sonunda içimde sen
tükendi
ve anladım ki sen ;
denizde yanan ateşler kadar imkansız
yalnızlığım dudağında ki tebessüm kadar zamansızdı...
Bir takvim taşıyor musunuz yanınızda? Hatta daha basiti, saatiniz var mı? Kaçı gösterdiğiyle ne kadar ilgilisiiniz? Kaç defa mesela 11'i 25 geçe saatinize baktınız?
Kaç yaşındasınız, kaçını hatırlıyorsunuz? Daha kaç dakika, kaç birim zaman devam edebilirsiniz soru işaretiyle dolu bir yazı okumaya? Peki, tüm bu soruları "ne farkeder" diye cevaplar mısınız?
Gecenin bu geç saatinde (ama geceyi uykuyla geçirenler için günün erken bir saati) oturup zaman üzerine acımasız yorumlar yapmanın bizi nereye götüreceğini söyleyeyim; zaman dediğimiz, önce 24 saatle güne, sonra 7 günle haftaya, sonra 4 haftayla aya, 12 ayla yıla tamamladığımız zamanın, adaletsizce parçalandığını, bu zamanın sadece onu icat edenlere ait olduğunu ama hepimizi birer kurmalı saat gibi itaatkar hale getirdiği için değiştirilmeden (ya da ortadan kaldırılmadan) kullanılmaya devam edildiğini söyleyeceğim. Sonra belki biraz daha abartıp bu haliyle zamanı inkar ettiğimi ilan edeceğim. Bizi yaşlandıran şeyin yıllar değil, katıksız zamanın kendisi olduğunu hatırlatacağım ama hep aynı cevap gelecek; "farketmez ki..."
Yalnızlık her devre zordur insan için. Ne getirip-götürdüğünü hesaplayamazsın yaşarken, sadece hissedebilirsin...
Herşeyin tek renkte gözükmesi imkansız, ama sen kendi gözünden anlatabilirsin heyecanlarını..
(ÖLÜM ÇOK YAKIN)
Oturmuş, bakıyorsun.. Gece karanlığı kadar sessizsin.. Bu kadar sessiz olmayı nasıl beceriyorsun?Belki de bu soruyu sormamalıyım..
Kızgın görünüyorsun.. ama umutsuz bakışlar altında, küçük bir çocuğun kızgınlığı gibi..
Kime kızdın?Seni terk edip giden sevdiğine mi? Bir türlü barışamadığımız bu insanlara mı? Azıcık özgür giyindin diye gözlerini üstüne diken şehrin yaban adamlarına mı?Suskunsun evet.. ve hala kızıyorsun..Sen yoksa bana mı bakıyorsun böyle?Şimdi de kalkmış yürüyorsun?! Nedir bu ani degişim? Ne o, yoksa dünyaya ayak mı uyduruyorsun?Karşılıksız sevgilerle büzülmüş o kalbinle nereye kadar devam edeceğini düşünüyorsun?Sen hiç düşünmüyorsun!Ya da artık hiç aldırmıyorsun, haklısın.. Yumuşacık teniyle, bir kalp atışını andıran, rengarenk olup hala şeffaf kalabilen güzelim denizanasına benzeyen hayatın tüm zehrini içtin..Tüm zehrini içtin ve artık aldırmıyorsun..Kızgınlığının beş para etmeyeceğini bilerek yoluna devam ediyorsun..
Her gece yatağında ölüyor, her sabah yeniden doğuyorsun.. Her gece,ölüyorsun....; (her sabah, ölmeye doğuyorsun.............
Biraz önce uyanıp tekrar uyudun. Ben üç saat önce uyandım, hala oturuyorum. Bir saat sonra saatin alarmı çalacak. Ben usulca giyinip gideceğim.
Şimdi yeni uyandım, senin uyanıp uyumana daha üç saat var, birazdan usulca giyinip gideceğim, saatin alarmı henüz çaldı, az sonra uyanıp yeniden uyuyacaksın, ben usulca giyinirken ne zaman uyandığımı hatırlamaya çalışacağım; rüyamda kendimi ölmüş görmüştüm ama birazdan uyanacağım, çok sonra saat çalacak, sen uyanıp uyumuş olacaksın, ben usulca giyinip gitmeye karar vereceğim. Şimdi uyanıp tekrar uyudun, üç saat önce kendimi ölmüş görüyordum, şu an ise saat çalıyor, yerimden kalkıp elbiselerime uzanıyorum, sen uyanıp uyuyorsun, birazdan saat çalacak; ben uyanacağım, usulca elbiselerimi giyeceğim, uyanıp tekrar uyumasan, ben dört saat sonra buradan ayrılmış olacağım; biraz önce usulca giydiğim elbiseler üzerimde olacak, sen uyanıp uyumuş, saat de çalmış olacak, ben kendimi ölmüş görmüş olacağım; sonra uyanacağım; sonra sen uyanıp uyuyacaksın.
Şimdi saat çaldı (uyandığımı unutmalıyım, uyandığını unutmalıyım), biraz önce uyanıp uyudun, biraz sonra ben usulca giyinip gitmiş olacağım; rüyamda kendimi ölmüş gördüğümden ya da bir süredir uyanık oturduğumdan değil; şimdi saat çaldı (uyanma, unutma, uyuma), birazdan usulca gideceğim (uyanma), kendimi ölmüş göreceğim sonra uyanacağım. Senin uyanıp uyumandan sonra saat çalacak, ben giyinmiş, saat çalmış, sen uyanıp uyumuş olacaksın (beni de uyandır, beni de uyandır), şimdi saat çalacak (uyanma, unutma, uyuma), ben uyanacağım; öldüm mü, evet öldüm; birazdan üç saat oturacağım, sonra sen uyanıp uyuyacaksın, sonra saat çalacak, sonra ben uyanıp uyuyamayacağım, üç saat oturacağım birazdan, saat çalacak usulca giyinip gideceğim (döngü yok, tekrar yok, herşey çok yeni, herşey çok yeni). Şimdi uyanacağım, ama ben çoktan giyinip gittim, saat çaldıktan biraz sonra; uyanan ben değilim bir başkası; yanımda bir başkası var, ben ölmüşüm aslında; şimdi kendimi ölmüş görüyorum (saat çalıyor, uyanamıyorum, uyanamıyorum), sen uyanıyorsun, yanındaki ben değilim; uyuyorsun, birazdan saat çalacak, bir başkası usulca elbiselerimi giyiyor; saat çalıyor, uyanıp uyuyorum, usulca giyinmen beni uyandırmıyor, dört saat önce kendini ölmüş görmüştün, birazdan uyanacaksın, ben saatin çalmasından bir saat önce uyanıp uyuyacağım. Şimdi usulca giyiniyorsun, ben biraz önce uyanıp uyudum, az sonra saat çalacak, sen üç saattir oturduğun yerinden kalkacaksın, giyinip gideceksin, ben rüyamda seni ölmüş görmüştüm (biraz sonra saat çalacak), sonra uyanacaksın, şimdi giyinip gideceksin (sen yoksun aslında, ben tek başımayım), uyanıp seni durdurmalıyım (ben tek başımayım), ölmüş olan sen değilsin benim (tek başımayım), herşey bir rüya, herşey bir rüya ( yalnızlıktan çok korkuyorum, yalnızlıktan çok korkuyorum, yalnızlıktan çok korkuyorum. )


LinkBack URL
About LinkBacks
.........
Alıntı Yaparak Cevapla
 KENDİNE YAKALANDIĞIN BİR YER VARSA O ZAMAN GERÇ
KTEN SEVİYORSUN DUR İŞTE ABİCİM !!! ...
şk her zaman bir yolunu bulur
erşeyin bir nedeni var
İR ANLAMI YOK BENCE..
K ŞEY VAR...